Elif ÇAKIR
Dünkü yazımda 15 Temmuz kalkışmasının, geçmişi darbelerle ve darbelerin yaşattığı acılarla dolu ülkemizin makus talihini değiştirecek fırsatlar sunduğunu ama AK Parti iktidarının 15 Temmuz’u kendi iktidarını güçlendirmek için fırsata dönüştürdüğünü yazmıştım. 15 Temmuz gecesi devleti, iktidarı sokaktan, kalkışmacıların elinden alıp, yerine koyan bu ülkenin insanları da demokratik hukuk devletini fazlasıyla hakkediyordu.
Ama AK Parti iktidarının Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti standartlarını yükseltecek reformlar yerine, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıran cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dedikleri, demokratik ülkelerde benzeri olmayan bir sistem getirdiğini dile getirmiştim.
“Derdi Çok” rumuzlu okurum yazımın altına “Elif Hanım umarım okursunuz” diyerek sitemde bulunduğu şu yorum dikkatimi çekti, diyor ki, imla tarzıyla birlikte aynen buraya alıyorum:
“HSYK seçimleri konulu yazılarınızı geriye dönüp tekrar gözden geçirmenizi rica edeceğim. Hükümeti sürekli korkutan HSYK seçimi konulu yazıları siz ürettiniz (ürettiniz ifadesi hiç hoş değil ama rumuzundan dolayı hoş görüyorum). HSYK’nın buralara gelmesinin taşlarını birazda siz döşediniz. Bu konuda tövbe, günah çıkaran bir yazınızı, beyanınızı daha duymadım. İşten atılan ceza yatan sonra beraat eden, hayatları karartılan hakimler konusunda bir yazınızı okumadım. Ne zaman yazacaksınız merakla bekliyorum.”
***
“Tövbe ve günah çıkarma’ gerektirecek bir durum görmediğimi ifade etmeliyim, ayrıca bu gibi konularda “tövbe, günah çıkarma” gibi kavramları münasebetsizce bulduğumu da ifade edeyim. “Özeleştiri” deseydi daha yerinde olurdu… Konu önemli olduğu için bir kez daha anlatmak istiyorum.
Ülkemizin şöyle bir gerçeği var, dünü, tarihi, hadiseleri o dönemin kendi şartları içerisinde değerlendirmek, hadiseleri sebep-sonuç ilişkileriyle analiz etmek yerine, bugün ortaya çıkan neticeden yola çıkarak değerlendirme yapılıyor, ahkam kesiliyor.
Maalesef meseleleri böyle değerlendirmek ülkemizde oldukça yaygın bir tarz.
Buna en güzel örnek de 2010 Referandumu. Cepheden iktidar karşıtı muhalif kesim 2010 Referandumunun sebep ve sonuçlarını analiz etmeden, o dönem yaşananları hakkaniyet çerçevesinde değerlendirmeden, bugün ortaya çıkan Türkiye fotoğrafı üzerinden 2010 Referandumunda evet oyu kullananlara parmak sallıyorlar, Türkiye’nin bugün buralara gelmesinin müsebbibi olarak “evet” oyu verenleri görüyorlar.
Ama bu çevreler, 2010 referandumun getirdiği AYM’ye bireysel başvuru hakkını memnuniyetle de kullanıyorlar, değil mi? Kaldı ki bugün AYM’ye getirilen bireysel başvuru hakkının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış durumda.
***
Evet, 2010 referandumunda “evet” oyu verdim, çünkü Anayasa Mahkemesi’ne parlamentonun üye seçmesini, HSYK üyelerinin tek odağın “liste”sinden değil, çoğulcu şekilde “tek adaya tek oy” usulü ile seçilmesini sağlayacak bir sistemi savunuyordum.
2010 Anayasa değişikliği AK Parti’nin reformist döneminde hazırlanmış bir metindi, dönemin adalet bakanı Sadullah Ergin bu paketi hazırlatırken AB ilkelerini dikkate alarak, AB’ın en yüksek hukuki danışma kurumu Venedik Komisyonu ile görüşerek HSYK içinde çeşitliği sağlayacak “bir adaya bir oy” ilkesini koymuştu pakete. Nitekim bu ilke Venedik Kriterleri’ne de uygundu. Fakat dönemin Anayasa Mahkemesi üyeleri, yetkilerini aşarak anayasa değişiklik paketindeki “bir adaya bir oy ilkesi”ni iptal ettiler, “liste usulü”nü dayattılar.
“Bir adaya bir oy” ilkesi yasalaşmış olsaydı, yargı da bir hizip, bir grup etkili olamayacaktı, ülkemizde yargı bu hallerde olmayacaktı.
Çoğulcu ve bu sayede tarafsız bir HSYK yapısı oluşacaktı.
Dönemin Anayasa Mahkemesi üyeleri liste usulünü dayattı, (YARSAV’ın kazanacağından emindiler sanırım) ama sonuç öyle olmadı.
