Yıldıray OĞUR
Bir sokak röportajında AK Partili olduğunu söyleyen kadına küfreden “teyze”nin kombiniyle sandığa giden Melek Mosso, Tekirdağ’ın AK Partili Süleymanpaşa Belediyesi’nin Kiraz Festivali’nde sahne aldı. Tepkilere rağmen Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, konseri iptal etmedi.
Konserden önce 34 yaşındaki Mosso, samimi ve iyi yazılmış bir özür metnini paylaşmıştı.
Konserde de bu pişmanlığını ve özrünü konseri izlemeye gelen, muhtemelen çoğu bu tartışmalardan habersiz kalabalığa karşı tekrarladı.
Hatta bir adım ileri gidip “Cumhurbaşkanımız” dediği için bu kez muhalifler tarafından eleştirildi.
AK Partili başkan Cüneyt Yüksel’e sarıldı, konseri iptal etmediği için ona teşekkür etti, Yüksel de onun elini öptü.
İşte konserin bu görüntüleri sosyal medyaya düştüğü andan bu saate kadar başını iktidara yakın gazetecilerin çektiği bir grup “Cüneyt Yüksel Kovulsun” kampanyası yapıyor.
En son FETÖ’cü ilan edilmesine ramak kalmıştı.
Baskılar artınca başkan Yüksel de bir özür metni yayınladı:
“…Konseri iptal etmenin, toplumsal ayrışmayı körükleyen bir eylem olacağı, farklı polemiklere zemin hazırlayacağı düşüncesiyle etkinliğe devam etme kararı aldık. Konser gecesi, sahne alan Mosso, ilk şarkısından sonra yüz binlerce kişinin önünde, yaşananlardan duyduğu üzüntüyü dile getirerek özür dilemiştir. Ayrıca bilinmesini isterim ki, özür sonrasında sahnede yaşananlar, sahne öncesindeki duygu yoğunluğunun yansımasıdır. Bundan dolayı üzdüğüm veya kırdığım teşkilat mensuplarımız varsa her birinden özür diliyorum. Lütfen hakkınızı helal edin.”
Binlerce insanın izlediği konserin görüntülerine bakılırsa Süleymanpaşalılar sosyal medyadaki AK Partili gazeteciler kadar meseleyi umursamamış ve eğlenmiş.
Tekirdağ’ın üç AK Parti milletvekilinden biri olan Mestan Özcan da konserin yapılmasına zaten böyle destek vermişti:
“Müzik evrenseldir. Seçim bitti, siyasete gerek yok. Biz eğlenmek istiyoruz, çok yorulduk.”
Tekirdağ yerel medyası da konuyla Akit ya da Yeni Şafak kadar ilgili değil. Tartışmalarla ilgili yapılan bir haberin başlığı Tekirdağ’daki havayı özetliyor: “Uzaklardan gelen tepkiler.”
Ne de olsa Trakya’daki hayat, Anadolu’dan farklı.
Oranın AK Partilileri de öyle.
Trakya’nın AK Partilileri CHP’lilerin ve muhaliflerin çoğunlukta olduğu bir şehirde yaşıyorlar.
Birlikte yaşama tecrübeleri daha fazla.
Birlikte yaşamak için daha esnek olunması gerektiğini biliyorlar. O esneklik uzaktaki bazı AK Partililere ise “eziklik” gibi görünüyor.
Ama 34 yaşında bir şarkıcının özür dilediği hatasının üzerine gitmemek, ona özür diletmek ve sonra hep birlikte eğlenmek çok da eziklik değil sanki.
Birlikte yaşamak herkesi eğitiyor.
Muhtemelen Melek Mosso ve bu olayı izleyen meslektaşları, AK Partili dinleyicileri de olduğunu bir daha hiç unutmayacak.
AK Partili başkan ise olgun davranarak ergen bir sosyal medya şakası uğruna şehrin gençlerini bir konserden alıkoymadığı için yaşadığı şehirde takdir görecek.
Bu takdirden memnun olmak da eziklik değil.
