Yıldıray OĞUR
“An itibarıyla Müttefik güçlere ait uçaklar bulunduğumuz noktadaki IŞİD mevzilerini bombalıyor.”
“Uçaklar Kobani'ye yakın IŞİD mevzilerini ardı ardına 4 kez bombaladı. Bombardımanı bulunduğumuz noktada izledik.”
“Bulunduğumuz köydeki Kobanili bu ana, bombardımanı gözyaşları içinde izledi. Oğlunu IŞİD vahşetine kurban vermiş.”
“Bu sabah yüzlerce insanla birlikte gördüğümüz, IŞİD'in denetimindeki bölgenin 5 kez bombalandığıydı. Bombalar boş araziye düşmüş olsa bile!”
Sanatçı Ferhat Tunç, koalisyon jetlerinin IŞİD mevzilerini bombaladığı anları önceki gün Suruç’ta sınırdan yüzlerce kişiyle birlikte izleyip fotoğraflar eşliğinde Twitter’dan böyle paylaştı. En azından ilk üç tweet o anlardan.
Son tweetinin sonundaki ünlemse sebepsiz değil. Çünkü çıplak gözle izlediği bombalama için bir süre sonra Kandil’den ve örgütün medya organlarından yalanlama geldi: Hayır, gördükleriniz gerçek değil, ABD uçakları IŞİD’i vurmadı, vurdularsa bile boş arazileri vurdular.
Bu açıklamadan sonra sabah gözleriyle gördüğünü akşam inkâr edenlere göre yine dik bir duruş sayılır onun ünlemi.
Akşam saatlerinde Pentagon’un Kobane’de IŞİD'e ait bir bina ve iki silahlı aracın vurulduğunu açıklaması en çok onu rahatlatmış olmalı.
Ama tuhaf bir şekilde karşısında çağrılar yaptığı, silah olarak kendisinden 20 kat güçlü düşmanının havadan vurulması PKK’yı rahatlatmış gözükmüyor.
Amberin Zaman’a konuşan Cemil Bayık’a göre yaşananların hepsi Türkiye’nin içinde olduğu uluslararası bir komplo çünkü: “Türkiye [Kobane’ye geçişi sağlayan] Mürşitpınar kapısını açıyor, DAİŞ Katyuşa roketleriyle hem köyleri vuruyor hem şehir merkezini; halkta panik oluşturmak için. Musul’daki ele geçirdikleri Amerikan tanklarını kullanıyorlar. Türkiye kapıyı saldırının üçüncü gününde açıyor insanlar boşalsın Türkiye’ye diye. Bu aslında iş birliği yaptıklarını gösteriyor. Çünkü Türkiye öteden beri tampon bölge oluşturmak istiyor. Amacı Rojava’daki Kürtlerin statüsünü önlemek. DAİŞ Kobane’yi boşaltarak, büyük kitle göçü oluşturarak, Türkiye’nin güvenliği söz konusudur diyerek uluslararası güçlerin desteğini alarak bu tampon bölge meselesini pratiğe dökmek istiyor...”
Bugün Suruç’ta halkı mitinge çağırırken de Demokratik Toplum Kongresi aynı komplo iddiasını tekrarlanmış: “Hedef Rojava devrimini boğmak, devrimin tüm kazanımlarını yok etmektir. Bu planın Orta Doğu’yu yeniden dizayn etmek isteyen uluslararası ve bölgesel hegemonik güçlerin ortak bir organizasyonu olduğu açıktır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu konudaki tutumu ve IŞİD terör örgütüne başta askerî olmak üzere verdiği her türlü destek gün gibi ortadadır.”
Örgüt çevreleri Kobane direnişini Stalingrad direnişine bile benzetiyor. Yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı efsanesinin 2014 sürümü sanki.
Peki Türkiye ile birlikte bu uluslararası komploda Kürtlere karşı birleşen diğer ülkeler kimler?
En son sayı 62’ydi. IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon içinde NATO ülkeleri, önde gelen Arap ülkeleri dışında Andorra, Malta, Litvanya, Meksika bile var. Benzer hava saldırılarıyla katliamların bittiği Bosna, Kosova, Makedonya da.
Örneğin Arnavutluk Peşmerge güçlerine 22 milyon mermi, 15 bin el bombası göndermeyi vadetmiş. Ama PKK’ya. Hepsinin amacı Rojava Devrimi’ni boğmak. Başta da Türkiye’nin. Dünya Kobane kapılarında IŞİD’i bombalıyor, Türkiye Kobane’de yaralanan 300 YPG militanını hastanelerinde tedavi edip, sınırdan savaşmaya geçmek isteyenlere (biraz zorluk çıkarıp) kapıları açıyor. Başbakan Yardımcısı HDPlilerle görüşüp, Mardin’de Ahmet Türk’ü ziyaret edip “Suriyeli Kürtlere biz Esad’dan daha yakınız, bizim tarihsel müttefikimizdir” diyor.
