Hasan CEMAL
Günlüğümün sayfaları arasında
15 yıl önceye gidiyorum
İstanbul, 11 Mart 2006
Hakkâri'den geliyorum.
Bizim orada kış bu yıl amansızdı.
İnsan boyu kar yağdı.
Ayşeler'in çatısına çığ düştü.
Ayşe bahara hasret.
Ayşe'nin hasreti
hem bahara, hem oğluna...
Baharın dağa gidip pancar toplayacak.
Pancarı Hakkâri'de satacak.
Biriktirdiği parayla oğlunu
zindanda ziyaret edecek.
Hakkâri'de bu yıl çok kar yağdı,
insan boyu...
Hakkâri'de belki de kimse baharı
Ayşe kadar özlememiştir.
Desen: Selçuk Demirel
Ayşe Türkçe bilmiyor.
Hakkâri'den çıksa da gideceği yer
İstanbul olmaz, oğluna gider,
dört duvar arasında tam
15 yıldır mahkûm oğluna
Çoğu akranı gibi Ayşe,
ne Türkçe biliyor, ne de doğum gününü.
Ne okul gördü Ayşe, ne de oyun.
Çocukken işi anasına yardım etmekti.
Odun toplamaktı dağlardan.
Evdeyken bebeler, kardeşleri
hep sırtındaydı.
Hele en kıymetli erkek kardeşi
Xelife'yi az mı taşımıştı?
12 yaşında bir çocukken,
babası tarafından, babası yaşında biriyle
gerdeğe sokuldu... Çalı çırpıdan
çardağın ortasında yere serili kilimin
üzerinde yeni sahibiyle buluştu Ayşe.
Aciz sahibiyle...
16 yıl mapusluktan sonra "nîvruh" yani
"yarı canlı, yarı ölü" çıkmıştı kocası.
Hastaydı, halsizdi.
Yeri muhtemelen hastaneydi,
ama ona derman diye Ayşe'yi verdiler.
Ayşe ona çocukluğunu, gençliğini verdi,
yine de kurtulamadı onun öfkesinden.
Zindanda biriktirdiği öfkesinin
şamar kadınıydı Ayşe.
Kocasından sonra evlenmedi Ayşe...
Yedi çocuğuna baktı.
"Mahkûmlar," diyor Ayşe, "Onlar aldılar
ömrümü... Hüznümün, acımın sebebi
zindanlar..." Kocadan sonra kardeş ve
oğul acısı.
Bu ülkenin büyüklüğünü, gezdiği
cezaevlerinden öğrendi Ayşe...
Önce kardeşi Xelife yattı beş buçuk yıl
Sivas zindanında...
Yirmisindeydi, üç yaşındaki oğlu
Sait'ten ve Emine'den kopardılar.
Sonra da Resul'ün zindanları ile şehirleri
tanıdı Ayşe... Diyarbakır, Antep, Bursa,
Elbistan ve Bitlis...
Ne çok zindanı vardı ülkenin!
Zindanların kasveti daha bir daralttı
yorgun, yaralı yüreğini. Yine de bana
yüreğini açtı.
Ayşe'nin gözdesi Resul. Yıllar sonra
bayramdan bayrama görebildiği oğlu.
Ekim 2020: Hakkâri Sümbül Dağı'nın eteğindeki Keklik Pınarı Mahallesi'nde...
"Resul eve aş getirmek için gitti"
diyor Ayşe:
"Koyunları güdüyordu,
daha küçük bir çobandı,
koyunları severdi,
en çok da kuzuları. Okula gidemedi,
koyunları gütmek için...
Dağları avcunun içi gibi bilirdi.
En iyi otlakları daha küçükken
öğrendi. Derken kendilerine
'Karker' [PKK gerillaları] denilenler
gelmeye başladılar, Resul onlara azığını
verirdi... Bir gün azığını dertop edip
verdim. Sürüyü önüne katıp
dağa gitti. Ondan beridir de kendisine
özgürce dokunamadım. Kayboldu Resul.
Her yerde aradım...
Korktum... Önce öldü sandım.
Sonra izini buldum. Sevindim yaşıyordu,
'Asker,' dediler, 'ama o daha çocuk,'
dedim. Dinletemedim.
Sorma, dediler...
Özgürlük, dediler.