Çünkü Tekirdağ gibi bir ilde seçim kazanmak gibi zoru başarmış bir siyasetçi ile İstanbul ve Ankara’da konfor alanlarında yaşayan tavizsiz ve atarlı İslamcı AK Parti elitleri arasında bir fark var.
Tekirdağ’daki AK Partili başkan, karşı tarafta kaya gibi değişmez bir düşman kütlesi değil, hala ikna edilmesi gereken potansiyel seçmenler görüyor.
Sadece seçim sonuçlarına bakmak bile uzaktan eziklik olarak görünen alttan almanın rasyonalitesini görmek için yeterli.
2002’den bu yana AK Parti, referandumlar dahil hiçbir seçimi Tekirdağ’da önde bitirmemiş. Ama Tekirdağ’da hep yüzde 30’un üzerinde kalmayı da başarmış.
2019 yerel seçimlerinde Süleymanpaşa dahil üç ilçe belediyesi kazanmış.
Yani Türkiye ortalamasına benzemeyen “ezik” AK Partililik işe yaramış.
Tam da bu yüzden Süleymanpaşa Belediye Başkanı’na AK Partili gazeteciler, sosyal medya karakterleri ateş püskürürken, AK Parti kurmaylarından bir ses çıkmadı.
2019 yerel seçimlerinde 150 bin seçmenin olduğu Süleymanpaşa’da AK Parti adayı Yüksel, başkanlığı CHP’li adayın önünde sadece 1000 oyla kazanmış.
Tekirdağ’da AK Parti’nin kazandığı bir diğer ilçe olan Hayrobulu’da CHP ile fark sadece 150’ymiş.
Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde Süleymanpaşa’da Kılıçdaroğlu yüzde 64 almış.
Kılıçdaroğlu’nun yüzde 60 aldığı Tekirdağ ortalamasının bile üstünde.
Yani 4 yıl önce yüzde 48 ile seçilen AK Partili belediye başkanı, 2023’de yüzde 36 alan Erdoğan’dan daha fazla oy almış.
Anlaşılan son seçimlerde Kılıçdaroğlu’na oy verenlerin bir kısmı belediye seçimlerinde AK Parti’ye vermişler.
Belki 2024 seçimlerinde tekrar AK Parti’ye oy verirler. Ya da CHP’ye dönerler.
Yani özetle; Kiraz Festivali’nde ilan edilmiş konseri sosyal medya tartışması için iptal etmek gibi ideolojik sekterlikler yapılabilecek bir yer değil Süleymanpaşa.
Çünkü analizcilerin streotype Türkiye’sine pek uymasa da burada elleri hem altı oka hem ampula gidebilen seçmenler yaşıyor.
Zaten ülkedeki ortalama siyasi analizlere bakılırsa Türkiye’de Süleymanpaşa diye bir yer olmaması gerekirdi.
Ama var.
Üstelik tekil bir örnek de değil.
Datailor Araştırma direktörü Ahmet Turhan Han’ın paylaştığı verilere göre 2019 yerel seçimlerinde AK Parti ve MHP’nin belediye kazandığı 90 ilçede 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu yüzde 50’yi geçti.
Bu ilçelerin 26’sında Kılıçdaroğlu, HDP desteğiyle bu oy oranlarına ulaştı.

Bu ilçeler arasında İstanbul’un Beyoğlu, Üsküdar, Çatalca, Eyüp, Silivri, Tuzla ilçeleri, Ankara’nın Etimesgut, Mamak ilçeleri, İzmir’in Bayındır, Bergama, Aliağa ilçesi, Antalya’nın Alanyası gibi halen AK Partili ve MHP’li belediyeleri olan büyük ilçeler var.
2019 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı 56 ilçede ise 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan yüzde 50’nin üstüne çıktı.
Bu ilçeler arasında Ankara Elmadağ, Amasya Merzifon, Manisa Turgutlu, Rize Fındıklı da var.

2019 yerel seçimlerinde İYİ Parti’nin kazandığı 19 ilçeden 12’sinde de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan önde çıktı.
