Yıldıray OĞUR
Terör örgütlerinin suikastlar dışında terör eylemlerinden muradı sonuç almak, askeri bir başarı elde etmek değil, bir mesaj vermek, gücünü göstermek, meydan okumak, korku salmak, ceza vermektir.
Mesajın hedefi bazen destekçi kitlesidir, bazen saldırının muhatabı.
Saldırının kendisi zaten mesajdır, o yüzden terör örgütlerinin bir terör saldırısından sonra mesaj kavramını da kullanarak mesajın kime ve nereye olduğunu ayrıca belirten bir açıklama yapmasına çok sık rastlanılmaz.
Özellikle PKK gibi yaptığı bazı eylemleri üstlenmeyen, bazılarını var olmayan gruplara yıkıp sorumluluğu üzerinden atan, bu kaotik durumdan da faydalanmaya çalışan bir örgüt için bu iyice tuhaf bir durum.
Ankara’daki saldırıdan sonra bu tuhaflık yaşandı.
Meclis’in yeni yasama dönemini açtığı günün sabahında, Cumhurbaşkanı’nın, bütün siyasi parti liderlerinin, bakanların, devletin bütün üst düzey erkanının geleceği TBMM’den birkaç yüz metre ilerideki Emniyet Genel Müdürlüğü binasının nizamiyesindeki terör saldırısını birkaç saat sonra PKK üstlendi.
İki PKK militanından birini kendini patlattığı diğerinin öldürüldüğü saldırı için PKK’nın askeri kanadı HPG’den yapılan açıklama tuhaf vurgular ve tehditler içeriyordu.
“Meclis’in açılış gününde, Meclis’e çok yakın bir yerde” saldırının yapıldığının altı çizilirken şöyle dendi:
“Ölümsüzler Taburu’nun üyeleri eğer isteseydi eylem saatinde küçük bir değişiklik yaparak çok daha farklı sonuçların oluşmasına yol açabilirdi. Ancak bilinçli bir biçimde böyle bir tercih yapılmayıp, esas amaç olan; ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması ve ciddi anlamda uyarılması hedefine bağlı kalınmıştır.”
Tabii bu açıklama sadece iki PKK’lının öldüğü nizamiyede biten bir eylemin “başarısızlığını” tevil etme çabası olarak da yorumlanabilir.
Ama Meclis’in açıldığı gün, TBMM, Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı’nın yer aldığı kavşaktaki Emniyet Genel Müdürlüğü kapısında canlı bomba patlatmak bir örgüt için çok da başarısızlık sayılmaz.
PKK, bu “başarısızlığı” özellikle tercih ettiğini, esas amacın “ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması” olduğunu söylüyor.
Yani diyorlar ki; bu canlı bombalar kendisini açılış saatine yakın Meclis’e yakın bir yerde de patlatabilirdi, ama bunu tercih etmedik.
Bu durumda mesajın muhatabı da Meclis, siyaset, o gün Meclis’e gelecek Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün iktidar oluyor.
Peki mesaj ne? Ne istiyor, neyle devleti tehdit ediyor örgüt?
PKK açıklamasının girişindeki gerekçe “ulusal ve uluslararası yasaları hiçe sayarak insan haklarını ayaklar altına alan, Türkiye ve Kürdistan’daki tüm zindanlarda geliştirilen insanlık dışı uygulama ve tecrit politikaları.”
Fakat burada doğrudan İmralı ve Öcalan’ın adı geçmiyor.
Normalde intihar eylemlerini yapan militanlarını bile “Apocu fedai” olarak tanımlayan PKK’nın bu kez tecrit deyince ilk akla gelen İmralı ve Öcalan’ı doğrudan anmaması dikkat çekici.
Sanki böyle bir eylemle Öcalan’ı İmralı’ya tamamen gömmekten, onun üzerine bu yükü bindirmekten ya da yarın bir gün avukat gönderilme ihtimalini tümüyle bitirmekten çekinmişler.
Yani bu terör eyleminin amacı Öcalan’ı konuşturmak için baskı kurmak, yeni bir saldırı dalgası başlatmak değil gibi görünüyor.
Öcalan, 31 aydır avukatlarıyla ya da akrabalarıyla görüştürülmüyor.
Türkiye’de medyada sansüre takıldığı için bir süredir Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlayan kampanyadan kamuoyunun haberi yok.
PKK, Öcalan’ın Suriye’den çıkarılıp Avrupa’ya geçtiği 9 Ekim 1998’i uluslararası komplo yıldönümü olarak her yıl anıyor.
Tam bu yıldönümünde başını Yeşil Sol Partili milletvekillerinin çektiği “Öcalan’a yönelik tecridin” kaldırılması için bir kampanya başlatıldı.
Bu kampanya için Yeşil Sol Parti milletvekilleri açıklamalar yapıyorlar, yürüyüşler organize ediliyor.
Önceki gün adı Yeşil Sol Parti liderliği için de geçen Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, YSP, HDP, DBP gibi partilerin içinde olduğu kalabalık bir grupla Gemlik’e yürüyeceklerini açıkladı.
Gemlik yani İmralı’ya kosterlerin kalktığı limanın olduğu yere.
Öcalan’a tecrite karşı YSP’li milletvekillerinin de içinde olduğu kampanya 9 Mart’a kadar yani altı ay sürecek.
YSP öncülüğündeki Öcalan kampanyasının 9 Mart’a kadar sürmesi bu kampanyanın 31 Mart’taki yerel seçimlerle bağını gösteriyor.
