Kemal CAN
2018’den hemen sonra başlamıştı erken seçim tartışmaları. Zaten 2018 ve bir önceki 2015 Kasım seçimi de birer erken seçimdi. Yaklaşmakta olan ekonomik kriz atmosferi, iktidarın açık ve kırılgan bir koalisyona dönüşmesi ve Erdoğan’ın süreklileşen güvence takıntısı gibi gerekçelerle, seçimin zamanından önce olabileceği çokça telaffuz edildi. Farklı uçlardan yola çıkan değerlendirmelerden ve gerekçelerden ulaşılan erken seçim olasılığı hep canlı tutuldu. Bir tez, iktidarın 2023’e kadar dayanamayacağı için seçimin yakın olduğunu iddia ederken; bir başka tez ise iktidarın avantajlı bir konjonktür yakalayarak baskın seçim yapacağına inanıyordu. Ekonomik tablo, pandemi koşulları, iktidarın yönetememe krizi, iç gerilim ve çürüme görüntüleri ve son olarak da hızlı destek erimesi ilk tezin güçlü argümanları olarak kullanıldı. Yapılan bütün dış operasyonlar, Ayasofya gibi güçlü sembolik ataklar, SP veya Diyarbakır ziyareti benzeri taktik hamleler ya da pazarlıklar, seçim yasası-OHAL gibi yasal hazırlıklar ve bunlara uygun idari tedbirlerle her türlü devlet imkanının iktidarın emrine girmesi ise “iktidar baskın seçim yapacak” endişesini güncelledi.
İlk dönemde (2019’a kadar), iktidarın şartlar daha da kötüleşmeden veya muhalefet toparlanmadan kendisini bir erken seçime atacağı fikri daha revaçtaydı. Muhalefet partileri erken seçimi pek dile getirmiyor ama her vesileyle “erken seçim kokusu” alıyorlardı. Attığı adımlardan cesaret verici sonuçlar devşiremeyen ya da köprüden önceki çıkışı kaçıran iktidar, bunu denemedi. Belki de zaten böyle bir senaryosu hiç olmadı. 2019’dan sonra ise özellikle anket sonuçlarının istikrarlı biçimde erimeyi işaret etmesiyle birlikte, muhalefet partilerinin erken seçim talebi yoğunlaştı. Bir arada durma mahcubiyetine rağmen, açık bir dağılma yaşamamanın özgüveninin de bunda etkisi olmalı. Şimdi ibre döndü, “bunlar gidici, yüklenelim ve toparlanmadan erken seçimi zorlayalım” fikri daha önde. Bahçeli’ye göre ise erken seçim isteyenler, Türkiye’nin düşmanları. Bütün bu tartışmalara eşlik eden, “iktidar kaybedeceği seçime girmez” veya “bunlar seçimle gitmez”, “çok tehlikeli provokasyonlar hazırlanıyor” görüşleri de kendi tezlerine kuvvetli kanıtlar bulmakta zorlanmadan yollarına devam ediyor.
Basit aritmetik, siyaseti anlamanın, “anlaşılır” ve “ikna edici” öngörü üretmenin en kolay yolu. Senelerdir meşruiyetini sayısal çoğunluğa yaslanarak anlatan iktidarın, bu kolaycılıkta payı büyük. Fakat hala problemi de çözümü de basit aritmetikte gören muhalefet anlayışının desteğini de küçümsememek lazım. Ancak popüler siyaset yorumculuğunun katkısı gibisi yok. Şimdiye kadar iktidarın sağlayabildiği “değiştirilemez” oy blokuna göre yöntem ve açıklama geliştirmeye çalışanlar, şimdi de iktidar aleyhine gelişen aritmetiğin yarattığı yeni koşullardan söz ediyor ya da her gelişmeyi yine bu aritmetiğe uydurma gayretinde. Son gelişmeler ve özellikle de Erdoğan’ın bazı hamleleri yine dört işlemle anlatılıyor. Bu köşede defalarca yazdığım için usandırıcı bir tekrar haline gelmiş olabilir ama Bahçeli-Erdoğan ilişkisi ve Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisi, 50+1 mecburiyetinden ibaret, sayısal bir mesele değil. Saadet Partisi operasyonunun nedenini de 1 puanlık oyun bile önemli olmasıyla açıklamak zor. Diyarbakır gezisi, MHP’nin yerine HDP seçmenini koymak gibi bir fanteziden kaynaklanıyor olamaz. Neyse biz yine konumuza dönelim.
