Murat Sevinç
Suriye’de rejim yıkıldı, eli sopalı ve kanlı devlet başkanı, ailesiyle birlikte Rusya’ya sığındı, ortalık toz duman.
Dış politika ve bölge hakkında söz söyleyebileceklerden biri değilim, okuyup dinleyerek anlamaya çalışıyorum, çoğu yurttaş gibi. Ancak işin içine demokrasi, birlikte yaşama arzusu, anayasa konuları girdiğinde hiç olmazsa, “Demokrasi bir yerden bir yere kolaylıkla götürülebilen / taşınabilen bir siyasal sistem değildir” cümlesini kurmakta sakınca görmüyorum. Demokrasi ekilir, büyür, serpilir, güçlenir, zayıflar vs. ancak ‘taşınmaz.’
Çoğu insanı ‘komşuya dair’ kaygılandıran da Esad sempatisi değil, bu gerçek. O koşullarda ve isim değiştirmiş El Kaide türevi HTŞ ile demokratik bir düzen kurulamayacağına göre en uzun sınıra sahip olduğumuz ülkede yıkılanın yerini ne alacak?
Perişan ülkesinde, Esad familyası ardından gözyaşı dökecek kaç kişi vardır bilinmez; buna mukabil, Şam rejimi düşer düşmez kendi güvenliği bakımından önemli gördüğü noktalara bomba yağdırmaya ve ‘işgal’e başlayan fırsatçı ve ırkçı İsrail hükümetini mutlu eden bir değişimin, çevresindeki ülkelere ve yeni ‘komşular’ına huzur getireceğini düşünmüyorum.
Türkiye’nin elinin güçlendiği gerçek; buna mukabil gerçek olan bir şey daha var… Yüz binlerce insanın kaybı, çekilen onca acı ve insanî trajedinin, gerek devletler, gerekse ‘reel siyaset’ gurularının kâr ve zarar hesaplarında, birer ayrıntıdan ibaret oluşu. Dünya hali.
Yaşayacaklarımızın ‘dibacesi’
Hal böyleyken, Suriye ve Türkiye’nin Suriye siyaseti hakkında gevezelik edecek değilim; şu aşamada bir yurttaş olarak beni ilgilendiren konulardan biri, gelişmelerin Türkiye kamuoyundaki yansımaları, iktidar yandaşları ve muhaliflerce ele alınış şekli. Bizim, burada yaşayacaklarımızın ‘dibacesi,’ o tepkiler.
İktidar halesindeki yazar çizerin zafer sarhoşluğunun gerekçelerini anlamak mümkün. En az 11 yıllık düş gerçek oldu. Bakınız, bir sert bakışıyla bölgedeki taşları yerinden oynatma kudretine sahip Davutoğlu’nda da çocuksu bir sevinç var, emperyal heyecanını saklayamıyor.
Sevincin nedenlerini anlamak mümkün olmasına mümkün de sonunda kazanan Esad olsaydı Türkiye ‘doğal olarak’ onunla ilişki kuracak ve yandaşlar bu kez de ‘devlet aklı’ kavramının yardımıyla tezahürat yapacaktı. Mısır’da olduğu gibi. Yazının konusu bu.
Emekle oluşmuş ve tutarlılıkla savundukları bir düşünceden mahrum bu insanlar. Her durumda, sahip oldukları her ne varsa onu borçlu olduklarına hissettikleri sadakatin gereğini yerine getiriyor, kendilerinden ne bekleniyorsa, talimat hangi yönde geliyorsa hep bir ağızdan onu dillendiriyorlar. Düşünsel ergenliği atlatamamış, asırlık komplekslerle baş edemeyen, kendisine benzemeyen muhatabına nefretle yaklaşan, hatta diğer tüm duygu ve davranışları unutmuş görünen bir kitle. İktidarın ‘a’ dediğine coşkuyla ‘a’, iki gün sonra ‘b’ dediğine aynı coşkuyla ‘b’ diyor ve bunu her seferinde muhalifleri aşağılamaya çalışarak, onlara en saygısız sözcüklerle hitap etme yarışına girerek yapıyorlar. Defalarca çuvallamalarına karşın, hep aynı fanatizmle dile getiriyorlar, savundukları her neyse.
