Yıldıray OĞUR
30 Aralık 1994.
Taksim’de vitrinler ve sokaklar yılbaşı için süslenmiş. Saat:18.30.
Hava artık iyice kararmış.
O zamanki adı Opera Pastanesi olan The Marmara’nın girişindeki ünlü kafe dolmaya başlıyor. Saat:18.30. Mis Sokağı’nda evinden buraya yürüyen duayen sinema eleştirmeni Onat Kutlar giriyor içeriye. Bugün evlilik yıl dönümleri. Eşi Filiz Hanım akşam için kuaföre gitmiş, onu beklemeye başlıyor.
Çevirmen, rehber Yasemin Cebenoyan da bir gün önce doğum gününü kutlamış. Hediyesini vermek isteyen bir arkadaşıyla buluşmak için o da kafede.
15 dakika sonra kafede bir paltonun içine bırakılmış bir bomba şiddetle patlıyor. Yasemin Cebenoyan olay yerinde, Onat Kutlar ise yaralı olarak kaldırıldığı hastanede 11 gün mücadeleden sonra hayatlarını kaybettiler. Onat Kutlar'ın cebinden evlilik yıl dönümü için eşine aldığı kolye çıktı.
Bombayı önce yılbaşında eylem tehditleri yapmış İBDA-C’nin koyduğu iddia edildi. Daha sonra polis bombacı PKK’lıları yakaladı, iki kişi “Turizmi baltalamak için” saldırıyı yaptıklarını itiraf ettiler.
Saldırganlardan Demiz Demir İTÜ Petrol Mühendisliği bölümünün en başarılı öğrencilerinden biriydi. 9.5 yıl hapis yattıktan sonra 2005 yılında yine bir çözüm girişimi olarak tasarlanan ama başarısız olan topluma kazandırma yasasıyla serbest kaldı...
Buraya kadar olan kısmını herkes biliyor. İstanbul’un ortasında, İstanbul elitlerinin, entelektüellerinin, sanatçılarının en gözde mekanı olan bir kafede yılbaşı öncesi en duayen sinema eleştirmenini ve bir çevirmenin hayatına mal olmuş bir bombanın daha fazla siyasi ve toplumsal hasar bırakması teröre, şiddete karşı durulması için bir milat haline gelmesi beklenebilirdi.
Ama öyle olmadı. Bu saldırıyı PKK’nın yaptığını söylemek bile pek şık bulunmuyor.
Öyle ki İnsan Hakları Derneği’nin raporlarında saldırı fail-i meçhul davalar arasında geçiyor. 2003 tarihli raporda şöyle denmiş: “IBDA/C o¨rgu¨tu¨ tarafından u¨stlenildigˆi halde DGM Savcılıgˆı, PKK u¨yesi oldugˆu iddia edilen 20 kis¸i hakkında dava ac¸mıs¸tı”http://ihd.org.tr/images/pdf/2003_yili_insan_haklari_ihlalleri_raporu.pdf
2010 yılında BİANET sitesinde çıkan “O gün ne olmuştu” başlıklı haberde ise saldırıyı İBDA-C’nin üstlendiği hatırlatılıp, uzun uzun örgütün yayın organında çıkan saldırıyı öven yazıdan alıntılara yer verildikten sonra ancak en son cümlede şöyle denmiş; “Ancak saldırıy ı İBDA-C'nin değil PKK'nin yaptığı ortaya çıktı.” http://bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/126910-o-gun-ne-olmustu%20)
Yasemin Cebenoyan’ın ağabeyi, sinema eleştirmeni Birgün yazarı Cüneyt Cebenoyan’ın bu ilgisizlik üzerine yazdığı yazıdan okuyalım:
“Peki, ne biraz içime su serperdi? Bu gelişmeleri herkesin bilmesi ve takip etmesini isterdim. Onat Kutlar’ı öldüren bombayı koymaktan dolayı PKK’nin mahkûm edilmiş olduğunu herkesin bilmesini isterdim. PKK’yle arasına mesafe koymayan siyaset ve kültür insanlarının bu cinayetlerin ağırlığını taşımasını isterdim. PKK’den bu yargı kararına karşı çıkan bir açıklama duymadım. Böyle bir açıklama yapmaya zorlayan bir ortam da yok doğrusu. Hiçbir aydın bu örgütü suçlamazken, PKK’nin çıkıp 'yargı kararının gerçeği yansıtmadığını' iddia etmesi ya da bu ölümlere neden olduğu için 'özür dilemesi'ni beklemek saçma. Ne gerek var durgun suyu bulandırmaya?''
