DOĞAN ÖZGÜDEN
Kraliyet Belçikası’nda komünist Julien Lahaut “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırdığı için katledildi… Cumhuriyet Türkiyesi’nde ise insanlar “Demokratik Cumhuriyet” diye haykırdıkları için katledilmekte…
Bu yazının görselinde yer alan fotoğraf, bundan tam 70 yıl önce, 18 Ağustos 1950 gecesi saat tam 21.15’te madenci şehri Seraing’teki evinin kapısında beş kurşun sıkılarak katledilen Belçika Komünist Partisi (PCB) lideri Julien Lahaut’ya ait…
Yaşamakta olduğum Belçika’da belleğime silinmez şekilde kazınan bu fotoğrafta Lahaut, Belçika Millet Meclisi’nde tahta yeni çıkan Kral Baudouin’in cülus töreni yapılırken “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırdığı için alçakça katledilişinden 29 yıl önce, sendika lideri olarak Seraing’te greve giden demir-çelik sanayii işçilerinin çocuklarıyla birlikte görülüyor…
Korona salgınının Belçika’da ekonomik, sosyal, eğitsel ve kültürel yaşamı tam bir felakete sürüklemiş olmasına rağmen, seçilmiş hükümetin istifasının üzerinden 610 gün geçtiği halde hâlâ kalıcı bir hükümet kurulamamış olmasına karşı büyük bir infial içinde bulunan Belçika emekçileri Lahaut’yu katledilişinin 70. yıldönümünde törenle andılar.
Daha önce de ayrıntılı yazmış olduğum gibi, tam altı hükümetli Belçika’da 26 Mayıs 2019’da yapılan yasama ve bölge seçimlerinin sonuçları alınalı 440 gün geçti… Almanya sınırındaki Almanca Konuşanlar Topluluğu’nda yerel partilerle bir koalisyon hükümeti oluşturulmasından sonra Valonya ve Brüksel bölgeleriyle Brüksel-Valonya Federasyonu’nda radikal solu dışlayan birer orta sol hükümet kurulurken, Flaman bölgesinde aşırı sağ’ı olduğu gibi sol’un tüm kanatlarını dışlayan milliyetçi-liberal bir koalisyon hükümeti oluşturuldu.
Ancak bu beş hükümetin dışında Belçika’nın tamamını yönetecek federal hükümetin kurulabilmesi için beklenen mucize bir türlü gerçekleşmedi. Ardı arkası kesilmeyen pazarlıklardan bir sonuç alınamaması üzerine kitlelerde kabaran öfkeyi bir nebze olsun yatıştırabilmek için Belçika Kralı Baudouin, seçimlerden beri yek diğerini alenen aforoz etmiş Valon bölgesinin birinci partisi Sosyalist Parti (PS) ile Flaman bölgesinin birinci partisi Yeni Flaman İttifakı (N-VA)’yı Meclis’te çoğunluk desteğine sahip kalıcı bir federal hükümeti kurmak için masaya oturmaya mecbur etti.
Bir yerde tükürdüklerini yalayarak düne kadar inatlaştıkları konularda belli tavizler vererek anlaşmaya varmış gibi görünen PS ve N-VA, Flaman hristiyan demokratlarını ve liberallerini de yanlarına çektikleri halde Meclis’te gerekli çoğunluğu sağlayamadıkları için, Frankofon Liberalleri’nin partisi MR’e ve Yeşiller’in partisi ECOLO’ya da koalisyona katılma çağrısı yaptılar… Ancak bu iki parti de önlerine konulan program taslağının kendi taleplerini tam karşılamadığı gerekçesiyle katılma önerisini reddedince, PS lideri Paul Magnette ve N-VA lideri Bart De Wever yenilgiyi kabul edip Kral’a hükümet kurma görevinden istifa ettiklerini bildirdiler.
Kral parti liderleriyle yeniden görüştükten sonra koalisyon hükümetini kurma sorumluluğunu dün Flaman Liberallerinin partisi Open VLD’nin genel başkanı Egbert Lachaert’e vermiş bulunuyor. Ancak zaman son derece sınırlı… Bu kriz döneminde ülkeyi iyi kötü yöneten liberal Sophie Wilmès’in başbakanlığındaki geçici hükümetin yetki süresi 15 Eylül’de sona eriyor. O tarihe kadar Egbert Lachaert de Meclis çoğunluğunun desteğine sahip kalıcı bir hükümet kurulmasını sağlayamazsa en geç 2021 başında yeniden federal parlamento seçimlerine gidilmesi gerekecek.
Erken seçime gidildiği takdirde de, Belçika’nın daha da büyük bir krize sürüklenmesi hiç de uzak ihtimal değil… 26 Mayıs 2019’da yapılan seçimlerden sonra Flaman bölgesinde aşırı sağcı parti Felemenk Çıkarı (VB), Valonya, Brüksel ve hattâ Flaman bölgelerinde radikal sol Belçika İşçi Partisi (PTB/PVDA) oylarını büyük ölçüde artırarak parlamento aritmetiğini zaten altüst etmişlerdi.