Seçim sonucu analizlerde CHP hatta dört muhafazakâr parti kadar okların hedefi olmayan İYİ Parti’nin seçmenlerini Kılıçdaroğlu’na taşımada ciddi sorunlar yaşadığının bir başka göstergesi bu tablo.

Benzer durumda sarı ile kırmızı arasında “salınan” büyükşehirler ve iller de var.
Mesela AK Parti’nin 2019’da yüzde 47 ile İYİ Partili ortak adaya karşı kazandığı Balıkesir’de 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu yüzde 52 ile birinci çıktı. (Sonra o İYİ Partili ortak aday da sonra AK Parti’ye geçti. )
2019’da CHP’nin eski AK Partili belediye başkanıyla yüzde 55 ile kazandığı Hatay’da ise Erdoğan yüzde 50 ile Kılıçdaroğlu’nu geride bıraktı.
2019’da AK Parti’nin yüzde 50 aldığı Denizli’de, 2023’de Kılıçdaroğlu yüzde 53 aldı.
Şehir merkezlerinde CHP’li belediyelerin olduğu Bolu, Kırşehir ve Bilecik şehir merkezlerinde bu kez Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu geçti.
AK Partili belediyenin yönettiği Manisa’da Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun sadece 0,4 önünde çıktı.
Yani 2024 yerel seçimleri bu illerde ve ilçelerde heyecanlı geçecek.
Tabii iki seçimde de farklı ittifaklar oldu. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde geriye iki aday kaldı. Yani sonuçlar seçimlerde yine iki bloklu ittifaklar kurulması halindeki muhtemel sonuçları gösteriyor.
Ama bu rakamlar bu şehirlerin oyunu değiştirme eğilimlerini ortaya koyuyor. Bu şehirlerde değişmez sarı ve kırmızı kuvvetler yaşamıyor.
Yani bu iller ve bu ilçeler, seçimden bu yana yapılan kutuplaşmış Türkiye analizlerindeki illere ve ilçelere pek benzemiyorlar.
Çünkü artık Türkiye siyasetinde de artık sadece kırmızı ve sarı iller yok, bizim de “salıncak şehirler”imiz “swing state”lerimiz var.
Ve seçimin sonucunu esas buralar belirliyor.
Türkiye’deki sarı ve kırmızı iller gibi, ABD seçim haritasında da rengi asla değişmeyen mavi ve kırmızı eyaletler var.
1974’den beri her başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi adayı desteklemiş kırmızı Cumhuriyetçi eyaletler, yine 1974’den bu yan aday kim olursa olsun Demokratları tercih etmiş eyaletler var.
Reagan ya da Obama gibi orijinal, karizmatik adaylar dışında bu eyaletlerin renginin değişmesi mümkün olmamış.
O yüzden iki partide de enerjilerini kırmızı ve mavi eyaletler yerine “swing state”lere yani “salıncak eyaletler”e harcıyorlar.
Sayıları zamanla artan o 12 salıncak eyalet: Wisconsin, Pennsylvania, New Hampshire, Minnesota Arizona, Georgia, Virginia, Florida, Michigan, Nevada, Colorado, North Carolina ve Maine.
Bu eyaletlerin tam bir renk tercihi yok. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar buralarda başa baş.
Bazen renk kırmızı ve bazen mavi oluyor.
Ve seçimin sonucunu da bu “swing state”lerden kaçının kırmızı ya da maviye döndüğü belirliyor.
Hatta seçim sonuçları açıklanırken herkesin gözü bu eyaletlerin kararında oluyor.
Bu “swing state”lerdeki oy değişiminin demografik, ekonomik pek çok açıklaması var.
Florida’yı alabilmek için Latin Amerikalıların, Georgia için siyahların oylarını alman gerekiyor, Güneyli demokratlar daha Hristiyan ve beyazlar, Cumhuriyetçiler için onların oyunu almak daha kolay..
Seçimler ve seçmenler üzerinde ayrıntılı, derinlikli analizler yapılıyor, eyaletler kendilerine özgü politik karakterleri ile kategorize ediliyor: Orta Atlantik, Ortabatı, Derin Güney, İncil Kuşağı vb.

