Cemil KOÇAK
Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Başbakan Recep Peker’in anlaşmazlıkları Peker’in istifasıyla sonuçlandı. Peker, İnönü’nün gayret ve ısrarıyla iktidarla muhalefet arasında uzlaşmaya varma çabasına katılmadığı gibi, bu türden bir politikanın kabul edilebilir bir yanı olmadığı kanısındaydı da.

Yeniden 1947 yılına geri dönüyorum. Recep Peker, siyasi kariyerinin en yüksek noktasında iken, başbakanlıktan ayrılmak zorunda kalmıştı. Buna neden olan gelişme, 12 Temmuz 1947 beyannamesiydi. Peker, İnönü’nün gayret ve ısrarıyla iktidarla muhalefet arasında uzlaşmaya varma çabasına katılmadığı gibi, bu türden bir politikanın kabul edilebilir bir yanı olmadığı kanısındaydı da. Bu görüşlerini İnönü ile paylaşmıştı; fakat Cumhurbaşkanının politikasını engellemeye gücü yetmemişti. Beyannamenin yayınlanmasından sonra da parti içinde başlayan sürtüşme, önce Peker’in başbakanlıktan ayrılmasıyla sonuçlanmış; ardından da CHP Yedinci Büyük Kurultayı’nda partinin politikası yeniden saptanmıştı.

Peker’in rahatsızlığı biliniyordu
Cumhuriyet gazetesi, kurultaydan hemen sonra, Recep Peker’in CHP’den ayrılarak bir “Kemalist Parti” kuracağını haber veriyordu. Ancak bu iddia, hemen ertesi gün, bizzat Peker tarafından tekzib edilecektir. Peker, parti kurmayacağını açıklıyordu. Peker, Vatan gazetesine yaptığı bir açıklamada da, yeni bir parti kurmayacağını vurguluyordu. Ama kendisine yönelik suçlamalara yanıt verecekti. Dahası, yılın son günü, Peker’in CHP’den ayrıldığı yönündeki bir haber de tekzib edilecektir. İsmet İnönü’nün desteğine sahip olduğu kulaktan kulağa fısıldanan Nihat Erim’in Peker’in parti içindeki muhalifi olduğunu bilmeyen kalmamıştı. Yine de sert bir mücadeleydi bu; o kadar ki, Erim, Ulus’tan çekildiğini de bizzat gazetede ilân etmişti.
Nadir Nadi, CHP’de 1947 yılının ikinci yarısında meydana gelen gelişmeleri ve bu arada Peker’in siyasî konumunu şöyle değerlendiriyor ve yorumluyordu: “Edindiğimiz açık intıba, muhalefetin önüne bir yem atıldığı [ve] harcanan bir adam sayesinde vakit kazanmaya gayret edildiği[dir]. (...) Hakikat şudur ki, memleketimizin nazik bir anında işbaşına geldiği zaman, [Cumhuriyet] Halk Partisi yüksek çevreleri, Recep Peker’in ne kıratta bir şahsiyet olduğunu, nasıl bir iç politika güdeceğini iyi biliyorlardı. Bütün ümitler bu politikaya bağlanmıştı. Aradan geçen bir yıl beklenen neticeleri vermeyince, o politikadan dönülmek, daha yumuşak, daha kıvrak bir yola sapılmak istendi. 12 Temmuz Beyannamesi, bu zaruretin ifadesidir. [Recep] Peker’in bütün suçu ise, inandığı fikirler uğruna, mevkiini fedaya razı olmaktır. Vaziyetin hulâsası da, galiba bundan ibarettir.”
