Sinan ÇİFTYÜREK
Katılım oranı beklenenden epeyce yüksek, %85.31 oldu. 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde katılma oranı %85.10 olduğu dikkate alınırsa katılım beklenenden yüksek. Referandum sonuçları açıklandı, birçok açıdan tartışmalı ve hileli sonuçlar içeriyor. Kaldı ki YSK başkanının açıklaması bizzat seçim sonuçlarının hileli olduğu kanısını oluşturdu ve tartışmalı kıldı. Ayrıca tüm olanlara rağmen iki kişiden birinin “hayır” dediği bu sonuçlar, Erdoğan’ın önüne birden fazla sorunlar koymaya aday! Ve dakika bir gol bir misali daha kesin sonuçları bile beklemeden Erdoğan’ın ilk açıklamasında idam çağrısı yapması, başkanlık sürecinde yapacaklarının ‘ilk işaret fişeği’ olarak okunmalıdır ki bu önümüzdeki süreçte sokakların birden fazla nedenle ısınmasını tetikleyecek demektir.
Şunu da belirtelim; “evet” kampanyasını, AKP ve kısmen MHP devletin imkanlarını kullanarak sürdürürken, “hayır” kampanyasında CHP başı çekse de geniş bir halk kesimi inisiyatif alarak çalıştı. Sokaklarda “evet” propagandasında devlettin soğuk resmi yüzü belirleyiciyken, “hayır”da halkın bağımsız inisiyatifi ön plandaydı.
Birincisi; onca iktidar yıpranmışlığına, iktidarın tek elden merkezileştirilmesi hedefine (ki Erdoğan ve AKP bu iddiayı reddetmek bir yana tersine Atatürk ve İnönü dönemi üzerinden savundular) ve onca baskı, hile olsa da yine de Erdoğan %50 civarında oy nasıl alabildi?
Birden fazla etken var ama ilk elden şunlar özetlenebilir:
İktidarın başta basın tekelini elinde tutmasının büyük rolü oldu olmuştur. İletişimi kontrol edenler halkın üzerinde iktidar kurma gücünü de ellerinde tutarlar, hem öyle ki halkın neyi düşüneceğine ve nasıl düşüneceğine varana kadar etkileyebilirler.
15 yıllık sürede, iktidar lehine el değiştirilen sermayenin de önemli rolü var. O dev propaganda makinesi sadece devletin imkanlarıyla değil aynı zamanda yandaş sermayenin desteğiyle yürüdü. Tabii ki bir de “Fetö damgasını yemeyeyim” veya “bana dokunmasın her şeyi yaparım” kırılmasını da ekleyelim.
ABD ve AB ile özellikle referandum sürecinde bilinçli tırmandırılan gerilimle “bak gördünüz mü yedi düvele kafa tutan lider” imajının yaratılmasının da rolü var. Yani kitlelere verilen mesaj, “Batı emperyalizmi karşısında silik, boynu bükük duran bir Türkiye yerine kafa tutup dik duran bir Türkiye imajının Erdoğan ile sağlandığı” meselesi var. Tabii başta Kürt ulusal hareketi olmak üzere muhalefetin elinin kolunun bağlanmasını da ekleyelim.
İkincisi; ancak üç partinin yani AKP, MHP, BBP’nin ittifakına (ki bu üç partinin 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde oy oranları % 62) ve diğer kimi desteklere rağmen alınan sonuç başarı olarak görülemez. Çünkü OHAL altında referandum sürecinde, başta Kürt ulusal demokratik güçleri olmak üzere, “hayır” diyenlerin önüne, gözaltı ve tutuklamalarla binbir güvenlik ve siyasi engeller sınırsızca çıkarılırken; “evet” diyenler, devletin tüm maddi, teknik ve güvenlik imkanlarını kullanarak propaganda çalışmaları yaptılar. Buna rağmen tartışmalı ve hileli sonuçlarla kıl payı ancak ilan ettikleri “galibiyeti” halklar taşıyamaz, bir biçimiyle kusacaktır.