Türkiye’deki seçimlere de artık partilerin bu gözle bakmaları gerek.
Her ne olursa olsun Sivas, Yozgat, Kayseri, Malatya nihai kararını değiştirmeyecek, seçimlerde bu şehirler sarı olarak kalacak.
Edirne, Muğla, İzmir de kararlarını değiştirmeyecekler, buralar da kırmızı kalacak.
Diyarbakır, Batman, Van da mor kalacak.
Bu Sivaslıları ya da Muğlalıları bağnaz yapmıyor. Kafayı buraya takmaya gerek yok.
Çünkü seçimin sonucunu buralar değil, Türkiye’nin “swing state”leri belirliyor.
2011’den 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadarki Türkiye seçim haritalarına bu gözle bakınca bizim salıncak şehirlerimiz hemen görülüyor.
Türkiye’nin kararını değiştirebilen, rengi belirsiz şehirleri: İstanbul, Ankara, Hatay, Adana, Mersin, Antalya, Balıkesir, Çanakkale, Burdur, Denizli, Manisa, Sinop, Giresun, Artvin, Bolu, Kocaeli, Isparta, Ordu, Samsun, Zonguldak.
Salıncak ilçelerin bir kısmı da yukarıdaki listelerde mevcut.
Bu şehirlerin toplam nüfusu Türkiye’nin yüzde 50’sini geçiyor.
Yani bu şehirlerde seçimi alan, Türkiye’yi de alıyor.
Sosyal değişimler kısa ömürlü fani insanlar için yavaş yaşanıyor, sanki hiçbir kaya yerinden oynamıyormuş, seçimlerde sonuç hiç değişmeyecekmiş gibi görünüyor.
Halbuki son 10 yılda özellikle şehir merkezlerinde, büyükşehirlerde etkileri bir seçimlik olmayacak kalıcı tektonik hareketler yaşanıyor.
Uzun süre rengi sarı olan İstanbul ve Ankara, 2017, 2019 ve 2023’de kırmızılaştı. Seçim sonucunu değiştirecek kadar koyu bir kırmızı değildi bu ama fark her seçimde açılıyor.
1999 yılında Fazilet Partili başkan seçen ve 25 yıldır bu kararını sürdüren Üsküdar’da son seçimde Kılıçdaroğlu, 40 yıldır Üsküdar’da oturan Erdoğan’dan yüzde 5 daha çok oy aldı.
Konya’da son seçimde 100 bin seçmen daha muhalefet saflarına geçti, 46 yıl sonra CHP Rize’den milletvekili çıkardı.
Bu değişimin ana motoru partiler ya da adaylar değil. Hayatın kendisi.
Sosyal ağlar, internet herkesi benzeştiriyor, hızlı modernleşme, ondan da hızlı yaşanan sekülerleşmeden Konya da Üsküdar da Rize de nasibini alıyor. Netflix, TikTok, Instagram’ın yarattığı ortak kültürün bir alternatifi de yok.
Yeni nesiller doğrudan bu değişimin içinde doğuyor artık.
Kuşaklar arasındaki bağları koparan demografik bir değişim bu.
AK Parti, İslami çevreler, muhafazakârlar bu değişimin yönünü belirlemek iddiasını uzun yıllar önce kaybetti. Bu değişimi belirleyecek kültür, sanat, eğitim, alternatif bir sosyal hayat üretemeyecek kadar bir lümpenleşme yaşandı.
Milliyetçilik bile bu açığı kapatamıyor. Muhafazakarların son 10 yılda ürettiği yeni nesli heyecanlandıran tek şey İnsansız Hava Araçları.
Ama hayat da SİHA’larla fotoğraf çektirerek geçmiyor.
Ama değişimin yönünü değiştiremeyince, değişime ayak uydurmaya çalışıyorlar. Sadece son beş yılda AK Partili belediyelerin düzenlediği festivallerin ve konserlerin videolarına şöyle bir bakmak yeterli.
