Mehmet TIRAŞ
Demokratik hukuk toplumlarında devletin asli görevi “vatandaşın can ve mal güvenliğinden” sorumlu olmasıdır.
Bizde ise tam tersine ezel ebet vatandaşın can ve mal güvenliğinden önce, ”devletin Ali menfaatlerinin” önemsendiği bir siyaset anlayışı hâkimdir.
Bireyi özgürleşmeyen, sivil itaatsizliğin gelişmediği,eşit vatandaşlık hukukunun uygulanmadığı, ödediği vergisinin hesabını sormayan, ”devleti kutsayan” toplumlar, hukuk toplumu olamazlar.
Gelişemezler…
Çağın parçası haline de gelemezler.
Hukuk toplumu olamadığımız, demokratik hesap sorma geleneğimizden de yoksun olduğumuz için..
Bizde devleti yöneten siyasiler,doğa felaketlerinden,Maden cinayetlerinden,her türlü ihmalden doğan belada ve tabii ki ortaya çıkan yolsuzluktan sorumlu tutulmazlar, hesapta vermezler.
Tersi olsa “Deprem felaketleri ve iş cinayetleri”, bu kadar olağan hale gelir miydi?
İnsan döne döne aynı soruyu soruyor:
Hiç mi bir toplum yaşadıklarından ders çıkartmaz, önlem almaz ve hesap sormaz?
Bakın yaşadıklarımızı bir akıl ve hafıza laboratuvarından geçirelim:
Bu topraklarda asırlardır depremler oluyor ama “Zemin Etüttü Kanunu” Marmara depreminden sonra çıkartılıyor.
1999 yılında 17 Ağustos’ta merkez üssü Gölcük’te,18 bin kişinin öldüğü Marmara depreminden beri, yer bilimcileri iktidarlara depreme karşı önlem alın diye uyarılarda bulunmaktan dillerinde tüy bitti.
Marmara depreminde hükümette Başbakan Yardımcı olarak görevde bulunan Devlet Bahçeli, deprem uzmanlarına bunlar, “deprem manyakları”, toplumun psikolojisini bozuyorlar diye hakaretler etti.
2020 Yılında olan Elazığ depreminden sonra yer bilimcisi Prof.Dr.Naci Görür, Kahraman Maraş’ta çok büyük deprem olacak diye, her ortamda bağırdı ama hiçbir yetkili ciddiye bile almadı.
“Asrın felaketi” dedikleri deprem sonunda geldi.
Aynı ölçekte olan deprem Meksika’da ,Japonya’da insan öldürmüyor ama bizde ülkeyi yok edebiliyor…
Siyaset-müteahhit-bürokrat rant üçgeni ülkeyi ve insanlarımızın hayatını karartıyor, hayattan koparıyor.
“Merkez üssü Kahraman Maraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat 2023 Tarihinde sabah saat 04 de 7.7 ve 7.6 şiddetinde üst üste iki deprem oldu ve toplamda bir buçuk dakikaya yakın sürdü.
Ülkenin toplam yüz ölçümünün 5’te birini kapsayan,Adana,Hatay,Diyarbakır,Gaziantep,Şanlı Urfa,Malatya,Kahraman Maraş,Kilis,Adıyaman,Osmaniye’ye kadar uzanan,13.5 milyon insanı etkileyen, an itibarı ile 24 bin insanın ölümüne, 80 bin insanın yaralanmasına, binlerce binanın yıkılmasına ve binlerce insanın molozların altında kalmasına, milyonlarca insanın evini barkını kaybetmesiyle sonuçlanan bir deprem felaketiyle uyandık.”
Deprem bu illerin bir çoğunu neredeyse tarihten silmiş görünürken,bir çok deprem bölgesine ve illere, iki gün sonra ancak kurtarma yardımı, ekmek ve su ulaştırılabildi. Zaten iş işten geçmişti…
Niye böyle oldu?
Mevcut iktidarın depremi hiç ciddiye almadığını, mecliste muhalefetin verdiği 75 deprem önergesini reddettiğini biliyoruz.
İktidarın deprem konusunda hiçbir ciddi çalışmasının olmadığını ve hazırlıksız yakalandığı zaten ortada…
Deprem bölgesinde ne kadar Yol,köprü, hava limanı, hastaneler ve devletin binaları varsa, deprem sonrası hepsi kullanılamaz durumda.
Yüz yıldır bu topraklarda deprem oluyor ama hiçbir önlem alınmıyor.
Hep mazeret üreten…
Hiç özeleştiri vermeyen…
Önlem almayan…
Siyasi bedel ödemeyen…
Hesap vermeyen…
Bir siyasi zihniyet hiçbir şey olmamış gibi, devlet ayakta ve vatandaşın hizmetinde demeye devam ediyor.Pişkince…
İktidarın depremden sonra aklına ilk gelen üç beş saat sonra 10 ilde, 3 ay süre ile OHAL ilan etmek oldu.
Aslında OHAL ilan etmeye gerek var mıydı, tabii ki yoktu…
Partili Cumhurbaşkanlığı sitemine geçtikten sonra ülkede örtülü bir OHAL sistemi uygulanıyor zaten.
