Murat BELGE
İngilizce'de "predictable" diye bir kelime vardır. Bunun karşılığı Türkçe'de tek bir kelime olarak yok. "Tahmin edilebilir", "beklenebilir" gibi kelimelerle karşılanabilir bir kavram.
Bir şey nasıl "predictable", yani "henüz olmadan kestirilebilir" olur? Bir ihtimal, belirli bir geleneğe veya prosedüre bağlıdır. "Ahmet Efendi bayram alışverişini getirdi, Selma Hanım şimdi ona bayram bahşişi verecek" diyorsanız, böyle bir şeyin hep olduğunu bildiğiniz için bu tahminde bulunuyorsunuz. Ya da böyle geleneği olmayan bir durum çıktı karşınıza. Koşulların belirli bir biçimde oluştuğu bir durumda "genel rasyonalite"nin gösterdiği yönü düşünerek tahmin yürütürsünüz: "Ev sahibi X kiraya bin lira zam istedi; kiracı Y'de o para yok, herhalde mahkemelik olacaklar" dersiniz.
Siyasette bu tür tahminlerde bulunmanın "ilmini yapanlar" vardır. Tahminler her zaman doğru çıkmayabilir de. Kimi zaman bir karara yol açan bütün etkenleri, bu arada kişisel dostluk/düşmanlık ilişkilerinin payını bilmemek yanlış tahmine yol açar. Kimi zaman yorumcu doğru olması gereken tahmini yapmıştır ama kararı verecek yanlış bir yol seçmiştir vb.
Diyeceğim, son yıllarda Türkiye'de siyaset "predictable" olmaktan çıktı. Son örnek: Tayyip Erdoğan "reform yapacağız" dedi; Tayyip Erdoğan ayrıca Türkiye'nin geleceğini AB ve ABD ile dostluk ilişkileri çerçevesinde düşündüğünü söyledi. Derken AİHM'nin Selahattin Demirtaş kararı geldi ve Erdoğan bu konuda söylediğini bildiğimiz sözleri söyledi. Şimdi, bunların içinden nasıl çıkacağız? Ben kendime göre bir yöntem geliştirmiştim: Siyasette genel olarak ortaya bir durum çıkar, buna karşı genel olarak iki tavır alınabilir. Gene "eşyanın tabiatı", bunların biri görece demokratik, öbürü görece anti-demokratik olur. "Tayyip Erdoğan neyi seçecek?" sorusunun belirdiği anlarda ben "Anti-demokratik olanı" diye cevap veriyordum ve doğru da çıkıyordu.
Onun için "Hukuk reformu yapacağız" dediğinde bir şaşkınlık geçirmedim. Erdoğan'ın kelime haznesinde "reform" kelimesinin ne anlama geldiğini biliyoruz, bilmemizi sağlamaya yardımcı yeterince örnek var. Onun için ben tepkimi "Savulun reform geliyor" diyerek ayan etmiştim.
Oysa birçok kişi "reform" kelimesini ciddiye alarak bunun ne olabileceğine dair tahminler yürüttü.
"AB ve ABD ilişkileri" konusu beni daha çok şaşırttı. "Fikir mi değiştirdi?" diye değil; bunu yapmayacağını biliyorum. "Bunları söylemek için ne gerek duydu?" diye şaşırdım. Sonra, bütün bu "kavga" ilişkilerinden bıkmış yığınla endişeli yurttaş olduğunu düşündüm, "Herhalde onları rahatlatmak için" dedim. Yani hâlâ "predictability" içindeyiz. Bunu da sahici bir "barışma" adımı olarak anlayanlar -anlamak isteyenler- çıktı. Çünkü "rasyonalite" böyle gösteriyor. Yani, "Nihayet aklın yoluna giriyor" temennisi.
Ardından AİHM kararı. Bununla, üç gün içinde, "aklın yolu"ndan gene çıktık. Ama sadece "aklın" yolundan mı çıktık?