Vatandaşlarını memnun etmek isteyen AK Partili belediyeler İslamcı şairlere şiir dinletileri yapmak yerine, Melek Mosso konseri düzenliyorlar.
Çünkü AK Parti, zannedildiği gibi ideolojik, sekter bir parti değil, tam tersine Türkiye’nin ideolojisi en belirsiz, açık ara en pragmatik partisi.
Parti elitleri, medya figürleri, İslamcı kanaat önderlerinin zaman zaman görünür olan sekterlikleri de dini ya da ideolojik değil.
Melek Mosso, sandığa kırmızı Teknofest ceketiyle gitseydi, giydiği kıyafet ya da AK Partili bir başkanın ona sarılması hiç mesele olmazdı.
Bu esneklikle AK Parti, entelektüel elitleri ve medyasıyla olmasa da alandaki siyasetçileriyle yaşanan hızlı modernleşme ve sekülerleşmeye ayak uyduruyor, seçmenlerini tutmayı başarıyor.
Tekirdağ’daki AK Partili belediye başkanı Tekirdağ’a gidecek bir AK Partilik yapıyor.
Yani muhalefet için bu olaydan örnek alınacak AK Partili gazetecilerin sekterliği değil, tepkilere rağmen AK Partili Süleymanpaşa Belediyesi’nin Melek Mosso konserini yapma esnekliği.
Çünkü muhalif seçmenler haklı olarak sabırsız olsa da 50 yıldır yerinden oynamamış kayalar hemen yerinden oynamıyor.
O kayaları yerinden oynatması için bir Superman bekleyenler de yanılıyor.
Siyasetçiler bu sosyal değişim ivmesini hızlandırabilir, onun üzerinde sörf edebilir, katılıklarını yumuşatıp esneyebilir ama değişimin kendisi olamazlar, dev kayaları yerinden oynatamazlar.
Şimdi seçimi kaybettiği için yaptığı herşey yanlış ilan edilen Kılıçdaroğlu’nun helalleşme siyaseti böyle bir çabaydı.
Bu değişimin hedefi tabii ki İsmailağa Cemaati, Menzil ya da rengi asla değişmeyen sapsarı şehirler değildi.
Kararını değiştirebilen şehirlerde yaşayan modernleşmiş, sekülerleşen ama siyaseten eli CHP’ye gitmeyen, AK Parti’nin hala esnekliğiyle tuttuğu kitlelerdi.
CHP’nin ve muhalefetin bu saatten sonra yapacağı en büyük yanlış bir seçim yenilgisinin faturasını siyasi esnekliğe, ittifaklara kesmek, sekterliğe dönmek, “biz bir şey yapmayalım iyi bir aday bulalım o yapsın” gibi kestirme yollarla menzile varacağını zannetmek olur.
80 milyonluk bir ülke iyiler-kötüler, köylüler-şehirliler, eğitimliler-cahiller gibi demode, üstenci ayrımlarla anlaşılamaz.
Köylülerin içinde eğitimliler, cahillerin içinde şehirliler hepsinin içinde iyiler ve kötüler var.
80 milyon insanı anlamak için daha fazla veri setine, daha özel analiz araçlarına, daha spesifik adlandırmalara ihtiyacımız var.
Tekirdağ’a “laik, Trakyalı, CHP’liler” dediğinizde Süleymanpaşa’daki AK Partili belediyeyi anlayamazsınız.
Yarın Tekirdağ’daki AK Partili belediyelerin sayısı arttığında da “para dağıttılar”, “hile yaptılar” diyip işin içinden çıkarsınız.
Bu anlama çabası her gün bir televizyonda ya da bir Youtube programında şahsileşmiş siyasi kavgaları için beş saat konuşan akademisyenlerin, gazetecilerin uğruna kılıç salladıkları siyasetçiler uğruna verdikleri emekten daha fazlasını gerektiriyor.
Siyaset sadece bir taktikler savaşı değil, sosyal değişimi ve talepleri anlama ve okuma becerisi de.
AK Partili Süleymanpaşa Belediyesi’nin Melek Mosso konseri hadisesi iyi bir siyaset dersi…
Yazarlar
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025