Yıldıray OĞUR
B’Tselem, 1989 yılında İsrailli milletvekilleri, akademisyenler, avukatlar, doktorlar tarafından kurulmuş bir insan hakları örgütü. Adı, Eski Ahit’teki “Bütün insanlar Tanrı suretinde yaratılmıştır” (b'tselem elohim) ayetinden geliyor.
32 yıllık tarihleri boyunca “vatan hainliği” suçlamalarına aldırış etmeden, isimlerinin hakkını vererek, Batı Şeria ve Gazze’de İsrail’in insan hakları ihlallerini raporlamayı sürdürmüşler. B’Tselem’in başında Yahudi Soykırımı’ndan kaçıp İsrail’e yerleşmiş Polonyalı bir aileden gelen LGBT ve insan hakları aktivisiti Hagai El-Ad var.
En son Ocak ayında yayınladıkları İsrail’in Filistin bölgelerindeki insan hakları ihlalleri raporunda, İsrail’e “apartheid rejim” dediler:
“İsrail egemenlik sürdüğü tüm bölgelerde (Yeşil Hat, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze Şeridi) bir halkın (Yahudi) başka bir halka (Filistinliler) üstünlüğü esasına göre hareket ediyor. İsrail rejimi bir apartheid rejimidir ve bir gün ila bir gece arasında kurulmamıştır. Bilakis zamanla kurumsallaşan bir yapıdır.”
Bu ağır suçlamayı raporda da bırakmadılar.
Kudüs’te başlayan olaylar sonrası İsrail Gazze’ye saldırıp, Hamas roketleri İsrail şehirlerini vururken Haaretz gazetesine ilan verip bir kez de orada İsrail’e “apartheid rejim” dediler.
Netanyahu’nun oğlu, sağ siyasetçiler onlara içinde “ihanet”, “Hamasçılık”, “terörizm”, “anti-semitizm” geçen kelimelerle saldırıyor.
Ama ne Hagai El-Ad tutuklandı ne de B’Tselem ve onların ilanlarını yayınlayan Haaretz kapatıldı.
Çünkü İsrail Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilere karşı apartheid bir rejimken, aralarında Filistinlilerin de olduğu kendi vatandaşlarına karşı hala bölge standartlarının çok üstünde ileri bir demokrasi.
Hatta başbakanken yolsuzluk soruşturmalarından mahkeme önüne çıkartılmış Netanyahu ve ona destek veren İsrail aşırı sağı Kudüs’te gerilimi tırmandırmasaydı muhtemelen bugün İsrail’i içinde koalisyon pazarlıklarında kilit konuma yükselen Arap partilerinin de olduğu bir koalisyon hükümeti yönetiyor olacaktı.
İsrail’in içeriye ileri demokrasi, dışarıya apartheid rejimi şizofrenik hali sadece Filistinlilere hayatı zindan etmiyor, aynı zamanda bölgedeki bütün demokrasi ve insan hakları söylemini de zehirliyor, otoriter rejimlere benzin oluyor.
Bu da ortaya bambaşka çelişkiler, çifte standartlar çıkarıyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik gaddarca saldırılarına karşı dünyadaki en büyük gösterilerden biri önceki gün Londra’da yapıldı. Aralarında İşçi Partisi’nin eski lideri James Corbyn’in de olduğu 100 bin kişi Londra’daki İsrail Büyükelçiliği’ne yürüdü.
Gösteriden kameralara takılan bir fotoğraf ise tartışmalara neden oldu.
Bazı Filistin orijinli göstericiler yürüyüşe Saddam fotoğrafı basılmış tshirtlerle katılmışlardı.
İsrail’in Gazze’deki katliamlarını, Enfal ve Halepçe katliamlarının faili Saddam tshirüyle kınamak dışarıdan bakanlara garabet gibi görünse de Filistinliler için pek öyle değil.
Çünkü Saddam bütün iktidarı boyunca Filistin davasının güçlü bir savunucusu oldu.
Körfez Savaşı’nda ülkesi saldırı altındayken kameraların önüne kendisine desteğe gelen Arafat’la kucaklaşırken çıkmıştı.
