Vahap COŞKUN
Çözüm Süreci üzerinden başlayan anlaşmazlık, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Davutoğlu Hükümeti arasındaki ilk anlaşmazlık değil. Aralık 2014’ten bugüne kadar geçen süre zarfında Erdoğan ile Davutoğlu, dört önemli konuda farklı noktalarda durdular. Hatırlayalım:
1: Başbakan Davutoğlu, haklarında yolsuzluk iddiası bulunan dört eski bakanın Yüce Divan’da yargılanmasının gerekliliğine inanıyordu. Bakanları huzuruna çağırmış, onlara Yüce Divan’a gidip aklanmalarının hem kendileri, hem de parti için daha doğru olacağını söylemişti. AKP’nin Meclis grubunda çok sayıda milletvekili de Başbakan ile hemfikirdi.
Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan tam aksini düşünüyordu. Ona göre bakanların Yüce Divan’a yollanmaları, Gülen Cemaati’ne karşı yürütülen mücadelenin altını oyacak, bütün iddiaları boşa çıkaracaktı. Bunu kabul edilemez bulan Erdoğan, bakanların Yüce Divan’a gönderilmesinin karşısında durdu. Gerek medyada, gerek parlamentoda etkin bir siyaset izledi. Nihayetinde istediğini elde etti, bakanların Yüce Divan yolunu kapadı.
‘Etik’ ayrışma
2: Hükümet, siyasete şeffaflık getirecek bir yasal düzenleme yapmak istiyordu. Gaye, son dönemlerde partinin sıklıkla maruz kaldığı yolsuzluk ithamlarından kaynaklanan hasarı asgariye indirmekti. Davutoğlu, iddialı bir basın toplantısı düzenledi, tasarılarının ana hatlarını kamuoyuyla paylaştı, en kısa zamanda harekete geçeceklerini belirtti.
Ancak Erdoğan, farklı kanaatteydi. Bu tür bir düzenlemenin siyasilerin elini kolunu bağlayacağını ve onları iş yapamaz hale getireceğini söylüyor, bunun yasalaşması halinde partilerin il teşkilatında çalışacak kişi bulunamayacağını belirtiyordu. Seçimlere gidilerken yapılacak iş değildi bu. Erdoğan’ın mutlak karşı duruşu, hükümete geri adım attırdı, etik düzenleme rafa kalktı.
‘Başkalarının adamı’
3: Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, bir süreden beri izlenen para politikasından taviz vermiyor, Cumhurbaşkanı’nın faizlerin indirilmesine dair ısrarlı taleplerine direniyordu. Başçı’nın kararlı tutumu Erdoğan’ın daha fazla kızmasına yol açıyordu. Öyle ki Erdoğan, Başçı’ya “Sen kime bağlısın?” diye soruyor, onun “başkalarının adamı” olduğunu ima ediyordu. Erdoğan’a göre faizleri düşürmemek, en büyük vatan hainliğiydi.
Devletin tepesindeki bu gerginliğin ekonomik bir maliyeti oldu elbette. Gerçi ABD doları dünya çapında değer kazanıyordu ama Türkiye’deki iç tartışma, doların lira karşısında daha fazla değerlenmesi sonucunu doğurmuştu. Bunun halkta hoşnutsuzluk yaratacağı belliydi. Erdoğan hemen her gün Başçı’ya yüklenmeye devam ediyordu. Ama başta Ali Babacan olmak üzere hükümet, Başçı’nın arkasında durdu. Babacan ve Başçı, Erdoğan’a bir sunum yaptılar. Sonrasında da hükümet işine kaldığı yerden devam etti.
MİT Çatlağı
4: MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 7 Haziran seçimlerinde milletvekili adayı olabilmek için istifa etti. Davutoğlu da, Fidan’a siyasette ihtiyacını olduğunu belirtip Fidan’ın bu kararını destekledi. Lakin Erdoğan, bu kararı yanlış buldu. Fidan’ın hata yaptığını söyledi, rahatsızlığını da defaten yüksek sesle dillendirdi.
Fidan, Erdoğan’ın tavrını yumuşatmak ve “olur”unu almak için girişimlerde bulundu. Fakat bir sonuç alamadı. Erdoğan netti; kendisinin açık itirazına rağmen Fidan’ın istifa etmesinin hoş görülebilir bir tarafı yoktu. Fidan’ın kararında ısrar etmesi, problemi daha da büyütecekti. Bunun üzerine Fidan adaylığını geri çekti, MİT’in başına döndü ve sorun Erdoğan’ın talebi doğrultusunda çözüldü.
Kriz hali
Yeri geldiği için bu tartışma konularına ilişkin düşüncelerimi de anımsatmalıyım: İlk üç konuda hükümet haklıydı. Bana göre de, dört bakan Yüce Divan’a gönderilmeli, siyasi etik yasası çıkarılmalı ve Merkez Bankası Başkanı savunulmalıydı.
