Vahap COŞKUN
1984 yılında PKK silahlı mücadeleye başladığında Türkiye’de devlet bunu hiç önemsemedi. PKK’nin Eruh ve Şemdinli’ye yaptığı ilk saldırılar gazetelerde gündem oldu ancak yetkililer ciddi bir durum ile karşı karşıya olduklarını düşünmüyorlardı. Dönemin Başbakan’ı Turgut Özal’a göre ortada “büyütülecek bir olay yok”tu, olan biten “basit bir eşkıyalık, bir terör olayı”ndan ibaretti. Devlet için PKK “12 Eylül kalıntısı teröristler”den ve başındaki Öcalan da “Kürt kökenli bir komünist”ten fazlası değildi. [1]
“Birkaç çapulcu”, 1990’lara kadar devletin resmi söylemi olageldi. Ancak yaşananlar bu söylemi boşa çıkarıyordu. PKK bölgede etkisini artırıyor ve her geçen gün devlet güçlerine karşı daha büyük saldırılar gerçekleştiriyordu. Bu durum devletin hem politikasını hem de söylemini değiştirdi. Devlet, daha fazla güvenlik ve daha vurucu operasyonları içeren sert bir politika uygulamaya başladı. Güneydoğu politikasında inisiyatifi ele alan askerler, PKK’lileri artık “bir avuç eşkıya” olarak değil “düşman” olarak tanımlıyorlardı. [2]
PKK’nin ve yandaşlarının “düşman” olarak kodlanmasıyla birlikte sorun boyut değiştirdi. TSK’ya göre Güneydoğu’daki tehdit, polisiye tedbirle halledilebilecek kriminal bir vaka olmaktan çıkmıştı. Orada “milli” bir tehdit vardı ve bu tehdit profesyonelce ele alınması icap eden gayri-nizami bir harbi gerekli kılıyordu. 1989 Ağustos ayından sonra devlet tamamen bu düşünceyle hareket etmeye başladı.
Uygulanan bu güvenlikçi politika, PKK’nin kitleselleşmesi sonucunu doğurdu. Devletin -köy yakmalarla, zorunlu göçle, yargısız infazlarla ve sistematik işkenceyle- halka kan kusturması, ona karşı mücadele eden PKK’nin gücüne güç kattı. Demokratik siyaset kanallarının kapatılması ve siyasi-sivil bütün grupların tasfiye edilmesi de Kürt taleplerinin taşıyıcısı olarak ortada sadece PKK’nin kalmasına sebebiyet verdi. Bu da PKK’nin itibarını yükseltti.
‘Ulusal önder’ ve ‘terörist başı’
PKK’nin toplumsal tabanının genişlemesi ve güç kazanması, Öcalan’ın konumunu da iki yönlü olarak etkiledi. Bir taraftan Öcalan, Kürt siyasetindeki en önemli aktör haline geldi. PKK bütün kazanımları Öcalan’ın hanesine yazdı, onu bir “ulusal önder” olarak takdim etti. PKK’lilerin indinde Öcalan, salt bir örgütün lideri değildi, o halkın tamamını temsil ediyordu ve tüm bir halkın kaderi de ona bağlıydı. PKK’nin etkinlik sahası genişledikçe Öcalan’ın kült pozisyonu da tahkim ediliyordu.
Diğer taraftan ise Öcalan, Türk kamuoyunun gözünde şerrin temsilcisiydi. Meydana gelen her kötülük ondan biliniyor, her ölümden o sorumlu tutuluyordu. Hiçbir insani haslete sahip olmadığı belirtiliyor, vahşi bir mahlûk olarak resmediliyordu. Türk medyası Öcalan’ın itibarsızlaştıracak görselleri tercih ediyor, akla gelebilecek en kötü sıfatları onun için kullanıyordu. O, “eli kanlı terörist”ti, “bebek katili”ydi, “terörist başı”ydı.
