Yıldıray OĞUR
Bundan 146 yıl önce İbret gazetesindeki köşe yazısında Namık Kemal şöyle yazmıştı:
“Vakia Avrupa’da bir takım zalimlerin hizmetkarları “devlet bir şahs-ı manevidir. Şu hakka haizdir. Şu işten menfaat görür” yollu safsata sözler söylemişlerdir... Hatta bu aşırı fikirlerin neticesidir ki “raison d’Etat”, mecburi devlet namıyla fena bir kaide peyda oldu... İtikadımızca devletin halktan ayrı bir vücudu yoktur. Kendine mahsus hiçbir menfaati olamaz.”
Namık Kemal’ın 1873 yılında karşı çıktığı raison d’Etat, Türkçe’ye hikmet-i hükümet olarak tercüme edildi.
Ama kendilerine Namık Kemal’i “kahraman”, “fikri öncü”, “rol model” alanların yönetimine geldiği devlet, tam da onun korktuğu gibi hikmetinden sual olunmaz bir devlet oldu.
Hikmet-i hükümet kavramı uzun süredir kullanılmıyor. Ama “devletin ülkesi ve milliyle bölünmez bütünlüğü”, “devletin ali çıkarları”, “devletin bekası”, “devlet aklı” dendiğinde, hala vatandaşın varlığından ve çıkarlarından bağımsız kendi varlığı ve çıkarları olan hikmet-i hükümetten bahsetmekteyiz.
Böyle bir anlayış doğal olarak devlet ve millet arasında bir yarık açılmasına ve karşıtlığa sebep olur. Türkiye’de de böyle oldu.
Çok partili hayat da bu yarık ve çatışmalar içinde kuruldu.
Demokrat Parti’nin “Yeter söz milletindir” sloganının muhatabının o “hikmet-i hükümet” devleti olduğunu herhalde söylemeye gerek yok.
Sağdan ve soldan halkın teveccühünü kazanmış liderlerin “halkçı”, “milletin adamı” olarak anılmasını sağlayan ortak özellikleri de devlete karşı milletin haklarını korumaları ve savunmaları olageldi.
Rousseau’nun genel irade kavramından uyarlanmış teknik bir siyaset bilimi kavramı olan “milli irade”yi ülkenin en popüler siyasi kavramlarından biri yapan da bu mücadele içindeki işlevsel anlamıydı.
AK Parti de kuruluşundan itibaren siyasetini “milli irade”, “Yeter söz milletindir” söylemi üzerine kurdu.
16 yıllık siyasi tarihinin en çetin kavgalarını devlete karşı verdi.
Siyasi yasaklar, muhtıra, 367 kararı, kapatma davası, ordunun siyasetteki etkisine karşı “milletin sesi” olmak AK Parti’nin büyük kitlelerde heyecan yaratmasını sağladı.
İktidara gelir gelmez olağanüstü hali kaldıran partinin önüne koyduğu ilk hedeflerden biri işkenceye sıfır toleranstı. Yıllarca meydanlarda “devletin milletin efendisi değil, hizmetkarı olacağı”nın sözü verildi.
AK Parti, bu yıllarda devlete karşı siyasetin ve toplumun elini güçlendiren reformlar yaptı, demokratikleşme paketleri açıkladı.
Türk Ceza Kanunu AB ile uyumlu hale getirildi, yasaklar mevzuattan temizlendi. Devletin eski günahları için özürler dilendi, taziyeler yayınlandı, üst üste açılımlar açıldı.
Ama bir noktadan sonra AK Parti devletle olan kavgasından galibiyetle çıktı.
Devlet- siyaset arasındaki antidemokratik ayrım ortadan kalkmaya başladı.
Devlet ve siyaset normal bir demokraside olması gerektiği gibi birleşti.
Hatta buna devletle milletin barışması da dendi.
Ama ilk bakışta bir normalleşme olarak övülebilecek bu barışma ve birleşme, içeride ve dışarıda yaşanan güvenlik krizleri, kurumsal yapıların eksikliğiyle zamanla siyasetin devleti normalleşmesi, sivilleştirmesi, halkın hizmetkarı haline getirmesinden, devletin siyaseti kuşatması, devletleştirmesine doğru evrildi.
Sadece devlet yeniden hikmet-i hükümet anlayışına geri dönmedi.
Muhafazakar kitleler için de bu devlet artık “bizim devletimiz”di. Artık “öz yurdumuzda garip ve parya değildik.”
Asker üniformalarıyla namaza duruyor, hakimler başörtüsü takabiliyor, polisler tekbirlerle mezun oluyordu.
Ama devleti herkese eşit olarak hizmet eden, vatandaşları arasında ayrım yapmayan bir modern devlet haline getirmesi beklenen normalleşme adımları, bu kez muhafazakarların kendilerini devletin yeni evsahibi gibi hissetmelerine neden oldu.
O yüzden bugün, binlerce kurumu, çalışanı, elindeki kolluk güçleri ve adalet mekanizmasıyla her gün on binlerce eylemde bulunan bir devlet makinesinin herhangi bir uygulamasını eleştirenler karşılarında sadece devleti değil, “bizim devletimiz”i koruma refleksini kuşanmamış kitleleri de buluyorlar.
Bu devletin de eskisi gibi hala vatandaşların ‘süfli çıkarları’nın yanında hükmünün geçmediği ‘ali çıkarları’ var. Bu devletin de eskisi gibi bizim asla tam olarak bilemediğimiz ve bunu da sorgulayamayacağımız bir devlet aklı mevcut.
