Sinan ÇİFTYÜREK
Londra merkezli Birleşik Krallık, para birimleri sterlini, avroya karşı koruyarak, Schengen vize birliğine girmeyerek, AB ile coğrafik olduğu kadar siyasi ve idari olarak da hep belirli bir mesafeyi korumuştu ki dün yeni bir gelişme yaşandı..
İngiltere, Galler, İskoçya ve K. İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık, 23 Haziran referandumu ile AB’den az farkla da olsa ayrılma kararını verdi. Zaten AB birçok açıdan büyük sorunlarla yüzleşmişti ki şimdi bu sorunların daha da ağırlaşacağı açık.
Gelen referandum sonuçlarına göre; İskoçlar açık farkla, Kuzey İrlanda ve Londra merkezi ise az farkla da olsa AB’den kalma yönünde oy kullanırken, Londra hariç İngiltere ve Galler’in ise az farkla da olsa ayrılma yönünde oy kullanmaları ilginç oldu. İngiltere ve ikiz kardeşi Galler Birleşik krallığın egemenleri AB’den ayrılma yönünde, işgal altında tutukları İskoçya ve Kuzey İrlanda ise ağırlıkla kalma yönünde karar verdiler.
Daha da ilginç olanı İskoçlar hariç ağırlıkla “fakirlerin ayrılmadan yana zenginlerin ise AB’de kalmadan yana” oy kullandıkları söyleniyor. Siyaseten ise ağırlıkla sol milliyetçi hatta (Socialist Workers Party) gibi sosyalist siyaset ayrılmadan, muhafazakar, liberaller ise yine ağırlıkla birlikte kalmadan yana oy kullanmaları çapraz irdelenmeye muhtaçtır. Hele karar “Mevcut politik elitlere karşı bir isyandır” söyleminin bir gerçekliği varsa…
I – Sömürge imparatorluğu torunlarının, “yaşasın bağımsız İngiltere” demeleri, Kürdistan’da “devletsizlik” tezini savunanları düşündürmeli.
AB’den ayrılmayı savunanların siyasal sözcüleri referandumda ayrılma kararı çıkınca, kimisinin “yaşasın bağımsız Birleşik Krallık” kimisinin de “yaşasın bağımsız İngiltere” demeleri dikkat çekiciydi. Nasıl oluyor da, sömürge imparatorluğuyla bir dönem dünyanın hakimi olan; küremizin her kıtasında sömürgelere sahip olup dünya halklarına kan kusturan; ulus devletin ilk anayurtlarından biri olan ve önemlisi yüzyıllardan beri, önce askeri-feodal emperyalizmi, son yüz yıldan beri de iktisadi yönü ağır basan emperyalist kapitalizmi temsil eden İngiliz ülkesinin siyasal sözcüleri, AB’den ayrılmayı “bağımsızlık” olarak ilan ediyordu?
Siz, zaten yüzyıllardır bağımsız değil midiniz?
Siz, yüzyıllardan beri, Asya’dan Afrika’ya ve Amerikan’dan Avustralya’ya halkların bağımsızlıklarını ellerinden silah zoruyla alan, ülkelerini işgal edip sömürgeleştiren sömürgeci emperyalist ülkeden biri ve hatta birincisi değil midiniz?
Siz, elleri dünya halklarının kanıyla kirlenerek nam salmış İngiliz emperyalizmi değil miydiniz?
Sizin, neyin bağımsızlığını ilan ettiğinizi gayet iyi biliyoruz! Siyasal bağımsızlık değil ilan ettiğiniz, yüzyıllarca Asya, Afrika ve Amerika halklarının el koyup anavatanınıza taşıyarak elde ettiğiniz zenginliği paylaşmamak! Dün sırtına binerek büyüdüğünüz, bugün yabancı görüp düşmanca baktığınız halklardan kurtulmanın ve kitlesel göç dalgasının önünü kesmenin yani bencilliğinizin, ırkçı davranışınızın bağımsızlığını ilan ediyorsunuz!
Yüzyılların emperyalist İngiltere’si gerekçesi ne olursa olsun bağımsızlık ilan ediyorsa, bu durumda herkes bir anlık kendini devletsiz milyonlarca Kürdün yerine koysun. Ulus devleti yaşamamış, yıllardan beri devletsizlikle imtihanın her defasında ağır bedelini ödemiş; üstüne üstlük, Kürdistan coğrafyası işgalci devletler yetmiyormuş gibi yeni işgalci güç olarak boydan boya IŞİD terör örgütünün tehdidi altındayken …. Kürt halkına devleti “yanlış” görmenin veya “zamanı geçti” demenin bugün ne teorik ne de pratik karşılığı yoktur. Yüzyılların emperyalist devletinin AB’den ayrılma kararı üzerine “yaşasın bağımsızlık” nidaları yükseltilirken, bağımsız Kürdistan devleti halkımız için, teorik ve pratik hak etmenin çok ötesinde bir zorunluluk olarak da kendini dayatıyor.
