Hüseyin ÇAKIR
Hayatımızda ne kadar adaletli ve adil davranıyorsak, devlet yöneticileri, iktidar sahipleri ve adalet uygulayanlar da o kadar adaletli ve adiller.
Yasalar kâğıt üzerinde kalıyor ve güçlü olanın istediği gibi işliyorsa, adalet, adil olmayı beklemek olmayacak duaya âmin demek oluyor.
Yaşananları anlamak için hukukçu olmak gerekmiyor.
Girin Ceza Tevfik Evleri envanterine, haklı ve suçsuz olduğu halde yıllarca ve yıllarca yatan yüzlerce kişinin dramı karşısında kafanızı sağa sola sallarsınız, gözünüz dolar, “şeriatın kestiği parmak acımaz” veya “adalet er geç tecelli eder” der, durumu kadere havale edersiniz.
Bugün “kesilen parmak acıyor, adalet er geç tecelli etmiyor…”
Kavram olarak adalet: “Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme” Adil, olma: “Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren” olarak tanımlanıyor.
Tanım çok güzel. İş uygulamaya geldi mi yazılanlar yazılı olarak kalıyor.
“Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar” deyişi bu memlekette adaletin ne kadar adil olduğunu göstermiyor mu?
Bu ülkenin muhafazakârları, tek parti döneminin adalet uygulamalarına karşı Adalet Partisini kurdular, kırk yıl sonra İslamcı gelenekten gelenler partilerinin ön adına Adalet koydular.
Ön adı adalet olan parti iktidarının adaletli ve adil olmayan uygulamalarına karşı “Adalet Yürüyüşü” başlatıldı.
Sonuç ne olacak merakla bekliyoruz.
DEVLETE KATŞI SİYASİ SUÇ
Tarihte siyasi suç kavramı ve kapsamı egemen ve iktidar olanların ideolojik- politikalarına karşı çıkanlara kullanıldı.
Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü”, mahkemelerin siyasi davalarda iktidarın arzusu ve yönlendirmesiyle karar verdiği ve bunun yarattığı geniş kesimleri etkileyen mağduriyeti gündeme taşındı.
Araştırmalara göre “Yargıya güven” yüzde 70’lerden yüzde 30’lara düşmüş durumda.
Yakın tarihte Ergenekon-Balyoz davalarıyla başlayan sulandırılmış, şaibeli siyasi yargılamalara son zamanlarda taciz-tecavüz, yaşam tarzına müdahale gibi davalarda verilen kararların sık sık değiştirilmeye başlanınca “adalet” meselesi herkesin vicdanını yaralar oldu.
Öte yandan Fettullah Gülen ve Cemaati, FETÖ ilan edildikten sonra iktidarı eleştiren bütün siyasi davalar ve mahkeme kararları FETÖ’cülere yüklenerek siyasal sorumluluğun gözden ve hukuktan kaçırılması insanların gözünden kaçmadı. Aynı “mahallenin” insanları iyi tanıdıkları komşularının FETÖ’cü, teröre destek vs. gibi suçlanıp tutuklanmaları, işten atılmaları karşısında şaşkına döndüler. Bu kadarı da olmaz dedirten olaylara şahit olundu.
Hele de solcu, sosyalist, laik modern-cumhuriyetçi olup da FETÖ’cü diye yapılan tutuklamalar “Yavuz hırsız ev sahibinin bastırır” misali, Gülenle al takke ver külah olanların cevval FETÖ düşmanı olması akıl ve vicdan sahibi olanlara inandırıcı gelmiyor.
Dün ortaya atılan tarih sayfaları durduğu yerde duruyor. Siyaseten üstü kapatılan dava dosyaları da ciltler halinde kilitli soğuk, karanlık odalarda zamanlarını bekliyorlar.
Siyaseten hasım, düşman ilan edilenlerin yaşadığı adaletsizlikler hukuk garabetine dönüşmüş durumda. Devlete karşı işlenen/siyasi dava iddianamelerini okuyunca Hukuk Fakültelerinde ne öğretiliyor diye sormak gerekiyor.
