Vahap COŞKUN
Aslında Diyarbakır’da son “çok partili seçim” 2002 yılında yapıldı. BDP’nin şehirdeki hâkimiyeti büyüktü ve en yüksek oyu -açık arayla- alacağı da kesindi. Ancak BDP’nin bir baraj sorunu vardı. Seçimde 437.593 seçmen oy kullandı, BDP 236.103 oy aldı ama barajı aşamadığından milletvekili çıkaramadı. AKP 67.064 oyla 8, CHP ise 24.856 oyla 2 milletvekili çıkardı.
2002 seçimleri, hem Türkiye’nin genelinde hem de Doğu ve Güneydoğu özelinde önemli siyasi neticeler doğurdu. Türkiye siyasetinde bir tasfiye yaşandı. Sadece iki parti (AKP ve CHP) parlamentoya girebildi; merkez sağda (ANAP ve DYP) ve merkez solda (DSP) yer alan partiler barajın altında kalarak siyaset sahnesinden silindiler. Doğu ve Güneydoğu’da da iki parti kaldı. Ulusalcılığa yelken açan CHP bölgeye dair bir siyasi iddiadan vazgeçince iki partili bir yapı doğdu, genel ve yerel seçimler “iki partili” oldu. Elbette resmiyette seçimlere çok sayıda parti giriyordu ama fiiliyatta yarış BDP ve AKP arasında geçiyordu.
İki partili siyasi yapı
Önce genel seçimlere bakalım: 2007’de BDP ile AKP arasındaki makas daraldı. Baraja takılmamak için seçimlere bağımsız adaylarla giren BDP 219.799 (% 47), AKP 191.214 (% 40) oy aldı. Fakat 2011 de iki parti arasındaki fark tekrar açıldı; yine bağımsızlarla yarışa giren BDP’nin aldığı oy 402.222 ( % 58) olurken, AKP ise 230.213’te ( % 33) kaldı.
Yerel seçimlere gelince: Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde, 2004’te BDP 88.907 (% 58), AKP 53.816 (% 35) oy aldı. 2009’da BDP’nin oy oranı arttı, AKP’nin ise düştü. BDP 226.557 oy ile % 65’e çıkarken, AKP 111.489 oy ile % 32’ye geriledi.
2002’den bu yana yapılan üç milletvekili ve iki belediye seçimin sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, Diyarbakır’da oyların yaklaşık % 90-95’ine BDP ve AKP’nin hükmettiği görülür. Genel olarak BDP’nin % 60, AKP’nin % 35 gibi bir ortalaması söz konusu. Konjonktürel şartlara ve izlenen siyasetlere bağlı olarak partiler bazen bu ortalamalarının üzerine çıkıyor, bazen de altına düşüyorlar. Mart 2014’te Diyarbakır’da nasıl bir tablo ortaya çıkacağını kestirmek için seçime bu arka plan üzerinde bakmakta fayda var.
Karşılıklı hamleler
Seçimlere gidilirken her iki parti de oylarını maksimize etmek için önemli hamleler yaptı.BDP’de süreç sancılı başladı. Seçimlere HDP ile girme kararının alınması ve Diyarbakır’ın kadın kotasına ayrılması, parti içinde, daha sonra basına da yansıyan, bazı rahatsızlıklar yarattı. BDP bu rahatsızlığı atlatmak için iki hamle yaptı: İlkin, aday olarak Gültan Kışanak’ı belirledi. Kışanak dışındaki herhangi bir isim rahatsızlığı büyütebilirdi. Ama partinin eş başkanlığını yürüten Kışanak’ın adaylığı, isimler üzerinden yaşanacak tartışmaların önünü kesti.
İkincisi, BDP belediyelerde de eş-başkanlık sistemine geçme ve eş-başkanın da seçimle gelmesi yönünde bir karar aldı. Diyarbakır’da eş-başkanlık için seçilen isim ise Fırat Anlı oldu. Çok genç yaşlardan itibaren aktif siyasetin içinde yer alan Anlı, 2004-2009 arasında Diyarbakır-Yenişehir’de belediye başkanlığı yaptı, partinin il başkanlığını görevini yürüttü ve üç yıl kadar bir süre de KCK Davası’ndan tutuklu kaldı. Her kesimle sağlıklı bir diyalog kurabilmesi Anlı’yı bölgenin etkin ve saygın bir siyasi aktörü haline getiriyor. BDP, Kışanak ve Anlı isimleriyle sıkıntıyı aştı ve başlangıçtaki negatif havayı pozitife çevirmeyi başardı.
AKP ise BDP’ye karşı Galip Ensarioğlu’nu sahaya sürdü. Mart 2014’e bir genel seçime girer gibi hazırlanıyor AKP. Türkiye bir seçim maratonuna girdi, iki yılda üç seçim yapacak. Yerel seçimlerden alınacak netice, hemen akabinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğrudan tesir edecek. Bu nedenle AKP kazanabileceği yerlerde, sadece kazanmayı değil, en yüksek oyla kazanmayı hedefliyor. Kazanmasının çok zor ve hatta imkânsız olduğu yerlerde ise kendisine mümkün olan en fazla oyu getirecek olan adaylarla seçime girmeyi planlıyor. Mesela CHP’nin Diyarbakır’da kendisine en fazla oy getirecek bir adayı belirleme gibi bir derdi görülmüyor, ama AKP’nin böyle bir derdi ve çabası var. Ensarioğlu tercihinin altında bu düşünce yatıyor.
