Bayram ZİLAN
Toplumsal algı oluşturmanın en etkili yöntemlerinden birisi yazılı ve görsel medya araçlarını kullanmaktır. Bu, tabiatı gereği meşru bir yöntemdir. Kaldı ki medya da bu yüzden vardır. Ne var ki, bu gücü tam tersine de kullanmak mümkündür. İtibar suikastı yapmak için darbelere ve operasyonlara toplumsal zemin hazırlamak, toplum psikolojisini yönetmek, medyanın kendi doğal mecrası dışına çıkarak halk yararına değil, belirli yapıların çıkarlarına hizmet etmesini ima eder.
Birçok ülkede medyanın çıkar gruplarına veya üst akıllara hizmet ettiği söylenebilir. Türkiye medyası da bu gayri-ahlaki hizmetten azade değil.
Hatırlayın, Ahmet Kaya’ya yapılan itibar suikastlarını, iftira manşetlerini…
Siyasetçi, sanatçı, cemaat, sivil toplum kuruluşu, dernek veya vakıf, kanaat önderi, belirli bir çıkar grubunun hedefine girdiğinde, onu bitirmek veya yok etmek için öncelikle o kişi veya kuruluşun kamuoyu önünde itibarsızlaştırılması gerekir. Bunun için medya aracılığıyla kara propaganda, manipülatif haberler yapılır. Ve ardından hedefe ulaşılır.
1960 darbesinden 5 yıl önce, normalde 20.000 baskısı olan İstanbul Ekspres Gazetesi 6 Eylül 1955’te“Atamızın evi bombalandı” manşetiyle 290.000 adet basılarak İstanbul halkını galeyana getirmek için kullanılmıştı. 1960 darbesinin hemen akabinde Cumhuriyet Gazetesi: “Kahraman Türk ordusu bütün memlekette sabaha karşı idareyi ele aldı” Hürriyet Gazetesi: “Türk ordusu vazife başında, Silahlı Kuvvetlerimiz bütün yurtta idareyi fiilen ele aldı” Akşam Gazetesi: “demokrasiyi tesis için iktidar deviren ilk ordu: Türk ordusu” manşetiyle baskıya girmiş, gazeteyle beraber bir ‘kına’ dağıtmadıkları kalmıştı.
1971 darbesinden yaklaşık 1 ay önce, 15 Şubat 1971′de kaçırılan Amerikalı bir çavuşla ilgili haberi Hürriyet gazetesi 16 Şubat 1971 tarihli baskısında, “Tabanca, molotofkokteyli, dinamit, banka soygunları” “Nihayet Adam da Kaçırdılar” başlıklarıyla manşetten duyurmuş, ilgili haber hakkında,“Meçhul eller tarafından süratle kargaşalığa sürüklenen Türkiye’deki olaylar zincirine dün yeni bir halka daha eklenmiştir” yorum yaparak 1971 darbesine psikolojik zemin hazırlamıştı.
Medyadaki bu ‘kadim misyon’un 12 Eylül 1980 darbesinde de devam ettiğini görüyoruz.
Darbeden yaklaşık iki ay önce 7 Temmuz 1980’de yine Hürriyet Gazetesi: “Halk endişeli Çorum’da bu iş durmaz” iki ay sonra, 7 Eylül 1980’de “Bayramın kanlı bilançosu: 20 ölü Sağ kalmak zorlaştı” “Dün Malatya bugün Sivas yarın başka şehir” “Kaç kişinin nerede nasıl can vereceğini bilemez olduk” “Ölen ölene vuran vurana” “Anarşi kol gezmiyor hayula olup karşımıza dikiliyor” başlıklarıyla Türkiye toplumunu ‘bir kurtarıcıya (orduya) ihtiyacı olduğu’ hususunda ikna etmeye çalışmıştı.
