Fehim TAŞTEKİN
Mevcut bilgiler ışığında görüşmenin ‘noktalı’ değil ‘noktalı virgül’ rejimine uygun gittiği anlaşılıyor. Yani Türkiye’nin Kore savaşına katılarak kendini kabul ettirdiği NATO ortaklığının gölgesinde ABD, Suriye’de bildiğini okurken Türkiye de sızlanmaya devam edecek. Geçiş dönemindeki Trump çaresizce Erdoğan’ın son umuduydu.
PYD ve YPG’yi DAİŞ’ten daha tehlikeli örgüt ilan edeceksin, kendi tabanına bunu kabul ettireceksin, eski düzenin bekçisi muhalefeti de yanına alacaksın, diplomatik namluya da bu argümanı süreceksin…
ABD, IŞİD’le mücadele adına YPG’ye silah verince bu sefer NATO’daki 65 yıllık müttefikinin arkadan bıçakladığını söyleyeceksin…
“Müttefiklerimiz terör örgütlerinin yanında değil yanımızda yer almalıdır” diyeceksin.
“Temenni ederim ki ABD’ye gitmeden önce (yanlıştan) dönülmüş olunur” diye temennide bulunacaksın.
Normal diplomasi mantığına göre YPG’ye ağır silah kararıyla ABD, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Washington’a gelme” demiş oluyor.
Bunlara rağmen gittiğine göre iki şey söylenebilir: Tepkiler tribünleredir, ABD de ilişkilerde manidar bir kopma beklememektedir. Ve Erdoğan’ın Oval Ofis’teki o fotoğrafa çok ihtiyacı vardır.
O fotoğraf değil miydi Erdoğan’ın iktidar yürüyüşünü kolaylaştıran!
Yine de Erdoğan’ın “Virgül değil nokta konulacak bir buluşma” demesi nedeniyle öngörülemez iki liderin buluşması için nefesler tutuldu. ABD ile tarihi krizler akla geldi.
***
Sonuca geçmeden önce bu krizi besleyen sürece dair kısa bir hatırlatma gerekiyor.
ABD’yi suçlamak kolay! Lakin muhasebesi eksik olan taraf Türkiye. Amerikalıların günah galerisindeki zenginliği kimse yakalayamaz ama kendi çelişkileriyle, kifayetsizliğiyle, öngörüsüzlüğüyle ayaklarına gemici düğümü atan da ABD değil Türkiye.
Abdullah Gül’ün aktif görevdeyken ABD ile Türkiye’nin ajandalarının küresel meselelerde neredeyse yüzde 100 örtüştüğünü büyük bir gururla tekrarlayıp durduğunu hatırlatalım.
Erdoğan müdahalecilikleriyle dünyanın başına bela olan Neo-Conların Ortadoğu’ya dizayn vermek üzere hazırladığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eşbaşkanı olarak her nutkunda hava basarken Amerikalıların Türkiye’yi nereye götürdüğüne dair uyarılara kulak asan olmadı. Arap isyanları sırasında Ortadoğu’ya müdahalede ABD ve Türkiye madalyonun iki yüzü oluverdiğinde de “Gidiş nereye” diyebilenler tepelendi. Hükümetin Suriye siyasetini sorgulamak bedeli ağır bir iş haline geldi. Adına ister özgüven zehirlenmesi deyin ister ufkun buzlanması veyahut halüsinasyon, ne derseniz deyin, ABD ile çıkılan yolculukta arızılar baş gösterdiğinde ‘kifayetsiz muktedirler’ bugün tosladıkları duvara koşmakta çok kararlıydılar.
Şimdi herkes “Nasıl oldu da böyle oldu” diye ahkam kesiyor. Hiç beyinciklerimizi patlatmaya gerek yok, hafızamızdaki toz yığınına azcık üflemek ilaç gibi gelecektir.
Aralık 2012’de ABD, Nusra Cephesi’ni terör örgütleri listesine aldığında Ankara bunu devrim projesine darbe olarak görmüş ve cihadi selefilerle iş tutmaya devam etmişti. (Elbette ABD de Nusra kararına rağmen Nusra’nın müttefiklerini desteklemeyi sürdürdü. Fakat bu Amerika, çelişkilerinden muaf olmayı başarabilen bir güç!)
Libya’daki hezimet ortadayken Türkiye Suriye’de de uçuşa yasak bölge ya da tampon bölge oluşturulması için ısrar etti. ABD istemedi.
Türkiye, ABD’nin Ortadoğu sahnesinde bulundurduğu ‘istihbari’, ‘askeri’ ve ‘diplomatik’ kapasitenin binde birine sahip olmadığı halde her şeyi biliyormuş ve her şeye hakimmiş gibi sonunu getiremeyeceği bir oyuna devam etti.
Muhalifler Adana’da iki kilo sarin ile yakalanmışken, Libya’da ele geçirilen bazı kimyasalların Suriye’ye taşındığı bilinirken, Irak ve Suriye sahnesini cem eden hybrid cihatçıların (IİD-IŞİD) kimyasal silah kapasitesine dair istihbarat mevcutken, Suriye’de kullanılan kimyasallarla ilgili muhalifler de zanlı durumundayken kimyasal silah saldırıları Suriye’ye müdahale gerekçesi yapılmak istendi. Bu konuda Erdoğan, Obama yönetimini çok sıkıştırdı. Erdoğan, Mayıs 2013’te Beyaz Saray’daki gerilimli toplantıda Obama’yı askeri müdahaleye ikna edemedi. Yine de Türkiye, Körfez’deki ortaklarıyla kendi oyununu sürdürdü.