Bütün Valiler olağanüstü yetkilerle donatılmış durumda,Vali istediği anda o ilde,bütün demokratik hakları geçici olarak askıya alıyor ve yasaklar getiriyor.
OHAL demek “temel hak ve özgürlükleri kısıtlamak”,”yayın yasağı getirmek” veya keyfi yönetim demek. Baskı demek.
Bir gün sonra iktidar gerçek yüzünü gösterdi ve ülke genelinde tweetir’e kısıtlama getirdi.
Bu coğrafyada insanların başına ne felaketler gelirse gelsin ama; ”devletin ayağına taş değmesin”, algısı hiç değişmiyor.
İktidarlar değişse de bu siyasal zihniyet hiç değişmiyor.
İktidarda değilseler…
Bakın Asrın reisi 1999 yılında Marmara depreminden sonra hükümete sesleniyor:
“İktidar mazeret üretme yeri değil… Coğrafya da kader değil…Ülkeyi yöneten sorumludur ve sorumluluğu neyi gerektiriyorsa onu yerine getirsin.”
Bu söz, ülkeyi tek imza ile yöneten Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait.
Bugün söylese kendi kendini tutuklatır.
Yeri gelmişken Marmara depreminde yandaş medyanın manşetlerini de hatırlatalım: ”Devlet çöktü”,Millet Sahipsiz Kaldı”…Yıl 1999.
Şimdi ne diyor,Erdoğan, ”depremler ve maden cinayetleri dinimizde kaderimizdir.”
Şahsım devletin sahibi kendisini eleştiren medyaya RTÜK üzerinden yayın yasağı uygulatırken,sosyal medya ya da operasyonlar yaptırıyor.
Toplanan deprem vergilerinin akıbetinin bilinmemesinin yanında, affedilmez çıkartılan “İmar afları” adeta birer cinayet…
Cumhuriyet Tarihinde yüz yılda çıkartılan “imar affı 18.”
Ak Parti iktidarının en büyük affedilmez yanlışlarından biri; gelir elde etmek için ülke genelinde 3 milyon 152 bin kaçak, kesin yıkılması gereken yapılar için “8” defa, ”İmar Affı Çıkartarak”, 26 milyar lira gelir elde ederken,âdeta ölüme de davetiye çıkarttı.
Birde parasal boyut var.
Marmara depreminden sonra çok büyük deprem vergileri getirildi…
İlk önce özel iletişim vergisi yüzde 10’dan, yüzde 25’e çıkartıldı.
Güya iletişim vergisi geçici olarak getirilmişti, âmâ kalıcılaştırıldı ve 24 yıldır uygulanıyor.
Marmara depreminden sonra zorunlu deprem sigortası olarak bilinen, Doğal Afet Sigortaları Kurumu(DASK) devreye sokuldu.
2022 yılı itibarı ile toplumun yüzde 60’nın DASK’ı ödediğini, son yirmi yılda deprem vergilerinden elde edilen gelirin, 680 milyar lira olduğu, ama toplanan deprem paralarının nerelere harcandığı bilinmiyor.
Deprem vergilerinin akıbeti için sorulan bir soruya, AKP’den dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “biz bu paraları yollara, köprülere harcadık” demişti.
2020 yılında Elazığ depreminden sonra depremzedeler için toplanan 3 milyon liranın akıbeti de, hala bilinmemekte.
Depremler oluyor, halkımız ölüyor ama sonrasında ülkeyi yöneten siyasiler,ne hesap veriyorlar, ne de siyasi sorumluluk alıyorlar.
Değişen sadece depremde ve maden cinayetlerinde ölenlerin bölgesi,ili,tarihi,ölen,sakat kalanların ve yıkılan bina sayısı oluyor.
Ülkede bugüne kadar hiçbir depremden ve toplu maden cinayetinden sonra, bir tane kişi istifa etmedi, siyasi ve yetkili tutuklanmadı, görevden alınmadı hatta doğru dürüst yargılanmadılar bile.
“Allah Aşkına, binlerce insanın ölmesinden, sakat kalmasından, psikolojisinin bozulmasından ve perişan olmasından kim sorumlu?”
Biz Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmadığımız ve bu rejimi demokratik yollarla ortadan kaldırmadığımız sürece, siyasilerin iktidar kavgalarını izlemeye ve değişmeyen şu sözleri maalesef duymaya devam edeceğiz:
“Devletin ayağına taş değmesin, birlik beraberliğimiz bozulmasın, çok şükür devletimiz dimdik ayakta ve milletimizin yanında” diyecekler.
Aha buraya yazıyorum:
“Çok değil bir yıl sonra bu depremi de, bedel ödeyenlerden, sakat kalanlardan ve yakınlarını kaybedenlerden başka kimse hatırlamayacak. Bir tane siyasi ve yetkiliden de hesap sorulmamış olacak.”
Nerden mi biliyorum?
1999 Marmara depremini bilfiil yaşamış birisi olduğum için biliyorum, üzülerek bu iddiayı ortaya atıp, kayda geçiyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025