Vahap COŞKUN
Hükümet, barış sürecini yasal teminat altına almayı amaçlayan bir yasa tasarısını Meclis’e sundu. Altı maddelik yasa tasarısının doğurduğu üç büyük sonuç var:
1. Bir buçuk yıldır fiili olarak yürütülen süreç hukuki bir zırha kavuşturuluyor. Hükümet sorumluluğu üzerine alıyor, parlamento ise sürecin yürütüleceği zemine dönüşüyor. Hukukileşme, siyaseti ve siyasi aktörleri de ön plana çıkarıyor. Başlangıçtan bugüne kadar geçen süre bir hazırlık dönemini işaret ediyordu. Bu dönemde halka gidildi, barış düşüncesi toplumsallaştırıldı ve alt yapı kuruldu. Şimdi ise kritik kararların verilmesi gereken dönemece girildi. Artık burada siyasetçiler daha fazla devreye girecekler; Meclis içinde ve dışında müzakerelerin yürütecekler, gerekli yasaların çıkarılması için ağırlıklarını koyacaklar.
2. Yasa tasarısı,somut bir alana ilişkin bir düzenleme içermiyor. Bu, doğal; zira tasarının amacı sürecin her kademesinde yapılacak olanları hukuki garanti altına sokacak bir çerçeve oluşturmak. Tasarı genel bir düzenleme içeriyor ve genel bir perspektif sunuyor. Bu bağlamda yasada hükümete önemli yetkiler tanınıyor. Hükümet, yurt içinde ve yurt dışında kişi ve gruplarla görüşebilecek, silah bırak örgüt mensuplarının toplumsal entegrasyonu için gerekli tedbirleri alabilecek ve sürecin tamamlanması için siyasi, ekonomik, hukuki ve kültürel adımlar atabilecek. (m.2)
3. Yasa tasarısı, süreçte görev alan kişilerin hukuki, idari ve adli olarak cezalandırılamayacağını hükme bağlıyor. (m. 4) Böylelikle, hukuki boşluk nedeniyle sürece katkı sunmaktan imtina edenlerin kaygıları giderilecek veya sürecin içinde aktif bir şekilde yer alanların endişeleri bertaraf edilecek. Bu, özellikle kamu görevlileri için büyük bir önem arz ediyor. Zira söz konusu tasarının yasalaşmasıyla birlikte süreç bir “hükümet politikası” olarak tescil edilecek. Bu da devlet kurumlarının kendi görev alanlarında çözüm sürecinde katkı verecek konuları belirlemelerini ve bu doğrultuda çalışmalar yapmalarını kolaylaştıracak.
Hükümet politikası
Tasarıyla beraber sürecin bir hükümet politikasına dönüşmesi iki açıdan önemli: İlki, sürecin başından beri, PKK ve HDP tarafının temel talebi, yasal bir zeminin oluşturulmasıydı. Tasarı, süreçteki ana temaları (silahsızlandırma, eve dönüş, entegrasyon) belirliyor ve süreci hukuken yere sağlam basar hale getiriyor. Taraflardan birinin öncelikli talebinin kabul edilmesi, hem sürecin yürümesini kolaylaştırır, hem de taraflar arasındaki güvensizliklerin izale edilmesine yardımcı olur.
İkincisi, çözüm süreçlerinin başlangıçta de facto yürümesi, idari ve fiili adımlarla ilerlemesi normaldir. Ancak ilk aşamayı geçtikten sonra süreç, hukuken desteklenmeli ve güçlendirilmelidir. Çünkü negatif barıştan pozitif barışa geçebilmek için (yani çatışmaların olmaması halinden, çatışma nedenlerini ortadan kaldıran ve kalıcı bir barışı mümkün kılan hale geçmek) birtakım kurum, norm ve usullere ihtiyaç vardır. Çerçeve yasa, işte bu kurum, norm ve usullerin oluşturulmasına ve yerleştirilmesine imkân verecektir.
Dönüşü olmayan yol
Sürecin koordinatörlüğünü üstlenen Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay taslağı değerlendirirken önemli bir noktanın altını çizdi. Atalay, sürecin toplumdan büyük bir destek aldığını ve artık toplumun çözüm dışında herhangi bir alternatifi kabullenmeyecek durumda olduğunu belirtti. Bu itibarla Atalay’a göre süreç “geri dönüşü olmayan bir yola” girmiş durumda. Çerçeve yasa da bu yolda atılan adımlardan biri. Yasanın önemi; hem herkesi bağlayan bir niteliğe sahip olmasında, hem de akabinde daha fazla adım atılmasına fırsat yaratmasında yatıyor. Nitekim Atalay bir yol haritası hazırladıklarını, çerçeve yasanın çıkmasından sonra bu yol haritasına uygun bir şekilde hızla hareket edeceklerini söylüyor:
“Demokratikleşme, özgürlükler ve eve dönüş konusunda -gerek dağdan, gerek cezaevinden ve gerek Mahmur kampından eve dönüşü içine alacak şekilde- bir yasa çalışması yaptık. Önce yol haritası çıkacak, o çalışılıyor. Kimi mevzuat yetersiz olursa yeni çalışmalar olabilir, onu da çerçeve yasanın içine koyduk. Önemli olan Meclis’ten böyle bir yasanın çıkması. Tarafların da zemini hazır. Toplumsal zemin hazır. Bu, Türkiye’yi büyütecektir.”
