Yıldıray OĞUR
Yerel seçimler yaklaşırken sanki son 16 yıldır bütün seçimleri kazanan, yüzde 50’ye yakın oy alan partinin lideri değilmiş gibi meydanlarda bir tek Cumhurbaşkanı Erdoğan var.
Her gün bir kaç şehirde mitingler düzenliyor.
Cumhurbaşkanı, Kayseri’deki mitingde yine CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi’ni HDP’ye işbirliği içinde olmakla eleştirirken, Cumhur İttifakı’nın ise yeni kurulmadığını anlattı ve 11 yıl öncesinden bir örnek verdi:
“Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, özellikle de başörtüsü konusunda Mecliste yaptığımız çalışmalarda, anayasa değişikliklerinde yine Cumhur İttifakı vardı. Hatırlarsanız ‘411 el kaosa kalktı’ manşeti atmışlardı, işte o 411 el aslında ne diyordu, ‘Cumhur İttifakı’ diyordu.”
Peki o 411 el gerçekte kimlerin eliydi ve ne diyordu?
Her şey 14 Ocak 2008’de İspanya ziyareti sırasında, gazetecilerin Yargıtay’ın bir başörtülü öğretmenle ilgili verdiği “siyasi simge” kararını sorduğu Başbakan Erdoğan’ın o meşhur cevabıyla başlamıştı: “Velev ki siyasi simge olsun.”
AK Parti iktidarının altıncı yılıydı ama “henüz şartlar olgunlaşmadı” gerekçesiyle başörtüsü meselesinde bir adım atılmamıştı.
Büyük tartışma yaratan “Velev ki” li çıkışa en beklenmedik tepki ertesi gün MHP lideri Devlet Bahçeli’den geldi.
Bahçeli, AK Parti’ye bir nevi meydan okuyarak ‘üniversitelerdeki başörtüsü meselesini getirin, çözelim’ demişti.
Böyle bir adım gündeminde olmayan AK Parti, bu meydan okumaya karşılıksız kalamadı ve iki parti bir Anayasa değişikliği önerisi hazırladı.
20 gün sonra Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde değişiklik öngören teklif, Erdoğan ve Bahçeli’nin imzalarıyla Meclis’in önüne geldi.
Meclis’teki ilk tur oylamaya AK Parti’den 338, MHP’den ise 70 milletvekili katılmıştı. Fakat 408 vekile rağmen sadece 403 “evet” oyu çıkmıştı. Bağımsız milletvekilleri BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve Şanlıurfa Bağımsız Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu’nun “Evet” verdiği biliniyordu. Yani iki parti en az 7 milletvekili fire vermişlerdi. Bu firenin daha çok olma ihtimali de vardı.
Çünkü tasarının altında imzası olmasa da Meclis’teki oylamalarda “Evet” vereceğini önceden açıklamış başka bir parti daha vardı: DTP. Yani Demokratik Toplum Partisi. Yani o günlerin HDP’si.
Meclis’te 20 milletvekili olan DTP adına ard arda Ahmet Türk, Fatma Kurtulan oylarının rengini belli eden açıklamalar yapmış “başörtüsünü bir özgürlük sorunu olarak gördüklerini” söylemiş, Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş "İnsanların giyim şekline karışırsanız, inancına saygısızlık yapmış olursunuz. O zaman da “Biz özgür bir ülkede yaşıyoruz” diyemezsiniz" demişti.
DTP’liler bu tavırları yüzünden o günlerde Türk solundan da yoğun eleştiri aldılar. “Evet” oyu kullanmamaları için İstiklal’de eylemler bile yapıldı.
Ama aralarında Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Ayla Akat’ın da olduğu dokuz DTP milletvekili görüşmeler sırasında Meclis’te hazır bulundu. Diğer 11 milletvekili ise askeri operasyonlara karşı Karsik geçidinde nöbet tutuyordu.
Anayasa değişikliği teklifi üzerine Meclis’te DTP grubu adına Aysel Tuğluk konuştu ve “Partim DTP başörtüsünde özgürlüklerden yanadır kişi hak ve özgürlüklerinin savunuculuğunu yapmaktadır” dedi.
