Fehim TAŞTEKİN
Lübnan yarım kalmış hesapların ülkesi. Lübnan’a her geldiğimde 15 yıllık iç savaşın ardından bunca zaman geçmesine rağmen o meşum günlerin yükünü görüyor, hissediyorum. Yanı başında kanayan ülke Suriye. Suriye’nin krizi her açıdan Lübnan’ınkinden çok farklı.
28 Aralık’ta Beyrut’tan Anti-Lübnan Dağları’na tırmandıkça hava buz kesiyor. Yol kalabalık. “Bu kadar kamyon Suriye yolcusuysa işler epey değişmiş demektir” diye söyleniyorum. Şoför “Yok” diyor. “Bunlar Chtaura’ya giden ve gelen araçlar.” Hakikaten Chtaura’dan sonra Masnaa ve Cideyde Yabus sınır kapılarına kadar yol tenha. Hâlbuki güzergâh sorunsuz, çatışmalardan uzak. Bu yolların vızır vızır işlemesi gerekiyor. Şoföre sordum:
- Sınır niye bu kadar tenha?
- Bilmem.
Şam çetin bir savaşla cebelleşen bir ülkenin başkenti gibi karşılamıyor bizi. Şam’dan bakıp ülkenin geri kalanına dair fikir yürütmek yanıltıcı olabilir. Karınca yuvasını andıran caddeler, çöplerin düzenli kaldırıldığı temiz sokaklar, işlek dükkânlar, doludizgin akan hayat “Burada asayiş berkemal” dedirtiyor ama bu yöndeki ilk izlenim yanıltıcı. “Özgürlükçü” dünyanın üstünkörü Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) diye sunduğu, Suriyelilerin ise “silahlılar” (musellahin) ya da “teröristler” diye kodladığı İslam Ordusu ve Nusra (Şam’ın Fethi) gibi örgütlerin kontrol ettiği Şam kırsalından ansızın gelip can alan roketler, yer yer yaşanan patlamalar, hayatı çekilmez kılan elektrik ve su kesintileri, artan fiyatlar, kontrol noktalarındaki aramalar ve bundan kaynaklanan trafik, çatışma bölgelerinden kaçan iki milyonu aşkın insanın getirdiği yükler savaşın başkente yansımaları. Yine de devlet mekanizmaları işliyor; toplumsal canlılık ve ekonomik devinim hızından bir şey kaybetmiş değil.
Su ve ateşkes
Halep’in Nusra Cephesi, Ahrar Ul-Sham ve Nureddin Zengi gibi silahlı gruplardan kurtarıldıktan sonra başkentin gündemine damgasını vuran iki şey var: Rusya, İran ve Türkiye’nin Moskova’da başlatıp Astana’da devam ettirmeyi kararlaştırdığı yeni süreçten çıkan ateşkes ve musluktan akan “terör.” Şam’daki kaynaklara göre Nusra Cephesi, Fije Pınarı’nın da bulunduğu Barada Vadisi’nde su kaynaklarına petrol karıştırdı ve tesisleri bombaladı.
30 Aralık’ta başlayan ateşkese dahil edilmeyen Nusra’nın 5 buçuk milyon insanı etkileyen su terörü, Türkiye’nin resmi haber kurumu Anadolu Ajansı tarafından iki haberle şöyle servis edildi:
- “Suriye'nin yeni 'Halep'i: Barada Vadisi… Esed ordusu ve Hizbullah, 6 gündür Şam'ın batı kırsalındaki Barada Vadisi'ne yoğun şekilde saldırıyor.”
- “Esed'in ateşkes ihlalleri Barada Vadisi'nde yoğunlaştı… Hizbullah ve Suriye ordusu, bölgedeki su kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek için Barada Vadisi'ni temmuz ayı sonunda kuşatma altına almış, tüm giriş çıkışları kapatmıştı.”
Dünya medyasını sabahtan akşama kadar meşgul eden ateşkesin Şam’da büyük bir heyecan yarattığı söylenemez. Umursanmadığından değil, Türkiye’nin silahlı grupları dizginleme konusundaki taahhüdünü yerine getirebileceğine inanmamalarından. Suriye ordusunu asıl zorlayan örgütlerin başında Nusra ve IŞİD geliyor; onlar da ateşkese dahil değiller. Şam’ın ateşkese bakışı “Hiç yoktan iyidir ama derde deva değildir” diye özetlenebilir.
Ateşkesin siyasi çözüm sürecinin önünü açması ihtimalinden bağımsız olarak Suriye’nin silahlı isyan bitinceye kadar sonuna kadar götürmeye kararlı olduğu bir savaş, bir de silahlı grupların silah bırakmasına yönelik bir iç barış süreci var. Şam’daki havaya bakılırsa Astana’da dörtlü zirve olsun ya da olmasın sözünü ettiğimiz çift yönlü strateji devam edecek. Bugüne kadar onlarca yerde silahlı gruplarla pazarlık yapıldı, bunlardan sonuç da alındı. Başkentteki su krizini önlemek için Barada’da yapılan arabuluculuk bunun son örneği.
Bunun dışında ateşkesle ilgili tartışmalarda Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Astana’ya gidip gitmemesi de spekülasyon konusu. Esad’ın Astana’ya koşullara bağlı olarak kendisinin gidebileceği, olmazsa Dışişleri Bakanı Velid Muallim’i gönderebileceği konuşuluyor. Muallim’in sağlık sorunları nedeniyle başka bir isim de gidebilir. Suriyelilere bakılırsa Esad’ın Erdoğan’la aynı masaya oturmasına insanların gönlü el vermiyor. Ancak devletlerarası ilişkiler ve ulusal çıkarların hatırına iki lider masada buluşursa bunu, Esad’ın değil Erdoğan’ın yenilgisi olarak göreceklerini de ekliyorlar.