AKP’nin avantajları
AKP’nin 2009’a oranla iki önemli avantajı bulunuyor: İlki, siyasi hava o dönemden çok farklı. 2009 seçimlerine gidilerken AKP son derece milliyetçi bir dile yaslanmıştı. Öyle ki Başbakan işi MHP’nin ezeli sloganı “Ya sev ya terk et”i çağrıştıracak sözleri kullanacak raddeye getirmişti. Bu dil, Kürtler arasında derin bir tepkiye neden olmuş ve AKP’liler sokakta rahatça yürüyemez bir hale gelmişti. Oysa bugün çözüm sürecini yürüten, Diyarbakır’da kullandığı Kürdistan ifadesini Ankara’da ve ülkenin diğer bölgelerinde savunan, dağların ve hapishanelerini boşalmasından söz eden bir Başbakan var. Hiç kuşkusuz bu, bir taraftan AKP’nin Kürt tabanını tahkim ediyor, onların parti aidiyetini güçlendiriyor, diğer taraftan ise AKP’li Kürt siyasetçilerin elini rahatlatıyor, siyaset yapabilme imkân ve alanını güçlendiriyor.
İkincisi, aday profili. Ensarioğlu, daha önceki adaylarla mukayese edilemeyecek bir kamusal bilinirliğe sahip. Güçlü bir aileden geliyor; ailenin dikkate değer bir oy potansiyeli var. Ailenin ve aile bağlarının güçlü olması, sahada seçim faaliyetlerinin yürütülmesinde de önemli bir etken; Ensarioğlu kırda ve kentte her yere girebilir, her yerde seçim çalışması yapabilir.
Ayrıca Ensarioğlu, AKP vekilleri içinde Kürt meselesine duyarlılığıyla da öne çıkıyor. Partisiyle ters düşme pahasına anadilde eğitimi ilkesel düzeyde savunması, Başbakan’ın BDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasını hararetle savunduğu bir dönemde buna karşı çıkması, açlık grevleri esnasında grevin son bulması için çaba göstermesi onun kitleyle daha rahat ilişkiye girmesini mümkün kılıyor.
AKP’nin dezavantajları
Bunun yanında AKP açısından iki dezavantajın olduğu da söylenebilir: Biri, yine Ensarioğlu’nun kendisiyle ilgili. Malum, Ensarioğlu uzun yıllar DYP’de siyaset yapmıştı. Bölge en karanlık dönemini 1990-1995 arasında DYP iktidarında yaşamış ve Ensarioğlu da bu dönemde partinin il başkanlığı yürütmüştü. Ensarioğlu’na yönelik mühim eleştirilerden biri bu ve bunun seçim dönemi boyunca sıklıkla Ensarioğlu’nun karşısına çıkması muhtemel.
Diğeri ise Hüda Par’ın seçime girecek olması. Hüda Par, 19 Aralık’ta Diyarbakır adaylarını açıklayacağını duyurdu. Seçim Hüda Par için de hayati önemde; zira kuvvetli bir siyasi aktör olabilmesi için hatırı sayılır bir oy oranına ulaşması gerekiyor. Bu durumda, daha önceki seçimlerde BDP’ye karşı AKP’ye oy vermiş olan ve Hüda Par’ın etki alanı içinde bulunan kitlenin bu seçimde kendi partilerine yönelmeleri beklenebilir. Bunun ise AKP’nin oyunu olumsuz etkileyebilir.
Diyarbakır’da bizi hareketli bir seçim süreci bekliyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Küfürbazlar ve ötesi
19.12.2025 - Menzile doğru bir adım daha
28.10.2025 - Mesele CHP Değil!
8.09.2025 - Yıkıcı korku değil kurucu cesaret
3.09.2025 - Hepimize Yetecek Evrensel Bir Utanç
27.08.2025 - Suriye’de dahil olunacak bir ordu var mı?
23.08.2025 - İnsan Bazen Kendi Tavsiyesine Uymalı
19.08.2025 - Niyet Hayır, Akıbet Hayır
14.08.2025 - Kalemşörler ve Çubuk Ustaları da Silah Bıraksın!
5.08.2025 - “Siz de Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?”
29.07.2025
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































muharrem
politikacıların sözüne inanılmaz.115 pkk lı öldürüldü diyorlar devletin başka kurumu yok o kadar pkk lı öldürülmedi diyor politikacıların umurunda olan tek şey var oy.ne zamanki kış geliyor pkk inine çekiliyor hemen politikacılar ortaya çıkıp tamam bu sene pkk bitti silahları teslim edecek yöneticileri başka ülkelere gidecek diyorlar.hatta bu konuyu bu yaz pkk terör örgütü bitecek diye siz bile işlediniz.aslında anlaşılan pkk terör örgütü yazın faliyete geçiyor.yani dön dolaş aynı hamam aynı tas