Fidan’ın durumunda ise, esas olarak, Erdoğan’ın tavrı doğruydu. Zira Çözüm Süreci önemli bir noktaya gelmişti. Gülen Cemaati ile mücadele de bütün hızıyla sürüyordu. Bu iki konuda da Fidan kritik bir role sahipti. Çözüm Süreci’nin bütün aşamalarında bulunmuş, tarafların güvenini kazanmıştı. Otonom yapıya karşı da kararlı bir mücadele vermişti. Fidan’ın görevinin başında durması, her iki alanda da başarıya ulaşma ihtimalini artırıyordu. Dolayısıyla Erdoğan’ın Fidan’dan MİT’teki görevini sürdürmesi talebinde bulunması yerindeydi.
Bütün bu görüş ayrılıklarında Erdoğan’ın taktiği hep aynıydı: Sorunları görüşmeler yoluyla çözmek yerine topluma taşıdı. Hükümetten farklı düşündüğünün altını çizdi, parti üzerindeki gücünü de kullanarak kendi doğrultusunu kabul ettirmeye çalıştı, birçok mevzuda hükümeti bloke etti. Buna karşılık hükümet ise, Erdoğan’ın liderliğine söz ettirmedi, hareketin bugünlere gelmesinde Erdoğan’ın hakkını teslim eti ve doğrudan ona karşı bir itiraz geliştirmedi.
Ancak bunun taşınamaz bir hal olduğu da açıktı. Erdoğan her daim gündelik siyasetin içinde olmak ve her konuda son sözü söylemek istiyordu. Hükümetin hareket alanını daraltan bu tarzı eninde sonunda bir kriz doğuracaktı. Nitekim Çözüm Süreci ile başlayan tartışmalar ve ardından yaşanan gelişmeler bir krize dönüştü. Erdoğan Dolmabahçe Toplantısı’na, 10 maddelik deklarasyona ve İzleme Heyeti’ne karşı olduğunu açıkladı. Bunun üzerine Başbakan Yardımcısı Arınç, Türkiye’de bir hükümetin bulunduğunu hatırlattı, sorumluluğun hükümette olduğunu ve hükümetin de süreç için gerekli gördüğü adımları atmakta kararlı olduğunu söyledi. Hükümet ilk defa net bir şekilde Erdoğan’ın karşısında durdu.
Hükümetin itibarı
Erdoğan’ın böyle davranmasının birçok nedeni olabilir. Yaklaşan seçimlerde milliyetçi hassasiyetlere göz kırpmak, hükümetin uygulamalarından duyduğu rahatsızlığı göstermek, sistemin devlet makamları arasında çatışmaya sebep verme potansiyelini açığa çıkarmak, seçimlerde gösterilecek adayların belirlenmesinde ağırlığını hissettirmek, vb. bunlar arasında sayılabilir. Gerekçesi ne olursa olsun bu yaşananların iki önemli sonuç doğurması muhtemel:
Birincisi, hükümetin yıpranmasıdır. Erdoğan’ın bir muhalefet odağı gibi davranması ve hükümetin halka taahhüt ettiklerini gerçekleştirmesini engellemesi, hükümetin itibarını zedeler. Kendi gündemini oluşturamayan, iş yapamaz bir hükümet algısı oluşur. Zayıf görülen bir hükümet, Erdoğan’ın hükümet üzerindeki vesayetini keskinleştirdiği oranda hükümet reşit bir kimlik edinemez. Böyle bir hükümeti –şimdi olduğu gibi- muhalefet de muhatap almaz.
Tabanın rahatsızlığı
İkincisi, AKP tabanının olan bitenden rahatsız olmasıdır. AKP, bir kitle partisi, içinde her zaman farklı görüşler vardı. Ancak görüş farklılıkları, kamunun önüne bu şekilde yansımazdı. Belli mekanizmalarda görüşmeler yapılır, dışarıya partinin bir bütün olduğu ve istikrar içinde meselelerin üzerine gidildiği görüntüsü verilirdi. Oysa şimdi Erdoğan ile hükümet arasında her şeyi geride bırakan bir tartışma söz konusu.
Tarafların açık karşıt pozisyonlarda bulunmasının tabanı etkilemesi kaçınılmaz. Her bir tartışmada AKP tabanı yarılıyor. Bir kısmı Erdoğan’ı, bir kısmı da hükümeti haklı buluyor. Tartışmanın dozu artıkça, tarafların birbirlerine karşı suçlamaları da artıyor. AKP tabanı, tavandaki bu iktidar kavgasının endişe ile izliyor, bunun hem partiye, hem de ülkeye zarar vereceğini düşünüyor.
Zirvedeki bu kriz, hem Erdoğan’a hem hükümete zarar verecek nitelikte. Seçime kısa bir süre kala, tarafların bu gergin pozisyonlarını muhafaza etmeleri düşünülemez. Hem hükümet, hem de Cumhurbaşkanı bir adım geri çekilerek ortamı soğutmaya ve bir denge durumu yaratmaya çalışacaklardır. Aksi düşünülemez. Seçim sonrası ise, meydana çıkacak tabloya bağlı olarak, bu pilavın daha çok su kaldıracağını söylemek mümkün.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025