'Ama Resul daha çok küçük,
bilmez,' dedim.
Bir daha haber gelmedi ondan, ne
gördüm ne kokladım Resul'umu..."
Sonra, iki yıl sonra, haber geldi.
Baze'de korucular vurmuş, öldü
deyip bırakmışlar önce...
Resul yaralı, bir çalının arkasına
gizlenmiş. Sonrasında mı?
Korucular, "Bir terörist yakalandı,"
diye müjdelemişler devlete.
Şimdi zindanda Resul...
Bahardı, 1994'ün baharı.
Dört kişiydiler.
Üçü içeri girdi, biri dışarıda etrafı
gözetliyordu. Girenler Kalaşnikoflarının
namlularını Ayşe'nin kardeşine,
Xelife'ye doğrulttular. Yer sofrasında
namlularla yüz yüze eldi.
"Kalk, bizimle geleceksin!"
Kurutulmuş domatesli pilavı
kaşıklamayı bıraktı, gitti.
23'ündeki oğlu Sait, "Ben de geleyim,"
dedi. "Gerek yok," dediler, "işimiz kısa
sürecek, hemen döner."
Ama dönmedi!
Sofra ortada kaldı.
Elleri arkasından bağlı,
kafasında beş kurşun!
Akrabalar cesedini buldu ertesi gün
Xelife'nin. Elleri arkadan
bağlanmış, kafasına beş kurşun
sıkılmıştı. Cesedi hâlâ kanıyordu
mezara konduğunda...
Kanını eşarbıma sürdüm, diyor Ayşe...
Kardeşimi Havar vurdu, diyor Ayşe,
oydu eve gelenlerin başındaki.
Havar, Kahraman Bilgiç...
'Hain' diye vurdular, diyor Ayşe...
Sümbül Dağı’nın eteklerinden Hakkâri’yi seyrediyorum. |
"Kardeşim hiç hain olmadı kızım.
Evinde her gün on adama ekmek verirdi.
Hiç korucu olmadı Xelife, karşıydı
koruculuğa; koruculuğu mertliğine
yediremiyordu. Gitti işte, hem de
hain damgası ile...
Sonra da mektup yolladılar bize;
'Hain değildi,' diye. 'Onu vuranlar
haindi,' diye..."
Bir daha hiç kına yakmadı Ayşe.
Saçları bembeyaz şimdi.
Beyazı seviyor Ayşe.
Bayramda üzerindeki karaları çıkarıp
beyaz giyiyor Ayşe.
En sevdiği beyaz elbisesini oğlunu
zindanda ziyaret edeceği zaman giyiyor.
Kızıyormuş Resul, neden giyiyorsun,
çok eskidi, lekeli diyormuş...
Ama yüreği el vermiyor
bu beyaz "kiras"ı [geleneksel Kürt
kadın kıyafeti] atmaya. Oğlundan
yadigâr. Resul almıştı, daha küçükken
tüccarlarla sınırı geçip
Irak'a gittiğinde... Onun hediyesiydi...
Hâlâ Resul kokuyor, diyor Ayşe.
Kar boldu bu yıl, Hakkâri'de.
Bereket, diyor Ayşe.
Otlar gür olacak. Baharın mende, lüş ve
alo toplayacak...
Ama uşkun toplamayacak.
Sarp yerlerde yetişen bir bitkidir uşkun.
Kökünden koparılmazsa tadına
varılmaz...
Kendi kaderini görürmüş uşkunda,
Ayşe, "Benim gibi, kökünden koparılıp atılır."
1995'te güneşli bir mayıs gününün
öğleden sonrası top sesleriyle sarsıldı
köy. "Zaten okula sığınmıştık çoğumuz.
Atılan toplardan evlerimizde
korkar olmuştuk, yıkılacak diyorduk,
okula sığınmıştık... O mayısta da
durmadı toplar... Çoluk çocuk...
Çıkamadık dışarı, sabahtan akşama dek.
Karkerler varmış da köyde..."
Var mıydı peki, diye sordum.
"Yoktular, kardeşimden bu yana pek sık
gelmezlerdi ki...
Günlerce top ateşinden
sonra askerler köye doluştu.
Kadınlarla erkekleri ayırdılar.
Çocuklar ağlıyordu.
