Yıldıray OĞUR
Sempatik bulunabilecek yegâne özelliği galiba adı. Telefonu “Çevik Bir” diye açtığında karşısındaki komutan “Parolayı bırak da adını söyle be adam” bile demiş bir keresinde. Bunun dışında etrafta dağınık duran hayat hikâyesinden parçaları bir gün oturup derli toplu bir biyografiye çevirmeyi düşünen yazarı ciddi bir objektif kalma sorunu bekliyor.
Oğullarını okutmanın çaresini yatılı diye askeri okula göndermekte bulan Bucalı Makedon göçmeni yoksul bir ailenin çocuğundan, Kemalistinden İslamcısına bir toplumunun neredeyse ender ortaklaştığı bir duyguyla bahsettiği devrik bir darbeci yaratan karanlık sorgulanmadan da Çevik Bir’in hayatına mesafeyle bakmak zor.
1958’de başlayan mesleki kariyerinde ilk görev yerlerinden biri Yassıada olan bir askerden bahsediyoruz. Demokrasinin yerlerde sürünmesine, tekmelenmesine ta oralardan alışık. 12 Mart olurken de evinde oturmamış. Faruk Bildirici Siluetini Sevdiğimin Türkiyesi’nde anlatıyor: “Başını kaldırıp yüzüne baktı. Tek yaptığı, subayın yüz çizgilerini belleğine iyice kazımaktı. Sonra işkence başladı. Dört gün direndi. Ta ki, eşinin de oraya getirileceği söylenene kadar. Yeni doğum yapan eşinin oraya getirilmesini göze alamazdı, imzaladı ve işkence bitti. Birkaç yıl sonra Ankara caddelerinde bir kez daha karşılaştı o subayla. Adının Çevik Bir olduğunu o gün öğrendi. Bir daha hiç unutmadı.” (Çevik Bir’in 12 Mart darbesinin ardından işkence yaptırdığı kişi daha sonra Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nı kuran ve başkanlığı yapan Yavuz Önen’di.)
O halde 12 Eylül’ün Azrail’inin de orağını ona emanet etmesine şaşırmamalıyız. Evren’in darbeyi planlarken Özel Kalem Müdürü, darbe olunca başyaveri, sonra Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı o. Rütbelerini bizzat aldığı baş darbecinin rahlesinden ancak tuğgeneral olunca ayrılıyor.
1993’de bu kez “küresel bir peri kızı” değdiriyor değneğini. Somali'ye gönderilen BM Barış Gücü komutanlığına Amerikalıların ısrarla Çevik Bir’i istemesine dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş bile şaşırıyor. O günlerin Türk gazetelerine bakılırsa Somali’den bir “çöl kaplanı” geçti. Aksi de mümkün değildi zaten. Bir saldırı sırasında hafif yaralanınca bayılıp düşen bir Türk subayı haber yapan Hürriyetmuhabirini ertesi gün çağırıp “Türk askeri bayılmaz! Türk askeri korkmaz! Sen bizi düşmanlarımıza rezil ettin! Senin yazdıklarını gören PKK bize gülecek. Defol git!' diyerek Somali'den Türkiye’ye kovalıyor.
Ama neyse ki Somali felaketinden geriye Türk gazetelerinden başka şeyler de kaldı. Mark Bowden'ın Somali operasyonu için referans olan, daha sonra filmi de çekilen Black Hawk Down kitabında adı tek bir yerde ve şöyle geçiyor: “Çevik Bir ve yardımcısı kadife eldivenlerini çıkarmak istiyorlardı.” Kitabın devamında çıkarıyorlar da. İsyancı Aidid’in saklandığı ev diye, füzelerle vurdurduğu bir evden 73 sivilin cesedi çıkıyor.
Peki Çevik Bir, böyle bir “kariyerin” arından 28 Şubat’ta, yardımcısı olduğu Genelkurmay Başkanı’nın bile önüne geçerek hükümet yıktıracak, gazetelere manşet attıracak gücü nereden buldu?
Gücü kaba sabalığından, aceleciliğinden, gözü karalığından mı geliyordu?
İşte bu noktada Çevik Bir biyografisini yazmaya oturmuş herhangi biri, komploculuk, antisemitizm falan demeden İsrail başlığını açmak zorundadır. İsrail’e “düşkünlüğü” anlaşılmadan Çevik Bir anlaşılamaz çünkü.
Milliyet’in gazete arşivine Çevik Bir ve İsrail yazdığınızda karşınıza bir Türk Genelkurmay İkinci Başkanı için şaşırtıcı yoğunlukta bir İsrail trafiği çıkıyor. Sayısız gezi, görüşme, anlaşma. Sadece İsrail’le de değil. Genelkurmay’da Çevik Bir’i ziyaret eden Musevi lobisi temsilcileri, B'nai Brith heyetleri, Amerikan Yahudi örgütlerinden art arda gelen cesaret madalyaları.
1996’da o gezilerden birinde imzalanan askerî işbirliği anlaşmasının mimarı da o. O anlaşmanın yapıldığı Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığı binasında “Şu an tarihî bir an yaşıyoruz. Bölgedeki şartlar iki ülkenin kaçınılmaz işbirliğini dikte ettirmektedir..." derken de buna samimiyetle inanıyor.
Samimiyetin delili İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Alon Liel’in Hürriyet’ten Tolga Tanış’a anlattığı bir hatıra: “28 Şubat’tan hemen sonraydı. Tel Aviv Üniversitesi’nde kapalı bir toplantı düzenledik. Çevik Bir’in yanında 10 Türk subayı vardı. Bir, büyük bir ekranda bize çok uzun bir sunum yaptı. Sunumda da ‘Beraber Ortadoğu’yu değiştirelim’ dedi. ‘Bu ülkelere demokrasi taşımak gerek’ diyordu.” “Siz ne dediniz” dedim. “Biz ‘Hayır’ dedik. “Peki Bir ne cevap verdi” diye sordum. “Bencil olduğumuzu söyleyip, suskun kalmamıza kızdı” dedi.”