Bu bölünmüş kamuoyları Şubat 1999’da Öcalan yakalanmasına da farklı tepki verdiler. Kürtlerin genelinde bir şaşkınlık ve belirsizlikten duyulan bir endişe vardı. PKK’liler kızgındı. Türkiye’de ve Avrupa’da nümayişler düzenliyor; bazı gençler protesto için kendini yakıyordu. Türk kamuoyuna hâkim olan duygu ise sevinçti. Bayraklarla sokağa çıkılıyor, Öcalan’ın bir an önce idam edilmesi talep ediliyor, davullar çalınıyor, kurbanlar kesiliyordu.
Medyada ise –az sayıdaki sağduyulu kalemler dışında- iki duygu öne çıkıyordu. Biri,intikamdı. Hürriyet 17 Şubat 1999 tarihli nüshasının birinci sayfasına, çatışmalarda kurşunlanan bir bebeğin yanına Öcalan’ın fotoğrafını yerleştiriyor ve altına da “Rahat Uyu Bebeğim, Katilin Yakalandı” yazıyordu. Başyazar Oktay Ekşi yazısına “Şimdi Hesap Zamanı” başlığını veriyordu. 19 Şubat 1999 tarihli Sabah, iki ay yıldızlı bayrak önünde elleri kelepçeli duran Öcalan fotoğrafının yanına “Bak Apo, Bak İşte, Bu Bayrak” manşetini atıyordu. 17 Şubat 1999 tarihli Milliyet’te Güneri Civaoğlu da “Bugün büyük bayramdır. Kutlu olsun… Kanları yerde kalmayacak” diyordu.
Diğeri ise zaferdi. 17 Şubat 1999’da Hürriyet “Zafer” manşetiyle çıkıyordu. Ertuğrul Özkök yazısında Öcalan’ın yakalanma anının duyurulmasını nasıl karşıladıklarını anlatıyordu: “Televizyonun etrafındayız, beklediğimiz cümle geliyor: Bölücübaşı Abdullah Öcalan Türkiye’de. Yazı işleri müdürlerimiz, bölüm şeflerimiz, yazarlarımız, muhabirlerimiz, ofis boylarımız…. Bir anda alkış kopuyor. Başbakan Ecevit’in sesi titriyor. Bizler ağlamaklıyız. Herkes birbirini tebrik ediyor. Hepimiz gururluyuz.” Emin Çölaşan “Ohhhhh! Helal Olsun” başlığıyla çıkıyordu okuyucunun karşısına: “Sinek yakalandı. Kaçmaktan yorulmuştu. Hepimiz derin bir ohhhhh çektik.”
Hürriyet’in 18 Şubat 1999’daki manşeti ise “Tükeniş” oluyordu. Kar maskeli iki özel timci arasında elleri kelepçeli ve dalgın duran Öcalan fotoğrafının altına “Tükenişin fotoğrafı” başlığı döşeniyor ve büyük puntolarla da “Eşkıyalığın hazin sonu: Hizmetinize hazırım” ibareleri ekleniyordu.
Sabah’ın 17 Şubat 1999’daki manşeti “Gözün Aydın Türkiye, İblis Kafeste” idi. Başyazar Güngör Mengi şöyle yazıyordu: “Çok şükür Apo yakalandı. Bize bu günleri gösteren Allah’a şükürler olsun. Şehitlerimiz müsterih olsun, devletimiz var olsun.”Milliyet “Acılardan Bayrama” manşetiyle çıkıyor ve manşetin üstüne “Türkiye’nin tarihini değiştirecek müthiş operasyon” ifadesini taşıyordu. Hasan Cemal, operasyonu“tarihi bir an, bir dönüm noktası” olarak tanımlıyor ve “mücadelede bayrağın zirveye dikilerek zaferin tescillendiğini” yazıyordu. [3]
Dönüşen algılar
Bugün, 15 yıl önceki bu ruh halinin büyük ölçüde değiştiğini söylemek mümkün. Bunda en mühim etken, beklenenlerin gerçekleşmemesi. Her şeyden evvel, Öcalan’ın yakalanmasıyla birlikte PKK –umulduğu gibi- büyük bir çöküş yaşamadı. Aksine varlığını devam ettirdi, zaman içinde gücünü artırdı ve sadece Türkiye’de değil bölgede siyasetinde hesaba katılan bir aktöre dönüştü. Keza yakalanıp mahkûm edilmesi Öcalan’ın liderliğine de bir halel getirmedi. Bütün itibarsızlaştırma çabalarına rağmen Öcalan hem PKK, hem de taban üzerindeki belirleyici konumunu muhafaza etti.
