Vahap COŞKUN
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Mart 2023’te, Anayasa’nın 116’ncı maddesinde kendisine tanınan yetkiyi kullanarak, milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kararını aldı. Karar, aynı gün Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yüksek Seçim Kurulu da, bu karara dayanarak, milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacağını, cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda sonuçlanmaması halinde ikinci turun 28 Mayıs 2023’te yapılacağını duyurdu. Böylece seçimlerin tarihi/tarihleri kesinleşti ve bir süre önce seçimlerin ertelenmesi etrafında örülen hukuki tartışmalar ve senaryolar nihayete erdi.
Lakin çözüm bekleyen kritik bir hukuki mesele daha var. O da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığının hukuki durumuyla ilgilidir. Kendi kanaatimi baştan söyleyeyim: Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday olması hukuken mümkün değildir. Açıklamaya çalışayım:
1982 Anayasası’nın ilk halinde cumhurbaşkanı; TBMM tarafından, bir dönem için ve yedi yıllığına seçiliyordu. 2007 yılında “367 Kararı” denilen bir hukuki garabetle Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığı engellendi. AK Parti de, buna karşı cumhurbaşkanı adaylığını ve seçimini düzenleyen Anayasa’nın 101’inci maddesinde değişikliğe gitti. Anayasa değişikliği halkoyuna sunuldu ve kabul edildi. Anayasa’nın değiştirilen yeni hükmü şöyleydi:
“Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir.
“Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.”
1982 Anayasası, 2010 ve 2017 yıllarında iki büyük değişikliğe daha uğradı. Ancak cumhurbaşkanının adaylığını ve seçimini düzenleyen bu maddeye dokunulmadı. 2014 ve 2018 cumhurbaşkanlığı seçimleri de buna göre yapıldı.
Madde metni, görüldüğü üzere çok açık: Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı olabilir. Tek bir okuyuşta bile herkes bu hükmü anlayabilir. Öylesine sarih ve kesin bir dille kaleme alınmış ki, bu maddeden başka bir netice çıkartılamaz.
Mamafih Anayasa’nın 116’ncı maddesi “iki defa” kuralına bir istisna getirmiştir. Anayasa’ya göre, seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek iki makam vardır: TBMM ve Cumhurbaşkanı. Eğer Meclis, cumhurbaşkanının ikinci döneminde seçimlerin yenilenmesine karar verirse, o vakit cumhurbaşkanı bir kere daha aday olabilir.
Hülasa, iki defa cumhurbaşkanı seçilen bir kimse, sadece ve sadece, Meclis seçim karar aldığı takdirde üçüncü defa aday olabilir; bunun başka bir yolu yoktur. Eğer seçim kararı Meclis tarafından değil de, ikinci dönemindeki bir cumhurbaşkanı tarafından alınırsa, o cumhurbaşkanı aday olamaz.
Erdoğan, 2014’te ve 2018’de cumhurbaşkanı seçildi. İki defa seçildiği için, ancak Meclis’ten seçimlerin yenilenmesi kararı çıksaydı aday olabilirdi. Fakat Meclis bu yönde bir irade göstermedi. Seçimlerin yenilenmesi kararını Erdoğan aldığından, onun hukuken aday olma imkânı kalmadı.
Yeni sistem ve farklı anlam kazanan cumhurbaşkanı
Anayasa’nın hükmü bu denli net olmasına rağmen iktidar cenahı Erdoğan’ın aday olmasında bir hukuki engelin olmadığını savunuyor. Erdoğan’ın ve onun hukukçularının sırtlarını yasladıkları temel argüman şu:
2017 Anayasa değişikliğinden sonra yeni bir hükümet sistemine geçildi. İki dönem seçilme kuralı da ancak bu değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra hüküm ifade edilebilir. Erdoğan, yeni sisteme göre bir defa seçildiğinden, tekrar aday olmasında hukuki bir sıkıntı yoktur. Açıklamaların tamamı bu minvalde!
Mesela Erdoğan, 2018’de “kronometrenin sıfırlandığını” savunuyor:
“Milletimizin takdiriyle 2017’de kabul edilen anayasa değişikliği en küçük tartışmaya mahal vermeyecek kadar açıktır. Türkiye 2018 seçimleriyle birlikte yeni bir yönetim sistemine geçti. Bu bakımdan kronometreyi sıfırladı. Aklen, hukuken, fiilen 2018’de seçilen cumhurbaşkanı yeni sistemin ilk cumhurbaşkanıdır.”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, “eski sisteme göre yapılan bir seçim” olarak nitelediği için 2014’ün Erdoğan’ın birinci dönemi olarak kabul edilemeyeceğini belirtiyor:
“Özetle, yeni sistemdeki kamu hukuku statüsüne göre aday gösterilmemiş ve seçilmemiş, yeni sisteme göre tek başına yürütme görevi ve yetkisi üstlenmemiş, yeni sisteme göre asli düzenleme yetkisi kullanmamış, yeni sisteme göre sorumlukları belirlenmemiş ve eski sisteme göre seçilmiş Cumhurbaşkanının eski sistemdeki görev süresini yeni sistemin döneminden saymak en temel hukuk yaklaşımıyla dahi bağdaşmaz.”