Herkes yazdı, yazıyor. Mahkeme Avrupa Birliği'nin değil, Avrupa Konseyi'nin mahkemesi. Biz de Avrupa Konseyi'nin kurucusu ve üyesiyiz. Burada yer alırken AİHM'nin bizim hukukumuz çerçevesinde de "üst" mahkeme olduğunu kabul etmiş, imzamızı atmışız. Evrensel hukukta "üst mahkeme" olarak tanımlanan makamın tanımları belli. AİHM'nin yerini kendi anayasamızda da açık seçik belirtmişiz.
Bunlar hukuk kitaplarında yazılı olanlar da, bir de "siyasi olgular" var; Tayyip Erdoğan'ın "şahsını" ilgilendirenleri kastediyorum. Yani kendisiyle ilgili birtakım (bence demokrasi ile bağdaşmayan) kararları iptal ettirmek üzere AİHM'ye üç kere başvurmuş olmasını.
Bunlar son derece çarpıcı olaylar. Sonuncu söylediğim, yani şimdi "Türk yargıçlarının yerine geçemezler" dediği yargıçların oturduğu yere kendi hakları içim üç kere başvurması başkaca eğlenceli yanı olmayan bu "traji-" gidişata "komik" ekini eklemeye yetiyor.
Ben bu noktada benim yöntemimin gene doğru çalıştığını söyleyebilirim. Tayyip Erdoğan yapmasını beklediğim seçmeyi yaptı. Yalnız bu öteki "anti-demokratik olanı seçmek"ten önemli ölçüde farklı. Bu seçmeyi yapmanın onu ve memleketi getirdiği yer farklı. Tayyip Erdoğan burada uluslararası "legalite" sınırlarının da dışına çıkıyor. "Seçme"nin anlamı bu.
Avrupa Konseyi olsun, Avrupa Birliği olsun, kuralları çiğneyen ülkeleri "ihraç" etmekten kaçınırlar. Bunu altmışlarda Yunanistan'daki "albaylar cuntası"na karşı yapmışlardı. Avrupa Konseyi'nden atılan Yunan albayları işi iyice azıttılardı. Avrupa (Konseyi ya da Birliği) bu deneyimden sonra bu radikal kararı almaktan kaçınmaya başladı. "İçeride kalmaları güçsüz de olsa bir fren işlevi görüyor" diyorlardı. "İhraç etmek her türlü denetimi imkansız hale getiriyor." Dolayısıyla bu AİHM olayında da aynı anlayışı sürdürecek ya da sürdürmek isteyeceklerdir. Ama bir yandan da başka tedbirler alacaklardır.
Gelelim gene işlerin gidişinin "predictable" olup olmadığı sorusuna. Tayyip Erdoğan bu kadarını da istemişti? Öyleyse niçin o sözleri söyledi (tabii bu ilk örnek falan değil)? Andığım, bu kavgalı durumlardan hoşlanmayanlara "Bizim ne kadar iyi niyetli olduğumuzu gördünüz. Ama bunlar bize düşman" deme hazırlığı mı bu?
Yoksa, gene birilerinin yürüttüğü tahmindeki gibi, bir "esip savurma" sürecinden sonra, "Ne yapalım, kurallar böyle" mi diyecek? Yöntemimi söyledim ama şu noktada emin olamıyorum (özellikle Avrupa ile arasını bozmak ister de -ona hiç şaşmam- uzun vadede olacakları ister mi?). Olamıyorum çünkü "tek-adam" yönetiminin şaşmaz kuralı uyarınca her şey "tek-adam"ın zihninin içinde ve uzun-vadeli hedeflerde fazlaca oynaklık olmasa da bu kısa mesafe virajları için ne düşünüldüğü hiç belli değil. Oysa tabii bu virajlarda olacaklar da uzun vadede olacakları belirleyecek.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025