Aradan geçen 15 yıl içinde Öcalan’ın hem devlet hem de Türk kamuoyu nezdindeki algısı değişti. Devlet açısından bunun iki nedeni var: İlki, Öcalan’ın bağımsız bir devleti içermeyen ve “Türkiyelileşme” düşüncesine yaslanan bir çözümü savunmasıdır. İkincisi ise, PKK’yi kendi çözüm çerçevesi içinde tutabilmesidir. Yani hem PKK’yi kontrol edebilme gücüne sahip olduğu, hem de tüm topluma sunulabilir bir çözüm perspektifi sunduğu için devlet Öcalan ile görüşüyor, müzakere ediyor. Eğer Öcalan, maksimalist taleplerde bulunsa veya PKK’ye sözünü geçiremeseydi, muhtemelen devlet Öcalan’la böyle bir ilişki kurmazdı.
Toplumun Öcalan’a bakışını değişmesine gelince, burada da iki sebepten bahsedilebilir: Birincisi, çözüm sürecidir. Başbakan Erdoğan ile birlikte süreci başlatan iki aktörden biridir Öcalan. Ölüm oruçlarını durdurdu, ateşkes çağrısı yaptı, silahın devrinin kapandığını ilan etti. Süreci sabote etme potansiyeli taşıyan eylemlere karşı sürekli uyarılarda bulundu, Kandil’in raydan çıkmasını engelledi, sürecin süreklilik kazanmasını sağladı. Çatışmaları durduran ve ölümleri sonlandıran süreç toplumun desteğini arkasına aldı. Toplum sürecin başlamasında ve devamında Öcalan’ın çok büyük bir rolünün olduğunu teslim etti.
İkincisi ise, Öcalan’ın Gezi olayları ve 17 Aralık’ta takındığı tavırdır. Öcalan ve Kürt siyaseti, burada ilkesel doğruları savundu ama kitleyi sokağa sürmedi, hükümeti iş yapamaz bir duruma getirmedi. Kendisine yapılan çağrılara siyaset dışı yollara iltifat etmedi. “AKP ile barış olmaz” diyenlere karşın süreci sürdürdü. Bu, hükümeti destekleyen muhafazakâr ve mütedeyyin toplumsal kesimlerin Öcalan’a ilişkin değerlendirmelerinde önemli bir değişim yarattı. Öcalan’ın krizden istifade etme yoluna gitmediği, ülkeyi ateşe atmadığı, sorumlu davrandığı düşüncesi yaygınlaştı. Öyle ki “İyi ki Öcalan var” diyenlerin sayısı çoğaldı.
Bu algı değişimi, hem Öcalan’ın muhataplığını doğallaştırıyor ve onunla yapılan görüşmelere olan desteği büyütüyor, hem de bundan sonra yapılacak olan daha geniş çaplı düzenlemelerin toplum tarafından kabulünü kolaylaştırıyor.
15-02-2014 / Al Jazeera Turk
http://www.aljazeera.com.tr/gorus/iyi-ki-ocalan-var
[1] İsmet G. İmset; PKK: Ayrılıkçı Şiddetin 20 Yılı (1973-1992), Turkish Daily News Yayınları, 1993, Ankara, s. 110.
[2] İmset; a.g.e, s. 254-255.
[3] Gazete manşetleri ve yazarlardan yapılan alıntılar için bakınız: Cengiz Kapmaz; Öcalan’ın İmralı Günlükleri, İthaki Yayınları, 2011, İstanbul, s. 12-14.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025