Selva Demiralp
Kâr payı ve faiz arasındaki fark artarsa, muhafazakâr tasarruf sahipleri de altın, döviz, gayrimenkul gibi alternatifleri tercih ediyor. Modern finans sisteminde faiz ve kâr payı iç içe. (Foto: Michael Longmire/Unsplash)
Finansal piyasalar, borç verenle borç alanı bir araya getirerek tasarrufların ekonomiye kanalize edilmesini sağlar. Tasarruflar üretime imkân tanır, üretim daha çok gelir ve dolayısı ile daha çok tasarruf imkânı sağlar. Bu şekilde sermayenin sistem içinde dönüşü sağlanır. Bu mekanizmanın çarklarının dönmesine imkân veren güç ise tasarruf sahibine yapılan ödemedir. Modern finansal sistemlerde tasarruf sahibi, verdiği borç karşılığında bir faiz ödemesi alır, yani borçlanma faiz ile mümkün olur. Tasarruf sahibi açısından faiz, tüketimini ertelemenin bedelidir. Nedir bu bedel?
Diyelim ki elinizde 100 bin TL var. Bu para ile bir araba satın alıp taşımacılık işine girmek veya bankaya yatırmak arasında bir tercih yapmak istiyorsunuz. Eğer paranızı bir seneliğine bankaya yatırmaya karar verirseniz, bu süre zarfında taşımacılık işinden elde edebileceğiniz getiriyi yaklaşık olarak hesaplayıp bunun çok da altına düşmeyecek garantili bir getiriyi faiz olarak talep edersiniz.
Getirinin iki boyutu
Bankadan talep edilen getirinin iyi boyutu vardır. Birinci boyut enflasyondur. Senelik enflasyonun yüzde 10 olduğunu ve araba fiyatlarının da enflasyon kadar arttığını varsayalım. O zaman bir sene sonra en az 110 bin TL ödenmesi gerekir ki paranızın satın alma gücü sabit kalsın. İkinci boyut ise taşımacılık işinden elde edeceğinizi düşündüğünüz net kara oranlı olan ve enflasyon oranının üzerine eklenen reel faizdir.
Bir sene sonra size yapılacak ödemede hem araba satın almanıza imkân sağlayacak bir enflasyon ödemesi, hem de enflasyona ilave olarak bu bir yıllık sürede kaçırdığınız kazancı göz önünde bulunduracak bir reel ödeme gerekir. Bu iki parçanın toplamı bankanın size verdiği “nominal” faizdir. Eğer bankanın teklif ettiği faiz, tahmini alternatif kazancınızın çok altında kalırsa o zaman paranızı bankaya yatırmak yerine arabayı satın almanız daha mantıklı olur. Bu şartlar altında insanlar tasarruf etmek yerine tüketmeyi tercih ederler.
Son aylarda mevduat faizlerinin enflasyonun altına düşmesi ile insanların TL mevduattan kaçıp tüketime ya da tasarruflarının alım gücünü koruyabileceklerine inandıkları altın ve döviz gibi alternatiflere yönelmelerinin temel sebebi bu. Bu durum sistematik bir hale gelir, altın ve döviz mevduattan elde edilecek reel getiri de kaybolursa tasarrufları bankalara yönlendirmek için yeterli motivasyon kalmayacağından finansal piyasalar tıkanma noktasına gelir, daha büyük risk ve kırılganlıklar oluşur.
Katılım bankacılığı
Yukarıda tanımlanan faiz, tasarrufların yastık altında kalmasını engelleyecek ve bu şekilde kredi akışını sağlayarak ekonomik büyümeyi sağlayacak mekanizmanın başlangıç noktasıdır. Paranın kullanma maliyetidir.
Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak, diyelim ki bankaya borç olarak 100 bin TL para vermek yerine 0 km bir araba satın aldınız ve bunu bir kuruma borç olarak verdiniz. Gelecek sene de anlaşmanız gereği 0 km arabayı geri aldınız. Böyle bir işlem İslami prensiplere aykırı değildir. Hatta diyelim ki arabayı verdiğiniz kurum bir sene boyunca bir taşımacılık işi yaptı ve bu işten elde ettiği kardan da size pay verdi. Bu da İslami prensiplere aykırı değildir. Zaten katılım bankacılığı da bu prensip üzerine kurulmuştur.
Bu noktada, katılım bankası ya da geleneksel banka arasındaki tercih şu şekilde düşünülebilir: 100 bin TL’yi bankaya yatırırsam banka diyelim ki yüzde 12’lik bir faiz ödemesini garanti ediyor. Buna karşılık bir katılım bankasına yatırırsam karlılık durumuna göre yüzde 12’nin üzerinde de kazanabilirim altında da kazanabilirim.
Kâr payı nasıl işliyor?