Entelektüeller, aydınlar Onat Kutlar’ın ölümünden PKK’nin sorumlu tutulduğunu, kesinleşmiş yargı kararınca bir PKK militanının hapis yattığını bilmiyor. Bu bilgisizliğin sayısız örneğine tanık oldum. Kutlar’ın çok yakınında bulunmuş, sinemayla, edebiyatla, kültürle son derece ilgili insanlar yargının PKK’yi mahkûm eden kararından habersiz. Onlar bilmeyince ya da yanlış bilince de kimse gerçeği öğrenemiyor. Bunu kabul edemiyorum. Bu bilginin neredeyse sadece bende olması beni zehirliyor.”
Bu satırlar ise, muhtemelen bu gazetede bu köşede böyle bir yazıya konu olmaktan memnun olmayacak kadar karşı mahallede yer alan Cebenoyan’ın 30 Mart seçimleri öncesi Bir gün’e yazdığı yazıdan:
“…Ama herkesin hemfikir olmadığı bazı cinayetler var. Onat Kutlar ve ablam Yasemin Cebenoyan’ın öldürüldüğü, The Marmara Oteli bombalaması herkesi ilgilendirmiyor. Ben ablamın katlini, kendi meselem olarak, tek başıma yaşıyorum.
Cinayetler, o cinayetleri işleyen siyasi örgütlerle ilişkimizde genellikle belirleyici rol oynar. Siyasi görüş ayrılıklarımız bir yana, en temel düzeyde aramızda bir duvar oluşur. Yakınlarımızı katleden siyasi örgütlere gidip de oy atmamız söz konusu olmaz. Eğer o cinayetin hesabını vermiş, özrünü dilemiş ve değiştiklerini kanıtlamışlarsa durum değişebilir elbette ama bunlar olmadan, sevdiklerimizin katilleriyle yan yana duramayız. Durursak vicdanımız sızlar. Durursak, kendimiz olamayız. Durursak sevdiklerimizi inkâr etmiş oluruz.'
Onat Kutlar ve Yasemin Cebenoyan’ı öldüren bombalı eylemi PKK düzenledi. Bu kanıtlandı. PKK ve BDP’ye bu cinayetin özrünü dilemesi için çok şans tanıdım. Bir ses gelmedi. Gelen sesler ya 'kes sesini' tarzındaydı, ya 'seninki de bir şey mi?' cinsindendi ya da 'hakikatleri araştırma komisyonları kurulunca düşünürüz' şeklindeydi.
Benim anlamadığım şey şu: Neden benim meselem sadece benim meselem olarak kalıyor? Neden benim ablamın öldürüldüğü eylem benim en yakınımdaki insanların, arkadaşlarımın bile tavrını etkilemiyor? Nasıl olup da gidip HDP’ye ve Sırrı’ya gönül rahatlığıyla oy veriyorlar ve hatta benim de içinde bulunduğum gruplara 'Haydi oylar HDP’ye' tarzında mesajlar gönderiyorlar? Ben mi yanlış yapıyorum? Ben mi kişiselleştiriyorum? Ben mi anlamıyorum? Lütfen anlatın, anlamıyorsam. Senin ablanı PKK öldürmedi diyorsanız, yazın bir yazı, beni ikna edin PKK’nin öldürmediğine. Senin ablanın ölümü, Türkiye’nin esenliği için gerekliydi diyorsanız anlatın bana, neden gerekli olduğunu. PKK/BDP/HDP bu ve benzeri cinayetlerin hesabını verdi, özrünü diledi diyorsanız, ne zaman verdi, ne zaman diledi anlatın. Vermesi gerekmiyor diyorsanız, neden vermesi gerekmiyor, anlatın. PKK başka, BDP başka, HDP bambaşka diyorsanız, onu da anlatın.
