Hilâl KAPLAN
Başörtüsü yasağı üzerine süren tartışmalarda, en keskin başörtüsü karşıtları dahil çoğunluk, üniversitede uygulanan başörtüsü yasağının haksızlık olduğu noktasında hemfikir hale geldi. Ne var ki, yapılan araştırmalara göre kamuoyunun %75-80'i başörtülülerin kamu hizmeti vermesine karşı olmamasına rağmen, özellikle 'entelektüel' çevrelerde kamu hizmeti noktasında yasağın savunulmaya devam etmesi dikkat çekicidir. Gerekçe olarak sunulan argümansa, hizmet verenin devleti temsil ettiği ve laik devlet tüm vatandaşlara eşit mesafede (equidistance) durmak zorunda olduğu için hangi dine mensup olduğu anlaşılan kimsenin kamu hizmeti veremeyeceği yönündedir.
Tarafsızlık ilkesini savunanlar, bu 'tarafsızlığın' apolitik bir referansa tekabül ettiğine inanmamızı bekliyor. Carl Schmitt'ten esinlenerek denebilir ki: Kim tarafsızlık diyorsa kandırıyordur. Bu minvalde tarafsızlık bir illüzyondan ibarettir çünkü her evrensel için geçerli olduğu gibi yine bir evrensel olan Devleti de hegemonize eden bir partiküler içerik vardır.
Peki mevcut durumda, Devletin tarafsızlığı üzerinden başörtülüleri dışlayanlar için Devleti hegemonize eden partiküler içerik nedir? Açıkçası 'Beyaz Türk'lükten başkası değildir. Zira devlet, bütün vatandaşlara eşit mesafede olacak derken kastedilen tarafsızlığın tanımı budur: Genel-geçer norm olarak bize 'tarafsız' olarak sunulan hizmet veren prototipi başı açık, düzgün Türkçe konuşan, Zülfikar veya haç takmayan, adı 'yabancı' olmayan herkes! Ama Atatürk rozeti takmasında sakınca yoktur elbette...
Esas bam teli nerededir, biliyor musunuz? Eğitimli ve kariyer sahibi, dolayısıyla kimilerinin anlayışına göre 'aydınlanmış' olmasına rağmen başörtülü olmaya devam eden kadın, cumhuriyet elitlerinin projesinin başarısızlığının bir işaretidir. Cumhuriyet projesinin, tüm gelenek ve tarihi yeniden kurmaya çalışarak açmaya çalıştıkları beyaz sayfadaki en görünür lekedir. Ve bu projenin öngördüğü özneleştirme süreçlerinden geçerek husule gelen aydınların da kabul etmek istemediği ve devlet eliyle başörtülü kadınların 'kamusal alan' denilen korunaklı alandan dışlanmasını savunarak gizlemeye çalıştıkları da budur. Oysa ki halkın değil, 'Devlet'in başörtülü kadınların görünür varlığından rahatsızlığı, onu laik yapmaz. Bilakis taraflı yapar.
Kaldı ki bu ayrımı savunanlar nasıl bir toplumsallık tahayyülü önerdiklerinin farkındalar mı? Bu ayrım sayesinde devletin hizmet veren bireyde tecessüm ettiği varsayılıyor. Bu meyanda, devletin memuru üzerinde siyasal bağlamlara ve konjonktürlere göre muhtelif yaptırımlarının meşrulaştırılabileceği bir açık uçlu alan oluşturuluyor. Mesela bugün başörtülü akademisyenin tarafsızlığını sorgulayanlar yarın aynı sorgulamayı uzun sakallı akademisyenler için de yapamaz mı? Yoksa farklı siyasal simgelerin temsil edilmesi meşrudur da sadece başı örtülü kadınlar mı problemlidir? O halde sanırım aynı 'aydın' görüş hala süregelen bir adaletsizlik olan gayrimüslim vatandaşlarımızın da memur olamamasını destekleyecektir. Zira Allah muhafaza haç kolyeler takarak yada belki kippalarını giyerek devleti temsil etmeye cür'et edebilirler!
Liyakât sahibi herkesin Devleti temsil edebilecek nitelikte olduğunu, asıl toplumsal zenginliğin ve normalleşme imkanının da bu çoğulcu ortamın toplumun her alanında yerleşmesine izin verilmezse kaybedileceğini görmemiz gerekiyor.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019