Yekdiğerinin hakkı hukuku zerrece umurlarında değil
Yinelemekte zarar yok, malum cenah başka ülkelerin demokratlarını, özgürlük için mücadele edenlerini sever, takdir eder. Avrupa’daki göçmenlerin hak mücadelesini, örneğin; ABD’de siyahların kimlik savaşını; İsrailli barış yanlısını, vicdani retçiyi; Fransa’da birkaç milyon işçinin yaptığı grevi vs. Kendi ülkesinde ise demokrasi mücadelesi verenlerini ezmek için fırsat kollar. ABD’li öğrencilerin Filistin yanlısı gösterilerine çok heyecanlanırken memleketinde iki öğrencinin yan yana gelip barış yanlısı bir slogan atmasına dahi tahammül etmez. Riya, bu dünya görüşünün harcındadır.
Yazıya başlamadan önce internete bakındım; Nevşin Mengü bir söyleşi nedeniyle gözaltına alınmış ve artık âdetten olduğu üzere ‘adli kontrol’ şartıyla serbest bırakılmış. Yıldız Üniversitesi’ndeki dinci grup, ağaç süslemek isteyen öğrencilere her yıl yaptıkları gibi tepki göstermiş, güvenlik müdahale etmiş vs. Çünkü ‘özgürlükten’ kasıtları kendi çıkarlarıdır ve yekdiğerinin hakkı hukuku zerrece umurlarında değildir, hiçbir zaman olmadı.
Örnek bitmez
Şimdi dikkat çekici olan, Batı medyasının HTŞ’ye yönelik ‘ılımlı’ süslemesine paralel biçimde, bizimkilerin Suriye’deki insanlık dışı hapishane manzaraları karşısında sergilediği göz yaşartıcı duyarlılık…
Esad ve muadillerinin işkencehaneleri, aklı başında ve okuması olan hiç kimse için sürpriz değil; iyi güzel de örneğin o görüntüleri sergileyenlerden ABD’nin dünyanın çeşitli bölgelerinde işlediği suçlar, müsebbibi olduğu işkenceler ve kendi kontrolündeki Guantanamo kepazeliğini ne yapacağız? Her şey bir yana, Batı’nın, İsrail yönetiminin saldırganlığı söz konusu olduğunda, kendi icadı demokratik değerleri iki günde terk edebilmesini, utanç verici hallerini, Esad rejimi görüntülerinin büyüsüyle unutmalı mıyız? Büyük devletler siyasetlerinin merkezine bir ülkedeki insan hakkı ihlallerini, işkenceyi vs. ne zaman koymuş ki şimdi böyle bir dertleri olsun.
Mülteci kabul etmemek için bildikleri her şeyi unutmaya razı, kurdukları hukuk mekanizmalarının ve yarattıkları sözleşme ağının zorlamasıyla adım atmak ‘zorunda’ kalan, demokrasiye ‘yeterince’ layık görmedikleri toplumlarda yaşanan insan hakkı ihlalleri karşısında mümkün mertebe ‘endişe‘, ‘daha da endişe’, bazen ‘çok yoğun endişe’ duyan devletlerden / kurumlardan söz ediyoruz. Uzak bir diyarda, hücrelerde gün yüzü görmeden yıllar geçiren insanların serbest kalma görüntülerinin bu yönetimler bakımından propaganda dışında ne önemi var.
Peki… İnsan sormadan edemiyor, Türkiye’de izzet ikramla ağırlandığı yıllarda Esad, demokrasi timsali filan mıydı? Ya da halihazırda çok yakın ilişkiler içinde olduğumuz Orta Asyalı ‘gardaşlarımız’ın memleketlerindeki insan hakkı ihlallerinin ana akım medyamızda gündem olduğunu işitmişliğiniz var mı? Yurttaşı muhalif bir gazeteciyi Türkiye’deki konsolosluğunda öldürüp yok eden petrol zenginiyle son derece seviyeli bir ilişkimiz yok mu? Bırakın bizi, o prensle derdi olan bir ‘büyük devlet’ lideri? Örnek bitmez…
Yine de kabul etmek gerekir, Türk siyasal İslamcısının 2024’ün son günlerinde, başka bir ülkenin toprağında da olsa ‘insan hakları’, ‘işkence ve kötü muamele yasağı’, ‘cezaevlerine tıkılmış muhalifler’ gibi gerçeklerin ve ilkelerin ‘varlığını’ fark ediyor oluşu önemli. Biraz daha gayret ederlerse, Suriye dışındaki yerlerde de bazı insan hakkı ihlalleri olduğunu görme ihtimalleri var, Allah’tan umut kesilmez.
