Selva Demiralp
Çıkış için daha çok Türk Lirası basmanın eksileri ve artıları bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yakında zor ve riskli kararı almak durumunda kalabilir. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Para ve maliye politikası birbirini bütünleyici politikalar olup koordinasyon içinde çalışmalarına bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Nihai olarak her iki politika da ekonomik istikrar sağlamayı hedeflese de ellerindeki araçlar ve işleyiş alanları farklı. Bu politikaların birbirlerinin eksiklerini tamamlayıcı bir rol oynayıp ekonomiye gerekli desteği vermeleri ve bunu yaparken daha fazla kırılganlık yaratmamaları çok önemli.
Para politikası
Merkez bankalarının izolasyon kaynaklı üretim yavaşlamasını engellemesi mümkün değil. Ellerindeki yegâne araç olan para arzı, sistemi bir bütün olarak etkiliyor ve sektörel seviyede ince ayar yeteneği yok.
Merkez bankaları şu sıralar panik kaynaklı likidite ihtiyacını gidermek için para musluklarını açtılar. Bu şekilde, ekonomide sosyal izolasyonun getirdiği kaçınılmaz yavaşlamaya ek olarak finansal krizin büyüyüp ilave bir yavaşlama yaratmasının önüne geçmeye çalışıyorlar.
Fed, ECB gibi büyük merkez bankaları dev paketlerle piyasalara likidite enjekte ederken salt kendi ülkelerine değil global finansal sistemi ayakta tutmak gibi bir misyona da hizmet ediyorlar. Küçük merkez bankaları ise daha çok kendi kapılarının önünü temiz tutarak bu global koordinasyona destek olmayı amaçlıyor.
TCMB de bu kervana faiz indirimi, zorunlu karşılık indirimi ve likidite şartlarının kolaylaştırılması gibi tedbirlerle katıldı. Risk iştahının çok düştüğü bu ortamda Merkez Bankasının faiz indiriminden önce zorunlu karşılık indirimleri ile ekonomiyi desteklemesi daha temkinli bir adım olabilir. Yaptığımız araştırmalar finansal istikrarın kırılgan olduğu zamanlarda zorunlu karşılıkların etkin bir makro-ihtiyati araç olduğunu gösteriyor.
Maliye politikası
Maliye politikasının öncelikle sağlık sektörüne ciddi kaynak aktarması gerekiyor. Hükümet tarafından açıklanan pakette maalesef bu konuya değinilmemiş. Bu konuyu en kısa zamanda netleştirmek önemli. 100 milyar TL’lik toplam paketin alt kalemler arasında nasıl dağıldığının söylenmemiş olması da değerlendirme yapmayı zorlaştırıyor ve daha fazla şeffaflık gerektiriyor.
Maliye politikasından beklenen ikinci şey krizden en çok etkilenen sektörlerden başlayarak iflasların ve istihdam kayıplarının önüne geçecek destekler sunması. Bu şekilde talepteki düşüşün izolasyon kaynaklı üretim yavaşlamasından öteye geçmemesi ve gelirini kaybedenlerin ilave talep erozyonuna sebep olmaması sağlanmaya çalışılıyor.
Hükümet tarafından açılan paketin bu genel çerçeve ile ve dünyadaki örneklerle tutarlı adımlar içerdiğini görüyoruz. Hizmetler sektörü başta olmak üzere, salgından en çok etkilenen sektörler için vergi yükümlülüğü, SGK primi ve kredi borçlarının ertelenmesi, Kredi Garanti Fonu’nun limitlerinin yükseltilmesi, kısa çalışma ödeneği ile üretime ara veren işyerlerinde çalışanlara geçici bir gelir desteği gibi önlemler dünya uygulamalarına benziyor.
Paketteki eksikler neler?
Paketteki en büyük eksiklik, başka ülke örneklerinden farklı olarak salgın nedeni ile işini ya da gelirini kaybedenlere yönelik ciddi bir kaynak aktarımının bulunmaması. Bunu sağlamadan ekonominin çarklarını tekrar döndürebilmek çok zor. Bu durumda ya sınırlı kaynakların en etkin şekilde kullanılabilmesi adına önceliklerin tekrar belirlenmesi ya da paketin miktarı büyültülerek gelirini kaybeden geniş kitlelere destek olmak gerekiyor. Belki her ikisini de yapmak daha faydalı olabilir.
Halihazırda bütçeye 100 milyar TL yük getireceği söylenen mevcut paket daha da büyültülerek işe gidemeyen, ücretsiz izine ayrılmak zorunda kalan ve işini kaybedenlere kaynak aktarımı yapılamaz mı? Ya da kayıt dışı üretimin oldukça yüksek olduğu Türkiye’de kim daha çok etkilendi sorusunu hiç sormadan “helikopter para” dediğimiz türden bir transferle herkese para yardımı yapılabilir mi?
