Mustafa PAÇAL
Türk gelenekselliğine uygun anlamında, Avrupa kültürünü ifade eden alafrangaya karşı bir kültür veya zihniyet kavramını yansıtıyor alaturka.
Bugünlerde çokça tartışılan “Türk tipi başkanlık” tartışmasından bu alaturka çağrışımı gelip beni buldu.
Bence içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik iklimi en iyi bu kavram anlatıyor.
“Alaturka başkanlık sistemi” veya “Alaturka ekonomi” diye tanımları uzatın uzata bildiğiniz kadar.
Ancak konuya daha çok yeni anayasa tartışmaları tarafından bakmaya çalışacağım.
Bütün boyutlarıyla bize özgü bir açmazın içinde debelenip duran bir durumdayız.
Tamamen alaturkayız anlayacağınız.
Yine yeni bir anayasa tartışmasının içinden geçiyoruz.
Şimdi herkes elini vicdanına koysun ve söylesin memleketin içinde bulunduğu bu ahval sizce yeni demokratik bir anayasa yapmak için ne kadar elverişli, söyler misiniz.
Memleketin bir tarafında kan gövdeyi götürüyor. Her yerde can ve mal güvenliğinin tehdit altında olduğu bir korku ülkesine dönmüşüz. Diğer tarafında ise hukuksuzluk, keyfî yönetim almış başını gidiyor. Ne düşünce ve ifade özgürlüğü kalmış ne de basın özgürlüğü. Önüne geleni savcı ve hâkim karşısına dikiyorlar, ne bağımsız yargı ve ne de adil yargılanma hakkından söz edebilecek bir cenderenin içinde hepimizi bağırtıp duruyorlar.
Sonra da gelin yeni anayasa ve başkanlık sistemini tartışalım diyorlar.
Sizin gerçekten yeni bir anayasa üzerinden özgürlükçü bir demokrasi geliştirmek gibi bir niyetiniz varsa bırakın bu âlicenaplığı da gelin önce şu şiddet ve hukuksuzluk ortamını normalleştirmek için samimi ve yapıcı adımlar atmaya çalışın.
Siz devlet, meclis ve hükümetsiniz gösterin önce büyüklüğünüzü; muhalefetle, sivil toplum liderleriyle ve medya ile yeniden yapıcı bir sosyal diyalog ortamı kurmaya ve bu ilişkileri yeni bir anayasa ve demokratikleşme için yeni bir fırsata çevirmeye çalışın.
Ama öyle yapmıyorsunuz.
Yaptığınız elimize geçen bu siyasi gücü fırsat bilerek, bunu nasıl daha otoriter bir tek adam yönetimine çeviririz diye siyasi kurnazlık yapmayı tercih ediyorsunuz.
Tam bir alaturka zihniyet içindesiniz.
90’lı yıllardan sonra Avrupa ve dünyada pek çok ülke anayasasını ve siyasi rejimini değiştirdi. Onlar arkalarında önemli yeni anayasa deneyimleri bıraktı. Bunlardan ve kendi yerel deneyimlerimizden yararlanarak yeni bir anayasa süreci zemini hazırlamayı düşünerek çaba göstermek yerine siyasi, ideolojik ve kişisel bir otorite kurmanın hesaplarını yapmak nedense daha çok işinize geliyor.
Oysa Türkiye’nin bu ayak oyunları üzerinde sadece yönetim sistem değiştirilmiş anayasadan önce, oldukça kapsamlı evrensel hukuk ve insan hak ve özgürlüklerini tamamen kapsayan, kendi içinde güçlü bir denge denetleme sistemi olan yeni bir hukuk devletine ve özgürlükçü bir demokrasiye acil olarak ihtiyacı bulunuyor.
Bu perspektifte olacak yeni bir anayasaya sadece toplum değil güçlü ve rekabet edebilir bir ekonomi için de ihtiyacımız var.
Einstein “Aynı şeyi tekrarlarsanız her seferinde aynı sonucu alırsınız” der.
Şimdi yine Meclis’te bir komisyon kurdunuz ve bu komisyon yine aynı kurallar içinde çalışacak ve tabii ki yine aynı sonuç alınacak.
Bıkmadınız mı bu dönüp dolaşıp aynı noktaya gelecek işten.
Bu da bize özgü bir alaturkalık değil mi sizce ve yetmedi mi.
Bu komisyon 82 darbe anayasasının dibacesi ve ilk dört maddesini bırakın tartışmayı değiştiremeyecekse, onların yerine evrensel hukuka uygun düzenlemeler getiremeyecekse bu neyin yeni anayasası olacak söyler misiniz.
Yeni anaysa dediğin eşit yurttaşlık temelinde yapılmayacaksa bu anayasa ile darbe anayasalarının arasında özgürlükler noktasında ne gibi bir fark olacak bilen beri gelsin.
Yeter bırakın artık bu devletin güvenliği üzerinde alaturka anayasa okumalarını; bu demode devletçi zihniyet aksine devletin güvenliğini daha fazla riske eden bir zorlamayı ifade ediyor.
Bırakın bu topraklarda insanlar kendi dilleri, kültürleri ve inanç kimlikleriyle özgürce yaşamanın keyfini sürsün, koruyacağınız, devletin güvenliği değil insanların özgürlüğü olsun.
Tarih devletin güvenliğini, insanların özgürlüğüne tercih etmiş devletlerin ve onların liderlerinin mezarlığı gibidir.
İbret olsun size…
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020