Hasan CEMAL
Sevgili Hrant öylesine yaşadı ve öylesine öldü ki, Türkiye’ye ilişkin yeni sorular sorulmasına, yeni cevaplar aranmasına yol açtı. Ama şunu iyi bilin; ‘eski yapı’ direniyor! Türkiye’yi ‘yalanda yaşatma’ya ahdetmiş kafalar, Dink cinayetini karanlıkta tutmak için direnmeye devam ediyorlar.
Dink davası yarın yeniden ele alınmaya başlanacak. Ne kadar iyimser olabiliriz? Davanın bugüne kadarki seyri, karamsar olmak için her türlü ipucuna sahip. O kadar ki, Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin, cinayet yargısıyla ve sevgili Hrant’la ilgili yeni kitabına şu adı koymuş: Utanç duyuyorum!

Bazı insanların hayatı vardır, o hayat sadece onların hayatı değildir. Yaşam ve ölümleri yalnız kendilerini değil, içinden çıktıkları toplumu da birçok bakımdan ve çok yakından ilgilendirir.
Hrant Dink’in hayatı da böyleydi.
Sevgili Hrant öylesine yaşadı ve öylesine öldü ki, Türkiye’ye ilişkin yeni sorular sorulmasına,yeni cevaplar aranmasına yol açtı.
Öylesine yaşadı ve öldü ki, bu toprakların dünü ve bugünü daha derinlemesine mercek altına alındı.
Sevgili Hrant öylesine yaşadı ve öldü ki, aklı ve vicdanı olan herkes, bu topraklarda daha çok demokrasiye, daha çok hukuka, daha çok özgürlük ve insan haklarına açılan yollardaki engeller üzerinde kafa yormaya başladı.
Sevgili Hrant, hayatı ve trajik ölümüyle, Türkiye’nin kendi vatandaşlarını yalanda yaşatmayı bir devlet ideolojisi olarak benimsemiş milliyetçilik anlayışına büyük bir darbe indirdi.
Bu toprakların gerçek tarihinin cılkı çıkmış resmi klişeler dışında yeniden yazılmasını hızlandırırken, tarihle yüzleşmenin kapısını biraz daha açtı.
Şunu söyleyebilirim:
Ben de, Sevgili Hrant sayesinde daha özgürleştim! Beni yıllar boyu ‘yalanda yaşatmış’ ve zihnimi tutsak almış olan bazı tabu ve zincirler belki de nihai darbeyi böyle yedi.
Eski yapı direniyor
Hayat acımasız.
Bazı bedeller ödenmeden, bazı kopuşlar yaşanmadan iyiliğe, barış ve huzura giden yollar açılamıyor. İnsanlık tarihi ne yazık ki bunun hazin örnekleriyle dolu.
Sevgili Hrant, bu büyük bedellerden birini ne acıdır ki kendi hayatıyla ödedi; Türkiye’nin özgürleşmesinin önünde duran setlerden birini daha kendi hayatıyla yıktı.
Ama şunu iyi bilin:
‘Eski yapı’ direniyor!
Türkiye’yi ‘yalanda yaşatma’ya ahdetmiş kafalar, Hrant Dink cinayetini karanlıkta tutmak için direnmeye devam ediyorlar.
İşte bunun içindir ki; Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması, Türkiye’nin önünde duran bir ‘demokrasi sınavı’dır.
Hukukun üstünlüğü sınavıdır.
İnsan hakları sınavıdır.
Özgürlük sınavıdır.
Türkiye bu sınavdan kalırsa, demokrasiye de, hukukun üstünlüğüne de, insan hakları ve özgürlüklere de layık olamaz.
Bu büyük sınavı verecek olan sadece yargı değil. İktidar da bu sınavın önünde. AK Partihükümetini de, elbette demokrasi konusunda gerçek duyarlığı olan kamuoyunu da bekliyor bu sınav...
Dava yeniden başlarken sorular çok
Sorular epeyce...
Devletin içindeki bu eski yapı varlığını sürdürecek mi?
Başbakan Erdoğan iktidarı bu ‘eski yapı’yla uzlaştı mı?
Bu uzlaşmanın Hrant Dink cinayeti yargısının seyrinde ipuçları var mı?
AK Parti hükümeti, devletin içindeki, kökleri çok eskilere, Osmanlı’nın İttihat ve Terakkisi’ne kadar giden bu ‘eski yapı’yla bir yerde çizgi çektiği için mi Hrant Dink cinayeti karanlıkta kalmaya devam ediyor?
Devam edecek mi?
Kolayca çoğaltılabilecek bu sorular akla takılıyor, çünkü Hrant Dink davası yarın yeniden ele alınmaya başlanacak. İlgili mahkemenin hukuk açısından gerçek bir skandal olan geçen yılki kararı Yargıtay’dan geri döndüğü için öyle.
Şimdi ne kadar iyimser olabiliriz?