HSYK seçimlerini “liste usulüyle” Fethullah Gülen cemaatinin etkili olduğu ‘liste’ kazandı.
Sonrası malum zaten, 2014 yılı HSYK seçimleri tam böyle bir konjonktürde gerçekleşti.
O yıl Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimleri de vardı ama yargı camiası tamamen 12 Ekim 2014 tarihinde yapılacak HSYK seçimlerine kilitlenmişti, hatırlayın.
Bir ilk yaşanıyordu ülkemizde, bütün kamuoyu, ilgililerinin dışında kimsenin dikkatini çekmeyen HSYK seçimlerine dikkat kesilmişti.
Çünkü kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlayan hakimler ve savcılar televizyon programlarında yargının nasıl utanç verici hal içinde olduğunu anlatıyorlar, gazetelere “yargıçlar olarak bizler bile kendi kurumumuza güvenmiyoruz, vatandaşa nasıl yargıya güven diyelim. Bizler bu ülkenin yargıçları mahkemelere düşmeyelim diye dua ediyoruz. O kadar yani” gibi sözlerle röportajları veriyorlardı. HSYK’nın yargıçlar üzerinde nasıl bir tehdit olduğunu, adaletin terazisinin nasıl şaştığını, yargı sisteminin nasıl raydan çıktığını, Fethullah Gülen Cemaatinin takip ettiği dava dosyalarına bakan hakimlerin başlarına neler geldiğini, toplumda adalet dağıtması gereken yargıçların, sokaklarda adalet talep eder hale geldiğini anlatıyorlardı.
***
Yazımın başlığına gelelim, bugün hala geçerliliğini, güncelliğini koruyan bu cümle Yargıda Birlik Platformunun kurucularından Mehmet Yılmaz’a ait. Yılmaz 2014 yılında HSYK seçimleri döneminde yaptığı bir açıklamada şöyle demişti:
“Bir dönem bir slogan vardı: Tehlikenin farkında mısınız diye. Şimdi bu soruyu biz soruyoruz ve cevaplıyoruz: Kesinlikle farkındayız, kesinlikle ciddiyetini görüyoruz, kesinlikle yıkımın farkındayız. HSYK’nın artık acilen yargı üzerinde bir tehdit olmaktan çıkarılması gerekiyor.”
Yargının içinde bulunduğu kötü duruma dur diyeceklerini, yargıyı hak ettiği itibarına kavuşturacaklarını, bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi inşa edeceklerini söylemişti.
Sadece Mehmet Yılmaz değil, Yargıda Birlik Platformu’nu kuran 85 hakim ve savcı bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi vaadinde bulunmuşlardı. Yargıçlar kimseden talimat almadan, birilerinin gözünün bakmadan, talimat almadan, hukuk ne diyorsa ona göre hükümlerini vereceklerini söylemişlerdi.
***
Ben bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi inşa edeceklerini söyleyen ve etik ilkeler ortaya koyan ve değişik eğilimlerdeki yargıç ve savcılardan oluşan Yargıda Birlik Platformunu destekledim…
‘Bir hakim meslek etiğine ve hukuka aykırı bir karara imza attığında o hakimin ensesinde olacağız’ vaadinde bulunan Yargıda Birlik Platformunu destekledim….
“Bağımsızlık ve tarafsızlık ancak hesap verilebilirlik mekanizmasıyla demokrasiye uygun bir hüviyet kazandırmaktır” diyen Yargıda Birlik Platformu destekledim….
Yargıyı birilerinin yargısı olmaktan kurtarma, yargıya hak ettiği itibarı kazandırma, yargıda şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlayacaklarına dair vaatlerini destekledim. Yargı içindeki zümre hakimiyetini bitirmek ve ülkemizin kronik sorununu çözerek yargımızı bağımsızlığına ve tarafsızlığına kavuşturacağız diyen Yargıda Birlik Platformunu destekledim….
İlkesel olarak desteklediğim Yargıda Birlik Platformunu aynı ilkeler çerçevesinde de ilk günden itibaren eleştirdim. Eleştirilerimi dile getirdim, yazdım.
HSK’nın bizzat sorun üretmesini, iktidarın eli kolu haline gelmesini, iktidarın hoşnut olmadığı kararları veren hakim ve savcıları sürgün etmesine tepki gösterdim, göstermeye de devam ediyorum. Onlarca yazı kaleme aldım.
Benim bunları eleştirmemem mümkün mü?
Şunu bilhassa belirtmeliyim ki, yargının en yüksek dozda siyasallaşması, bütün üyelerini partili Cumhurbaşkanı ile partisinin meclis grubunun seçtiği CB sisteminde gerçekleşti. Ve ben, kuvvetler ayrığını ortadan kaldıran bu CB sistemine baştan beni karşıyım, baştan beri eleştiriyorum.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025
19.11.2025