Tarihi bir adım
Tüm bu çalışmalar ve açıklamalar, sürecin diğer tarafınca memnuniyetle karşılandı. Hükümet taslağının görüşülmek üzere Meclis’e sevk edilmesi Öcalan tarafından “tarihi bir gelişme” olarak karşılandı. HDP Eşbaşkanı Demirtaş, hükümetin hamlesini önemli bulduklarını ve herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini belirtti. PKK yöneticilerinden Duran Kalkan ise, hareket olarak görüşlerini Öcalan’ın ifade ettiğini ve o görüşler bağlı olduklarını açıkladı. Kalkan’a göre, tasarının bazı düzeltmeler ve değişikliklerle yasalaşması halinde gerçekten “tarihi” denilebilecek bir adım atılmış olacak. “Eğer bu tasarı belirttiğim düzeltmelerle yasalaşırsa bu ikinci bir geleneksel yönetim tarzındaki kırılma, değişme olacak.”
Kısacası hâlihazırda mevcut tablo şöyle tasvir edilebilir: 18 aydır yürüyen bir süreç var. Sürecin iki tarafı bulunuyor. Süreci hukukileştirecek bir taslak Meclis’te kanunlaştırılmayı bekliyor. Sürecin iki tarafı da taslağın değerini ve önemini açık yüreklilikle teslim ediyor. Geniş halk kesimleri de gelişmeleri olumlu karşılıyor.
Mutsuzlar
Buna mukabil tasarıdan mutsuzluk çıkaranlar da var. Bunları da iki kısımda ele almak mümkün: Bir tarafta, sürece kategorik olarak karşı çıkan MHP ve çevresi var. Tüm siyasi ikballerini sürecin çıkmaza girmesine ve çökmesine bağladıkları için, bu kesimin cansiperane biçimde sürecin yasasına da karşı çıkmalarını olağan karşılamak gerekiyor. Diğer tarafta ise garip bir durum var. Bugüne kadar sürece dair bir kanun çıkartmadığı için hükümeti topa tutanlar, şimdi de hükümetin çıkartmak istediği yasaya burun kıvırıyorlar.
Suret-i haktan görünen bazı noktaları gündeme getirip taslağı küçümsüyor, oluşturulmak istenen hukuki yapıyı şimdiden değersizleştirmeye çalışıyorlar. Tasarıyı daha olgun hale getirecek eleştiriler sunmak yerine, onu toptan hükümsüz kılmayı hedefleyen bir dile yaslanıyorlar. Mesela, bu tasarıyla faili meçhullere cevaz verildiğini bile söyleyebiliyorlar. Veya Kürt siyasi hareketinin temsilcileri bile tasarı “tarihi” diye nitelerken tasarının “önemli” olduğunu söyleyenlere “yandaş, yalaka, AKP propagandisti” diyebiliyorlar.
Bağnaz Erdoğan muhalifliği
Anlaşılan barış, bazı bünyelerde rahatsızlığa sebebiyet verebiliyor. Görebildiğim kadarıyla iki nedeni var bunun: Birincisi, bu kesimin kendince bir barış tasavvuru var. Kafalarındaki barışın ancak kendilerinin düşündüğü kişilerce ve/veya partilerce –ki bunlar genellikle sol, seküler ve ‘demokrat’ olarak tanımlanır- mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Barışın ancak onlar eliyle kotarılabileceğini hayal ediyorlar. Mevcut hükümet, onların hayallerindeki barışı inşa edecek aktör şablonuna uymuyor. Onlara göre, bu hükümet barış yapmaz, bu hükümetle barış olmaz. Bu nedenle hükümet barış için bir girişimde bulunduğunda, hemen bir kılçık atmaya çalışıyorlar, neden başarısız olmaya mahkûm olduğunu anlatmaya çabalıyorlar.
Bardak doluyor
İkincisi, bazılarındaki AKP ve bilhassa Erdoğan karşıtlığıdır. Gerçekten bazı kişiler bağnaz bir Erdoğan muhalifliğine saplanmış haldeler. Salt Erdoğan’a odaklanmışlar ve her meseleyi onunla bağlantılı olarak ele alıyorlar. Baktıkları her yerde sadece Erdoğan’ı gördüklerinden ne memleketteki genel siyasi, sosyal ve yapısal değişimi, ne de Kürt meselesindeki dönüşümü fark edebiliyorlar. Sorunlara çözüm temelli bakmıyorlar, aksine her sorunu Erdoğan’ın elde edeceği kazanç ve uğrayacağı zarar penceresinden değerlendiriyorlar. Eğer siyaseten Erdoğan’ın hanesine kâr yazılacaksa, sorunun çözümsüz kalmasını isteyebiliyorlar.
Kürt meselesi özelinde daha net ifade edeyim: Süreç başarıya ulaştığı takdirde, Erdoğan’ın güçleneceğini görüyorlar. Bundan endişe ediyorlar. Dolayısıyla barışa destek vermek, barış umudunu büyütmek yerine aksi bir istikamette yürümeyi tercih ediyorlar. Ruşen Çakır’ın ifadesiyle “bardağın iyice dolmakta olduğunu görmeyi veya kabullenmeyi reddediyor, her zaman olduğu gibi bardağın iyice azalan boş tarafına dikkat çekmeye çalışıyorlar.”
Bu ruh halinin düzelmesi zor. Çünkü sürecin başından beri her seferinde büyük bir iddia ile öne sürdükleri tezler boş çıkıyor, çöküyor. Onlar gözlerini ne kadar çevirmeye çalışsalar da bardak doluyor. Toplum, barış ve demokrasi için büyük bir fırsat yakalandığını görüyor, bunun heba edilmemesi için çok dikkatli ve özenli hareket ediyor. Sürece taş koymak isteyenlere değil, süreç için risk alanlara destek veriyor. İyi ki de öyle yapıyor.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025