Anne babalar korkudan çocuklarını
bile kucaklayamadı, onları teskin
edecek cesareti gösteremedi.
Hepimiz çocuklar gibi korkudan
tir tir titriyorduk.
Hepimiz öleceğiz, diyorduk..."
Ölmediler ama köklerinden
sökülüp sürüldüler.
"Her ev bir topla nasıl yıkılır
gördük kendi köyümüzde..."
"Evlerimizin kapısına varamadık,"
diyor Ayşe, "Oracıkta bekletildik,
her ev bir topla nasıl yıkılır o gün
öğrendik.
Ev başı bir top!"
Ayşe'nin Hakkâri'nin Çukurca ilçesine
bağlı köyü, gerçek adıyla Marifan.
1995 yılında boşaltıldı.
Çukurca'da, resmi rakamlara göre
17 köy ile 58 mezra ve 1 belde
ve bu beldeye bağlı 5 mahalleden
sadece 5 köy ve 6 mezrada insan yaşıyor
şimdi. "Onlar da çok kalmaz gelir yine
bu yıl, yine göçerler," diyor Ayşe...
Hakkâri'de bir gecekonduda yaşıyor
Ayşe...

Çeşmeye artık kızı Xezal
gidemiyor. Eskiden kardeşlerinin
bakımında, ev idaresinde, her işte
Ayşe'nin tek dostu, yardımcısıydı Xezal.
"Köyden geldik, alışamadı Xezal.
Çıkma, gezme dedi erkek kardeşleri...
Berivandı Xezal, köyde yaylada nefes
alırdı. Şimdi Elazığ'da.
O tımarhanede bir odada tutuyorlar
ve daha fena oluyor.
Dönünce göndermeyeceğim
bir daha. Ama çaresiz yolladık.
Çünkü geceleri dışarıda, evimizin
arkasındaki tepelerde bulup
getiriyorlardı. Bir de Çukurca'ya
kaçıyordu sık sık Xezal..."
"Cin çarpmış" diyorlar.
Bence acı çarpmış.
Anası Ayşe kadar güçlü değilmiş Xezal.
"Yitirdi aklını o kadar acıdan," diyor
Ayşe. Umudu hâlâ Resul'de."
Ayşe'nin hasreti hem Resul'a, hem bahara...
Baharın dağa gidip pancar toplayacak.
Pancarı Hakkâri'de satacak. Biriktirdiği
parayla Resul'u zindanda ziyaret edecek.
Ama şimdi hâlâ kar var.
Ayşe'nin tek tesellisi telefon.
Evde telefon var.
Cezaevinde oğluna
telefon açma hakkı verdiklerinde aldılar.
"Konuşamadım önce," diyor Ayşe,
"Türkçe bilmiyorum diye, olmaz dedi
gardiyanlar... Şükür şimdi sesini
duyabiliyorum ve onunla konuşuyorum
haftada bir on dakikalığına...
Hep iyiyiz diyorum.
Bilmiyor Xezal'in aklını kaybettiğini..."
Hakkâri'nin artık kaybedecek
pek bir şeyleri kalmayan kadınları...
Evet size Ayşe'den, hikâyesinden
söz ettim biraz.
Yüzlerce Ayşe var Hakkâri denilen
yarı açık mahpusun içinde...
Her sabah ibadet eder gibi gözlerinin
önüne koydukları, yitirdikleri
veya mahpus sevdiklerinin,
çocuklarının resimleri ile güne başlayan,
artık kaybedecek pek bir şeyleri
kalmayan kadınlar...
Göç, ölüm ve acının her türlüsünün
sıradanlaştığı, herkesin göğsünde
gösterecek birkaç yarasının olduğu
bir yer Hakkâri...
Kimi Ayşe gibi acıya alışmış...
Kimi Xezal gibi ya yitirmiş ya da
ha yitirdi, ha yitirecek aklını...
Ayşe'nin hikâyesine inanmıyormuş
vilayet...
Bir torba makarna ile iki ton kömür için
ispat istiyormuş Ayşe'den... (*)
Kürt sorunu notları
devam edecek.
(*) Rojbin Tugan, avukat. 11 Mart 2006, Bilgi Üniversitesi,
"Türkiye'nin Kürt Sorunu Konferansı"ndaki konuşması.
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024