Oya BAYDAR
“Bu bölücülüktür, terör örgütünün değirmenine su taşımaktır, Büyük Kürdistan hayallerine gaz vermektir” diyerek suçlamadan önce, öfkemizi gemleyip bir an düşünelim. Bir zamanlar Babıâli’nin “amiral gemisi”, hâlâ da en etkili, en yaygın gazetelerimizden birinin 65 yıllık başlık altı sloganını hatırlayalım: “Türkiye Türklerindir”. Türkler olarak kaçımız sorguladık, kaçımız yadırgadık buram buram ırkçı şovenizm kokan bu ayrımcı, dışlayıcı, ötekileştirici sloganı? Üstelik Türkiye, üzerinde yaşayan kişilerin ve halkların homojen olmadıkları, Türklerden ibaret olmayan, çok etnili, çok dilli, çok dinli bir coğrafya olduğu halde, ülkeyi Türk unsurlara ait saymakta beis görmedik. Peki “Kürdistan Kürtlerindir” deyince neden irkiliyoruz?
Halklar çoğunlukla üzerinde yüzlerce, binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyanın adıyla anılırlar. Bunun tersi de doğrudur, kadîm halk anayurdu olan topraklara adını verir. Türkistan Türkmenlerin, Özbekistan Özbeklerin, Kırgızistan Kırgız halkının, Tacikistan Taciklerin yurdudur. Farklı etnik, dilsel, kültürel grupların aynı ülkenin farklı bölgelerinde yoğunlaştıkları yerlerde de böyledir: Örnekse; Büyük Britanya’nın Wales (Galler) bölgesi Welsh’lerindir, İrlanda İrlandalıların, Fransa’nın Bretagne bölgesi Brötonların, İspanya’da Bask bölgesi Baskların, Katalonya Katalonların, Hırvatistan Hırvatların, Bosna Boşnakların, Moğolistan Moğolların, vb, vb. ülkesidir.
Konu siyasî, ideolojik, stratejik, diplomatik yüklerinden arındırıldığında “Kürdistan Kürtlerindir, Kürtlerin yurdudur” demek, denizler balıklarındır demek kadar sorunsuz, doğal ve de doğrudur.
Korku ecele mâni değil
Korku ecele mâni değildir. Ya da, az yaşa çok yaşa, âkibet gelir başa. Bir halk; ‘kendisi için halk’ olma (kendi kimliğinin ve haklarının bilincine varma) aşamasına geldiğinde, uygun koşullarda, uluslaşma sürecine girer. Hele de belli bir coğrafi bölgede yoğunlaşmışsa, zaman ve mekân koşullarının elverişli olması halinde bağımsız bir ulusal oluşuma evrilir. Günümüz dünya ve bölge dengelerinde epeyce güç ve anakronik ( çağın gidişatına aykırı) görünse de bir ulus devlet kuruluşu teorik olarak mümkündür. Ve bence, o halkın hakkıdır.
Tek bölgede dört ülkeye dağılmış Kürt halkı on yıllardır zorlu, acılı bir uluslaşma süreci yaşıyor. Birinci dünya savaşı sonrasında İngiltere’nin başını çektiği emperyalist güçler tarafından harita üzerinde cetvelle çizilmiş Ortadoğu sınırlarının dörde böldüğü Kürtler, 21. yüzyılın yeni dünyasında kendi bölgeleri Kürdistan’da özerk bir yapı oluşturmanın hayalini kuruyor, hayalini kurmakla yetinmeyip adımlarını atıyorlar. Dağıtıldıkları dört ulus devlet sınırları içinde bu kadar baskı görmeselerdi, asimilasyona, ayrımcılığa, katliama, zulme uğramasalardı bağımsız bir devlet arayışı gündeme gelmeyebilirdi. Ama böyle olmadı, olamadı. Bölgede kısa sürede bitmeyeceği anlaşılan altüstlüklerin, iç savaşın, dış müdahalelerin, mezhep çatışmalarının toz dumanı arasında Kürtler özerk Kürdistan oluşumuna doğru yürüyorlar. Yok sayılmış kimlikleriyle birlikte daha düne kadar adını anmanın dahi suç sayıldığı Kürdistan’ı -şimdilik dört parça kalsa da- kurmaya çalışıyorlar.
