Vahap COŞKUN
14 ve 28 Mayıs seçimlerinin hararetli konularından biri de, HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı’na dâhil olmasıydı. Dönemin İçişleri Bakanı Soylu’nun katıldığı bir televizyon programında konuyla ilgili yaptığı bir açıklama da, bu bağlamda çok ses getirdi. Soylu, HÜDA PAR’ın AK Parti listelerinden seçime girmesini “bir devlet projesi” olarak tanımlamış ve bunun ne denli mühim bir adım olduğunun 10 yıl sonra anlaşılacağını söylemişti:
“Bundan 10 yıl sonra göreceksiniz. HÜDA PAR adımının hangi stratejik akılla atıldığı ve kimlerin önünü tıkadığı ve bu adımla beraber Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu politikasında muhafazakârlık aksının nasıl yeniden devreye gireceği ve Türkiye’nin bir kesiminin yani… HÜDA PAR adımı öyle bir stratejik bir adım oldu ki… Bazı adımlar ülkeler açısından devletler açısından öyle stratejiktir ki… Nicelik değil nitelik adımlarıdır… Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok önemli ve stratejik bir adım atmıştır. Bunun faydasını Türkiye 10 yıl sonra anlayacak, bunu bir fani Süleyman Soylu söyledi diyecekler ama bunu Tayyip Erdoğan yaptı.”
Tabiatıyla söyleyen bir İçişleri Bakanı olunca, bu sözlere çok büyük anlamlar biçildi ve buradan hareketle birçok teori inşa edildi. Mesela, devletin HÜDA PAR’ı HDP’ye karşı konumlandırarak HÜDA PAR’ın üzerine oturacağı bir geniş zemin oluşturacağı, orta ve uzun vadede Kürt seçmenlerin siyasi yönelimlerini değiştirmeyi planladığı belirtildi. HÜDA PAR’ın programı ve söylemleri de, bu vesileyle, kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışıldı.
Lakin Soylu’nun sözleri de, ona atfedilen manalar da çok abartılıydı. Zannımca, Soylu’nun gayesi, HÜDA PAR ile yaptıkları işbirliği nedeniyle kendilerine yöneltilen ağır eleştirileri savuşturmaktı. Zira Türkiye toplumunda çok menfi bir algısı olan Hizbullah’ın bir devamı olarak kabul edilen HÜDA PAR ile aynı şemsiyenin altına girmek, iktidar için bile, izahı zor bir durumdu.
Soylu da bunun farkında olduğundan, “bir devlet projesi” gibi ulvi bir misyon yükleyerek bu beraberliği meşrulaştırmaya çalıştı. Ne de olsa devlet denildiğinde akan sular dururdu! Türkiye’de milliyetçilik ve devletçilik, siyasi tercihleri halka kabul ettirmede son derece elverişli enstrümanlardır. İktidar da seçimlerde bu enstrümanları kendisine azami fayda sağlayacak şekilde kullandı ve kendi tabanına dahi açıklamakta güçlük çektiği HÜDA PAR birlikteliği için devletin/devletçiliğin koruma kalkanına sığındı.
HÜDA PAR’ın Sınırları
Elbette iktidar, her daim arkasında duran HÜDA PAR’ın HDP karşısında siyaseten güçlü bir aktöre dönüşmesini ister, bundan büyük bir memnuniyet duyar. Fakat HÜDA PAR, siyasi bir ağırlık merkezi teşkil edebilecek bir parti değil. HÜDA PAR’ın HDP gibi büyük kitlelere sirayet eden bir parti olmasını engelleyen ciddi sınırları var. Cuma Çiçek’in belirttiği üzerebu sınırları beş noktada toplamak mümkün:
- Sadece HDP’liler değil AK Partilileri de kapsamak üzere Kürtlerin büyük çoğunluğunun Hizbullah deneyimine ilişkin negatif bir hafızaya sahip olması.
- Partinin köktenci İslam anlayışının, Kürtlerin geleneksel dindarlık anlayışıyla bağdaşmaması.
- Parti kadro ve örgütlerinin kitle partisi oluşturabilecek bir profile sahip olmaması.
- HÜDA PAR’ın, kısa sayılmayacak geçmişine rağmen, diğer İslami Kürt camialarla gülü bir bağ kuramaması.
- IŞİD ve daha öncesinde El Kaide tecrübesinin yalnızca bölgesel ve küresel ölçekte değil Türkiye’de de radikal/köktenci İslamcı siyasetin normatif/değer odaklı zeminini çürütmesi.
HÜDA PAR, kısa bir vakitte bu sınırları aşamaz, muhafazakâr-dindar Kürtlüğü taşıyan bir adrese dönüşemez. Hâlihazırda bu Kürtlük tahayyülü AK Parti tarafından temsil ediliyor. Eğer HÜDA PAR büyüyecekse, bu HDP tarafına değil, AK Parti tarafına meyleden bir büyüme olacaktır. AK Parti’nin ise kendisinin küçülmesi pahasına HÜDA PAR’ın büyümesine razı olması beklenemez.
Ezcümle, mevcut şartlar altında HÜDA PAR, HDP’nin yerine ikame edilemez. HDP’nin bu noktada bir telaşa düşmesine hacet yok! Ama HDP’nin gerçekten endişelenmesi ve üzerinde uzun boylu düşünmesi gereken bir mesele var. O da, HDP’nin dindar-muhafazakâr Kürt seçmenlerle kurduğu ilişkinin zayıflığı ve bu seçmende HDP algısının olumsuzluğudur.