Kamuoyu yokamaları bu iki partinin erken bir seçimden daha güçlenerek çıkacağını, yeni yasama döneminde en azından bölgeler düzeyinde iktidar ortağı olmalarının kaçınılmazlaşacağını gösteriyor.
PS ve N-VA liderlerinin hükümet kurma konusunda havlu atmaları üzerine Belçika’nın en büyük Fransızca gazetesi Le Soir’ın ikinci sayfasında yayınlanan ünlü karikatürist Kroll’ün bir deseni, hiciv düzeyinde de olsa, bu ülke kraliyetçilerinin ve kraliyetçi bir rejimde “yönetimci sosyalizm” uygulaması yapanların uykularını kaçıran bir kâbusu da çok net ortaya koymaktaydı.
Karikatürde Magnette ve De Wever hükümet kurma görevinden affedilmeleri talebini saraya sunduktan sonra Kral Baudouin kendilerine başarmak için her yolu deneyip denemediklerini soruyor, Magnette “Gerçekten herşeyi denedik, haşmetmeap” diye yanıtlıyor, De Wever de “Her yolu denedik” diye onaylıyor, onun üzerine Kral soruyor: “Pekâlâ, ya cumhuriyet’e ne dersiniz?”
Belçika ve cumhuriyet! Kara mizah gibi…
Bir karikatür içinde mizah unsuru olarak Kral’ın ağzından çıkartılan Cumhuriyet kelimesini bundan tam 70 yıl önce bugünkü kralın amcası Baudouin’in Belçika Millet Meclisi’ndeki cülus töreninde “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırdığı için Belçika Komünist Partisi’nin lideri ve milletvekili Julien Lahaut alçakça katledilmişti.
19. yüzyılın ilk yarısındaki Napolyon savaşlarının ertesinde süper güçlerin aralarında bir tampon bölge oluşturmak üzere suni olarak kurdukları ve başına da Cermen kökenli Saxe-Coburg ve Gotha Hanedanı’ndan işsiz güçsüz bir asilzadeyi kral olarak oturttukları Belçika devletinde 190 yıldan beri zaman zaman kraliyete son verip de yerine cumhuriyet rejimi kurulmasını isteyen hareketlilikler olmuş.
Örneğin Avrupa’yı sarsan 1848 devrimleri sırasında Kraliyet’e karşı olan cumhuriyetçi Belçikalıların Fransa’daki cumhuriyetçilerden de destek alarak monarşiyi yıkıp “kızıl cumhuriyet” kurmak için örgütlenip silahlandıkları, cumhuriyetçi marşlar söylenen toplantılar organize ettikleri, ancak iki yıla yakın süren mücadeleden sonra 1850’de tamamen yenik düşerek Belçika siyaset sahnesinden silindikleri biliniyor.
Siyasal ve kültürel bakımdan Fransa’nın etkisine açık olan Valonya bölgesinde 20. yüzyılda Kraliyet’ten bağımsız “Valon Cumhuriyeti” oluşturmayı amaçlayan bir hareket doğmuş, Julien Lahaut’nun liderliğindeki Belçika Komünist Partisi (PCB) ise bir adım daha ileri giderek tüm Belçika’yı kapsayacak sosyal bir cumhuriyet istemini ülke siyasetinin gündemine sokmuştu.
İçinde bulunduğumuz 2020 yılında Nazizm’in yenilgiye uğratılışının ve 2. Dünya Savaşı’nın Avrupa kıtasında sona erişinin 75. yıldönümü ABD ve tüm Avrupa ülkeleri gibi Belçika’da da Korona disiplinine uyarlanmış törenlerle kutlandı.
Savaş sonrası yıllarda özellikle ABD emperyalizminin ideolojik, politik, ekonomik ve askeri dayatmaları sonucu ne denli unutturulmaya çalışılırsa çalışılsın, Belçika’nın tarihine altın harflerle yazılmış sayfalardan biri, hiç kuşku yok ki, işgal altında Belçika komünistlerinin Nazi’lere karşı verdikleri kahramanca direniş mücadelesidir…
İşgal sona erip de Belçika’da yeniden hükümet kurulduğunda Belçika Komünist Partisi (PCB) de haklı olarak koalisyon hükümetinde yer almış, önemli bakanlıkları üstlenmişti.
Gerek savaş öncesi sınıfsal kavgaların, gerek savaş sırasındaki direnişin, gerekse savaş bittikten sonra Belçika’nın gerçekten demokratik bir cumhuriyete dönüşmesini sağlama mücadelesinin başını çekenlerden biri de Julien Lahaut’dur.
Verdiği mücadeleden dolayı Lahaut direniş sırasında Naziler tarafından tutuklanmış, yoğun işkence görmüş ve Mauthausen toplama kampında kalmıştır. Savaştan sonra özgürlüğüne kavuşup Belçika'ya dönünce de yeniden Belçika Komünist Partisi’nin başına geçmişti.