‘Muhalifler’e gelince
Son olarak muhalifler konusuna değinmek istiyorum… ‘Muhalif’ ile kastım hayli geniş, iktidar yandaşı olmadığı iddiasıyla yazıp çizenler. Bazı gazete ve gazeteciler, çubuklu ya da çubuksuz kanaat önderleri vs.
Bir kısmının HTŞ’ye ilişkin değerlendirmesini ve bunu yaparken tercih ettiği lisanı, burası Türkiye olmasına karşın yadırgamamak olanaksız. Hakikaten, son çeyrek yüzyıl hiç yaşanmamış gibi davranılabilmelerini adlandırmakta zorlanıyorum. HTŞ mensuplarının ne denli hoşgörülü davrandığını anlatıyorlar. Pek yakında ‘Cihatçılıkla demokrasi bağdaşır mı?’ sorusu da gündeme gelir ve çubuklu erkeklerce konuşulursa şaşırmamalı. Hayli yakın bir geçmişte aynı zihniyet, cümlemizi, örneğin ‘The’ cemaatin nasıl hayırhah bir ‘sivil toplum kuruluşu’ olduğuna ikna etmeye çalışıyor, ABD destekli yurt dışı ‘okullarını’ övmekten yorgun düşüyor ve Fethullahçı örgütlenmenin gerçek yüzünü anlatanlara demediğini bırakmıyordu.
Şimdilerde, sanki o övgüler hiç yapılmamış gibi… Sanki Türkiye’yi 20 küsur yıldır yönetenlerin pek çok tercihinin bedeli halk tarafından ağır biçimde ödenmemiş (ve hâlâ ödenmiyor) gibi… Sanki ‘takiyye’ kavramını hiç işitmemişler gibi… Sanki, sevdikleri tabirle, hiç kimse ‘kandırılmamış’ gibi… Siyasetçisiyle yazarıyla, çeyrek yüzyıl boyunca hiçbir konuda hata yapmamışçasına, aynı özgüven, aynı kibir ve aynı ayar verme iştahıyla Suriye’yi yorumluyor ve hatta ABD-İsrail ittifakına akıl verip yol göstermeyi de ihmal etmiyorlar.
Muhtemelen hafızasızlığa güveniyorlar, bir de, mahcubiyet adı verilen hasletin itibarını çoktan kaybetmiş olmasına. Bir gün yine, “O günlerde Şam yönetimi uzlaşmacıydı, biz değişmedik, onlar değişti…” der ve kaldıkları yerden devam ederler.
Bir tarafta sorgulayan, soru soran, ne olduğunu anlamaya çalışan ve ülkesi için endişelenen insanlara, defalarca yanılmalarına karşın hiç vazgeçmedikleri kibirli tondan bağıran iktidar taraftarları…
Diğer tarafta, toplumu, HTŞ gibi bir örgütün hacetinde boncuk olabileceğine ikna etmeye çalışan birileri…
Bezdirici bir manzara.
CHP’nin tutumu ve durumuyla ilgili fazlaca bir şey söylemeye gerek yok. Yerel seçim başarısıyla ele geçirdikleri ‘gündem belirleme’ şansını kaybedeli çok oldu ve görünen o ki bir mucize olmazsa –ki genellikle olmaz- belirsiz bir süre daha, gelişmeleri ‘takip eden’ konumunda kalacaklar. Kolay gelsin.
Program ve yazı önerileri
- Suriye’de olup bitenlere ilişkin, sakince ve elinde çubuk olmadan konuşan birilerini dinlemek isterseniz Ruşen Çakır’ın, Kadri Gürsel ve Kemal Can ile programını öneririm.
- İkinci program, yine konuyu bilenlerden. Serhat Güvenç ve Aydın Selcen.
- Bir başka ‘bilen’, Erhan Keleşoğlu’nun Ayrım’da yayınlanan söyleşisi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025