Yeşil Sol Parti, yerel seçim kampanyası sırasında doğrudan Öcalan için sokaklara çıkarak kendisini marjinalleştirmeyi göze alıyor.
Zaten adını da Demokratik Halk Partisi olarak değiştirme kararı alan YSP’nin yeni eşbaşkanları için ismi geçenler de içeriye çekilme, Kandil’e ve PKK tezlerine yaklaşma adımına uygun isimler.
Bu süreçte YSP ile siyasette yan yana durmak iyice zorlaşacak, siyaset gerilecek.
Böyle bir atmosferde YSP’nin seçimlerde aday çıkarmaması ya da muhali ittifaka destek vermesinin maliyeti iyice ağırlaşacak.
Ama buna rağmen YSP’li Kürt seçmenler yerel seçimlerde büyükşehirlerde anahtar olmayı sürdürecek.
YSP ise bu radikalleşmeyi bir müzakere kozuna çevirmeyi amaçlıyor gibi görünüyor.
YSP’nin parti meclisinde iktidarla da müzakere etme kararı çıkmış, bölgede kayyumlara karışmama karşılığında büyükşehirlerde aday çıkartma gibi bir teklife sıcak oldukları mesajı çeşitli kanallardan iktidara ulaştırılmıştı.
Yani bir taraftan YSP, kendisini muhalefet için yaklaşılması zor hale getirirken, iktidarla ise Öcalan üzerinden diyaloğu zorlayacak..
Devlet bir noktada ortalığın karışmaması için Öcalan’a bir akrabasının ya da avukatının gitmesine izin verebilir. Böylece aylar sonra ilk kez konuşacak Öcalan da yerel seçimler için mesajlar verebilir. Böylece yerel seçimler öncesi, YSP oylarını isteyen iktidar ya da muhalefetin muhatabı ister istemez Öcalan olur.
Herhalde strateji bu.
PKK’nın YSP ve yakın örgütlerin Öcalan kampanyasıyla paralel olarak yeniden canlı bombalı saldırılara dönmesi de terörün de Öcalan’a tecridin kaldırılması basıncının bir parçası olarak görüldüğünü gösteriyor.
PKK’nın amacı şiddeti artırarak, iktidar üzerine baskı kurmak ve Öcalan’a onun uğruna kendisini patlatan militanlara dur çağrısı yapmak üzere avukatlarının ya da yakınlarının gitmesine izin vermek gibi görünüyor.
Peki, yerel seçimlerden önce Öcalan’a avukatları gittiğinde Öcalan ne diyecek? Muhakkak yerel seçimler için de bir şey diyecek.
Ve o diyeceği şeyin ne olduğu yerel seçimlerde YSP ve Kürt seçmenlerin bir kısmının tavrını belirleyecek.
Yani ortada PKK’nın yerel seçimler endeksli yeni bir şiddet dalgası tırmandırması tehlikesi var.
Legal siyasetin, YSP’nin, milletvekillerinin de bu uğurda seferber edilmesi Türkiye’nin siyasi atmosferini tümüyle güvenlik endişeleriyle zehirlenmesine, muhalefetin PKK ile bir tutulma siyasetinin elinin güçlenmesine neden olabilir.
PKK’nın son eylemi, yerel seçimler ve Öcalan dışında, Irak’taki gelişmelerle de birlikte okunabilir.
Irak’ta KDP-İran/Bağdat geriliminde PKK, açıklamasa da Bağdat ve İran’a yakın duruyor.
Türkiye’de mesela İstiklal Caddesi’nde YSP gençlik kollarına KDP karşıtı yürüyüşler yaptıracak kadar bu gerilimde KDP karşıtı bir çizgide PKK.
Uzun süredir PKK, İran’a bağımlı bir örgüt. SİHA’ların olduğu bir savaşta artık dağlarda gerillacılık yapma devri bitti. Bu yüzden PKK’nın hayatta kalması için şehirlere yerleşmeye ihtiyacı var.
En azından örgütün liderlerinin her akşam bombalanmayı bekleyerek Kandil Dağları’nda oturmadıkları açık.
Yaşayabilecekleri yerler İran şehirleri, KYB’ye yakın Süleymaniye bölgesi ve Suriye’de PKK’nın kontrolündeki şehirler.
KDP ile gerilimler de PKK’nın Sincar gibi şehirlere yerleşme ve oraları açık hedef haline getirmesiyle artmıştı.
PKK, Irak’ta da İrancı Haşdi Şabi ile bu yüzden yakınlaştı.
İran, iplerini ele geçirdiği PKK’yı, Türkiye ile ilişkilerinin durumuna göre kullanmaktan çekinmeyecek bir ülke.
Yani bu yeni şiddet dalgasının uluslararası ilişkilerde de bir uzantısı olabilir. Yani mesaj her neyse PKK eliyle de Ankara’ya verilmiş olabilir.
1 Ekim’de Meclis bomba sesiyle açıldı. Yerel seçimlere doğru Türkiye’de siyaseti zor bir dönem bekliyor. Özellikle parçalı ve tartışmalı muhalefet için Mart’a kadarki süre daha da zor geçebilir.
Bugünün en hararetli aday kim olsun, İYİ Parti, YSP aday çıkaracak mı, CHP kimin liderliğinde seçime gidecek gibi soruları birkaç ay sonra fazla lüks kaçabilir.
Yazarlar
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025