İmzalanan uluslararası sözleşmeler, evrensel hukuk kuralları ve değerleri OHAL dolayısıyla askıya alınmış durumda. OHAL’in yarattığı özgürlük alanının daraltılması, siyasi suç üretme alanını genişletiyor ve keyfiyet yaratıyor.
Hukuk devletinde adalet, anayasa ve yasalar yoluyla düzenlenerek, hukukçular eliyle sağlanıyor, sağlanması gerekiyor.
Bu halde iki durum ortaya çıkıyor: Birincisi yasa yapan siyasi idare, ikincisi siyasi iradenin yaptığı yasayı uygulayan mahkemeler ve bu mahkemelerin savcıları, yargıçları.
Ortada siyasi iradenin yasa yapıcı, yasa uygulayıcıları üstündeki egemen gücü ve açık ve örtük organik ilişki içinde olmaları siyasi davaları ve kararları nesnel olmaktan çıkartarak öznelleştiriyor.
Otoriter ve anti demokratik rejimler muhalifleri susturma k için "ulusal güvenlik, milli çıkarlar, devletin birliği, bütünlüğü korumak” adına ve son 30-40 yılda adı O ya da Bu olan terör de eklenerek siyasal suç üretiliyor.
Geçmişte Mandela gibi kırk yıl veya Uruguay’da 14 yıl hücrede yatan gerilla lideri Jose Mujica, dünyanın en büyük teröristi ilan edilen FKÖ lideri Yaser Arafat ve daha bir çok siyasal suçla suçlananlar devran dönünce ülkelerinde Devlet Başkanı, Başbakan, bakan oldular.
Siyasi davalarda bugün suç olan yarın suç olmaktan çıkıyor. Bugün neredeyse devlet ve iktidar politikalarına karşı yapılan her eleştiri suç kapsamına alındı. FETÖ ile mücadele için ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK amacın ötesine geçerek, sistemi, rejimi ve iktidarı eleştiren herkese yöneldi, iş çığırından çıktı.
Siyasi davaların Fettullahçıların ötesine doğru genişlemesi HDP’ye yönelik siyasal suç üretilmesiyle başladı. CHP bu süreçte kısmen destek verdi ve sessiz kaldı.
İktidarın CHP, “ HDP-PKK ile işbirliği yapıyor” suçlamasına, Kürt illerinde Belediye Başkanlarının görevden alınmasına da sessiz kaldılar ve HDP’lileri meclisten atmak ve kriminalize etmeyi amaçladığı açık seçik belli olmasına karşın Milletvekillerin yargılanmasına destek verdiler.
Sonuçta aradan bir yıl geçti ve bir CHP milletvekili de FETÖ’cü, casus vs gibi siyasal suçtan tutuklandı. Adalet yürüyüşü için iktidar/siyasi irade olarak “bu teröre destek” diyor ve siyasi suç üreterek ana muhalefeti krıminalize ediyorlar.
Bu ortamda, Kılıçdaroğlu’nun “Adalet için Yürüyüş” ü geç oldu ama doğru bir çıkış oldu.
Sürece müdahale etmek, gündem oluşturmak adına güzel bir çıkış.
Her şeyin emir komuta altına alınmaya çalışıldığı bu zamanda adalet için yürünür.
“Adalet yürüyüşü” sessizlere ses olmak gibi nefes aldırdı.
Kılıçdaroğlu, “Bu yürüyüşün amacı mutlu bir Türkiye yaratmak. Bunun temelini de adalet oluşturuyor. Hükümet adaletle ilgili toplumun beklentilerine yanıt verirse, OHAL’i, medya üzerindeki baskıları, üniversiteler üzerindeki baskıyı kaldırırsa yani yargıyı gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız kılarsa adaletin gerçekleşeceğine inanıyorum. Aksi halde toplumdaki tepkilerin giderek sertleşeceğini de belirtmek isteriz. Toplum tahammül edemez, bir noktaya gelir toplum patlayabilir. Adalet beklentimiz gerçekleşinceye kadar tepkilerimizi değişik şekillerde ortaya koyacağız. Bu yürüyüş bitecek ama adalet arayışı bitmeyecek.”