Şam’da üst düzey askeri bir yetkili “Esad gider mi?” sorusuna gülerek şu yanıtı verdi: “Esad gitmese de olur, Putin gidiyor ya! Putin’in orada olması Suriye için garantidir.” Putin’in Suriye’de bazı çevrelerde “Ebu Ali” kod adıyla anılması boşuna değil!
Olağandışı bir yılbaşı
Halep’te elde edilen zafer Şam’daki havayı da etkiliyor. Yılbaşı için her zamankinden daha fazla hazırlık vardı. Dükkânlar geç saatlere kadar açık, eski Şam’ın daracık sokakları kaynıyor. El ele tutuşup gezen genç kadın ve erkeklerin sayısında ciddi bir artış dikkatimi çekti. Aileler gençlere eskisi gibi karışmıyor; sosyal denetim ve baskılar azalmış görünüyor. Bu da savaşın yan etkisi!
Eski şehirde daracık sokaklarda küçük ve mütevazı kapıların açıldığı geniş avlulu konaklar Suriye’nin sosyal ve siyasal halini betimliyor. Dışarıdan basit bir duvar, içerde başka bir dünya. Konakların çoğu ya lokanta, kahvehane ya da otel olarak işletiliyor. Biz dolaşırken yılbaşına özel program yapmayan tek bir yer yoktu. Hepsi rezervliydi. Akşam yemeği için girdiğimiz üç yerin yanıtı aynı oldu: “Maalesef özel program var, yerimiz yok, servis yapamıyoruz.”
Yemekten sonra oturulacak bir kafe de yok. Tematik bir kafeyi kafadarlar kapatmış, müzik eşliğinde dans ediyordu. Müşterilerin eğlencesine eşlik eden kafe sahibi, Türk olduğumuzu öğrenince onca curcuna arasında iğneyi batırdı: “Altı yıl önce Erdoğancı’ydım. İki ülke dosttu. O zaman buraya gelip giden bir Türk arkadaşımız, ‘Yavaş ol, her şey göründüğü gibi değil’ diye uyardı. Haklı çıktı, biz fena halde yanıldık. Her şeye rağmen Türk halkının iyiliğini istiyorum ama Erdoğan’ın bize yaptığı kötülük maalesef Türkiye’ye de ulaşacak.”
Suriye’de “Türk olmak” bugünlerde biraz sıkıntılı. Elbette kimse sizi taciz etmiyor, size saldırmıyor ya da hakaret etmiyor ama herkesin Ankara’nın dostluktan düşmanlığa geçişine dair söyleyecek birkaç acı sözü var.
Şamlılar yeni yıla havai fişekler ve gerçek fişeklerle girdi. Yılbaşının cafcaflı görüntüsünü geri alsanız da Şam’da hayat en kötü günlerinde bile deviniminden çok az şey kaybetti. Şam en eskiye yaslanıp en yeniye uzanan bir kent. Savaş zamanında bile! Birkaç kez Emevi Camii’nin arka tarafındaki çarşının girişinde yer alan Nofara Kahvehanesi’ne uğradım. Her akşam kırmızı fes ve beyaz cübbesini giyinen meddah kürsüde hikâye okuma geleneğini sürdürüyor. Bir farkla; hikâyeci Ebu Şadi iki yıl önce ölmüş.
Yerinde Ebu Sami oturuyor. Çay için nargile tüttürenlere Memluk Sultanı Baybars’ın hikâyesini okuyordu.
Ticaret hayatı da canlı sayılır. Mithat Paşa ve Hamidiye Çarşısı her zamanki gibi kalabalık. Süleymaniye Külliyesi’ne uğradım. Turizm Bakanlığı külliyedeki dükkânları yenilemiş. Hamalı dokumacı Münir Müsaddi tezgâhının başında peşkir dokumaya devam ediyor.
Yeni yılın ilk gününde sabahın köründe Halep yolcusuyum. Yol arkadaşım Şam’da gazetecilik yapan Hediye Levent.
Bab Tuma’nın sokakları tenha, yerlerde yılbaşı gecesinden kalan mermi kovanları. İslam Devleti’nin (İD) zaman zaman çölden gelerek kestiği Humus-Hanasır yolu geçen yıla göre daha istikrarlı. 2015’teki seyahatim sırasında yolda tamir çalışmaları vardı. Hasat mevsimi geçtiğinden yük kamyonlarının sayısı daha az. Yolun güvenliğini sık aralıklarla kurulmuş gözetleme noktalarındaki askerler sağlıyor.
Humus ve Hama üzerinden Halep’e çıkan otoban kırsaldaki Nusra ve müttefiklerinin hakimiyeti yüzünden kapalı. Alternatif yol Humus’un kuzeyindeki Nusra ile kuzeydoğuda İD’in kontrol ettiği bölgelerin arasından önce Selemiye’ye, ardından doğudaki Isriye’ye, sonra Rakka yolu sapağından kuzeydeki Hanasır ve Safira’ya, ardından Halep’e çıkıyor. Sürücülerin bir an önce bitirmek için gaza bastığı bir yol. Bu yolu açmak için verilen savaş Hanasır ve Safira’yı harabeye çevirdi. Havaalanı yolu açılmış ama kurtarılmış bölgeler ulaşıma el vermediğinden yine güneyde Sukkari ve Selahaddin’in altından Halep’e giriyoruz.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025