Ama Kandil, Twitter’da herkesin güldüğü PKK medyasının fantastik Türkiye IŞİD’e tren gönderdi haberlerini referans yapıp (Ya da o haberlerin kaynağı zaten Kandil) bu aşamaya gelmiş barışı bile bozmakla tehdit ediyor.
Tuhaf. Halbuki elinde Suriye’den Rus, Irak’tan ABD’nin son model silahları olan IŞİD’e karşı Peşmerge gibi PKK’nın da direnememesi sürpriz değil. Şengal’i koruyamamaları, Mahmur Kampı’nı bile boşaltmak zorunda kalmaları, Kobane'de zorlanmaları ayıp da değil.
Ama gerçekleri halkına anlatmaktansa efsanelerle durumu kurtarmaya çalışmaları, ayıp değilse bile stratejik bir hata.
Türkiye düşman, Barzani düşman, ABD düşman. 62 ülke düşman. Peki kim dost? Esad mı? O zaman Halep’teki sivilleri vuran uçakları biraz mola yapıp, sınırları içindeki Kobane’deki sivilleri tehdit eden IŞİD mevzilerini vursun. PKK, Kobane’ye müdahale etmiyor diye Türkiye’yi suçladığı kadar, Kobane’nin sınırları içinde olduğu Suriye’yi de göreve çağırsın biraz.
Tabii Türkiye’nin dillendirdiği uçuşa yasak bölge talebi için “IŞİD’in uçağı mı var” diye dalga geçen Demirtaş, Esad’ın uçağı olduğunu bilmiyor olabilir. 3 yıldır sivilleri katleden uçaklar onlar. Suriye İnsan Hakları İhlaleri Merkezi’ne göre sadece geçen temmuzda Suriye’de 1178 sivil öldürüldü. Yüzde 87’si de rejim tarafından. 534’ü jetlerle, 269’u roketle, 145’i işkenceyle, 8’i açlıkla, 3’ü infaz edilerek.
3 yıldır bu katliama müdahale edilsin diyenlere “önden sen buyur diyenler, bugün Türkiye neden Kobane’de IŞİD’le savaşa girmiyor” diye kınama mesajları yayınlıyor. Suriye meselesindeki Üçüncü yolcu İslamcılar, “ne gerekiyorsa” verilsin çizgisine geldi. Şam, kimyasal silah kullandığında bile uluslararası müdahale isteyenlere karşı kendilerini Esad’ın önüne atanlar, şimdi Türkiye neden koalisyonda değil, diye bağırıyor.
Haklılar. Türkiye o zaman Esad’ın katliamlarına müdahale isterken haklıydı, şimdi IŞİD’in katliamlarını durdurmak için bu koalisyona girmemesi yanlış olurdu.
Zaten, Türkiye de rehine meselesini çözdükten sonra neredeyse Rusya, Çin, İran eksenleri dışındaki bütün dünyanın, bütün Batılı müttefiklerinin bütün İslam ülkelerinin içinde olduğu koalisyona hızlı bir giriş yaptı. Suriye ve Irak’ta güvenli bölge, uçuşa yasak bölge talepleri ve kara operasyonu olmadan olmaz diyerek.
Çok da geç kalmış sayılmaz. Büyük Britanya bile koalisyona katılma kararını 43'e karşı 524 oyla parlamentosundan yeni geçirdi. Güney Kıbrıs'taki üssünden ilk İngiliz uçakları Irak üzerinde dün keşif uçuşlarına başladı.
Dün BBC’ye konuşan Başbakan Cameron’un açıklamalarına bakılırsa Türkiye bu taleplerinde yalnız da değil. Cameron da sadece hava operasyonuyla bu işin çözülemeyeceğini düşünüyor. Kürt ve Arap askerlerin eğitiminden bahsediyor.
Önceki gün Pentagon’da ABD Savunma Bakanı ve ABD Genelkurmay Başkanı da uçuşa yasak bölgenin masada olduğunu, tartışıldığını ama henüz erken olduğunu açıklamıştı. Kamyoncudan Türkiye IŞİD’i destekliyor manşeti çıkaran Batı basını da Türkiye için kırmızı mumlu manşetlerle çıkmaya başladı bile.
Bugün Meclis’e gelmesi beklenen ve eskisinden farklı olacağı açıklanan Irak ve Suriye tezkerelerinin güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge taleplerini de karşılaması sürpriz olmaz.
Peki uçuşa yasak bölge, güvenli bölge gerçekleşirse, bu Esad’ın Suriye’deki hükümranlığının resmen bitmesi anlamına gelmez mi?
Cameron’un BBC mülakatındaki en dikkat çekici cümleler bunun üzerine söyledikleriydi: “Suriye'de, IŞİD'in gelişmesine neden olan zalim diktatör Esad'dan, tüm halkı temsil edecek yeni bir hükümetin oluşturulması için bir geçiş sürecine ihtiyaç vardır. Esad çözümün değil, sorunun bir parçasıdır."
Suriye’de birincil düşmanın Esad olduğunu birkaç gün önce Fransız Dışişleri Bakanı da açıklamıştı.