Nihat Erim de kartlarını açıyor
Asım Us, Hatıra Notları’nda bu konuda şunları yazıyor: “Ulus gazetesinde Nihat Erim, ‘Recep Peker Meselesi’ başlığı altında bir makale serisi neşrine başlamıştır. 4 [ve] 5 Aralık tarihli makalelerde, Recep Peker’i, partiden itimat almak için, Cumhurbaşkanı ile aralarında 12 Temmuz Beyannamesi’ne aykırı vaziyeti ve bu beyanname vesilesi ile çıkan anlaşmazlığı gizlemekle ve beş bakanın değiştirilmesini, Meclis içtima halinde iken kararlaştırdığı halde, tatbiki Meclis dağıldıktan sonraya bırakmak teşebbüsünde bulunmak sureti ile hükümranlık hakkına saygısızlık göstermekle itham ediyor.”
Nihat Erim de, 4 Aralık’ta Ulus gazetesindeki başyazarlık görevinden ayrılmıştı. Bizzat Erim de, günlüğünde bu haberin arka planını anlatmaktadır. Şimdi de bu sırada Ulus gazetesindeki polemiğe bir göz atalım; tam sırasıdır çünkü… Kurultaydan hemen sonra Falih Rıfkı Atay, “eğer Kemalizm adıyla sarıldığımız ideolojiye sımsıkı bağlı kalmak ifrat ve irtica ise, kimsenin ölçüsünü bulamayacağı kadar müfritim ve mürteciyim” diyordu. Bu, açık bir başkaldırı sayılabilirdi.
Ama yanıt da gecikmeyecektir: Nihat Erim, hemen ertesi gün, meseleyi siyasî planda ele almayı tercih ettiğini açıkça gösterdi. Erim, Peker’in “gadre uğramış bir mazlum edasıyla” davranmasından şikâyetçiydi. Erim, Peker’in 12 Temmuz Beyannamesi’ni çok güç kabûl ettiğini açıklıyordu. Ardından da Ağustos ayı başında bu politikayı uygulamayacağını İnönü’ye açıkça söylemişti. Beyannamede yer alan görüşlerle de mutabık olup olmadığı belirsizdi. İnönü ile arasında şiddetli bir anlaşmazlık doğmuştu. Üstelik Peker, başbakanlıkla parti genel başkan vekilliğinin de aynı kişide, yani kısaca kendisinde birleştirilmesini istemişti. Bu talebi de reddedilmişti. Erim’e göre, Peker gerçekleri açıklamalıydı; zamanı gelmişti. Fakat o bunu yapmamıştı.
Peker’in istifası “bayram” havası doğurmuş…
Erim, bu yazıyla da yetinmeyecektir; hemen ertesi günkü yazısında, bu kez Peker’i totaliter görüşlere sahip olmakla itham edecektir. Peker, çoğunluğun azınlığa tahakkümünden yanaydı. “Akıbeti kendi dolaşık politikasının eseri”ydi. Erim, hemen ertesi gün de şöyle devam ediyordu: Peker’in istifası “bayram” havası doğurmuştu. “Kendisine karşı umumî antipatinin ne ölçüde haklı olduğunu münakaşa etmeyelim” şeklinde yazan Erim, şunları yazmıştı: “Peker’in istifasının asıl sebebi, -ki bunu hala kendisi fark edememiş görünüyor- Türk halk efkârının şiddetli ve dayanılmaz baskısıdır.” Erim’e göre, kamuoyu baskısı önemliydi ve demokrasilerde hükûmet, bu baskıya rağmen ayakta kalamazdı. Diğer yandan, Erim, Peker’in partinin meclis grubunda teminat verdiğini, fakat bunun içten olmadığını yazıyordu.
Peker, Erim’e göre, sahte bir görünüme bürünmüştü. O 12 Temmuz Beyannamesi’nin taahhütlerine katılmamaya kararlıydı. Samimi davranmamıştı. 12 Temmuz Beyannamesi’nin ortaya çıkardığı zihniyetten de uzaktaydı. Nitekim kurultay sırasında Peker, İnönü ile ters düştüğünü itiraf etmek zorunda kalmıştı. Üstelik Peker yanlıları da, partinin genel başkan vekili olması için ona yirmi beş oy vermişlerdi. Erim, Peker’e şiddetle saldırmaya devam ediyordu: “Peker’in muhalefete hiçbir hak tanımak istemeyen zihniyet ve politikası” demokrasiyi çıkmaza sokmuştu. Sonuçta, Peker’in istifası ile “totaliter zihniyet mahkûm” edilmişti.

