Hasan CEMAL
Kürtçe yasaklandı. Kürt yok dendi. Kürt, Kürdistan hapislik sözcükler haline getirildi. Kürtçe yasaklanırken, Kürt kimliği inkâr edilirken, Kürt çocukları okullarda her sabah vakti “Türküm, doğruyum...” diye bağırtıldı.Türkiye’de dağın yolu böyle açıldı. Kürt sorunu böyle derinleşti. Türkiye maddi ve manevi bakımdan yıllar boyu böyle kan kaybetti.
İnsanların ana dilleriyle bağlarının koparılmak istenmesidir Kürt sorununun en dibinde yatan hata... Şimdi Türkiye bu korkunç hatadan kurtulmaya çalışıyor. Kürtçe kurslardan Kürtçe seçimlik derse gelindi. Şimdi de özel okullarda Kürtçe eğitim gündemde... Ama gelinen bu nokta Kürtleri kesmeyecektir.

Gazeteciliğimin uzun yılları Kürt sorunu ile içiçe geçti. Halen de geçmeye devam ediyor.
Özellikle 1980’lerin sonundan itibaren izlemeye, anlamaya çalıştığım bu sorunun temelinde yatan en önemli mesele, Kürtçe’nin inkâr edilmesidir.
İlkokula başlarken Türkçe bilmediği için, Kürtçe konuştuğu için öğretmenden dayak yiyen çocukların hissettikleri ezikliğin yıllar içinde nasıl isyana dönüştüğünü hep dinledim.
Evlatlarına Kürtçe isim koyamayan anne babaların kendi iç dünyalarında yaşadıkları tepkileri de, kendi memleketlerinin, köy ve kasabalarının Kürtçe isimlerinin değiştirilmesine karşı hissettikleri gönül kırıklıkları da hafızamda tazeliğini korur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından hemen sonra, 1925 yılında Kürtçe’nin kamuya açık yerlerde konuşulmasını yasaklayan Şark İslahat Planı’nın da, 1983’de yine Kürtçe’yi yasak kapsamına alan 12 Eylül yasasının da Kürtler arasında ne büyük tepki ve hayal kırıklıklarına yol açtığına yıllar yılı tanık oldum.
Düğünlerinde, eğlencelerinde Kürtçe şarkı söyledikleri için hapse atılanların, elinin altında Kürtçe alfabe bulunduğu için mahkemeye çıkarılanların, yazılarında Kürtçe harfler kullandıkları için mahkûm olanların, siyaset meydanlarında Kürtçe nutuk attıkları için hakkında dava açılanların, içeri atılanların yüzlerce hikâyesini kendi ağızlarından dinledim.
Türkiye'de dağın yolu böyle açıldı
Kürtçe yasaklandı.
Kürt yok dendi.
Kürt, Kürdistan hapislik sözcükler haline getirildi.
Kürtçe yasaklanırken, Kürt kimliği inkâr edilirken, Kürt çocukları okullarda her sabah vakti “Türküm, doğruyum...” diye bağırtıldı.
Türkiye’de dağın yolu böyle açıldı. Kürt sorunu böyle derinleşti. PKK, 29. Kürt isyanı olarak böyle sahneye çıktı. Türkiye maddi ve manevi bakımdan yıllar boyu böyle kan kaybetti.
Türkiye’de insanların kendi ana dilleriyle, Kürtçe’yle bağlarının koparılmak istenmesidir, yani insanlığa karşı en büyük suçlardan birinin işlenmesidir, Kürt sorununun en dibinde yatan hata...
Ben bu yalın gerçeği kendi meslek hayatımın içinde insanlara kulak vererek, acılarını hissetmeye çalışarak öğrendim.
Gelinen nokta Kürtleri kesmeyecektir
Şimdi Türkiye bu korkunç hatadan gecikmeli de olsa kurtulmaya çalışıyor. 2000’li yıllarda AK Parti iktidarı yetersiz de olsa bazı doğru adımlar atmaya başladı. Bir ileri bir geri gitse de gerçek böyle...
Kürtçe kurslardan Kürtçe seçimlik derse gelindi. Şimdi de özel okullarda Kürtçe eğitimgündemde...
Ama gelinen bu nokta, Kürtleri kesmeyecektir. Kürtler kendi anadillerinde eğitimi, tıpkıTürkler gibi görmek isteyeceklerdir. Kendi tarihlerini, kendi edebiyatlarını ekstra para ödeyerek öğrenmeye haklı olarak karşı çıkacaklardır.
Unutmayın:
Kendi anadilinde eğitim hakkı, en temel insan haklarından biridir ve evrensel nitelik taşır. Bu konuyla ilgili uluslararası sözleşmelere Türkiye’nin devlet olarak yan çizmiş olması bu gerçeği değiştirmez.
'Paket Kürtçe eğitimi meşrulaştırdı, ama..., '
Anadilde eğitim konusunda, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri’nden Prof. Fatma Gök’le Radikal’de Ezgi Başaran’ın yaptığı ilginç bir konuşma vardı. Bazı soru ve yanıtları aşağıya alıyorum.