Maddelerin tümü üzerinde yapılan son oylamada da evet sayısı 411’e çıktı.
Ertesi günkü Hürriyet’in meşhur “411 el kaosa kalktı” manşetinin devamındaki haberde DTP’li bazı vekillerin de AK Parti ve MHP’li vekiller birlikte evet oyu verdiği özel olarak vurgulanmıştı. “Meclis Türban Taktı" manşetiyle çıkan Sözcü gazetesi ise "AKP-MHP-DTP ittifakı tüm uyarı ve eleştirilere kulak tıkadı ve Cumhuriyet rejimi ağır bir yara aldı” diyerek DTP’yi ittifaka eklemişti.
Yani o gün başörtüsüne özgürlük için kalkan 411 el içinde bugün yan yana gelmenin suç olduğu DTP’lilerin elleri de vardı.
Yine o eller içinde bulunan, başta Meral Akşener olmak üzere MHP grubunun neredeyse yarısı bugün İYİ Parti’de siyaset yapıyor.
Yani 11 yıl önceki “411 el” Cumhur İttifakı’nı işaret etmiyordu.
Zaten o günkü geçici ittifakın ömrü de kısa olmuştu.
AK Parti-MHP arasındaki başörtüsüne özgürlük için anayasa değişikliği görüşmelerini AK Parti grup başkanvekili Sadullah Ergin ile bugün İYİ Parti’de siyaset yapan MHP’nin o günkü Genel Sekreteri Cihan Paçacı yürütmüştü.
Cihan Paçacı’nın adı bu yüzden bir ay sonra bu değişiklik nedeniyle AK Parti hakkında açılan kapatma davasına da girdi.
Peki bir ay önce üzerinde uzlaşıp, birlikte Meclis’e getirdikleri başörtüsü düzenlemesi yüzünden AK Parti’ye kapatma davası açılması karşısında müttefik MHP ne yapmıştı?
Aslında kapatma davası haberi alındıktan sonra MHP ile AK Parti arasında parti kapatmaya Meclis onayı şartı getiren bir anayasa değişikliği için görüşmeler yürütüldüğü haberleri çıkmıştı.
Ama her ne olduysa kapatma davasından kararından dört gün sonra MHP Meclis Grup toplantısında kürsüde bambaşka bir Devlet Bahçeli vardı.
Tabii Bahçeli’ye göre ülkenin bekası yine tehlike altındaydı:
“Türkiye bugün milli devlet niteliğini, üniter siyasi yapısını ve toprak bütünlüğünü hedef alan çok ciddi iç ve dış güvenlik sorunlarıyla karşı karşıyadır.”
Bu yüzden laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan bir partinin ülkeyi yönetmesi ise daha büyük beka sorunlarına neden olabilirdi:
“Bir ateş çemberinden geçen ve yakın tarihinin en ağır sorunları ve tehditleriyle karşı karşıya bulunan Türkiye’yi bu güç ve tehlikeli dönemde, laikliğe aykırı fiillerin odağı olmak ve Cumhuriyeti yıkmakla suçlanan siyasi kadrolar yönetecektir. Böyle bir ortamda, bu siyasi partinin hükümet ve Meclis tasarruflarının tümü tartışmalı hale gelecek ve şaibeyle gölgelenecektir. Türkiye’nin siyasi, güvenlik, ekonomik ve sosyal alanlarda ve dış politikada bugün geldiği karanlık noktanın başlıca sorumlusu, altmışbeş aydır iktidarda olan AKP ve Sayın Başbakandır.”
Bahçeli’ye göre partiler ancak sandıkta kapatılmalıydı:
“AKP Türk milletinin vicdanında mahkûm olacak ve er ya da geç milli irade yoluyla siyaset sahnesinden silinecektir.”
Ama MHP lideri Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini budama, kapatma kararlarında Meclis’e yetki verme gibi tekliflere kapıyı kapatmıştı.
Önerdiği formül parti kapatmayı zorlaştırıp, bireyleri cezalandırmaktı.
Yani AK Parti’nin kapatılmaması karşılığında, başta Tayyip Erdoğan olmak üzere kapatma davasında haklarında siyasi yasak istenen Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Ömer Dinçer gibi isimlerin cezalandırılmasını teklif ediyordu.