Durum tespiti yapmak güzel, ama durumu değiştirecek ve sonuca ulaşacak öneriler olmadığı zaman “adalet arayışı” iyi temenni tepkisi olarak kalacaktır.
CHP’ye kan-can katar mı bilinmez. Ama muhalefette ve toplumda bir bilinç sıçraması yaratıp yaratmayacağını sonuç elde edilip edilemediğinde göreceğiz.
TERÖRLE MÜCADELE KANUNUNDA TERÖR TANIMI VE...
Başta Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanı olmak üzere laf olsun torba dolsun babında “ yargı bağımsız” diyorlar, aynı cümle içinde devam eden davalar için Aynı kişiler orta iddianamesi olmayan tutuklular için “çürüyecekler, burunlarından fitil fitil gelecek” diyorlar. Bu sözleri, “yargısız infaz” dan başka ne ola ki.
AKP Sözcüsü Mahir Ünal, Adalet Yürüyüşü ile ilgili “Mesele Gezi’de nasıl ağaç, 17-25 Aralık’ta nasıl yolsuzluk değilse bugün de adalet değildir” dedi, CHP'yi teröre destekle suçladı.
Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'yi Adalet Yürüyüşü'nü “teröristlere destek vermek için”başlatmakla suçladı ve “Gittiğiniz yol Kandil ve Pensilvanya yoludur” dedi.
İnşallah işgüzar savcılar bu sözleri emir telaki etmezler.
İktidar yetkililerinin paniklemesi, yürüyüşü “terör”e destekle suçlamaları, adalet arayışının AKP’ye oy verenlere doğru yaygınlaşmasıdır.
Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet Yürüyüşü” durumu değiştirebilirler mi?
Mümkündür.
İlk önce OHAL’in kaldırılması, KHK’lere son verilmesi başta olmak üzere, esas olarak Terörle Mücadele Kanunu’da (TMK) değişiklik yapılması için CHP, HDP ve adalet arayışını destekleyen toplumsal desteği arkasına alarak teklifi meclise getirmeli.
TMK’ da değişiklik yapılmadan önüne gelenin tutuklanmasının önüne geçilmesi zor görünüyor.
2013-2015’de yapılan TMK değişikliği ile “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına..” ve “Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır” tanımları eklenerek, siyasal özgürlük alanı neredeyse yok edildi.
Madde 1– (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak…
TERÖR SUÇLUSU
Madde 2 – Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.
Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır…
(Ek fıkra: 11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına…
Terörle mücadele kanunu böyleyken, 671 sayılı KHK ile infaz sisteminde yapılan bir değişiklikle dokunulmazlık zırhına büründürülen polisler, sivil ölümlere neden olsa bile ceza kapsamı dışına çıkartıldılar.
KARŞI HEGEMONYA OLUŞTURMAK
Raydan çıkmış demokrasiyi yeniden kazanmak elbette çok kolay değil.
Ana muhalefet CHP, HDP ile meclis içinde ve dışında işbirliği yapıp “adalet ” isteyen meclis dışı toplumsal muhalefetle karşı hegemonya veya “millet iradesi” oluşturabilir. Vicdan sahibi ve adalet duygusu olan insanlar adalet talebine destek verirler ve iktidar da bu talep karşısında çok fazla direnemez.
Geçmişte iktidarın geri adım attığı çok sayıda örnek gördük.
Karşı hegemonya, aynı zamanda siyasal iktidarın politikalarına göre karar veren adalet dağıtıcılarının vicdanlarının özgürleşmesine cesaret verebilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018