Doğrudur, yanlıştır, ulus devletler çağı sonuna gelmiştir, bölgedeki ve dünyadaki siyasî dengeler elverişlidir, değildir, sonuçları iyi olacaktır, kötü olacaktır; hepsi tartışılabilir. Tartışılmaz olan bütün halklar gibi Kürtlerin de kendi yurtlarında bağımsız yaşama haklarının varlığıdır. Bağımsızlık savaşından çıkarak ulus devlet kurmuş, sağıyla soluyla “ulusal bağımsızlık” kavramını en azından lafta fetişleştirmiş bir ülkede Kürtlerin özerkleşme, bağımsız Kürdistan’ı hayal etme çabalarına karşı sağdan soldan, iktidardan muhalefetten yükselen sert ve savaşçı tepkiler üzerinde düşünmeye değer. Hele de antiemperyalist bağımsızlıkçı söylemi 60-70 yıl öncesinin ezberiyle tekrarlayıp duran ulusalcı solun; Kürtlerin özerklik, bağımsızlık istemleri karşısında kırmızı görmüş boğaya dönmesi, Türk-İslam sentezcisi milliyetçi sağ ve AKP çizgisinde buluşması başlı başına bir siyasal ironidir.
Ne var ki tarihin akışı bu türden tepkilere pabuç bırakmıyor. Hele de güç dengelerinin alt üst olduğu, dünyanın birkaç yüzyılda bir yaşanan büyük dönüşüm süreçlerinden birine girdiği, bu dönüşümün önemli sahnelerinden birinin Ortadoğu, Arap dünyası, İslam coğrafyası olduğu 21. yüzyılın ilk çeyreğinde ulusalcılık ve/veya İslamcılık kıskacında geliştirilmeye çalışılan dar ufuklu dünya tasavvurları; emperyal nostaljik hayallerle çizilen stratejiler, bu doğrultuda uygulanmaya çalışılan politikalar işe yaramıyor. Sözün kısası: dört parçalı Kürdistan coğrafyasında dört özerk bölgeli bir Kürdistan’ın hemen yarın değil, tereyağından kıl çeker gibi de değil, ama er geç kurulacağını öngörmek kehanet sayılmamalı. Mevcut sınırlar 20. yüzyıl başlarında emperyalist güçler tarafından nasıl cetvelle çizildiyle, 21. yüzyılda da bu defa halkların gücüyle, mücadelesiyle yeniden çizilecektir. Biz isteyelim istemeyelim, doğru bulalım karşı olalım, yol verelim ya da önünü kesmeye çalışalım; tarihin akışını sadece geciktirir, zorlaştırırız ama engel olamayız.
PYD terörist ise El Kaide nedir?
Konuya ilişkin güncel gelişme ve tartışmalar, Kürtlerin Batı Kürdistan dedikleri Kuzey Suriye’de Özgür Suriye Ordusu’nun cihatçı bileşenlerinden El Ensar’ın (El Kaide’nin) Suriye PKK’si diyebileceğimiz PYD’nin hakim olduğu bölgeye saldırmasıyla alevlendi. PYD, Suriye sınırımız boyunca uzanan Kürt bölgesinde bir süredir görece özerk bir yapı kurmuş ve Suriye Kürt halkını iç savaşın vahşetinden bir ölçüde koruyabilmişti. Türkiye’den lojistik destek aldığı, en azından Türkiye sınırından geçiş yaptığı artık söylentiyi aşan ve herkesin bildiği sır haline gelmiş olan radikal İslamcı El Kaide/El Ensar Cephesi’nin hedefi Suriye Kürdistanı’nı ele geçirip Türkiye sınırında hakimiyet kurmak, dolaylı olarak da bölgedeki Kürt oluşumlarını zayıflatmaktı.