Yine Tanış’ın aktardığı ikinci hatıra Çevik Bir hakkında daha da öğretici. Bu kez anlatan Washington’daki Yahudi lobisinin en önemli isimlerinden biriyken 2004’te İsrail casusu olduğu gerekçesiyle dört yıl yargılanan Keith Weissman. Bir zamanlar Washington’da Türkiye konusunda ilk akla gelen isimlerden biri. Türkiye ile ilişkileri üzerinden yürüttüklerini söylediği Çevik Bir’i anlatıyor: “Çevik Bir’in mesajı bölünmüş bir dünyaydı. Kötü adamlar, katı Müslüman olanlardı. Genelkurmay’da brifinglere gittiğimde, bunlara çok önem verirdi”
Demek ki o brifingleri sadece laik Türkler almamış. Weissman’a göre Çevik Bir “İngilizcesi iyi, sevecen ama tam bir deli.”
Deli mi akıllı mı bilinmez. Ama Çevik Bir’in tam bir İslamofobik olduğu açık. Tıpkı İsrail gibi. İkisi için de dünya ikiye ayrılıyor: İyi Batılılar ve kötü Müslümanlar. Yani aynı yere bakan bu iki fikrin bu coğrafyada tarihin bir ânında yan yana gelmesi, birbirini desteklemesi hiç sürpriz değil.
Çevik Bir’in dosta düşmana karşı açıkça yaşadığı bu İsrail aşkı, aslında buzdağının sadece açık kaynaklardan görünen kısmı. Avni Özgürel’in isim vermeden yazdığı “Genelkurmay'daki bilgisayarında, bir Ortadoğu ülkesinin üst düzey komutanına gönderilmiş raporlar bulunan” paşanın o olduğundan kimsenin şüphesi yok. Bunu bilenler 1997’de emrini verdiği Kuzey Irak’a yönelik başlatılan ve kimsenin neden yapıldığını tam olarak anlayamadığı kara harekâtının başlangıç günü olarak neden 14 Mayıs’ı seçtiğine de şaşırmıyor. (14 Mayıs İsrail’in kuruluş yıldönümü)
O halde son sözü de kendisinden böyle jestler beklenecek kadar “İsrail delisi” olduğu iddialarına karşı Çevik Bir’e verelim.
Middle East Quarterly dergisinin 2002 Güz sayısında İsrailli siyaset bilimci, stratejist Martin Sherman ile Çevik Bir imzalı bir makale çıktı. Makalenin başlığı bir hayli iddialı:İstikrar için formül: Türkiye artı İsrail. Makalede Türkiye-İsrail ilişkilerinin dünya ve bölge barışı için ne kadar önemli olduğu hararetle anlatıldıktan sonra “Kızışma” başlığı altında Erbakan’ın başbakanlığı ve 28 Şubat’a geçiliyor:
Bir ve Sherman, Refah Partisi’ni iki özelliğiyle tanımlıyor: İslamcı ve İsrail karşıtı. Onlara göre Erbakan’ın İslami ajandasında da şunlar var: Eğitimi İslamileştirmek, Arap dünyasına yaklaşmak, NATO benzeri İslami bir birlik kurmak. Erbakan’ın İsrail’i “ezeli düşman”, “kanser” olarak tanımladığı, “büyük İsrail gibi komplo teorilerine” inandığı, İsrail Türkiye arasındaki anlaşmaları dondurma sözü verdiği hatırlatılıyor. Sonraki paragraf aynen şu ifadeyle başlıyor: “Olmadı.”
Sonra da başlıyorlar 28 Şubat’ı anlatmaya. Lütfen buraya dikkat: Türkiye’de ordu anayasadan aldığı yetkiyle laik Kemalist Cumhuriyet’in mirasını korumakla yükümlü. Ordu Erbakan’a açıkça şu mesajı verdi: Koltuklarımızda öylece oturup, ülkenin yüzünü İslam’a dönmesini, İsrail-Türk askerî ilişkilerinin tehlikeye atılmasını izlemeyeceğiz.
Aynen böyle deniyor. Demek ki 28 Şubat sadece “şeriata” karşı değil, Türk-İsrail ilişkilerinin tehlikeye düşmesini engellemek için de yapılmış.
Daha fazlasını mahkemede öğreneceğiz artık. Balyoz iddianamesinde 21.06.2009 tarihinde saat 13:34'te Erol ÖZKASNAK ile yaptığı telefon görüşmesi yer alıyor. Görüşme kaydının başında da “Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında hakkında iletişim tespiti kararı uygulanan Çevik Bir isimli şahıs” ifadesi geçiyor. Aslında Ergenekoncuların da iddianameden anladığımız kadarıyla nefretle andığı, hatta Veli Küçük’ün “Amerikancı” diye fişlediği bir isim Çevik Bir. Savcıların elinde bu yazıdan daha kalın bir Çevik Bir dosyası olduğuna şüphe yok. Buna rağmen 2009’dan beri onu sadece bir kez mahkemede gördük: Hanefi Avcı’dan çıkan, bir iddiaya göre ünlü bir Yeşilçam yıldızıyla yaşadığı aşkla ilgili bir telefon dinleme kaydı yüzünden müşteki sıfatıyla ifade verirken.
Ondan müşteki olanlar için de vakit yaklaşmakta.
Tabii koruyucu melekleri hâlâ işbaşında değilse, bir peri kızı daha son anda değneğini ona değdirmezse…
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025