Davanın bugüne kadarki seyri, karamsar olmak için her türlü ipucuna sahip. O kadar ki, Hrant Dink ailesinin avukatıFethiye Çetin, cinayet yargısıyla ve sevgili Hrant’la ilgili yeni kitabına (Metis Yayınları) şu adı koymuş:
Utanç duyuyorum!
Bu utanç duygusu, kitabın hüzün ve gerçeklerden oluşan sayfaları arasında derinleştikçe derinleşiyor.
'Bırakın bu palavraları!'
Fethiye Çetin, kitabının bir yerinde anlatıyor:
“Konu başlığını pek hatırlamıyorum ama Siyaset Meydanı, o gece, Türkiye'de azınlıklar ve sorunlarını konu etmişti. Rum, Ermeni, Yahudi konuklar ile bazı akademisyenlerin konuk edildiği, çok geç̧ saatlere kadar oturup izlediğim bu programın en son konuşmacısıydıHrant.
O vakte kadar, arada ürkek ve kaçamak sözlerle sorunlara değinilse de, azınlık mensubu katılımcıların çoğu, ‘Hayatımızdan memnunuz... Bir problemimiz yok Allaha şükür... Şimdilik mutluyuz...’ gibi cümleler kuruyorlardı.
Hatırladığım kadarıyla Hrant söze, azınlık vakıflarının mülk edinmelerinin nasıl yasaklandığını, o güne kadar edinilmiş mülklerin hukuka aykırı gerekçeler yaratılarak nasıl ellerinden alındığını, Yargıtay'ın ülkenin azınlıklarını yabancı olarak nitelediği kararı anlatarak bağladı.
Sonra Ermeni yetimlerinin elleriyle, tırnaklarıyla kurdukları Tuzla Ermeni Yetimhanesi’nin gasbedilişinin hikayesine geçti. Gasbedilen sadece mallar değil, o yetimlerin emekleri, hayatları, hayalleriydi. Hrant Dink, emeği, hayatı ve hayali gasbedilenler arasındaydı.
Etkileyiciydi konuşması, öylesine sahici, öylesine samimi, öylesine sade ve inandırıcıydı. Konuşmasının bir yerinde diğer konuşmacılara bakarak şöyle bir şeyler söyledi:
‘Bırakın bu palavraları… Çok iyiyiz... Çok mutluyuz... Sabah kalkıyoruz iyiyiz, sonra?.. Sonra sorunlar, sorunlar... Kötüyüz!..'
Geçmiş gün, kelimelerin hepsini tam aklımda tutamadım ama palavra deyişini hiç unutamadım. Birdenbire, öyle pat diye ortaya atmıştı sözü:
‘Bırakın bu palavraları...’
Hrant sonra hiç̧ ağaç dikemeyen Ferman’ın hikayesini anlattı.
Ferman, Siirtli bir Ermeni.
Marmara Ereğlisi'nde yazlığı var, bir de bahçesi, lakin bahçede tek bir ağaç yok. Domates, biber, mısır, ay çiçeği ekmiş de Ferman, bir tek ağaç dikmemişti bahçeye.
Soranlara şöyle diyordu:
‘Dikmem arkadaş, ne zaman ağaç diktim de meyvesini yiyebildim ki...’
Yayıldığım koltuktan kalkmış ve ‘İşte bu’ demiştim, ‘İşte bu kadar.’ Bir küçücük hikayeyle neler anlatmamıştı ki... O, ölümüne korkulan geçmişi, minicik bir hikayeyle sermişti ortaya...”
'Hesabı sorulmamış her cinayet yenilerini tetikliyor
Fethiye Çetin, kitabında Hrant Dink cinayetinin, hazırlanışıyla, işlenişiyle gözlerimizin önünde adım adım gerçekleştirildiğini ve bizim de bu süreci yıllar boyu başka suç ve acıları seyrettiğimiz gibi seyretmekle yetindiğimizi yazıyor.
Maalesef çok haklı.
Hazal Özvarış bugün T24’te yayımlanan güzel söyleşisinde Fethiye Çetin’e soruyor:
“Çizdiğiniz tabloda basında özeleştiri yok, Kerinçsiz’e emrin var mı diyen hâkime soruşturma yok, davaya müdahil olan bir baro yok... Hrant Dink cinayeti için atılmayan adımlar sizce yeni cinayetler için de kapıyı açık bırakıyor mu?”
Fethiye Çetin: "Genişletelim; kamu görevlilerinin cinayete dahli, kamu görevlilerinin sanıklarla ilişkileri, bütün cinayet planlarına önlem almamaları, sanıklara neredeyse bazı konularda yardımcı olmaları, sanıkların telefon görüşmelerinin silinmesi... Bütün bunları düşündüğünüzde bir tane polis yargılandı mı? Hayır. Bu kamu görevlilerini cesaretlendiriyor, çünkü cezasızlık kuralı işliyor, kamu görevlilerine kimse dokunamıyor. O yüzden de bu son günlerde yaşadıklarımıza bakın. Eskişehir'de Ali İsmail Korkmaz’ı linç ederek öldüren emniyet görevlisi bu pervasızlığı nereden alıyor? Geçmişteki eylemlerinden dolayı güvenlik güçleri yargı önüne çıkarılıp ceza alsa idi bugün böyle mi davranırdı o polis? Her şeyden önce cezasızlığın önüne geçmek lazım. Sizin de haklı olarak ifade ettiğiniz gibi hesabı sorulmamış her cinayet yenilerinin kapısını aralıyor, her suç yenilerini tetikliyor."