HDP’nin Sınırları
Spectrum House’un Aralık 2022 tarihli “Dindar-Muhafazakâr Kürt Seçmen Eğilimi” başlıklı araştırması, bu konuda önemli veriler içeriyor. 11 ilde 1.164 kişi ile yüz yüze gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların yüzde 82’si kendilerini “dindar ve muhafazakâr” olarak tanımlıyor. Yüzde 68’i Şafi, yüzde 31’i Hanefi olduğunu söylüyor, yüzde 1’lik bir kesim mezhep belirtmiyor. Yüzde 54’ü her gün, yüzde 25’i bazen namaz kılıyor; yüzde 79’u düzenli, yüzde 12’si ara sıra oruç tutuyor.
Katılımcıların yüzde 43’ü AK Parti’ye, yüzde 19’u HDP’ye, yüzde 13’ü CHP’ye oy veriyor. İlk defa oy kullanacak seçmenlerin yüzde 32’si AK Parti’yi, yüzde 17’si CHP’yi, yüzde 11’i de HDP’yi tercih ediyor. İlk oyunu veren seçmende AK Parti ve HDP’nin payı azalıyor, CHP’nin payı artıyor.
Araştırma, bölgedeki dindar-muhafazakâr Kürt seçmenler ile Batı’daki dindar-muhafazakâr Kürt seçmenler arasında ciddi farkların olduğunu ortaya koyuyor. Mesela bölgede AK Parti’yi ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı sahiplenme oranı yüksek seyrederken Batı’da bu oran düşüyor.
Dindar-muhafazakâr Kürt seçmenler, genel olarak, HDP’nin en çok din (yüzde 52) ve sol ile ittifak (yüzde 50) politikalarından şikâyet ediyor. Keza HDP’ye oy veren dindar-muhafazakâr Kürt seçmenler de en çok HDP’nin ekonomi (yüzde 37) ve din (yüzde 26) politikalarını beğenmiyor.
“HDP’ye oy vereceğini belirten katılımcıların HDP’nin din politikalarını değerlendirme verilerinin yaş gruplarına dağılımı detaylandırıldığında, 18-30 yaş ile 61 üstü yaş gruplarının beğenme oranının yüzde 50’ler seviyelerinde olduğu; hem 31-45 hem de 46-60 yaş arası gruplarda beğenme oranının yüzde 39 olduğu görülmektedir. En genç ve yaşı en fazla ilerlemiş kesimin beğenme oranının diğer yaş gruplarından daha yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır. Ancak HDP’ye oy verenlerin hiçbir yaş grubunda kendi partisinin din politikalarını beğenme oranının yüzde 55’i geçmediği tespit edilmiştir.”
Araştırmada, HDP’ye oy vermeyen seçmenlere “HDP ne yaparsa oy vermeyi düşünürsünüz?”sorusu yöneltildiğinde, bu seçmenlerin yüzde 43’ü HDP’ye asla oy vermeyeceğini ifade ediyor, yüzde 12’si cevap vermek istemiyor. Yüzde 20’si HDP’nin Kürt sorunu dışında da politikalar üretmesi, yüzde 19’u ise daha dindar olması halinde HDP’ye oy vermeyi düşünebileceğini belirtiyor. Bu da HDP’ye oy vermeyen seçmenlerin yaklaşık yarısının partinin izleyeceği politikalara göre pozisyon alabileceğini gösteriyor.
“Yine, ‘Kürt sorunu dışında da politika üretirse’ cevabını verenlerin yüzde 62,2’sinin Kürt illerinden, yüzde 37,8’inin ise Batı illerinden olması oldukça dikkat çekicidir. Bu sonuçlar, Kürt coğrafyasında yaşayan dindar/muhafazakâr ve HDP’ye oy vermeyen katılımcıların HDP’nin Kürt sorunuyla daha az uğraşması gerektiğini ya da farklı politikalarının da daha görünür olmasını istediğini göstermektedir.”
Araştırma, AK Parti’den uzaklaşan seçmen için HDP’nin bir seçenek oluşturamadığına işaret ediyor. AK Parti ile arasına mesafe koyan seçmen, ya partisini eleştirse de yine partisinin içinde kalmaya devam ediyor ya da sağ blok içindeki bir başka partiye gidiyor. Fakat HDP açısından durum farklı; HDP’li seçmenlerin üçte biri ikinci parti olarak CHP’yi görüyor.
Yani HDP için sorun iki yönlü: Bir yandan kendisine oy vermeyen dindar-muhafazakâr Kürt seçmeni kendi tarafına çekemiyor, diğer yandan ise kendisine oy veren dindar-muhafazakâr Kürt seçmende bir aşınma tehlikesi yaşıyor. Bir başka ifadeyle, ne başka partilere oy veren dindar Kürtler için bir albenisi var HDP’nin ne de HDP’ye oy veren dindar Kürtler mutmain.
HDP’nin evvela bu alana odaklanması gerekiyor. Bu meyanda, hazır seçim sonrası ister istemez bir muhasebe sezonu açılmışken, HDP’nin “Dindar-muhafazakâr Kürt seçmenlere dair politikamız ne, onlar için hangi politikaları üretiyoruz? Partinin her kademesinde onları ne kadar temsil ediyoruz? Siyasi önceliklerimizi belirlerken bu kesimi ne kadar gözetiyoruz? Başka toplumsal gruplara, misal sosyalistlere, verdiğimiz önemi bu seçmenlere gösteriyor muyuz?” gibi bazı çok temel sorular üzerinde düşünmesinde fayda var.
Çünkü bu, HDP için en esaslı sınavlardan biri ve doğru cevaplar verilmezse çakma ihtimali de yüksek!
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025