Cafer Solgun
Nasıl bir strestir, nasıl bir çiledir, nasıl bir endişeli bekleyiş sürecidir; bilen bilir. En çok da klişe tabirle “yarış atı” muamelesi gören çocuklar açısından. 8. sınıflardan ve senenin bitiminde yapılan LGS sınavlarından bahsediyorum…
Okul, dershane, özel ders ve öğretmenler, bitmek tükenmek bilmeyen test çözümleri, deneme sınavları… Her şey iyi bir liseye girebilmek için. İyi bir üniversite kazanmanın yolu, liseden geçiyor madem.
“Bana ne” deme şansınız yok. Çocuğunuzun geleceği söz konusuyken nasıl “bana ne” diyebilirsiniz ki? Mümkün mü? Bütün varlığınızla bu “yarışa” katılmak durumundasınız. “Bütün varlığınızla” derken, evet, “bütün varlığınızı” kastediyorum, maddi, manevi.
8. sınıf çocukları, birer “ağır işçi”, birer “yorgun savaşçı”dırlar, çocukluğundan vazgeçmesi, o yaşta hayatın kaskatı gerçekleriyle sınanması gereken kişilerdir. (Kızıma öyle derdim; ağır işçi, yorgun savaşçı. Ama gerçekten öyleydi, öncesi bir yana, 8. sınıf boyunca.)
Bu eğitim sistemi, neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem ve en çok da bünyesinde taşıdığı eşitsizlik açısından. Düşünün ki bazı çocukların ebeveynleri ekonomik manada dardadır; çocuğunu nasıl özel okula yollayacak, nasıl dershaneye yazdıracak, nasıl özel ders aldıracak… Bunları yapabilenler ve yapamayanlar, o yaşta çocukların karşılaştıkları en çarpıcı ve çıplak sınıfsal, toplumsal eşitsizlik gerçeği oluyor.
Sorunun kuşkusuz öğretmenler açısından, müfredat açısından baktığınızda da “elinizde kalan” birbirinin içerisine geçmiş başka boyutları var. Misal, şu zorunlu din dersi zorbalığından çocuklarımızı kurtaramadık hâlâ ve bu devirde.
Bilerek ya da bilmeyerek okuduğunu veya duyduğunu anlamaktan aciz bazı aklıevveller mümkündür ki hemen zıplayacaklardır oturdukları yerden; din dersine niye karşısın! Hep öyle oluyor çünkü, ne zaman “zorunlu” din dersi söz konusu olsa hemen atılıyorlar ve sen de papağan gibi aynı şeyleri yinelemek durumunda kalıyorsun; din dersine değil kardeşim, bu dersin zorunlu olmasına karşıyım. Kaldı ki, evet, mevcut haliyle bu din dersine de karşıyım! Herkesin Sünni olduğu varsayımından hareket eden ve bu coğrafyadaki diğer din ve inançları Sünni gözlüğüyle değerlendiren bu din dersine de itirazım var!
İlk ve orta öğretim yılları boyunca hep misal il ikincisi, bölge üçüncüsü, Türkiye onuncusu filan olan yeğenlerimden birine yarı şaka yarı ciddi “Yine birinci olamamışsın! Yuh!” diye takılırdım. O da “Şu din dersine kafam basmıyor ya” diye yanıtlardı beni. Milyonlarca çocuğun hikâyesidir bu… Şimdi de kızım başka milyonlarca çocuk gibi aynı mecburi zorbalıkla sınanıyor…
(Hemen belirteyim; dinle, din dersiyle ilgili en ufak bir olumsuz yönlendirmem olmadı bugüne değin. Tersine şöyle önemli, böyle önemli diye olumlu yönlendirme çabam oldu. Ama olmayınca olmuyor işte! Fıtratımızda Dersimli olmak var!)
Geçtiğimiz ay LGS sınavından çıkan çocukların neredeyse tamamına yakını ağlıyordu. Ağlamayanlar da neredeyse dokunsan ağlayacaklardı. Soruların zor oluşundan yakınıyorlardı, en çok da din dersi sorularından. Bu işin erbaplarının dahi yanıtlamakta zorlandıkları sorularla bu çocukların bu yaşta özgüvenlerini yerle bir etmeye, psikolojilerini bozmaya kimin ne hakkı var!
Sınav öyle ya da böyle bitince çilenizin, koşturmacanızın bir başka aşamasına geçiyorsunuz: Puanı nereyi tutuyor, nereye yazdırabilirsiniz, özel okullar, Anadolu liseleri, nitelikli liseler…
Kimin umurunda bu sorunlar? Ebeveynler ve çocukların tabii ki. Milli Eğitim Bakanının umurunda olacak değil ya!