'Siyasi irade önlerini açmadıkça savcılar ilerleyemiyor'
Hazal Özvarış: Başbakan Erdoğan'ın, ‘Ben bu davanın savcısıyım’ dediği Ergenekondavasının gerçek savcısı Zekeriya Öz neden AKP tarafından engellensin?
Fethiye Çetin: "Şöyle; Zekeriya Bey birkaç kez sordu, hatırlattı, o sırada ortalıkta dolaşan şema hakkında da bilgi istedi, birkaç kez yazdı. Bir çabası vardı, fakat gördüğüm kadarıyla bu tür davalarda siyasi irade savcıların önünü açmadıkça, devletin derinliğine giden yoldaki, Başbakan'ın deyimiyle "dehlizler"deki delilleri çıkarmadıkça savcılar ilerleyemiyorlar. Zekeriya Öz'e Ergenekon davasında bir yere kadar bu yolu açtılar, fakat sonra kapattılar. Çünkü Ergenekon dosyasını, iddianamesini, mütalaasını ve kararlarını "hükümete karşı darbe teşebbüsü" ile sınırladılar. Eylemler üzerine odaklanmadılar ya da eylemleri araştırmadılar."
Dink cinayeti pazarlık masasına mı kondu?
Hazal Özvarış: Kafa karıştıran nokta şu: Zekeriya Öz'e bilgi akışını sınırlandırdığını söylediğiniz mecranın Hrant Dink cinayeti için, ‘Bu cinayet aslında bize karşı işlenmiş bir cinayettir’ diyen, Ergenekon davasını kendisini taraf ilan ederek savunan Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu siyasi irade olması. Sizce birden çok AKP mi var?
Fethiye Çetin: "Savcı değilim, savcıların sahip olduğu yetkilere sahip değilim ama kafamı kurcalayan birtakım sorular sorabilir, bazı iddialarda bulunabilirim. O tarihlerde AKP hükümetinin elinde Hrant Dink cinayeti dahil olmak üzere birçok eylemin bilgisi olduğunu düşünüyorum. AKP hükümette ancak o tarihlerde henüz tam anlamıyla muktedir değil. AKP’nin iktidarını sağlamlaştırması, rakiplerinin tasfiyesine bağlı. Ve burada da yeni bir soruyla yola çıkıyorum; Ergenekon davası, bir mutabakat ürünü mü? Ergenekon davasında yargılanan kişilerin tasfiyesini konu alan bir mutabakat mi bu? Mutabakata göre, eylemler üzerine gidilmeyecek, ancak birtakım kişiler darbe teşebbüsü ile yargılanacak, ceza alacak ve böylece bu ekip tasfiye mi edilecek? Sanki bu gerçekleştirildi. Bir kısım sanıklar ağır cezalar aldı. Veli Küçükler, Muzaffer Tekinlere olduğu gibi… Yani bu ekibi alt edebilmek için bir pazarlık yürütüldüğünü ve bu pazarlıkta Hrant Dink cinayeti dahil olmak üzere pek çok eylem dosyasının masaya konduğunu düşünüyorum. Sonuçta, Ergenekon davasının çerçevesi de darbe teşebbüsü ile sınırlandı, eylemler soruşturma dışında bırakıldı. Sınır burada tutulunca, eylemlere ilişkin deliller savcılara gönderilmedi. Eylemler araştırılsaydı hem Ergenekon sanıklarından bazılarının Hrant Dink cinayetinde aktif rol aldığı görülecek, hem de buradan Ergenekon üstündeki ve derinindeki yapıya ulaşılacaktı. Bu yapılmadı."
Tekrar başlayan Dink davası en büyük sınavlardan biri
Fethiye Çetin’in dokunduğu bu önemli halkayı, Agos gazetesi de son sayısındaki ‘Siz katilleri iyi bilirsiniz!’ başlığı taşıyan başyazısında şöyle çekmiş:
“Yargıtay’dan dönen dava 17 Eylül Salı günü (yarın) ‘Adalet Sarayı’ Çağlayan’a terfi etmiş haliyle yeniden başlıyor. 15 Eylül’de, adına verilen ödülle birlikte kutlanan Hrant Dink’in 59. doğum gününün iki gün sonrasında. Dava, siyasi çapıyla başta hükümet ve diğer aktörler olmak üzere bütün sorumluların sınavı olacak. Fena halde çakılan vicdan ve adalet dersinde bütünleme dönemini göreceğiz.”
Dileriz, bu kez bu sınavdan geçilir.
Çünkü bu sınav, Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğü yolundaki en büyük sınavlardan birini oluşturuyor.
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024