2003’te ülkesi işgal edilirken televizyonlara çıkıp bunun arkasında İsrail’in ve Siyonistlerin olduğunu anlattı.
Hatta mahkemede hakkındaki idam kararını okuyan hakime, “İsrail’in köpeği”, “İsrail’e attığım roketler mi seni rahatsız etti” diye defalarca bağırdı.
Hala Batı Şeria’da üzerinde fotoğrafı olan bir anıtın da olduğu bir caddenin adı Saddam.
Ne tuhaftır ki Saddam’ın baş düşmanı İran da İran-Irak savaşı sırasında Saddam’ı ABD ve İsrail’in adamı olmakla suçluyordu.
Geçen aylarda Londra merkezli Suudi Arabistan’a yakın Şarkul Avsat gazetesinin yayınladığı, 2005’e kadar Suriye’nin iki numaraları adamı olan Haddam’ın hatıralarında ilk kez ortaya çıkan 1990’da Saddam ve Rafsancani arasında Arafat’ın postacısı olduğu mektuplaşmalarda, savaşan iki lider birbirine “Bizim savaşımız İsrail’e yarıyor, Filistinliler için birleşmeliyiz” diyerek barış mesajları göndermişlerdi.
Filistin’in bir dava ve bahane olarak bölgedeki ülkeler ve otoriter rejimler tarafından kullanılmasının tarihi ise çok daha eski.
1948 Arap-İsrail savaşında, Arap ordusunun ağır bir hezimete uğramasından sonra 23 Temmuz 1952'de Mısır Ordusu'ndan subayların Kral Faruk yönetimini devirip yönetime el koyma gerekçelerinin başında Filistin’in kurtuluşu geliyordu.
Darbeyle iktidara gelen Nasır’ın Arapları kendisine hayran bırakan en kararlı sloganlarından biri de “Üç Hayır”dı: “İsrail’le barışa hayır, İsrail’i tanımaya hayır, İsrail’le müzakereye hayır”.
Nasır’ın Filistin davasına inancı sadece hamaset düzeyinde de kalmadı, 1967’de Arap ordularıyla Filistin için İsrail’le savaştı. Savaşın sonunda Kudüs tamamen İsrail’in oldu.
1969’da Libya’da genç albay Kaddafi, Kral es-Senusi’yi devirdiğinde darbenin gerekçe listesinin en üst sıralarında Kudüs’ün düştüğü 1967 savaşının intikamını almak ve Filistin’i kurtarmak yer alıyordu.
Kaddafi de devr-i iktidarında Filistin davasının en güçlü savunucularından biri oldu.
Hatta 2011’de Bin Ali ve Hüsnü Mübarek devrildikten sonra, Arap Baharı için Filistinlileri İsrail sınırlarında toplanmaya çağırıyordu.
Ülkesindeki protestoculara “karafatmalar” diye hakaret ederken, kendisine yönelik saldırıların arkasında da İsrail’in olduğunu söylüyordu.
Beşar Esad da 10 yıllık Suriye iç savaşı sırasında her açıklamasında ülkede olan biten her şeyin arkasında İsrail’in olduğunu iddia etti, kendisine karşı ayaklanma ve savaşın amacının Suriye’nin Filistin’e desteğini kesmek olduğunu söyledi.
Bölgede İsrail’den daha fazla Müslüman kanı akıtmış İran rejimi, kurulduğu andan itibaren kendisini Filistin davasının hadimi, Siyonistlerin baş düşmanı olarak gördü. Kasım Süleymani’nin başında olduğu ordunun adı o yüzden Kudüs Ordusu. Rejimin içeride en tutan söylemi hala İsrail’le mücadele ve Filistin davasına destek.
O yüzden aralarında Humeyni’nin eski başbakanlarının dahi olduğu muhaliflere yöneltilen en büyük suçlama İsrail’in adamı olmak.
Filistin davasının iç politikadaki bu işlevsel kullanımının son örneğini bugünlerde Sisi’nin Mısır’ı veriyor.
2013’de Suudi Arabistan ve BAE destekli olduğu artık açık olan bir darbeyle işbaşına gelen ve Körfez parasıyla iktidarını sürdüren Sisi, İsrail’in son Kudüs ve Gazze saldırıları karşısında şaşırtıcı bir tavır aldı.