Katılım bankacılığını geleneksel bankacılıktan ayıran esas, verilen ödemenin bir “kâr payı” olması bu nedenle yapılacak ödemenin bir garantisi olmaması yani risk alınmasıdır. Öte yandan eldeki sermayenin doğru değerlendirilmesi durumunda ve olağanüstü bir kriz durumu söz konusu olmadığı sürece katılım bankaları da pozitif bir kar ödemesini hemen hemen garantileyebilmektedir. Keza Türkiye’deki uygulamaları incelediğimizde katılım bankalarının kar ödemeleri inip çıkış gösterse de nette zarar etmediklerini ve tasarruf sahibine zarar paylaştırmadıklarını gözlemliyoruz. Zaten aynı pastadan pay alan ticari bankacılık ile katılım bankacılığının kar oranlarının birbirine yakın olması da beklenen bir gerçektir.
Işık Üniversitesi’nden Seda Demiralp ile yapmış olduğumuz bir çalışmada, ticari bankaların ödedikleri ortalama faiz oranı ile katılım bankalarının ödedikleri kar payını karşılaştırdığımızda iki alternatif getirinin benzer bir trend izlediğini ve kâr payının yaklaşık iki aylık gecikme ile faiz oranını takip ettiğini tespit ettik. Literatür genelinde de bu temel bulgunun doğrulandığını görüyoruz. (*)
Katılım bankası varlığını sürdürmek için…
Tasarruf sahibi açısından, ticari bankalar ve katılım bankaları iki alternatif yatırımı temsil ediyor. Elde ettiğimiz sonuçlar, bu iki bankada tutulan mevduatların faize olan hassasiyetlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark belgelemiyor. Katılım bankalarının sundukları kâr payının ticari banka faizlerinin bir parça altında kalması, bu tür bir yatırım aracının dini tercihlerle şekillenmesinden dolayı iktisadi açıdan anlaşılabilir. Bununla beraber eğer kâr payı ve faiz arasındaki fark artarsa o zaman muhafazakâr tasarruf sahiplerinin de rasyonel bir davranış sergileyip altın, döviz ya da gayrimenkul gibi alternatifleri tercih ettiklerini görüyoruz. Dolayısı ile katılım bankalarını varlıklarını sürdürebilmeleri için zaten ticari bankalardan çok farklı getiriler sunabilmeleri de mümkün değil.
Bu açıdan değerlendirdiğimizde, modern finans sistemindeki faiz kavramı ile kar payı kavramının birbirleri ile son derece iç içe olduklarını görüyoruz. Global finansal piyasalarda İslami finansın payı yüzde 1 civarında. Türkiye’de bu pay yüzde 5’e yakın. Dünyadaki Müslüman nüfusun artması ile birlikte bu payın da zaman içerisinde artması beklenebilir. Ancak payı artsa da bu durum borç veren ve borç alanı bir araya getiren finansal sistemde radikal bir değişiklik yaratmayacaktır. Çünkü finansal piyasalardaki temel prensip değişmez: “Bedelsiz” bir şekilde borç alabilmek mümkün değildir ve bu bedelin adı faiz de olsa kar payı da olsa her iki tür maliyet de genel olarak beraber hareket etmektedir.
Borçlanma maliyeti nasıl düşer?
Bedelsiz bir şekilde borçlanabilmek mümkün olmasa da bu bedeli azaltabilmek mümkündür. Borçlanma maliyetinin iki temel belirleyicisi enflasyon ve risk primidir. Borçlanma maliyetini sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde düşürebilmek için fiyat istikrarı gereklidir. Fiyat istikrarı sağlandığında, uygulanan politikalara güvenin artması ve risk priminin azalması yoluyla da borçlanma maliyetleri ilave bir düşüş gösterecektir.

Şekilde düşük enflasyon dönemlerinde (yeşil çizgi) piyasa faizlerinin de düştüğü (kırmızı çizgi) görülüyor. Bu durum, yukarıda izah edilen “borçlanma bedeli” kavramı ile tutarlıdır. Ayrıca enflasyonun düştüğü zamanlar genellikle risk priminin de (mavi çizgi) azaldığı dönemlere tekabül etmektedir. Batıdaki ekonomilerin düşük faize sahip olmalarının en önemli sebebi budur.
Enflasyon düşmeden borçlanma maliyetini düşürmeye çalışmak yarattığı dengesizlikler sebebi ile sürüdülebilir değildir. Son dönemde tekrar artışa geçen enflasyon oranı ve TCMB’nin kötü bir iletişimle devam ettirdiği miktarsal genişleme (QE) politikalarının yarattığı enflasyonist riskleri bu açıdan değerlendirdiğimizde, düşük maliyetle borçlanma ortamının maalesef sürdürülebilir olmadığını gözlemliyoruz.
(*) Korkut, C. ve Özgur, Ö. (2017). Is there a link between profit share rate of participation banks and Interest rate? The case of Turkey, MPRA Paper no: 81642
Çevik, S., ve Charap, J. (2011). The behavior of conventional and Islamic bank deposit returns in Malaysia and Turkey. IMF Working Papers, 1-23.
Ergeç, E. H., ve Arslan, B. G. (2013). Impact of interest rates on Islamic and conventional banks: the case of Turkey. Applied Economics, 45(17), 2381-2388.
Saraç F.ve Zeren M. (2015) The dependency of Islamic bank rates to conventional bank interest rates: Further evidence from Turkey, Applied Economics , 47 (7), 669-679.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
9.12.2025
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
20.03.2025
6.01.2025
2.01.2022
30.07.2021
3.06.2021