Ben mi bu kadar önemsizim, Onat Kutlar mı bu kadar önemsiz, Yasemin mi bu kadar önemsiz ve daha sayısız masum kurban mı? Bazı cinayetler herkesi, bazıları ise sadece mağdurlarını mı ilgilendirir? Lütfen anlatın. Ki anlayayım, nasıl HDP’ye gidip oy verebildiğinizi ve bana da HDP’ye oy ver çağrısında bulunabildiğinizi...”
Cüneyt Cebenoyan 7 Haziran seçimleri öncesinde de Twitter’ına şöyle yazmış: “ablam Yasemin yaşasaydı, PKK öldürmeseydi onu, bu konjonktürde oyunu HDP’ye verirdi.”
Peki şimdi nasıl oluyor da o kafede bir 30 Aralık günü böyle bir bombanın hedefi olabilecek insanlar silahlara, bombalara karşı bu kadar duyarsız kalabiliyor, PKK’nın şiddetini eleştirmek nasıl oldu da o kafenin müşterileri arasında pek de şık bulunmamaya başladı?
Nasıl oldu da PKK’nın siyasi kanadı olan bir parti o kafenin müşterilerinin birinci partisi haline geldi?
Sanatçılar, yazarlar nasıl oluyor da PKK’nın saldırılarından Erdoğan’ı sorumlu tutan deli saçması bildirileri bile imzalayabiliyor ama PKK’yı eleştiremiyor. Ne ara şiddet etrafına böyle bir zırh kuşandı?
Tabii ki Erdoğan ve AK Parti karşıtlığından gözün dönmesinin bunda payı büyük.
Ama aynı zamanda bunun arkasında Türkiye’de bu çevrelere egemen olan sol kültürün bir parçası olan ve hiçbir zaman da tam olarak yüzleşilmemiş devrimci şiddetle mesafesizlik var. İstanbul’un ortasında bu kadar silahlı örgüt bunca yıldır medya, sivil toplum ve siyasetteki bu gönül ortaklıklarının destekleriyle varolabiliyor, eylemlerini meşrulaştırabiliyor, hak mücadeleleri verebiliyor.
Özellikle Batı’da entelektüeller arasında Kürt meselesindeki geç aydınlanma, yanlış bilgiler ve siyasi yorumlarla eş oluşan duyarlılıklar, PKK’yı anlamak, mazur görmek, anlayışla karşılamada ciddi sapmalara neden oldu.
Kürt siyaseti Türk solunu da uzun bir süredir kalabalıkları, imkânlarıyla hegemonize etti. AKP’den kaçan, cemaate tam kapağı atamamış liberal solcular da bir direniş mevzisi olarak PKK’nın yanına atıverdiler kendilerini.
Gezi’yle birlikte büyüyen AKP nefreti ve “ne olursa olsun bunlar gitmeli'' arzusuyla birleşince bütün dengeyi bozabilecek Kürt siyaseti, asla eli bırakılmayacak müttefiklere döndü.
En ufak bir eleştiriye bile tahammülü olmayan, birden sizi “Devletin diliyle konuşmak”, “içindeki milliyetçiliğin ortaya çıkmasıyla” suçlayabilecek bu alıngan müttefiklerin kalbini üç beş infaz, birkaç canlı bombalı saldırı, asker, polis cinayeti için kırıp, esas büyük düşmana karşı müttefikliklerini kaybetmeye lüzum yok diye düşünüyor bu kesimler.
Vicdani redden, eşcinsel haklarına kadar her konuda en ilerici pozisyonları savunan kesimlerin bu kadar açık bir şiddete karşı bu tahammülleri, tavırsızlıklarının arkasında böyle bir bagaj var.
O yüzden PKK’yı eleştirmek, AKP’yi eleştirmekten bu çevrelerde daha zor, riskli ve artık hiç popüler değil.
O yüzden İstanbul’un ortasında elitlerin gittiği bir kafede 20 yıl önce patlamış bir bombayla kaybolan hayatlar kimsenin artık umurunda değil. Benzer bombalar artık uzaklarda patlıyor nasıl olsa.
Kimse hatırlamak istemese de Onat Kutlar ve Yasemin Cebenoyan’ın hatıraları ve bize hatırlattıkları için…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026