Bu teklifini ileriki haftalarda biraz daha ilerletti ve kapatma davasında hakkında siyasi yasak istenen Erdoğan başta olmak üzere 39 AK Partili milletvekilinin dava bitene kadar kenara çekilmesini önerdi.
Bahçeli’nin teklifi AK Parti’yi çok kızdırmış, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek Bahçeli’nin “Verin Tayyip’i, alın AK Partinizi” dediğini söylemişti.
http://www.haber7.com/siyaset/haber/308970-verin-tayyipi-alin-ak-partinizi
“Yerli ve milli” MHP lideri AK Parti kapatma davasına böyle bakarken, “gavur” Avrupa’dan gelen tepkileri hatırlayalım bir de:
Hannes Swoboda (AP üyesi, Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı): "Bu delilik. Tamamıyla şoke oldum.
Cem Özdemir (AP üyesi): "Bu dava Türkiye‘nin yüzde 50‘sine "siz bu ülkenin bir parçası değilsiniz" mesajı vermektir. Devlet kendisine başka bir halk seçsin.
Joost Lagendijk (AP üyesi-Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı): "Şok içerisindeyim. Böyle bir davayı ciddiye almakta zorlanıyorum. Bu 21. yüzyıla uyum sağlayamayan eski bir zihniyeti temsil ediyor.
Ria Ruijten-Oomen (AP Türkiye Raportörü): "Bu tamamıyla delilik. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. İnanamıyorum. Hayatımda bir devlet savcısının yapmak istediklerini icra etmek için siyaseti kullandığına şahitlik etmedim.
Ve son olarak DTP Grup başkanvekili Selahattin Demirtaş’ın Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte ne dediğine bakalım:
“Bu davalar, hukukun demokratik değil, ideolojik işlediğinin bir kanıtı. Yüzde 47 oyla iktidara gelen, ülkeyi yöneten ve içinden cumhurbaşkanı çıkarmış bir partinin kapatılma girişimi, demokrasi tarihine talihsiz bir olay olarak geçti. Parti kapatılır ya da kapatılmaz ama bu davanın açılmış olması bile başlı başına bir talihsizliktir. Türkiye adına üzücü''
Hikayenin sonrası malum.
2008’deki anayasa değişikliğini hazırlayan isimlerden Cihan Paçacı ve oy veren vekillerin bir kısmı şimdi her gün “zillet ittifakı” denen Millet İttifakı içinde.
11 yıl önce Meclis’teki ‘411 el’den biri olan Aysel Tuğluk, kapatma davasına net bir şekilde karşı çıkan Demirtaş bugün hapiste.
O gün başörtüsü yasağına, kapatma davasına net bir şekilde karşı çıkan Batı, bugün bekamıza tehdit olarak görülüyor.
Kapatma davasında siyasetten yasaklanmaları istenen, Bahçeli’nin kenara çekilmelerini istediği AK Partili eski siyasetçiler ise bugün kenarda dururken bile MHP’lilerin ve bonus toplama çalışanların hedefindeler.
(Şimdilerde tvlerde bonusların peşinde koşanlardan bazıları 11 yıl önce tvlerde “Türban anayasaya giriyor, Genelkurmay susacak mı” diye dövünüyordu.)
MHP lideri Devlet Bahçeli ise takvimini 17/25 Aralık’ta durdurup, 7 Haziran sonrası AK Parti’yle koalisyon şartı olarak “Ver Bilal’i, al hilali” dedikten sonra 15 Temmuz’un ardından başlayan yakınlaşmayla bugün Cumhur İttifakı içinde yeniden müttefik.
Yani ittifaklar, dostlar, düşmanlar bu 11 yılda defalarca değişti.
11 yıl önceki o 411 el, kaosa da, Cumhur İttifakı’na da kalkmamıştı.
Neyse ki 11 yıl sonra üniversitelerde başörtüsü yasağını savunmak utanılacak bir şey haline geldi.
O günlerden geriye ise mağdur edilmiş insanlar, hınç, bilenmişlik duyguları ve karşılıklı güvensizlikler kaldı.
Bir de herkesin istediği bölümünü hatırladığı hatıralar.
Yazarlar
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025