II - Ayrılma kararı domino etkisi yapabilir mi?
AB’de yabancı düşmanlığı ile paralel gelişen ırkçılık son yıllarda, gerek IŞİD terör eylemleri, gerekse kitlesel göçlerle zaten tırmanıyordu. Buna paralel Fransa başta olmak üzere birçok ülkede ırkçı milliyetçi partilerin siyasal yükselişleri de yaşanıyor. Birleşik Krallığın ayrılma kararıyla AB’de ırkçılık ve yabancı düşmanlığı tırmanabilir çünkü Birleşik Krallık’ın ayrılma kararı vermesinde de asıl gerekçeler de bu faktörlerdi. Dolaysıyla bu karar, ırkçı milliyetçiliğin güçlü olduğu diğer ülkeler üzerinde domino etkisi yapabilir. Özellikle Hollanda, Danimarka başta olmak üzere zengin ülkelerde ayrılma tartışmaları güçlenebilir.
Ayrılma kararı İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın bağımsızlığı yeniden gündeme taşıyacak. Öyle ya egemen ulus olarak İngilizler, AB’den ayrılmayı “bağımsızlık günü” diye haykırıyorlarsa İskoçlar, Kuzey İrlandalılar haydi haydı bağımsızlığı yeniden gündeme taşıyacaklardır, taşımaya başladılar da. İskoç sözcüleri “bu kararla Birleşik Krallık’ın birliği tehlikeye girdi” demeye başladılar.
İskoçya Kültür, Avrupa ve Dış İlişkiler Bakanı Fiona Hyslop da, “Kararların sonuçları olur. Birleşik Krallık da İskoç halkının çıkarlarına karşı bir karar aldı. Bunun sonuçları olacak” diyerek yeniden bağımsızlık referandumun sinyalini verdi. Daha önce az farkla bağımsızlık referandumunu kaybeden İskoçlar haklı olarak yeniden gündeme taşıyacaklardır.
Kuzey İrlanda’da İskoçya benzeri siyasal hava var. Sinn Fein, “ortaya çıkan sonucun Kuzey İrlanda'daki siyasi görünümü tamamen değiştirdiğini” belirterek “Kuzey İrlanda'da, birleşik bir İrlanda için referandum yapılmasını” talep etti.
Türkiye’nin birliğe alınması zaten çok zordu, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma kararıyla daha da zorlaştı yakın vadede “gerçekleşebilir bir opsiyon olmaktan çıktı” denilebilir.
Ayrılma kararının finansal piyasalara da olumsuz etkisinin olacağı muhakkak! Piyasa ve ekonomi yorumcuları “oynak”, “hareketli” piyasalardan söz etmeye başladılar. Gerçekten de ayrılma kararıyla finansal piyasalar adeta çıplak ayakla ateş üzerinde yürüyen adam misali
zıplamaya başladılar. Bu durum ekonomik olarak zaten bıçak sırtında yürüyen birçok AB ülkesinde krizi tetikler mi? Bu ihtimal var ama pratikte nasıl bir seyir izleyecek göreceğiz.
III – Ey Avrupalı ….
Bir; Yüzyıllardan beri Afrika, Latin Amerika ve Asyalıların yerüstü ve yer altı zenginlik kaynaklarına el koyduğunu yanı bugünkü Londra, Paris, Madrid’in zenginliğinin kaynağının Avrupa dışı kıtaların talanı olduğunu kabul edip “fakirleri sırtında taşımak istemiyoruz” türünden bencilliği, ben merkezciliği ve en önemlisi aşağılayıcı tutumu aşmaya çağırıyoruz. Çok şey de istemiyoruz, sadece ve sadece Asya ve Afrikalılardan yüzyıllardır gasp ettiklerini bugün onlarla paylaşmayı öğren o kadar!
İki; Avrupa ne zaman ki bencilliği aşar, zorla merkezileştirdiği Asya, Afrika zenginliklerini bizzat Asya ve Afrikalılarla paylaşmayı öğrenir; ne zaman ki ırkçılığı, yabancı düşmanlığını aşarak dün sırtında büyüdüğünü artık “aşağılık ırk” görmekten vazgeçer yani paylaşmayı ve farklı deri renklerini doğanın farklı desenleri olarak görür ve kardeşleşmeyi gerçekten kabul eder, o zaman Avrupalılar uygarlaşır, o zaman kapitalizm ve ulus devlet aşılır! Kısacası bu karardan sonra daha fazla antikapitalizm ve anti ırkçılık öne çıkarılmalı!