***
Sürpriz yok; bu seneki LGS sınavında da önceki benzer sınavlarda olduğu gibi “sınav soruları çalındı” şayiaları çıktı. Şayia olmanın ötesinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, Liselere Geçiş Sınavı (LGS) devam ederken ilk oturum sınav kitapçığının bir WhatsApp grubunda yayınlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, “Sınav devam ederken ilk oturum sınav kitapçığı bir WhatsApp grubunda nasıl yayınlanmıştır? Kitapçığı yayınlayan kişi ilgili PDF dosyasına nasıl ulaşmıştır ve ulaşan kişi kimdir? Kitapçığın yayınlandığı grup içinde bulunan kişiler kimlerdir?” şeklinde bir soru yöneltti, bu somut iddiayı meclis gündemine taşıdı.
Çok sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu somut iddia ve soruyu kısmen doğrulayan bir açıklama yaptı ve soruların planladıklarından erken açıklanmasının “sınav güvenliği” açısından bir sorun teşkil etmediğini söyledi. Ama bunu nasıl bir üslupla söyledi? Şöyle:
“Saat 10.45’te tamamlanan bir sınavın sorularının saat 11.57’de, emniyet kayıtlarında da öyle, saat 11.57’de sosyal medyada paylaşılmış olması. Şimdi bir insanın saat 11.57’de paylaşılan soruların ‘sınavın güvenliğine sekte vuruyor, güvenliğini tehlike altına atıyor’ demesi için biraz ya akli melekelerinin yerinde olmaması lazım ya da manipülatif bir eylem içerisinde olması gerekir. Bununla ilgili gerekli açıklamalarımızı yaptık. Sonrasında da hem bu konuda herhangi bir ihmali olan varsa onların tespit edilmesi için hem de sınav güvenliği ile ilgili bir sıkıntı varsa bunun tespit edilmesi için müfettişlerimiz anında incelemelerini yaptılar. Anlatıyoruz, bunu söylüyoruz. Çok özür diliyorum. Geri zekâlıya anlatır gibi tane tane anlatıyoruz. Ama yetinmiyorlar, hâlâ devam ediyorlar.”
Burada durmak lazım. Çünkü bu sayın bakana akli melekeleri ile zekâsının yerli yerinde olduğunu varsayarak hatırlatmak gereken gerçekler var.
Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Siz bulunduğunuz makamın yüklediği sorumluluk gereği kendi alanınızla ilgili soru ve sorunlara üslubunuzu bozmadan cevap vermek, insanların endişe ve tedirginliğini gidermek, iddiaları objektif biçimde soruşturmak ve soruşturmanın sonuçlarını kamuoyuna açıklamakla mükellefsiniz. Bunu yapmak sizi sıkıyorsa o koltuktan kalkıp başka işlerle iştigal edeceksiniz…
Kaldı ki, insanların sınavlarla, sınav soru ve cevaplarıyla ilgili tedirginliği, endişesi, durup dururken ortaya çıkan bir şey de değil. Bunun sorumlusu da sizden başkası değil! “Sınav sorularını çaldılar” iddiasına konu olan kaç tane dava açıldı bugüne değin? Yardımcılarınıza sorun, araştırıp önünüze koysunlar bu sorunun cevabını.
2010 yılında, 2011 yılında KPSS, YGS sınavlarında soruların çalındığı iddiaları ayyuka çıkmışken iktidarda mensubu olduğunuz parti vardı ve iddiaları yalanlamakla meşgul idiler! Sonra kanka olduğunuz cemaat ile ilişkileriniz bozulunca bu kez siz “soruları çalmışlar” dediniz ve savcıları harekete geçirdiniz… Tek başına bu örnek bile insanların size ve sisteminize kuşkuyla bakması için yeter de artar!
Siciliniz bozuk ve bu nedenle de kamuoyuna hitap ederken üslubunuza azami dikkat edeceksiniz!
Kimse de demesin, “Ya onu Fetöcüler yaptı, biz yapmadık.” İktidarda olan, sorumluluk mevkilerini işgal edenler kim ise, kamuoyunun resmi, yasal, meşru muhatabı onlardır. Sorumluluğunuzu taşımayı bileceksiniz.
Geri zekâlıya anlatır gibi anlatmaya çalıştım. Bir şeyi düzelteceğimden değil de maksat kayda girsin diye: Çünkü bu eğitim sisteminin durumu, tıpkı “deveye sormuşlar, boynun niye eğri?” fıkrasından farksız.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
28.09.2025
19.09.2025
14.09.2025
5.09.2025
29.08.2025
22.08.2025
17.08.2025
10.08.2025
1.08.2025