Yanlış ve öngörüsüz bölge politikasıyla Suriye batağında çırpınan Türkiye, PYD’nin kendi bölgesini saldırgan El Ensar güçlerinden korumak için verdiği mücadeleye ve gündeme gelen özerkliğe anında cephe aldı. Kürt sorununda yanlış şahin politikaların savunucusu ve sürecin ilerlememesinin başlıca sorumlularından olan Başbakan danışmanı, hükümet kararını falan beklemeden PYD’yi suçlamakta bir gün bile gecikmedi. Barış sürecinde tarafların dillerine azami dikkat göstermeleri gereğine rağmen “PKK silahlı terör örgütü”, ya da bölücü terör örgütü nitelemelerinden vazgeçmeyenler için PYD de silahlı terör örgütüydü. Özerklik ilanına falan kalkarsa misliyle mukabele görecekti. Ama aynı mihraklar bölgede Kürt hareketini güçsüzleştirmek için, tescilli terör örgütü El Kaide ile iş tutmaktan kaçınmıyor, yakınlık itibariyle daha fazla söz geçirebilecekleri El Ensar’a ne telkin ne de uyarıda bulunuyorlardı. Demek ki benim işime yarayan, bana yakın terör örgütü iyiydi, öteki kötü.
Şimdi benim sorum şu: Başta anlatmaya çalıştığım gibi, o topraklarda Kürtler yaşıyor, orası onların yurdu. Savunulması, desteklenmesi gereken onların yurtlarına, topraklarına sahip çıkmaları mıdır, yoksa o topraklarla, Suriye ile, Kürdistan’la falan ilişkisi olmayan İslamî cihat peşindeki radikal teröristlerin orada egemenlik kurmalarına destek vermek midir? Bu, cevabı siyaseti etkileyecek insanî, ahlakî, vicdanî bir soru.
Yazının başına ve başlığına dönecek olursak, dört ülkeye yayılmış Kürtlerin bulundukları topraklar onlara aittir, Kürdistan kürtlerindir. Mutlaka bulundukları ülkeden, devletten ayrılmaları, mutlaka çatışmalar yaşanması gerekmiyor. Üstelik Güney Kürdistan denilen Kuzey Irak’ın lideri Barzani’den, Türkiye’ye karşı hep yapıcı ve dost bir dil kullanan Suriye PYD liderliğine, özellikle de Öcalan, PKK, BDP’ye kadar Türkiye’deki Kürt hareketi temsilcilerine, hepsi şimdilik (ki bu uzun bir şimdilik) ayrı devlet ya da bağımsızlık talepleri olmadığını altını çize çize yineliyorlar. Çünkü Kürtler bölgeyi ve dünyanın gidişatını Türk devleti, AKP iktidarı, CHP, MHP muhalefetinden çok daha açık ve gerçekçi görebiliyorlar.
Önümüzdeki birkaç on yıllık dönemde iş olacağına varacak; dört ülkenin Kürtleri aşama aşama, belki hepimizin yaşayacağı yeni acılar pahasına şu veya bu biçimde bölgede özerk bir birlik oluşturacaklar.Tarih bizden daha güçlü, tehditlere aldırmıyor. Kendi Kürt sorununu barışçı yoldan, demokrasiyi geliştirerek çözümleyip bölgedeki yeni oluşuma destek verecek bir Türkiye gerçekten de bölge gücü olabilecek. Halkların özgürlüğünü, özerkliğini lafta değil gerçekte savunan bir politika ancak o zaman özlenen stratejik derinliğe ulaşabilecek. Mesele daha fazla ölüm, zulüm, yıkım yaşanmaması. Elli yılda, otuz yılda, son on yılda “dağ Türkleri”nden Kürt kimliğinin tanınmasına; kerhen de olsa, asıp kesip öldürmekten diyaloğa, müzakereye kadar geldik. Hayat, tarih ve halklar iyi öğretmendir, öğreniyoruz. Madem ki üç tarafımız deniz, üç tarafımız Kürtler; ikisine de kıymadan kucak kucağa yaşayabilmeliyiz.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024