Taha Akyol
Merkez Bankası (TCMB) nihayet cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyarlandı. Önce TCMB kanununda KHK’larla değişiklikler yapıldı, sonra Başkanı ve Genel Müdürlerinin değiştirilmesiyle uyum tamamlandı.
Evvela, merkez bankacılığı uzmanı iktisatçı Prof. Selva Demiralp’ın son atamalarla ilgili tivitini görelim:
“Çok saygın bir uluslararası dergide yayınlanan bir makalede beraber çalıştığım dört TCMB iktisatçısından iki tanesi geçmiş senelerde yurtdışına gitti. Geriye kalan ikisi dün itibariyle görevden alındı. İleriye dönük tablo ortada. Çok yazık.
Merkez Bankacılığı tecrübe ile öğreniliyor. En iyi okuldan doktora da alsanız görev başında pişmeniz lazım. Bunca tecrübeli insanın kızağa çekilmesi çok üzücü.”
SICAK KAVGALAR
İktidarla Merkez Bankası arasındaki gerilimlerin seçimlerle yakın alakası var.
Ağustos 2014’teki Cumhurbaşkanı seçimlerine giden süreçte bu gerilim yaşandı. Merkez Bankası “enflasyon tehlikesi var” diyerek, 29 Ocak 2014’te faizde yükseliş yapmıştı. Başbakan Erdoğan faizi eleştirdi, bu tavrını sürdürdü.
7 Haziran 2015 seçimleri sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tavrını sertleştirdi:
“Bize karşı bir bağımsızlık mücadelesi veriyorsun da başka bir yerlere karşı bağımlılığın mı var? Bir de bunu söyle.’’ (25.2.2015)
“Vatanı satmak, yüksek faizle, yüksek enflasyonla, kötü yönetimle ülkenin ve milletin kaynaklarını heba etmekle olur” (27.2.2015)
Cumhurbaşkanı Erdoğan her şart altında ve sürekli olarak “düşük faiz” tezini savundu, bunun için çok sert ifadelerle Merkez Bankası’nı eleştirdi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise TCMB’nin bağımsızlığını, savundular…
Babacan para politikaları konusunda “tek yetkili Merkez Bankası’dır” şeklinde konuşmalar yaptı. (13.3.2015)
Şimşek’in “Merkez Bankası’na güvenimiz tamdır” diye konuşmaları oldu. (14.2.2015)
Babacan ve Şimşek kabine dışında bırakıldı, Merkez Bankası Kanunu’nda KHK’larla değişiklikler yapıldı, atamalarla yönetim değiştirildi. Artık TCMB’in siyasi irade ile uyumlu çalışması bekleniyor.
ÇATIŞAN TEZLER
Erdoğan döviz ve enflasyon trendleri ne olursa olsun daima düşük faizi savundu, bunun piyasayı ve yatırımları canlandıracağını söyledi.
Babacan, Şimşek ve Merkez Bankası yöneticileri ise, kur ve enflasyonda yükselme eğilimi gördüklerinde bunu frenlemek için faiz artırımıyla TL’yi desteklemeyi savundular.
Modern iktisatta da “faiz” tek başına iyi veya kötü değildir, bir “para politikası aracı”dır: Durgunluk varsa canlandırmak için düşük faiz iyidir. Fakat kur ve enflasyon tırmanıyorsa ekonomiyi soğutmak, milli parayı güçlendirmek için yüksek faiz iyidir.
Merkez Bankalarının hukuken bağımsız kılınmalarının temelinde bu bilimsel tespit vardır.
Osmanlı’dan beri Türkiye’de yüzyıllardır dış ticaret açığı ve ağır dış borçlanma sorunu vardır. “Döviz”in ateşi yükseldiğinde yüksek faizle ‘tedavi’ edilir, 2018’in sıcak yaz aylarında yaşadık bunu..
Bugün enflasyonda ve dünya şartları itibariyle düvizde iniş var, faiz de hesaplı olarak indirilir tabii. Ama TL daima enflasyonun üstünde ve dövizden fazla getirili olmalıdır.
Nitekim 2018 yazındaki kur ve enflasyon patlamasını TCMB faizleri önce yüzde 17’ye ardından yüzde 24’e çıkararak durdurdu. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına güven yaratmak amacıyla “ortodoks iktisatçı” üslubuyla konuşarak şöyle diyordu:
“Merkez Bankası’na ilişkin benim ağzımdan tek kelime duymayacaksınız.” (23.7.2018)
Evet, yüzde 24 faizi kimse eleştirmedi.
MERKEZ BANKASI HAKLIYDI
Merkez Bankacılar kriz bu noktaya gelmeden döviz ve enflasyonu frenlemek için faizde hesaplı artışlar yapmak istemiş, seçimlere canlı ekonomiyle girmek isteyen iktidarın tepkisini çekmişlerdi.
Son Başbakan Binali Yıldırım’ın şu sözleri de bunu doğruluyor:
“Geçmişte fazla açılmıştık şimdi biraz toparlayacağız.” (14 Aralık 2018)
Erdem Başçı ve gecikerek de olsa Murat Çetinkaya ve arkadaşları, seçimler için yapılan bu “fazla açılmayı” frenlemek, krizi önlemek için mücadele etmişlerdi, haklı oldukları anlaşılıyor.
Netice: Bugünkü sistemde Merkez Bankası’nın bağımsızlığı için kanun yetmiyor, anayasaya yazmak lazım.
Değerli okurlarımın bayramını tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025