Nitekim darbeden 1 gün sonra 13 Eylül 1980 sabahı Tercüman Gazetesi: “Ordu Mecbur Kaldı” Günaydın Gazetesi “Amaç Demokrasiyi Rayına oturtmak!” manşetleriyle kamuoyunu darbenin meşruluğu konusunda ikna etme çalışmışlardı.
Darbe ve Medya ilişkisinin belki de en çok gün yüzüne çıktığı 28 Şubat postmodern darbesini “Medya Darbesi” şeklinde nitelendirmek bile mümkün.
1995 seçimlerinde en çok oyu alan Refah Partisi ile DYP bir koalisyon hükümeti kurmuş, bu hükümet daha ilk ayında manipülatif haberler ve dezenformatif manşetlerle devrilmeye çalışılmıştı.
Ali Kalkancı, Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz gibi “disposable (tek kullanımlık) figüranlar” kullanılarak iktidarın irticayı hortlattığı haberleriyle Türkiye’nin şeriat tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı yalanına başvurulmuştu.
Dönemin gazetelerinden Sabah, 10 Aralık 1996’da: “Rektörler Endişeli”, 29 Aralık 1996’da Hürriyet:“Polis tarafından yapılan baskında Müslüm Gündüz’ün bir kadınla yarı çıplak vaziyette çekilen görüntüleri verilerek böyle basıldı” 2 Şubat 1997’de Sabah: (Sincan’daki Kudüs gecesi için) “Bu ne rezalet”, 12 Haziran 1997’de Hürriyet: “Gerekirse silah bile kullanırız!”, 3 Mart 1997’de Radikal: “Hocaya (T.C. Başbakanı) bir hafta süre” manşetleriyle darbe öncesinde ‘kadim misyon’larının gereğini yerine getirmişlerdi.
28 Şubat Medyası, bu açıdan yakın tarihin en büyük kirli operasyonlarından birini yapmıştı.
Medyanın üstlendiği bu ahlaksız rol hiç değişmedi, değişen sadece gömlekler oldu.
Sahneye bu defa cemaat medyası çıktı.
Hedef seçtikleri herkesi, önce kendi medyaları aracılığıyla itibarsızlaştırdılar. Ardından operasyonlara başladılar.
Ergenekon ve Balyoz Davası’nda adaletin sorgulanması ve davanın sulanması böyle oldu.
Tahşiye Davası, Türkiye’deki algı operasyonu yapan medya geleneğinin gömlek değiştirerek devam ettiğinin en tipik örneği.
Nur talebelerinin oluşturduğu gruplara nazaran daha radikal bir çizgide duran Molla Muhammed ve Tahşiye Kitapevi çevresi, Gülen Cemaati’nin hedefine girer.
Kalem kırılmıştır, Mola Muhammed ve Tahşiye Yayınevi çevresi yok edilecektir.
Ve baş döndüren algı operasyonu başlar.
6 Nisan 2009: Fethullah Gülen, haftalık sohbetinde kendi cemaatine yapılacak komplo teorisini anlatırken: “Hizbulvahşetten sonra El Kaide’yi de icat ettiler. Yarın daha başka şeyler de icat edebilirler. Mesela Tahşiye diye bir şey icat edebilirler. Hafizanallah iyi organize edebilirlerse bunları belki hakiki Müslümanlarla, kitap okuyan Müslümanların içine sokmaya çalışabilirler. Onları güçlendirmek için ellerine silah da verebilirler. Kitapların arkasındaki zatın posterlerini evlerine asabilirler… Biz nurları Haşiye yapıyoruz derler. Adlarına da Tahşiyeciler derler. Sonra Kalaşnikoflar verirler ellerine” gibi sözler sarf edererek “Sümela’nın Şifresi”ni verir.