IŞİD’in palazlanması karşısında ABD Suriye politikasını revize ederken Türkiye IŞİD’e karşı en etkili bariyeri oluşturan Kürtlere düşmanlık deklare etti.
İki ülke arasındaki makas bir kez daha büyüdü.
Esad yönetimine karşı devşirilen savaşçıların radikal saflara katılmasında olduğu gibi IŞİD’e karşı ordu devşirmek için başlatılan eğit-donat programları da defalarca fiyaskoyla sonuçlandı. Eğitilenler El Kaide’ye müttefik oldu ya da toza dumana karıştı.
Bu da ABD’yi sahada ‘en güvenilir ve sonuç veren ittifak Kürtlerle’ sonucuna götürdü. Türkiye diğer örgütleri Rojava’ya karşı bir vekâlet savaşı içine sokarken ABD, Kürtlerle ittifakını ilerletti. “Kobani düştü düşecek” sözüyle kendini ele veren IŞİD’den yana tercih yeni bir kırılma noktasıydı.
Fırat Kalkanı Harekatı ile Kürtlerin önünü kesen Türkiye, Rakka seferi için 10 bin kişilik ordu kurma önerisiyle de ABD’yi ikna edemedi. Trump da Kürtler çekildiğinde Rakka operasyonunun çökeceğini fark etmiş olmalı ki eksik ve yetersiz bulduğu halde Obama’nın planını sürdürmeye karar verdi.
Trump’ı ağır silahlar verilmesine yönelik karara iten de muhtemelen Türkiye’nin tam da Rakka operasyonunda kritik bir aşamaya gelindiği sırada Kürtleri kuzeye çekilmeye zorlayacak şekilde Rojava’yı havadan vurmasıydı. Ki ABD rahatsızlığını YPG ile birlikte Türkiye sınırlarında bayrak sallayarak gösterdi.
***
“PYD ve YPG ile nasıl işbirliği yaparsın” diyen Erdoğan’a karşı kuşkusuz Amerikalıların elindeki argümanlar da az değildir.
– IŞİD’le mücadeledeki çelişkiler.
– Nusra ve Ahrar gibi El Kaide türevleriyle ilişkiler.
– Süleyman Şah Türbesi’nin tahliyesinde olduğu gibi Türkiye’nin de şartların dayatması sonucu gerektiğinde YPG ile işbirliği içine gidilebildiği.
Vesaire…
Dün tercümelere giden zaman dahil planlanan 20 dakikalık görüşme, Trump’ın “Uzun ve yorucu geçecek” demesine rağmen 22 dakikayı aşmadığına göre bu argümanlara gerek duyulmadı demektir. “Hem Kürtlerle hem Türkiye ile çalışmanın yolunu bulacağım” vaadine uygun olarak Trump ya Erdoğan’ı dinlemekle ya da teskin edici birkaç şey söylemekle yetindi. Ki tek konu YPG değildi.
Daha önce basına yansıdığı kadarıyla Trump’ın teskin edici yaklaşımı da şu:
– Türkiye NATO müttefikidir, Kore savaşından beri değerli bir ortaktır.
– ABD, hem IŞİD hem PKK ile mücadelede Türkiye’nin yanında.
– YPG’ye verilen silahların PKK’nin eline geçmemesi için gerekli önlemler alınacak.
– Rakka’nın özgürleştirilmesinin ardından YPG kentte kalmayacak, kontrol bölge sakinlerine bırakılacak.
Bunlar zaten bilinen, evrile çevrile yazılan şeyler.
Halbuki Ankara’nın talebi net: YPG ile işbirliği kesilsin, Rakka’ya Türkiye’nin desteklediği gruplarla gidilsin.
Amerikalıları tatmin etmeyen bu önerinin karşılık bulmayacağı son kez görüşme günü Wall Street Journal’ın ABD’nin Kürtlere anti-tank vermeyi planladığına dair haberinden iyice anlaşılmış oldu.
***
Mevcut bilgiler ışığında görüşmenin ‘noktalı’ değil ‘noktalı virgül’ rejimine uygun gittiği anlaşılıyor. Yani Türkiye’nin Kore savaşına katılarak kendini kabul ettirdiği NATO ortaklığının gölgesinde ABD, Suriye’de bildiğini okurken Türkiye de sızlanmaya devam edecek. Geçiş dönemindeki Trump çaresizce Erdoğan’ın son umuduydu. Dikkat çekici bir şekilde ilişkilerdeki bozulmanın müsebbibi olarak Obama’yı gösterme gayreti vardı. Rusya’nın da YPG konusunda Ankara’yı memnun etmesi mümkün gözükmediğinden artık Erdoğan’ın önünde çok fazla seçenek kalmadı. Sınır bölgelerinde zinhar görmek istemediği Suriye ordusunun kuzeye gelmesini tek çıkış olarak masaya koyması yakındır. (Tabii bu yaklaşımın da Kürtler konusunda Ankara’nın istediği sonucu vermesi zor. Bu ayrı bir konu.)
Nokta deyince sürekli tekrarlanan “Başka bir dünya mümkün” sözü akla geliyor ama bu farklı bir kafa yapısı ve kapasiteyi gerektiriyor.
Erdoğan’ın asıl ilgilendiği Zarrab ve Gülen dosyalarında da statükonun korunduğu anlaşılıyor. O halde geriye denilecek tek şey kalıyor: Washington hattında dizilen bu cümle birkaç noktalı virgülü daha kaldırır.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025