Peker “totaliter”di
Erim, durmak bilmiyordu. Bir sonraki gün kaleme aldığı yazısında da aynı konuya değinmişti. Erim, Peker’in iktidarla muhalefet arasında hakem olmaya çalışan Cumhurbaşkanına da karşı çıktığını anlatıyordu. Bu durumda da “Peker’e yalnız belki totaliter idare taraftarları, diktatörlük hayranları dayanak olabilirler”di. Peker’in görüşleri, “tek şahıs veya zümre istibdadına” yol açardı. İnönü, bu meselede haklıydı.
Erim’in bu yazı dizisi, aslında CHP içindeki görüş ayrılığını sadece ortaya koymakla kalmıyordu; fakat partinin resmî yayın organında eski başbakanın arkasından şiddetli ve geri alınamaz bir itham dalgasını da beraberinde getiriyordu. Ayrılık derin ve kesindi.
Polemik son gaz sürüyordu
Peker, son kez Cumhuriyet ve Vatan gazetelerinde yayınlanan bir açıklamasında, son gelişmeleri şöyle değerlendiriyordu: O 12 Temmuz Beyannamesi’nin hükûmetin sorumluluğunda yayınlandığını ve Cumhurbaşkanı’nın beyannamenin yayınında sorumsuz olduğunu ileri sürüyordu. Ayrıca, kendisi Nihat Erim’in 12 Temmuz günü Ulus gazetesinde yayınlanan yazısına ve görüşlerine de katılmamıştı. Peker’e göre, 26 Ağustos tarihindeki CHP Meclis Grubu toplantısına dek İnönü ile uyum içindeydi. Diğer yandan, Nihat Erim’in Ulus gazetesinde yayınlanan ve anayasa değişikliği önerilerini içeren yazıları da, görüş ayrılıklarını artıran etken olmuştu. Peker, daha 4 Ağustos’ta istifa etmek istemişti ve İnönü ile çatışınca da görevinden ayrılmıştı. Peker, önerisinin 8 Eylül’de Parti Divanı toplantısında reddedilmediğini de ileri sürüyordu. Peker’in görüşüne göre, hükûmet, Cumhurbaşkanı’nın üzerinde bir makamdı ve Cumhurbaşkanı’nın partiler arasında hakem olmaya kalkması da, anayasaya açıkça aykırıydı. Peker, bununla birlikte, 8 Eylül’de istifaya karar verdiğini de belirtiyordu. Peker, hâlâ CHP içinde bulunduğunu yineliyor ve Erim’i de oportünist bir politikacı olarak suçluyordu.
Elbette bütün bu suçlamalar tek yanlı değildi; son olarak Nihat Erim’in günlüğüne yeniden göz atmanın vaktidir: 20 Aralık 1947: “R[ecep] Peker’e cevabımı hazırladım. Gittim, İnönü’ye okudum. Bir iki sert kelimeyi çıkarmamı söyledi.” 21 Aralık 1947: “İnönü ile Peker meselesini konuştuk. ‘Peker acaba tekrar cevap verir mi?’ dedi. Bu sırada bu münakaşanın uzamasını istemiyor. ‘Mümtaz Ökmen’i çağırıp konuşayım’ dedi. Çağırdı. Ben ayrıldım.” İnönü, açıkça Erim’in tarafındaydı. Fakat parti içindeki çatışmanın sertleşmesini de engellemeye çalıştığı açıktı. Yine de Erim Ulus gazetesinin başyazarlığından 1948 yılı başında ayrılmak zorunda kalacaktır.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016