Yani Türkiye’nin koalisyona giriş hızı, Suriye için yıllardır seslendirdiği güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge taleplerinin Batı’da da yüksek sesle dillendirilmesi, Suudiler, BAE’nin koalisyondaki aşırı heyecanı, Katar’ın Tunus’un da koalisyona katılması, acil IŞİD tehlikesinden hemen sonra sıranın bu ortamın müsebbibi Esad’a da geleceğinin işaretleri olarak görülebilir. Rusya ve İran’ın da orta yol bulmak için girişimlere başladığı yazılıp çiziliyor.
Aslında, Washington’un operasyona Batılı ülkelere saldırı hazırlığında olduğunu söylediği Horasan Grubu adı altında bir grubu vurduğunu söyleyerek; ama Suriyeli muhaliflere göre esasen Nusra’yı vurarak başlaması, Esad için de tehlike çanlarının çaldığı tezini zayıflatmıştı.Yabancı savaşçılarının çoğu IŞİD’e geçen, Suriyeli bir Selefi grup hâline gelmiş, halk arasında IŞİD’in aksine popüler olan Nusra’ya Horasan Grubu adı altında saldırılmasına ABD’nin Suriye’deki ılımlı tanımına uyan, anti tank silahları bile verdiği seküler bir silahlı grup olan Harakat Hazm bile tepki göstermişti. Fakat, Türkiye’de operasyon karşıtı çevrelerin iddialarının aksine, koalisyonun İslami Cephe olarak bilinen gruplara yönelik bir saldırı yaptığına dair henüz sağlam bir haber çıkmadı.
Onlardan gelen açıklamalar da Nusra gibi rejimle çarpışan grupların ilk hedef olmasını tepkiden ibaretti.
Suriye’de ABD’nin 5000 muhalifi eğitmek için hazırlık yaptığı, ama bu muhaliflerin içinde Hristiyan ve Kürtlerin de olmasını istediği haberleri çıkmaya da başladı.
Suriyeli muhaliflere destek paketini oylayan ABD Kongresi’nin Dış İlişkiler Komitesi üyesi, Irak ve Afganistan’da da uçmuş eski bir savaş pilotu olan Adam Kinzinger’in Antep’e gelip, Özgür Suriye Ordusu yetkileriyle görüşmesi, tampon bölge talebini dillendirmesi bu hazırlıklara, nabız tutmalara işaret olarak okunabilir.
Yani bu operasyon ve IŞİD tehlikesi, Irak’ta Maliki’den sonra Suriye’de Esad’ı da götürebilir.
Bu Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de hem Türkiye hem de Kürtlerin lehine bir gelişme olur.
Yani aslında herkesin aynı cephede olduğu bir savaş bu. Didişme siyaseti biterse Kürtler ve Türkler bu krizden birlikte kazançlı çıkabilir. Uçuşa yasak bölgeyle Suriyeli Kürtler, Iraklı Kürtlerin statüsünü yakalayabilir. Kendi Kürt sorununu çözmeye çalışan Türkiye’nin güvenli bölge adı altında Suriye’yi işgal edip Kürt sorununu büyüteceğini düşünmek için epey AKP-septik olmak gerek.
PKK, Türkiye ve uluslararası ittifakla didişmek, Stalingrad hikâyeleri anlatmak yerine rasyonel bir politika izlerse hem IŞİD belasından kurtulur ki -istemese de kimse Kobane’yi IŞİD’e bırakmaz, bırakmıyor zaten- hem de statüsüne uluslararası bir meşruiyet sağlayabilir, hatta uluslararası bir aktör hâline gelebilir. Zaten PKK’yı silahsızlandırıp, siyasallaştırmaya çalışan Türkiye’nin bu durum aleyhine de olmaz.
O yüzden Türkler ve Kürtler karşılıklı efelenmeleri, taş devrinden kalma yöntemleri terk edip, bu yeni dönem için işbirliklerini artırmalıdır. PKK’nın Rojava’da Paris Komunü hayallerinden vazgeçip, Batı ve Türkiye ile ittifak içinde Irak Kürdistan’ı benzeri demokratik bir Suriye Kürdistan’ı için mevzilenmesi, Türkiye’nin de Irak Kürdistan’ı tecrübesini düşünüp bu fikri desteklemesi herkesin menfaatine olur.
IŞİD’e karşı kara operasyonu bile isteyen Türkiye hakkında Washington’a gidip IŞİD’e tren kaldırdı palavra yayınını sürdürmek Kürt siyasetine itibar kaybettirir, Türkiye’deki anti AKP lobisinin barışı boz tahriklerine kapılmakta o cenahın düştüğü derin çukura doğru çeker sadece..
AK Parti de bölgeyle ilgili derin sosyolojik analizleri bir tarafa bırakıp ittifakın yönünün IŞİD’den sonra Esad rejimine dönmesi için çalışmalı, Kürtlerle iş birliğini artırmalıdır.
Türklerin ve Kürtlerin okyanusları aşıp kuru derelerde boğulma lüksü yok artık…
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025