Mısır’la Gazze’yi birleştiren Refah Sınır Kapısı açıldı. Sisi resimli yardım kamyonları Gazze’ye girdi, Mısır Sağlık Bakanlığı’nın ambulansları Gazze’den yaralıları Mısır’a taşıdı. Sisi rejimine yakın medyada İsrail’e karşı sert bir dil kullanılıyor. Sisi’nin emrindeki El Ezher imamları Kahire’deki Cuma Hutbelerinde İsrail’e ve ona ses çıkarmayan diğer Müslüman liderlere ateş püskürüyor.
Mısır’ın Körfez cephesinden bu olayda ayrılmasının güçlü dış politika gerekçeleri var.
(Bunun iyi bir analizi için Deniz Baran’ın yazısı okunabilir. https://serbestiyet.com/haberler/analiz-misir-filistin-krizinde-suudi-arabistan-ve-bae-ile-neden-ters-dustu-59833/)
Ama herhalde bu tavrın arkasında içeride eli sopalı büyük bir yoksulluk ve yolsuzluk rejimi kurmuş Sisi’nin halkın gönlünü bir nebze olsun kazanma arzusu da var.
BAE, Bahreyn, Umman, Sudan, Suudi Arabistan’ın kamuoyunun ne dediğini dikkate almasına gerek yok. Ama Mısır öyle değil.
Darbeci eli kanlı bir yönetim işbaşında olsa da 90 milyon nüfuslu Mısır’da kamuoyu diye tümden rızası kaybedilmemesi gereken bir kitle var.
Ve Filistin davasına sahip çıkmak Müslüman vicdanlarında haklı olarak karşılık buluyor.
İsrail’in Filistinlilere gaddarlığı bambaşka gaddarlıklara da meşruiyet sağlıyor.
Üstün silahlarla şehirleri bombalayıp çocukları öldürmek biçimindeki gaddarlık karşısında başka gaddarlıklar hükümsüz kalıyor.
Buna karşı çıkmak, daha başka gaddarlıklarla malul yönetimlere ahlaki meşruiyet kaynağı oluyor.
O rejimlerin destekçileri bir çeşit plasebo etkisiyle İsrail’e karşı çıkarak, kendilerini iyi hissediyorlar. Kendi ülkelerindeki rejimlerin günahlarından kaçıyor, onların o kadar da büyük günahlar olmadıklarını düşünmeye başlıyor, en azından böyle bir gaddarlığa karşı çıkan bir yönetimi destekliyor olmak ahlaken duruşlarını meşrulaştırmalarına yarıyor.
Batılı ülkelerin İsrail’in rutinleşen gaddarlıkları karşısındaki geleneksel çifte standartlı tutumları, demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin aslında zaten olmadığı hissine neden oluyor. Bu değerlerin birer manivela, oyuncak, silah olduğu argümanını güçlendiriyor. Bu da ayrıca başka gaddarlıkların, hukuksuzlukların meşruiyetinde kullanılıyor.
Yani İran rejimi, Kaddafi, Esad ailesi ve Saddam gerçekten de devr-i iktidarlarında İsrail’e karşı çıktılar, Filistinlilere destek verdiler. Filistinli örgütlerin silahları bu ülkelerden geldi, Filistin davasının hep güçlü savunucuları oldular.
Ama aynı zamanda Filistin davasını, kendi ülkelerinde başka günahların üzerini örtmek için kullandılar, kitlelerin rızasını böyle elde tutmaya çalıştılar.
Günün sonunda hem Filistinliler zayıf ve sahipsiz kaldı, hem de İslam dünyasında halk, sivil toplum kendi iktidarları karşısında zayıf düştü.
O yüzden Körfez ülkelerinden başlayan yeni bir dalgayla otoriter rejimler Netanyahu gibi birinin yönetimindeki İsrail ile dost olmaya başlayınca halkın ne dediği kimsenin umurunda olmadı.
Belki de bir apartheid rejimine dönen İsrail dışında, Filistin davasının bir bahane olarak kullanılmasına da karşı durmak gerekir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026