Komünistlerin vatanperverliğine karşılık, Belçika Kralı Léopold III, savaş yıllarında Nazilerle açıkça işbirliği yapmış, savaş sonuna kadar başka bir ülkede onların himayesinde yaşamıştı. Bu nedenledir ki savaş yıllarında çok açı çekmiş olan Belçika halkının nefretini kazanmıştı.
Savaştan sonra sağcılar işbirlikçi kralı ülkeye geri getirerek yeniden tahta oturtmaya kalkışınca kıyamet kopmuş, protesto gösterilerinin önlenememesi karşısında Kral tahttan feragat ettirilerek yerine vekaleten oğlu Prens Baudouin oturtulunca Meclis’teki cülus töreninde Julien Lahaut olayı protesto ederek "Vive la République!" (Yaşasın Cumhuriyet!) diye bağırmıştı.
Bu olaydan bir hafta sonra, 18 Ağustos 1950 akşamı Seraing’de, Julien Lahaut evinin kapısını dayanan iki tetikçi tarafından beş kurşun sıkılarak katledilmişti.
Lahaut’nun katli özellikle Belçika emekçilerinin büyük tepkisine yol açmış, cenazesi 300 bin kişinin katıldığı bir törenle toprağa verilmişti.
Lahaut’nun katli ana akım medyada uzun süre kraliyetçilerin tepkisel bir eylemi olarak değerlendirilmişse de, son yıllarda yapılan araştırmalar cinayetin La Société Générale, L’Union Minière ve Brufina gibi büyük sermaye gruplarının desteğine sahip antikomünist bir çete tarafından işlendiğini ortaya koymuş bulunuyor. (CEGES, Qui a tué Julien Lahaut? 2018 Bruxelles)
Belçika’ya özgü ilginç bir paradoks…
Tıpkı 60’lı, 70’li yıllarda Türkiye’de ABD emperyalizminin uşaklığını yapıp anti-emperyalist gençleri ve işçileri katleden Türk-İslam sentezcilerinin bugün Tayyip’in kirli manevralarına destek vermek için ABD karşıtı lafazanlıklar etmeleri gibi, 70 yıl önce cumhuriyetçi Lahaut’nun katline alkış tutan Flaman aşırı sağcıları bugün Belçika’nın en ateşli cumhuriyetçileri kesilmiş bulunuyor.
Bunların cumhuriyetçiliğinin arkasında tüm Belçika’yı kapsayacak demokratik bir cumhuriyet kurmak değil, ülkenin nüfus çoğunluğunu da barındıran kuzey kesimini Belçika Kraliyeti’nden bağımsızlaştırarak milliyetçi bir cumhuriyete dönüştürülme art hesabı var.
Belçika’nın Fransızca konuşan kesiminde ise liberali, hristiyanı, sosyalisti ve yeşiliyle tüm siyasal partiler kraliyetin ateşli savunucuları durumunda…
Lahaut’nun bayraktarlığını yaptığı, Valon ve Flaman bölgelerini de kapsayan gerçekten sosyal bir cumhuriyetçiliğin taraftarları ise seslerini sadece tarihsel Belçika Komünist Partisi (PCB) ve Belçika İşçi Partisi (PTB/PVDA) saflarında duyurabiliyor.
Lahaut’un katledilişinin 70. yıldönümüne rastlayan 18 Ağutos’ta Belçika Komünist Partisi’nin Liège Federasyonu onun Seraing’teki mezarı başında Seraing Belediye Başkanı Francis Bekaert’ın ve PTB/PVDA sözcüsünün de katılarak konuştukları bir anma töreni düzenledi.
PTB/PVDA organı Solidaire gazetesi de 14 Ağustos 2020 tarihli sayısında “70 yıl önce, Julien Lahaut’nun katline Devlet destek vermişti” başlıklı uzun bir inceleme yayınladı.
Belçika emekçi halkının yiğit evladı cumhuriyetçi Julien Lahaut’nun ölüm yıldönümüyle ilgili haberleri ve yorumları izlerken kendi ülkemizde devletin ve faşistlerin kurşunlarıyla can veren demokrasi, özgürlük, eşitlik savunucusu dostlarımızı düşündüm.
Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, Roboski’de ve de Kürdistan’nın birçok kent, kasaba ve köylerinde yapılan kitlesel cankırımlarda kaybettiklerimizi de…
Evet, Kraliyet Belçikası’nda komünist Julien Lahaut “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırdığı için katledilmişti…
Cumhuriyet Türkiyesi’nde ise insanlar “Demokratik Cumhuriyet” mücadelesi verdikleri için katledildiler ve de hâlâ katledilmekteler…
100. yıldönümüne kala kala üç yıl kaldı…
Türk-İslam sentezcilerinin diktası altında 100. yılı kutlanacak olan herhalde “Demokratik Cumhuriyet” değil, “İslam Cemahiriyesi” olacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024