Soru: Demokrasi paketiyle Kürtçe eğitimin önü özel okullarda açılmış oldu. İyi bir başlangıç mı?
Yanıt: Hem pedagojik açıdan, hem de Kürtlerin eşit vatandaşlık hakkını kazanması açısından çok önemli olduğunu bildiğim için yıllardır anadilde eğitimi savunuyorum. Böyle biri olarak maalesef bu haberi aldığımda pek sevinemedim. Hem Kürt hareketinin, hem de biz eğitimbilimcilerin bunca yıllık mücadelesinden sonra vardığımız nokta bu olmamalıydı. Çünkü dünyada böyle bir örnek yok.
Soru: Nasıl bir örnek?
Yanıt: Sömürge idaresinden geçmemiş bir ülkede böylesine en temel bir hak için bunca bedellerin ödendiği bir toplum yok. Karşılaştırmalı eğitim meselesi açısından da yok.
Şunu kabul ediyorum:
Kürtçe ve başka dillerde eğitimi meşrulaştırıyor bu paket. Yani, ‘Evet, böyle bir eğitim yapılabilir, karşı değiliz’ diyor. Ama bu durum ‘Özel okulla başladı, sonra kamuya açılacak’ diye düşünebiliriz ve buna sevinebiliriz demek değildir.
'Amacımız 'bazı Kürtlerin' anadil hakkına erişmesi miydi?'
Soru: Niye? Devamı gelmez diye mi düşünüyorsunuz?
Yanıt: Çünkü AKP dünyadaki neoliberal politikaların başarılı bir uygulayıcısı. Bunu gözden hiç kaçırmazsak şunu görebiliriz:
Sosyal politikaları tasarlarken ve hayata geçirirken hep kamusal alanı daraltıyorlar. Eğitim, sağlık gibi temel hakları paralı hale getirmenin yolunu yapıyorlar. İşte paketteki anadilde özel okul da bu neoliberal aklın bir sonucu diye düşünüyorum.
Bir eğitimbilimci ‘Paran varsa anadilini okursun, parasızına da belki ileride bakarız’ diye bir mantığı kabul edemez. Anadil pazarlığı olacak bir şey değildir. Temel prensip olarak anadilin kamusal eğitim kurumlarında herkese parasız sunulması gerekir. Bu paketteki ‘özel okulda anadil’, Türkiye’de eğitim yoluyla çocukların ayrıştırılmasına bir katkıdır ayrıca. Bu paketle parası olan Kürtler anadilinde eğitim görebilecek. Peki bizim amacımız ‘bazı Kürtler’in anadil hakkına erişmesi miydi? Bu bazı Kürtler kim olacak? Bu mesele açıklandığından beri birçok spekülasyon yapılıyor.
Soru: ‘Bazı Kürtler’in kim olacağıyla mı ilgili?
Yanıt: Evet. Deniliyor ki, özel okul meselesiyle cemaat yapılanmasının önü açılacak. Böylelikle hem dershaneleri kapatma tehdidiyle mutsuz edilen cemaate özel okul açma fırsatları sunularak seçim öncesi barış ilan edilecek… Hem de anadilinde eğitilecek Kürtler üstünde bir tür kontrol sağlanabilecek.
Doğru veya yanlış… Bunların akla düşüyor olması bile bölgeyi rahatsız edecektir.
Öte yandan İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanı iken söylemişti; Kürtler anadillerini konuşabilirler ama öyle okullar açılamaz diye. Bugün hâlâ bu fikrin çeşitlerini hükümet mensuplarının ağzından duyabiliyoruz.
Aslında bu, bir halkın kimliği ve geleceğiyle ilgili muhasebe yapmaktır. Kimin böyle bir hakkı olabilir? Bunlar hep sömürgeci bakış açısının sonuçları. Ulus devleti, teklik ve üniterliküzerine kurarken bütün tehditleri vahim bir şekilde temizlemek için geliştirilen ideolojik bir yer var. O ideolojik yeri aşamamış bir toplumun bakış açısı.
Soru: TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti Anayasa Sözcüsü Burhan Kuzu, ‘Bir tek Kürtlerin mi anası var? Ya tüm etnik gruplar eğitim hakkı isterse? Bölünmeye gider’ dedi. Ne cevap verirsiniz?
Yanıt: Anadil hakkı herkese verilmeli zaten. Bir halk ben anadilimi istiyorum dediğinde biz kim oluyoruz ki, versek mi, vermesek mi diye tartacağız. Hindistan’da onlarca dil, bir o kadar da resmi dil var. Norveç’te birçok dil öğretiliyor. Kim bölünmüş? Çerkesler de anadilinde eğitim görüyor diye bölüneceğiz öyle mi? Hayret ediyorum bu fikirlerin Anayasa Komisyonu Başkanı’ndan çıkmasına… (7 Ekim 2013 tarihli Radikal’den)
Kısacası:
Kürtçe sorunu, anadilde eğitim sorunu çözülmeden Kürt sorunu çözülmüş olmaz!
Twitter: HSNCML
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024