Meclis, siyaset, medya ve yargının denetim imkanlarının zayıflaması da devletin kibrini ve dokunulmazlık özgüvenini artırmış durumda. Devlet denen bu büyük gücü dizginleyecek, ehlileştirecek siyasetçiler de artık devlet atının üzerinde koşmaktan memnun.
Sonuçta da karşımızda tren kazasında çocuğunu kaybetmiş annenin sorularına cevap vermesi beklenirken onu sosyal medyadan bloklayan demir yolu müdürleri, köylü kadınlarla “az gaz yeseniz ne olur” diye dalga geçen vali yardımcıları, devlet protokolü geçiyor diye ambülansın geçişine bile inisiyatifini kullanıp izin veremeyen polis memurları, valilerin keyfi yasaklama kararları, devlete ve devlet büyüklerine hakaret davalarında tutuklamanın bir rutin haline gelmesinden her gün sayıları artan çakarlı araçlara, her köşede karşınıza çıkan kimlik kontrollerine, trafik çevirmelerine uzanan hikmetinden sual olunmaz, kendi hataları için hesap vermekte cimri, vatandaşların hatalarından hesap sormakta bonkör bir devlet var.
Uzun süredir yaptığı hata yüzünden görevden alınan, hakkında soruşturma açılan, istifa etmek zorunda kalan, ceza alan üst düzey bir kamu yöneticisiyle ilgili bir haber okumadık. Ama yazdığı denetim raporlarından sonra görevden alınan Sayıştay yöneticilerinin haberlerini okuduk.
Böyle bir hikmet-i hükümet anlayışının hakim olduğu bir devletin, vatandaşlarının hak ihlali iddialarına karşı ilk refleksinin inkar, devleti ve memurunu vatan topraklarını savunuyormuş gibi savunma ve karşı saldırıya geçmek olması o yüzden şaşırtıcı değil.
Halbuki insan hakları ihlallerine karşı özel bir İnsan Hakları Kurumu kurmuş, ombudsmanlık sistemini getirmiş, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanımış, Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nu çok aktif kullanmış bir iktidarın insan hakları ihlalleri karşısındaki ilk refleksinin en azından “konuyu araştırıp ve soruşturuyoruz” demek olması gerekirdi.
Son örnek Ankara’da polis tarafından gözaltına alınırken taciz edilen bir kadın göstericiyle ilgili Ankara Emniyeti’nin yaptığı resmi açıklama. Geçiştirmek için bile olsa “Konuyu inceliyoruz” demek yerine, genç kızın babasının FETÖ’cülüğünden, kardeşinin DHKP-C’liğine kadar bir devlete yakışmayan ancak bir troll hesabının üslubu olabilecek bir savunma yapmayı tercih etmeleri devletin bu kibrinin ve hesap sorulamazlık özgüveninin bir sonucu.
Ama bu ilk de değil.
Son yıllarda bakanlıkların, müdürlüklerin, valiliklerin, emniyetin, savcılıkların hesap vermeleri gereken konularla ilgili yaptıkları resmi açıklamalarında vatandaşın hizmetkarı değil, efendisi olan bir devlet üslubunu benimsedikleri görülüyor.
Bundan iki yıl önce Van Gevaş’ta “İftar saati Emniyet’e roketli saldırı yapıp kaçan teröristler” olarak haberleri yapılmış, resmi makamlar bu yönde açıklamalar yapmıştı. Karakolda dövülmüş fotoğrafları paylaşılmış o insanların, daha sonra mantar toplamaktan dönen köylüler olduğu ortaya çıkmıştı.
“Olayın incelenmesi için suç duyurusunda bulunuyoruz” açıklaması yapan dönemin TBMM İnsan Hakları Komisyonu başkanı AK Partili Mustafa Yeneroğlu sosyal medyada linç edilmişti.
https://twitter.com/myeneroglu/status/873848828901949441
Yine 2017 yılında, Nusaybin’e bağlı Kuruköy’de düzenlenen bir terör operasyonu sırasında 60 yaşındaki Abdi Aykut ve altı köylünün gözaltına alınıp işkenceye maruz kaldığı iddiaları karşısında da Valilik, “Teröre karşı yürütülen mücadelede menfi algı oluşturmak maksatlı iftira” demiş, konu Meclis’te gündeme getirilince devletten bilgi alan AK Parti grup başkanvekili köylülerin “Canlı bomba eylemleri yapan, kamyonlarla, diğer araçlarla bomba taşıyıp Emniyet, güvenlik güçlerini, vatandaşımızı, masum çocukları katleden, şehit eden teröristler” olduğunu anlatmış, İçişleri Bakanı “O yaşlı dediğiniz adam ise teröre ev sahipliği yapıyor” açıklaması yapmıştı.
İki yıl sonra mahkeme geçen hafta tamamlandı. Altı ay tutuklu kalan 60 yaşındaki Abdi Aykut ve altı köylü beraat etti. Açtıkları idari davada da İçişleri Bakanlığı’nın “haksız tutukluluk”tan köylülere tazminat ödemesine karar verildi.
Üzerinden 146 yıl geçti. Devlet aklı, hikmet-i hükümet anlayışı hala yaşıyor ve her gün üzerine konuşmak zorunda kaldığımız mağduriyetler üretiyor.
Herhalde Namık Kemal de bugün yaşasaydı gazetedeki köşesinde vatan ve hürriyet şiirleri yazmazdı...
Yazarlar
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025