İşte bütün bu nedenlerle; hayır cephesi bilinen deyimle “galip sayılır bu yolda mağlup” konumdayken; Erdoğan/AKP ise tersine, “mağlup sayılır bu yolda galip” konumunda olup önümüzdeki siyasal sürecin her adımında bu durumla yüzleşecektir. Demem o ki Erdoğan/AKP galip görüntüsü altında esasında mağlup oldu başka bir ifadeyle “zafer kazanırken” kaybetti! Kaybetmenin ağır sorunlarıyla adım adım yüzleşecek olması, 7 Haziran benzeri ama daha büyük yenilgilerin yollarını döşeyebilir. Hayır diyenler ise tersi bir durumla yani kaybetme görünümü altında kazanmanın dinamiklerini arkaladılar elbette önümüzdeki süreci değerlendirebilirlerse!
Üçüncüsü; dolaysıyla Erdoğan ve AKP’yi bekleyen yakıcı meseleler var. İçeri ve dışarısıyla Kürt/Kürdistan meselesi, ekonomik sorunlar, dış ilişkiler ve Batı yani AB ve ABD ile yaşadığı krizi aşmak gibi…
Kürt/Kürdistan meselesi Erdoğan’ın kucağından atsa atamaz, bıraksa bırakamaz derinlikte ve ağırlıkta acil çözüm bekleyen bir mesele. Ki bu mesele aynı zamanda ABD ve kısmen AB ülkeleriyle de ilişkilerin gerilmesinin esas nedeni.
Kürtler “madem daha önce doğrudan TV kanallarında eyalet sistemi ile yönetilen ülkeler kalkınmış, gelişmiş ülkeler diyordunuz, hatta Osmanlı’da Lazistan, Kürdistan eyaletlerinin varlığını ileri bir sistem olarak gösterip savundun, üstelik Kürdistan’da Kasım 2015 seçimlerine göre oylarında artış var. Eee buyurun adım atın ne duruyorsunuz? Artık Bahçeli’ye de ihtiyacın yok” deyip basınç uygulayabilirler. Dahası bu basınç, Güney Kürdistan’ın bağımsızlık adımıyla ve Rojava’nın da federasyon hamlesiyle içerdeki basınçla birleştirilebilinirse daha da ağırlaşabilir. Kürt ulusal demokratik hareketi parçalarda ve parçalar arası ittifakla Erdoğan iktidarına adım atması için bunaltıcı basınç uygulayabilir.
Ekonomi ise malum! İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesinde temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra ekonomik kötüleşmenin de ciddi payı olmuştur. Ki Batı ile yaşadığı gerilim de dikkate alındığında ekonomiyi toparlamak çok zor olacaktır.
Üstüne üstlük İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya… gibi belli başlı metropollerde MHP ve BBP gibi desteklere rağmen kaybeden; Trakya, Ege, Marmara, Akdeniz ve Kürdistan’da ağırlıklı “hayır”a karşın, ağırlıkla İç Anadolu ve Karadeniz’e dayanmak Erdoğan ve AKP’yi taşıyamaz. Erdoğan ve AKP’liler bu tablonun farkında.
Dördüncüsü; tartışmalı sonuçlarla bıçak sırtında “kazanılan zafer”e bir de Erdoğan/AKP nobranlığı devam ederse yeni ve farklı içerikte Gezilerle yüzleşebilir. Özellikle “ben devletin artık istediğimi yaparım” derse sokaklar ısınarak Erdoğan/AKP’ye karşı temel hak ve özgürlükler alanında itirazlar yükselecek. Bunun ilk işaretleri şimdiden görülmektedir.
Erdoğan ve AKP kurmayları da “mağlup sayılır bu yolda galip” hallerinin farkında (ki bunu son derece gergin yüz çizgilerinde bile okumak mümkündür) ve sanırım alelacele kimi düzenlemelerle birlikte erken seçimi gündeme getirebilirler.