Yeni dönemin erken seçim tartışmalarını tetikleyen ana tezler, senelerdir sürmekte olan argümanların tazelenmiş ve biraz da ters yüz olmuş hali gibi. Kabaca yine iki tez yürürlükte: Birincisi, iktidar aleyhine koşullar ve buna eklenmiş yeni aritmetiğin rüzgarını kaçırmadan erken seçimi zorlamak. İkincisi, iktidarın durumu biraz düzeltecek birkaç hamleyle veya taktik uyanıklıklarla (olağanüstü yöntemlerle) yapacağı bir baskın seçim olasılığı. Muhalefet, hazır olduğu veya çıkıp herkese anlatacağı bir programı netleştirdiği için değil, sıkıntıda yakalanmış iktidarı kaçırmamak için erkenden seçim istiyor. Hatta iktidara hazırlanmaya kalkmanın havayı bozacağı ve lüzumsuz olacağı düşüncesi daha yaygın. Bu tezin en sorunlu tarafı ise iktidarın da buna ikna edilmesi. İktidarın kendi sonuna getirecek hamlede neden acele edeceği, mecliste veya sokakta ellerinden pek bir şey gelmeyeceğinin kabul edilmesini bekleyenlerin bunu nasıl zorlayacağı, gerçekten merak konusu.
Özetle üç senedir hep konuşulan ama ucu görünmeyen erken seçim tartışmalarının yeni sürümü, tamamen değişen şartlar ve hayli değişmiş sayısal tabloya rağmen büyük ölçüde aynı kafada. Sayısal tablodaki değişim denilince, aslında fark öyle böyle değil: AKP son on yıl baz alınınca 14 puan, son 6 seneye göre 8 puan (2015 Kasım sonuçlarıyla), son iki sene dikkate alındığında ise 9 puan civarında kayıp yaşamış görünüyor. MHP’de ise aynı sürede 3 ile 5 puan bandında dalgalı bir gerileme grafiği izleniyor. Toplamda 19 puana yakın bir kayıptan söz ediyoruz. (Bu sayısal tablo, son döneme sıkışmış ve konjonktürel etkilerin belirlediği bir erime gibi de durmuyor.) Sayısal sıkışmanın yanı sıra, iktidarın ve özellikle Erdoğan’ın -kendisi için de- daralttığı siyasi alanda hareket kabiliyeti çok azaldı. Siyaseti bırakmanın ağır bir maliyeti var. “Seçim yapmazlar” diyenler içinde de bütün “beka” zorlamalarına rağmen henüz başka bir meşruiyet kaynağı üretilemediğini söylemek gerek. Ancak krizin oluştuğu alan her zaman çözümün yeşereceği tarla olmuyor. Hatta çoğu zaman daha fena bir krizin veya başka bir kilitlenmenin yatağı oluyor.
Bugün ortaya çıkan erken seçim tartışmaları, yine iktidarın -hatta sadece Erdoğan’ın- yaptığı veya yapabileceği potansiyel hamleler üzerinden yürüyor. Hamle beklentileri -muhalefet sözcüleri açısından bile- onun üzerinde toplanıyor. Çünkü siyasal değişimin, bulunan bir çıkış veya çözüm formülünden değil, çözümsüzlük ikliminden ve dolayısıyla iktidar cephesinden çıkacağı bekleniyor. Bu yüzden, erken seçim umudu da baskın seçim endişesi de tamamen iktidarla ilgili. Muhalefetin, değişen şartları ve aritmetiği kullanarak meseleyi kendisiyle -hiç olmazsa memleketle- ilgili hale getirmek için bir çabasını görmüyoruz. Daha çok değişen şeylerin iktidarı nasıl etkileyeceğine dikkat kesilmiş durumda. Kendi önerileriyle bir çözüm, çıkış veya onarım formülü üretmekten uzak durmak yanında, gündemi siyasi baskının aracına dönüştürmekte hayli yetersiz. İktidar kendi çözümsüzlüğü ve sıkışmasıyla gündemi elinden kaçırmıştı, şimdi de muhalefetin kendi hazırlıksızlığıyla gündemi yeniden iktidara teslim etmesi ihtimali giderek artıyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025