Değirmenin suyu nereden gelecek?
Maliye politikasının ekonomiye daha fazla destek verebilmesi için bir şekilde kaynak bulunması lazım. Bu da borçlanma ile gerçekleşiyor. Yani devlet tahvil çıkaracak, bu tahvil ya iç piyasada ya da dış piyasada satılarak finansman sağlanacak.
Son günlerde hızla artan risk primimiz global faizler düşse de dış borç maliyetimizi artırıyor. Buna bir de ABD tahvili bile tutmak istemeyip nakite kaçan yatırımcıyı eklersek Türkiye’nin bu şartlarda dış borç bulması epeyce zor. Fed ile bir swap imkânı işleri kolaylaştırabilir ancak halihazırda böyle bir imkân Türkiye’ye sağlanmış değil.
Peki finansmanı Merkez Bankası (TCMB) sağlayamaz mı? Bu alternatif şu anda Fed ve ECB’nin uyguladıkları miktarsal genişleme (QE) politikalarından prensip olarak çok farklı değil. QE’de de merkez bankası para basıp büyük miktarlarda tahvil satın alıyor. Biz neden benzerini yapmayalım?
Bunun sebebi TCMB’nin parasının olmaması değil. Merkez bankasının TL cinsi parası bitmez, bunu unutmayalım. Çünkü Merkez Bankası istediği kadar para basma yetkisine sahiptir. Sınırsız para basmamızın önüne geçen faktör bunun çok tehlikeli bir silah olması ve ehil ellerde olmayıp para doğru zamanda piyasadan çekilmezse enflasyon doğurmasıdır.
Eğer ABD’de olduğu gibi enflasyon yüzde 1,5 civarında seyredip ciddi bir ekonomik daralma da bekleniyorsa enflasyonist etkiler hemen devreye girmeyebilir. O şartlarda, para basalım insanların üzerinde helikopterle para yağdıralım bile diyebilirsiniz! Çünkü bu politikalara rağmen enflasyonun aşırı kontrolden çıkması beklenmez. Fed’in enflasyon yaratmadan parayı zamanında geri çekip fiyat kontrolünü sağlayacağına inanç vardır. Ayrıca ABD hükümetinin iflasından kimsenin şüphesi olmadığından krizin en alevli zamanlarında dahi ABD tahvilinden büyük kaçışlar olmaz ve tahvil faizi çok yükselmez.
Risk alma zamanı
Bizdeki durum ABD’den farklı. Enflasyonu en iyi günümüzde bile hedefe getiremediğimiz ve popülist politikalara yenik düştüğümüz düşünülürse böyle bir açılımın doğru yönetilmezse hiperenflasyona kadar yolu olabilir. Bunu önlemek için piyasaya sürülen paranın talep toparlanmaya başlarken hızla geri çekilebilmesi lazım. Geçmişteki performansımız bunu başarmanın hiç de kolay olmadığına işaret ediyor. Bu inanç enflasyon beklentilerini bir anda artabilir.
Para basmanın eksileri neler? Enflasyon beklentileri ve risk primindeki hızlı yükseliş piyasa faizlerini ve kuru sıçratabilir. Sermaye kontrolü getirelim desek riskleri iyice artırıp ileriye dönük kalıcı bir hasar yaratabiliriz. Bu olumsuz şartlarda verilen parasal destek harcamaları canlandırmak yerine döviz ve altına kaçıp finansal ortamı daha da sıkılaştırabilir.
Peki artılar? Tüm bu tehlikelere rağmen eğer riskler doğru yönetilir, kısıtlı kaynaklar öncelikli alanlara aktarılır, ileriye yönelik doğru sinyaller verilirse ekonomiyi tekrar işler eder hale getirip çok daha derin bir resesyonun önüne geçme şansımız olabilir.
Para basıp ekonomiyi desteklemek ileriye yönelik çok ciddi riskler barındırıyor. Ancak şu anda öncelik hastayı hayatta tutmak. Gönül isterdi ki bu kritik ameliyat öncesi hasta daha sağlıklı olsun, geçmişteki politika hatalar yapılmamış olsun. Ama zaman geçmişi eleştirip hayıflanma zamanı değil. Çok riskli de olsa bu ameliyatı yapmak, önce hastayı yaşatıp sonrasında kalıcı bir hasar bırakmamak için çabalamak gerekebilir. Önümüzdeki riskler korkutucu, ama bu risklerin bilincinde hareket etmek bizi tekrar düzlüğe çıkaracak tek güvenli yol olabilir.
Son söz: “En büyük güvenlik korkuda yatar.” William Shakespeare.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
9.12.2025
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
20.03.2025
6.01.2025
2.01.2022
30.07.2021
3.06.2021