Atilla Aytemur
Gündemimiz paramiliter yapılar ve yarattıkları muhtemel riskler.
Türkiye resmi veya sivil görünümlü, devlet güdümlü ve destekli silahlı çetelerden çok çekti. Onların provokasyonlarını, yarattıkları kaosları yaşadı ve her kesimden çok sayıda yurttaşını yitirdi. Halen başlarına ne geldiği bilinmeyen ve bir mezarı dahi bulunmayanlar var.
Bu yapılanmalar, demokrasi dışına çıkmış iktidarların daima kanlı politik araçları oldular ve halka karşı suç işlediler. Toplumsal iradenin demokratik yollardan özgürce tecellisini engelleyip, ülkeyi istedikleri noktalara sürüklemek amacıyla kullanıldılar.
Toplumu kutuplaştırıp muhalifleri sindirmek, inanç, ideoloji, mezhep yönünden farklı olanları ezmek istediler. Devlet korumalı bu çeteler, iktidarların gündemine göre sık sık iç çatışma yaratma hedefiyle sokağa salındılar; sabotajlar, katliamlar ve suikastlar yapıp, halkı terörize etmeye çalıştılar. Oluşan korku ikliminde hem istedikleri politikaları dayatmayı, hem de iktidarlarının ömrünü uzatmayı hesap ettiler. Bu nedenle Türkiye, uzun yıllar büyük insani ve maddi kayıplara uğradı.
Yirmi yıllık iktidarının son yıllarında AK Parti’nin etrafında bunları yeniden akla getiren gelişmeler ve kümelenmeler olduğu görülüyor. Daha önceki bazı yazılarımda, özellikle 14 Mayıs 2020 tarihli yazımda bu konuyu etraflıca ele aldım, linki burada. (https://serbestiyet.com/yazarlar/hayir-curetleri-cehaletlerinden-degil-6423/)
AK Parti iktidarının demokrasiden kopuşu
GezioOlayları, 17-25 Aralık hadisesi, Barış ve Çözüm Süreci’nin başarısızlıkla sonuçlanması, 7 Haziran 2015 seçim yenilgisi, kanlı bir süreç eşliğinde seçimi yenilenmesi, 15 Temmuz darbe girişimi gibi birbirini takip eden gelişmelerin ardından, AK Parti iktidarı hızla demokrasiden saptı. Türk tipi başkanlık sistemine geçişle bu sapmanın anayasal ve hukuksal boyutunu da tamamladı. Güçler ayrılığı rafa kaldırılıp tek adam rejimi inşa edildi ve böylelikle Türkiye, demokrasi dışı otoriter ülkeler arasına transfer edildi.
Bugün demokrasi tamamıyla terk edilmiş ve kurumları işletilmiyor. Son derece kişiselleşmiş bir iktidar ve parti devleti şartlarında yaşıyoruz. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı rafa kalkmış ve her şey tek adam rejiminin kontrolüne girmiş durumda.
Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak AK Parti iktidarı, dikkat çeken ölçüde destek kaybına uğramış durumda. Geleceğinden pek umutlu değil. Önümüzdeki seçimleri, normal demokratik yollardan kazanması çoğu yorumcu tarafından pek mümkün görünmüyor. Zaten kamuoyu araştırmalarının birçoğu da bu yönde veri sunuyor. Bu nedenle de, önümüzdeki seçimlere yönelik olarak, iktidarın demokrasi dışı yollara tevessül edebileceğine dair halk arasında ciddi endişeler var.
Haklı endişe ve kuşkular
Kaybedilen 7 Haziran 2015 seçimlerinin dayatmayla 1 Kasım’da tekrar edilmesi ve ağır çatışmalı süreç, HDP’nin bütün belediyelerine kayyım yoluyla el konulması ve nihayet Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nda iktidar lehine yapılan değişiklikler de zaten bu kanaati besleyen olaylardı.
İktidardaki keyfilik, muhalefetin susturulmaya çalışılması, siyasetin alanını daraltma girişimleri ve medya üzerindeki geniş kapsamlı kronikleşmiş kontrol de, haklı olarak ciddi bir güvensizlik iklimi yarattı. Düşünce özgürlüğü, kullanılması en tehlikeli özgürlük haline geldi. Bunlara bir de iktidardaki ciddi yozlaşmayı ve bozulmayı, menfaat şebekeleriyle iç içe geçmeyi ve ahlaki çürümeyi eklemeliyiz.
Ekonomi çökmüş, yüksek enflasyon ve döviz kurları kıskacı bütün kesimleri bunaltmış durumda. İşsizlik, çöken tarım ve uçan gıda fiyatları, dizginlenemeyen kira rakamları insanları çaresizliğe sürüklüyor. Halk arasında yaygın bir şekilde, iktidarın yaptıklarından ve ülkeyi yoksullaştırıp, birkaç yandaşı zenginleştirmesinden dolayı hesap vermesi yönünde talep yükseliyor. AK Parti, yükselen bu talebin farkında ve iktidara daha fazla asılma işareti veriyor.
Bu şartlarda, son derece kritik cumhurbaşkanlığı, yani başkanlık ve milletvekili genel seçimleri önümüze geldi, gelecek.
Muhalefet liderlerinin isabetli uyarıları
Şirket görünümlü SADAT da bu şartlarda gündem konusu oldu.
Haklarında sayısız bilgi, haber, kitap ve fotoğraflar filan havada uçuşurken, yönetim kurulu başkanları baba ve oğul Tanrıverdiler, sürekli “Bizim gizli saklımız yok” türünden açıklamalar yapıyor. Ama nedense, bu şirketin ticaretle iştigal etmek üzere kurulduğuna, bir türlü kimse inanmıyor. Hemen akıllarına Susurluk Çetesi, Kontr-gerilla, Black Water, Wagner, gibi şeyler geliyor.