Meclis Başkanı Mustafa Şentop da, 2017 Anayasa değişikliği ile “Cumhurbaşkanının farklı bir anlam kazandığından” bahisle Erdoğan’ın adaylığında hiçbir hukuki tereddüdünün bulunmadığını söylüyor:
“Hiçbir tereddüt yok. Cumhurbaşkanımızın bu birinci dönemidir, Cumhurbaşkanımızın ikinci defa adaylığı söz konusudur. Bu bakımdan Anayasa’ya göre hiçbir hukuki problem yok. Kaldı ki işin başka bir kısmı Cumhurbaşkanı terimi hakkındaki tartışma. Anayasamızda Cumhurbaşkanı kelimesi 16 Nisan 2017 anayasa değişikliği sonrası farklı bir anlam kazanmıştır. Eski sistemde Cumhurbaşkanı vardı ama onunla birlikte bir başbakan vardı ve bakanlar kurulu vardı. Oldukça sınırlı yetkilere sahipti. Şimdi ise başbakanlık ve bakanlar kurulu dâhil Cumhurbaşkanı olarak tabir ediliyor. Eskisi gibi sorumsuz Cumhurbaşkanı yoktur.”
“Hüküm açıksa yorum yapılmaz”
İktidar kanadının dayandığı bu akıl yürütmelerin, hukuken bir değer taşımadığı kanaatindeyim. Zira “Yeni bir sisteme geçildi”, “Cumhurbaşkanlığı farklı bir anlam kazandı”, “Yeni bir dönem açıldı” ve benzeri yorumların, Anayasa’nın 101’inci maddesinin son derece açık hükmü karşısında bir kıymeti yoktur.
Elbette, hukukta yorum yapılır; hukuk, yorumsuz olmaz; ancak öyle gelişigüzel yorum da yapılmaz. Yorum, bir hukuk normunun manasını tespit etmeye çalışmaktır ve bunu yaparken bazı ilkelere riayet edilmelidir. Roma Hukuku’ndan gelen “In claris non fit interpretatio”, bu ilkelerden biridir. “Hüküm açıksa yorum yapılmaz” anlamına gelir.
Mecelle’nin 13’üncü maddesi “Tasrih mukabelesinde delalete itibar yoktur” kaidesine yer verir. Bu da, eğer bir söz veya fiilin anlamı açıksa, bu açık anlamın dışında bir anlam aranmayacağını anlatır.
Bu ilkelerin gayesi, normu ve normun içerdiği değeri korumaktır. Çünkü üzerinde bir tartışma yürütülemeyecek kadar apaçık olan bir normu yoruma tâbi tutarsanız; normun korumak istediği değeri çiğneyebilir veyahut normun amacının tam tersine kullanılmasına neden olabilirsiniz. Sonuç, düzenin bozulmasıdır.
“Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” hükmü, herkesin teslim edeceği üzere, yorum gerektirmeyecek kadar açıktır. Bunun yorumu olmaz; yapılacak her yorum, mecburen, zorlama bir yorum olacaktır. Zorlama yorumlarla, bu hükümden muradının aksi bir netice üretmek ise, hukukun ihlalinden başka bir sonuç üretmez.
Burada 2017 Anayasa değişikliğinin müelliflerinin, büyük bir yanlışa imza attıklarını belirtmek lazım gelir. Şöyle ki, onlar Anayasa’ya koyacakları bir geçici madde ile iki defa seçilme kuralının 2018’den sonra yürürlüğe girmesini, hiçbir hukuki tartışmaya mahal vermeden sağlayabilirlerdi. Fakat bunu yapmadılar. Zamanında yaptıkları büyük bir yanlışın hesabını vermek yerine, şimdi bunu daha büyük bir başka yanlışla kapatmaya çalışıyorlar.
Olmaz, kimse bu külü yutmaz!
Elbette memleketteki hukuki ve siyasi dengelerden ötürü Erdoğan aday olabilir, olacaktır, buna şüphe yok! Ama hukuka aykırılığı bariz bu durum, hiçbir koşulda, “hukuki” olarak satılamaz.
Perspektif, 12 Mart 2023
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025