8 Nisan 2009: Zaman Gazetesi, “Terör örgütü üretenler yeni tezgâh peşinde” başlıklı bir haber yapar.
09 Nisan 2009: Topa Ertuğrul Özkök de girer. “Hoca durup dururken, bu konuyu niye yine gündeme getirdi?”başlıklı bir yazı yazarak kamuoyunun ilgisini Fethullah Gülen’in 6 Nisan 2009’da yaptığı sohbete çeker.
10 Nisan 2009: STV, Tek Türkiye adlı “paralel karanlık kurullar” dizisinde, “-yeni projemizin adı Tahşiye olacak. -efendim özür dilerim ama bu nasıl bir eylem planı? İlk defa duyuyoruz. –vatan gemileri üzerine yapacağımız, onları tekrar zor durumda bırakacak yeni bir iltica dalgasıdır” gibi tuhaf konuşmalar geçer.
10 Nisan 2009: Hüseyin Gülerce, “Gülen, neden uyardı?” başlıklı bir yazıyla, Fethullah Gülen’in sohbetinde geçen “Tahşiye”yi açıklamaya çalışır.
11 Nisan 2009: STV, Tek Türkiye (sanırım bu Tek Türkiye, sadece onlara ait olacak bir Türkiye) dizisinde Tahşiye ifadeleri kullanılmaya devam eder. Dizideki konuşma aynen şöyledir: “-Kullanamadan deşifre olan grup Tahşiye miydi? Tahşidat mıydı neydi onlar deşifre olmuş durumda. Bu işin arkasını bırakmayalım. İsim değişikliği yapalım, yola devam edelim mutlaka. Silahlar hep bizden mi çıkacak. Biraz da bunlar çıksın. –Bu dinci örgütün yeni ismi ne olsun efendim? –Rahle, mahle bi şey diyin işte. (…)”
26 Nisan 2009: Nuh Gönültaş, sadece Tek Türkiye adlı kriminal dizideki karanlık kurulda geçen diyaloglardan oluşan bir köşe yazısı yazarak “Tahşiye”yi toplumun bilinçaltına iyice yerleştirir.
Medya, artık kamuoyunu hazırlamıştır. İş, emniyet ve yargı ayağına kalmıştır.
Ve kırmızı butona basılır.
4 Mayıs 2009: İstanbul İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na gelen imzasız, tarihsiz ve isimsiz mektup üzerine Savcılık, Tahşiye mensuplarını takip etmek için mahkemeden izin ister.
5 Mayıs 2009: Mahkeme jet hızıyla izin verir. 7 Ekim’e kadar teknik takip yapılır.
22 Ocak 2010: Gözaltı operasyonu için düğmeye basılır. Hasta ve görme engelli olan Molla Muhammed’in de aralarında olduğu 122 kişi gözaltına alınır.
Girilen evlerin birinde, tesadüf ya, tam da Turgut Yıldırım’ın abdest almak için banyoya girdiği bir sırada polisler dolapta içinde bombaların ve fişeklerin bulunduğu bir poşet bulur. Yine tesadüf ya, o ana kadar kayıtta olmayan kameralar, poşet bulunduğu andan itibaren kayda girmeye başlar.
Medya yine iş başındadır: Operasyondan bir gün sonra “El Kaide Çökertildi” yollu haberler yapılır, manşetler atılır.
Sonra ne mi olur?
Gözaltına alınan 122 kişiden bazıları 17 ay hapis yatar. Evde bulunan bombaların Zir Vadisi ve Poyrazköy’de bulunan bombaların seri numaralarıyla aynı olduğu anlaşılır. Bombaların üzerindeki parmak izlerinin polislere ait olduğu tespit edilir.
1960’dan günümüze kadar, binlerce mağduriyet yaşandı, on binlerce hayat çürüdü…
Şimdi başa dönelim ve soralım: Basın özgürlüğü mü dediniz?
Twitter: @bayramzilan
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.05.2024
7.05.2024
3.05.2024
29.04.2024
26.04.2024
18.04.2020
25.02.2020
12.02.2020
19.01.2020
15.01.2019