Hele Cumhurbaşkanı Erdoğan, onca fotoğraf, başdanışman ataması ve istifa etmiş başdanışmanın bizzat kendisi ortadayken, mealen “Ben onları tanımam etmem. Onlarla işim olmaz” demesi, ister istemez “bu işin içinde bir iş var” kuşkusunu daha da yükselti.
Bildiğiniz gibi, daha önce Meral Akşener, bu şirketin Tokat ve Konya’daki silahlı eğitim kamplarına dikkat çekmişti (şirket iddiayı kabul etmese de, Akşener devlet içinden aldığı bilgiler ve gördüğü çok sayıda fotoğraf nedeniyle fikrinde ve uyarısında ısrarlı).
Geçtiğimiz günlerde de, Kemal Kılıçdaroğlu kapılarına dayanarak, kuşku ve endişelerini dile getirdi; iktidarla şirket arasındaki tuhaf ilişkilere dikkat çekti. Seçim sürecinin selameti ve sandıkların güvenliği bakımından çok önemli şeyler söyleyerek isabetli bir müdahalede bulundu. Böylelikle, olacaklardan sonra “Bizi aldattılar. Allah affetsin” gibi, kestirmeden kaçış yollarını şimdiden kapadı.
SADAT, ASSAM ve ASDER ne yapmak istiyor?
Ticaret yasalarına göre kurulan bir şirket nasıl oluyor da, dünyanın bütün Müslüman ülkelerini kapsayan, konfederatif bir devlet kurmak gibi (bunu AB’nin karşıtı, rakibi gibi tanımladıkları da oluyor) ideolojik ve politik devasa bir hedefin peşinde koşabiliyor; anlayabilene aşk olsun! Adı ASRİKA, başkenti İstanbul ve dili de Arapça olacakmış.
Ortada üçlü bir yapı var: SADAT, ASSAM ve ASDER. İktidarın koruması ve kollaması altında ve onunla irtibat halinde çalışıyorlar. Anlatımlara ve belgelere göre SADAT, işin kontrgerilla eğitimi ve silah ticareti kısmıyla alakalı. Ama bu işi para için yapmadıklarını söylüyorlar. ASSAM’a gelince konfederal devletin oluşturulması, işleyişi, anayasası, dili ve başkenti filan gibi mevzulara eğiliyor ve uluslararası konferanslar düzenliyor. ASDER ise kadro sağlamakla meşgul. Ara sıra askeri okulların öğrenci seçimine ve daha birçok konuya yardımcı olduklarını söylüyorlar.
SADAT’ın kendi amacını tarifi inanılır gibi değil: “Silahlı Kuvvetlerin ve İç Güvenlik Güçlerinin organizasyonu, iç güvenlik ve savunma alanında stratejik danışmanlık, iç güvenlik ve askeri eğitim ile donatım alanlarında hizmet vererek, İslam Ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmayı ve İslam Dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hak ettiği yerini almasına yardımcı olmaktır.”
Hatta, başka ülkelerin ordularına TSK’nın vermiş olduğu eğitim ve donanım eksikliklerini ve boşluklarını da doldurmayı hedeflediklerini iddia ediyor.
Dışarıdan bakınca gördüğümüz, İslam alemini kurtarmaya azmetmiş, onu muhtelif yollardan güçlendirip, bir nevi devletleşmiş şekilde Batı’nın karşısına dikmeye azmetmiş, şirket, düşünce kuruluşu ve dernekten mürekkep bir kompleks ve ona kol kanat geren AK Parti iktidarı. Üçlünün Pan-İslamcı misyonu ve şirketin içerideki paramiliter halleri, anladığım kadarıyla bugüne kadar iktidarı hiç rahatsız etmemiş. Algıyı değiştirebilecek farklı bir gelişme de yaşanmamış. Seçime sürecine girerken, muhalefetten buna seyirci kalması beklenebilir mi?
Seçim güvenliği Millet İttifakı’nın ellerinde!
Şimdi Kılıçdaroğlu diyor ki, bu yapı iktidardan aldığı işaret ve destekle seçim güvenliğini tehlikeye sokabilir. İktidardan alacağı işaretle, sonuçlarla oynamak için kargaşa çıkarabilir. Seçim günü sokakta hakimiyet kurmaya yeltenebilir. Çünkü, buna uygun personel kapasitesi var ve paramiliter faaliyet için eğitim veriyor. Hatta, devlet içinde bu durumdan rahatsız olanların bulunduğunu da, iddiasını güçlendirmek için ilave ediyor.
Belli bölgelerde niyeti bozuk kişilerin, iktidardan aldıkları cevazla organize olup, seçim gününün belli bir aşamasında, sokakta belli hadiseler yaratarak oluşturacakları ortamın seçimler üzerinde etkisi olmayacağını söylemek Türkiye’yi hiç tanımamak demektir.
Bununla beraber, Türkiye’de partiler seçim konusunda ciddi bir birikime sahip. Dış müdahale ve provokasyonlara karşı seçim sürecini ve sandıkları koruyabilecek bir örgütlülüğü gerçekleştirecek güçleri de var. Kolay pabuç bırakmazlar. Seçmenler ise oylarının gasp edilmesine seyirci kalmayacak kadar irade sahibi ve uyanıklar.
İktidar, bu konudaki endişe ve kuşkuları gecikmeden gidermekle yükümlüdür.
Muhalefet liderlerinin konuyu gündeme getirmesi uyarıcı bir etki yapmış ve yerinde olmuştur. Millet İttifakı devamını getirerek, seçim süreci ve sandıkların güvenliği için zamanında önlemleri almalı ve gerekli örgütlülüğü sağlamalıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022