Beşincisi; Kürdistan özelinde ise sömürgeciler beklediği desteği özellikle yakılıp yıkılan kentlerimizde görmediler. Bu olumludur ama Kürt ulusal hareketi de yakılıp yıkılan ilçelerin (Lice %85, Silvan %77, Cizre %81, Silopi %75, Nusaybin %79, Varto %87, Bağlar %72) ve Amed’in (%67.50) dik duruşu dışında, Kürdistan genelinde sevinemedi! 2015 Kasım seçimlerine göre Kürt ulusal hareketine desteğinin bazı kentler de çok ciddi düştüğünü görelim ve üzerinde düşünelim. Özellikle yıkılan kentlerin yarattığı büyük travma nedeniyle Kürdistan’da referandumda boykotun ciddi bir oran oluşturacağı söyleniyor ve bekleniyordu olmadı, yaşanan düşüş boykota değil vereceğim rakamlarda görüleceği üzere “evet” üzerinden Türk rejimine artış olarak döndü! Örneğin;
Antep, Urfa, Malatya, Adıyaman, Elazığ, Erzurum hattı bir yana iç Kürdistan olan ve ulusal özgürlük potansiyeli yüksek şu illerde ki “evet” oy oranı üzerinde herkesin düşünmesi gerekiyor: Siirt %48, Muş %51, Mardin %41, Bitlis %59, Bingöl %72, Ağrı %43, Van %43, Hakkari %32.5, Diyarbakır %35.5! Bu oranlarda HÜDAPAR’ında katkısı olduğunu belirtelim.
1 Kasım 2015 genel seçimlerinde ise AKP’nin bu illerde ki oranı sırasıyla şudur; Siirt %36, Muş %34, Mardin %28, Bitlis %43, Bingöl %43, Ağrı %27, Van %30, Hakkari %12.6, Diyarbakır %21! En düşüğü Siirt’e %12 en yükseği Bingöl’de %29 arasında değişen ciddi oranlarla rejim referandumda oy artışı sağladı. Üzerinde hepimiz kara kara düşünelim dediğim tablo verilerle budur! AKP ve Erdoğan, referandum boyunca Kürtlerin gözünün içine baka baka “tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet” diyerek “evet” oyu istediğini unutmayalım!
Elbette Kürdistan özelinde referandumda bu sonucun çıkmasında; Kürdistan kentlerindeki yıkım nedeniyle yaklaşık 400 bin seçmenin yaşadığı yerden göç ettiği yani oy kullanamamasının; HDP’nin başkan ve önemli siyaset kadrosunun tutuklanarak eli-kolunun kırılmasının da önemli payı vardır. Eğer HDP belediye başkanları ve liderleriyle etkili bir siyasal kampanya geliştirebilseydi sonuç farklı olacaktı.
Yedincisi; Anket şirketleri iki-üç tanesi hariç fena halde yanılmanın ötesinde adeta tosladılar. Öyle ki kimileri açıkladıkları veriler ile çıkan sonuçlar arasında %20’leri bulan koca gedikler oluştu.
A&G, evet 60.8, 39.8 hayır; KONDA, evet 51.5, hayır 48.5; ANAR evet 52, hayır 48; GEZİCİ, evet 51. 3, hayır 48.7; GENAR, evet 54.3, hayır 45.7; Andy-Ar, evet 53.7, hayır 46.3; SONAR; hayır 51.2, evet 48.8; AKAM, hayır 57.75, evet 42.25. (kaynak Adil Gür 14 Nisan Hürriyet)
Neden? Özellikle büyük farklarla sonuçlarda toslayan şirketler bağımsız sonuçları açığa çıkartmaktan çok halkı yönlendirmeyi amaç edinmişlerdi.
Sonuç olarak; asıl şimdi yeni bir anayasa, Kürt meselesinde demokratik bir çözümü de içeren yeni bir anayasa lazım. Ve asıl şimdi Kürt ulusal demokratik güçlerinin ortaklaşması lazım. 17.04.2017
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018