IV - Kapitalizm aşılmadan ulus devlet aşılamaz demiştik.
21. Yüzyılda Özgürlük ve Sosyalizm Manifestosu’ndan konu ile ilgili uzun bir iki alıntıyı yorumsuz okuyucuya aktaracağım.
“Kapitalizm, ulus-devlet ile karşılıklı birbirini besleyerek doğdu, başka bir ifadeyle ulus-devlet kapitalizmin şafağında doğdu, gelişti ve sermayenin koruyucu bekçiliğini üstlendi. Ulus-devletin gümrük duvarları arkasında ulusal sermaye büyüdü, güçlendi. Öyle ki ulus-devlet sermayenin kutsadığı bir diğer olgu oluverdi. Ancak gelinen aşamada sermaye ile ulus-devlet, başta Avrupa’da olmak üzere yol ayrımına geldi, geliyor. Ulus-devletin halen sahip olduğu ekonomik ve siyasal güç küçümsenemez. Fakat her ulus-devletin artan oranda uluslararası ekonomi başta olmak üzere siyasal, kültürel girdilerin basıncı altına girmesiyle bünyesindeki uluslararası alan büyüyor. Bu gelişme, ulus-devleti, gittikçe ulusal ekonomiyle uluslararası ekonomi arasında sıkışmanın ötesinde, uluslararası emperyalist-kapitalist ekonominin gereklerini yerine getiren bir birime dönüştürüyor. Sermaye, zenginliğin merkezileştiği ve ulusal ölçekli üretimin örgütlendiği coğrafya ve disiplin olarak ulus-devletin aşılması bir dert, aşılmaması durumunda “ulusal ahırda” talim etmesi iki dert misali bir açmaza sürükleniyor. Başta AB’de olmak üzere sermayenin ulusal pazarla birlikte ulus-devlet ve ordu, bayrak, para gibi ulusal sembolleri aşma yönelişi, koruyucu güç olarak ulusal ordunun yerini kim alacak sorusu başta olmak üzere sermayeyi birden fazla sorun, çelişki ve “tehlike” ile yüz yüze getiriyor. Genel kuraldır: Serbest piyasa, yani “piyasanın gizli eli”, “gizli bir yumruk olmaksızın asla işe yaramayacaktır.” Çünkü piyasalar, ancak mülkiyet haklarının güvenceye alındığı ve gizli yumruk olan askeri güç tarafından korunan anayasal, siyasal çerçevenin yürürlükte olduğu yerlerde işler. Sermayenin son yıllarda ulus-devleti, genelde devleti aşmaya yönelirken yüzleştiği en büyük sorun koruyucu militarist yapı olarak devletin (gizli yumruğun) varlığına yaşamsal bağımlılığıdır. Öyle ki sermaye, ulus-devleti aşmakla aşamamak arasındaki ikileminde tarihsel olduğu kadar fiziksel sınırlarına doğru da ilerliyor. Marks: “Sermayenin durmaksızın yöneldiği genellik, bizzat sermayenin kendi yapısı içinde ayak bağlarıyla karşılaşır; gelişmenin belli bir aşamasında bunlar, bizzat sermayenin bu dinamiğinin önündeki en büyük ayak bağı olduğunun anlaşılmasını sağlayacak ve dolayısıyla sermayenin kendi kendini ortadan kaldırmasını zorunlu kılacaktır.” (Grundrisse, sy. 449, Birikim Yayınları) Daha da önemlisi, ulusal sınırlarla birlikte ulusal toprağa bağlı siyasetin aşılmasının komünizm için kültürel, sosyal, siyasal iklimi olgunlaştıracağı korkusu, sermayenin ulus-devleti aşmasının bir başka bariyeridir.”
“Burada yüzleştiğimiz sorun; modernizmin, bu karmaşık ve hatta karşıt felsefi, ideolojik, politik doku ve yapısıyla 21. yüzyılda insanlığın yükünü taşıyamaması, taşıyamayacak olmasıdır.
Taşıyamadığından dolayı modernizm, felsefi olarak eski ile yeninin kolajı (yamalı bohçası) olan post-modernizmi üretti.
Taşıyamadığından dolayı, başlangıçta Avrupa geleneğinde her alanda geçmişten bir kopuşu temsil eden modernizm şimdi yeniden geleneğe, geçmişe sarılıyor. Ulusçuluğu aşma hamleleri ile ulusçuluğa geri dönüş kıskacında modernizm nefessiz kalıyor.” (21. Yüzyılda Özgürlük ve Sosyalizm Manifestosu sy; 17, 18, 22 Gün yayıncılık)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018