Yıldıray OĞUR
Bu yazı yazılırken İstanbul’da 17 gündür bitmeyen yeniden sayımlarda artık Maltepe’deki son sandıklar sayılıyordu. Aynı saatlerde AK Parti de İstanbul seçimlerinin iptali ve yenilenmesi için olağanüstü itiraz dilekçesini sunmak üzere üç bavulla YSK binasına girmişti.
Çıkışta kapı önünde bir basın toplantısı düzenleyen Genel Başkanı Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un verdiği bilgilere göre AK Parti o üç bavulun içinde şu iddiaların delillerini YSK’ya sundu:
“Sayım döküm çizelgelerinden 5 bin 388'inin mühürsüz, bir kısmı imzasız.”
“5 bin 287 hükümlünün yanına 'oy kullanamaz' şerhi düşmeden seçmen listelerinde yer almış.”
“İstanbul’daki sandıklarda görevli sandık başkanı ve memur üyelerin 62 bin 560 kişinin 19 bini kamu görevlileri arasından seçilmemiş, bunların içinde KHK ile ihraç edilmişler de var.”
Bu iddialara daha yakından bakmadan önce ilginç bir durumun altını çizmeliyiz.
Yavuz’un açıklamalarına bakılırsa, AK Parti’nin YSK’ya seçim iptali için sunduğu üç bavul delilin içinde, günlerdir iktidara yakın gazetelerin manşetlerinden düşmeyen, hem İstanbul’un atanmış mevcut belediye başkanı Mevlüt Uysal’ın hem de Belediye Başkanı adayı Binali Yıldırım’ın tvlerden saatlerce yayınlanan basın toplantılarında anlattıkları Büyükçekmece, seçmen kaydırma, usulsüz kayıtlarla ilgili iddialar yok.
Belki unutmuştur. Belki de sadece Büyükçekmece seçimi ile ilgili itiraz dilekçesinde bunlara yer verilmiştir. Bilemiyoruz. Bugün düzenleyeceğini duyurduğu basın toplantısında sorulursa öğreniriz.
Tabii Yavuz’a sorulması gereken sorulardan biri de “seçim yolsuzluğu yapılmış”, “Bu işte gerçekten bir iş var”, “net bir organize usulsüzlük” derken fail olarak kimi kastettiği?
Artık “Birileri” dışında bir cevap vermesi gerekiyor.
Çünkü seçimlerden beş gün önce yaptığı bir açıklamada söylediği gibi Türkiye’de seçimleri “en güvenilir, dünyada bunu en iyi işleten kurumlar olan Yüksek Seçim Kurulu ve ilçe seçim kurulları” yapıyor.
Bu kurullar da sandık kurullarından, ilçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına ve YSK’ya kadar hakimler ve aralarında AK Parti’nin de olduğu partilerin temsilcilerinden oluşuyor.
Yani ortada bir “organize usulsüzlük” varsa bu organizasyonun içinde seçim kurullarındaki hakimlerin, yine bu seçim kurullarında yer alan AK Parti temsilcilerinin de olması gerekir.
Bunu Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı seçim takvimi üzerinden biraz daha açalım.
31 Mart yerel seçimleri için Resmi Gazete’de yayınlanan seçim takvimi, 1 Ocak 2019 günü YSK’nın MERNİS sisteminden seçmen kütükleriyle ilgili veri almayı kesmesiyle açıldı.
2 Ocak günü muhtarlıklara asılacak seçmen listeleri oluşturulmaya başlandı.
Bu sırada Cumhuriyet Başsavcılıklarına yazılar yazılarak tutuklular ve oy hakkı kısıtlanmış hükümlülerin kimlik bilgileri istendi.
4 Ocak günü son hali verilen seçmen listeleri muhtarlıklara asıldı. Listeler YSK’nın Siyasi Parti Portalı SİPPORT üzerinden bütün partilere açıldı, isteyenlere elden verildi.
Tutuklular ile oy verme hakkı olmayan hükümlülere ilişkin listeler de ilçe seçim kurullarında askıya çıkarıldı ve bunlara partilerin itirazları başladı.
Listeler, iki hafta boyunca muhtarlıklarda ve seçim kurullarında asılı kaldılar.
Bina bazında seçmen kayıtları da YSK sisteminden bu iki hafta içinde sorgulanabildi.
17 Ocak gününe kadar hem seçmen listelerine hem de hükümlülere ilişkin listelere itirazlar alındı.
Bu itirazlar 19 Ocak gününe kadar karara bağlandı.
İtirazlardan sonra güncellenmiş listelerin son hali ve seçmen listelerinin asılı kaldığı iki hafta içinde yapılmış bütün işlemlerle ilgili bilgiler, 23 Ocak’ta bir kere daha SİPPORT sistemine yüklenip, partilere açıldı.
Siyasi partilere listelere itirazları için 33 saatlik bir süre tanındı.
24 Ocak akşamına kadar partiler güncellenmiş listelere bir kere daha itiraz ettiler.
İtirazlar 25 Ocak gününe kadar ilçe seçim kurullarında görüşülüp karara bağlandı.
Fakat burada da bitmedi. İlçe seçim kurullarına yapılan itirazlardan bir sonuç alamayanlar bu kez 26 Ocak akşamına kadar il seçim kurullarına listelerle ilgili itiraz yaptılar.
28 Ocak’a kadar da il seçim kurulları bu itirazları görüşüp karara bağladı.
Buradan da sonuç alamayan partiler, 29 Ocak gününe kadar listelere yönelik itirazlarını Yüksek Seçim Kurulu’na yaptılar.
YSK da bu itirazları aynı gün akşamına kadar görüşüp karara bağladı.
Yani hem seçmen listeleri hem oy kullanma hakkı kısıtlanmış hükümlülerle ilgili listeler 25 gün boyunca askıda kaldı, ardından her birinde partilerin temsilcilerinin olduğu ilçe-il seçim kurulları ve YSK’ya yapılan itirazlarla elendi ve son haline getirildi.
Hatta son haline getirilmeden önce de Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan son bilgilere göre seçmenlerden ölmüş olanlar ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılanlar listelerden çıkarıldı.
Tutuklu ve oy kullanma hakkı olmayan hükümlülerin listesinin itirazlardan sonraki son hali de son kez Cumhuriyet Başsavcılıklarından istenen listeyle karşılaştırıldı.
Ve bütün bu uzun itiraz sürecinin sonunda seçmen listeleri 31 Ocak günü kesinleşerek, açıklandı.
Yani görüldüğü gibi her aşamasında, partilerin hem denetleyebildiği hem de karar mekanizmalarının içinde olduğu bir sistem var karşımızda.
İşte AK Parti, seçimin iptali için partilerin itirazlarıyla son hali verilmiş bu kesinleşmiş seçim listelerindeki usulsüzlükleri delil gösteriyor.
Halbuki YSK’nın, bugünkü başkan ve üyelerinin altında imzası olan 2014 Iğdır kararındaki içtihadı net; “Kesinleşmiş seçmen kütüklerindeki yolsuzluklara dayanılarak mazbatanın veya seçimin iptali istenemez.”
AK Parti’nin itiraz dilekçesindeki usulsüzlükler de hayli tartışmalı.
İtiraz dilekçesinde seçim kanununda kısıtlı olarak bahsedilen 21. 782 zihinsel engellinin seçmen listelerinde yer aldığı ve oy kullandığı iddia edilmiş. Dilekçenin başka bir sayfasında ise oy kullandığı tespit edilen kısıtlı sayısının 2308 olduğu söylenmiş. Bu tespitlerin nasıl yapıldığı bir soru işareti. Ayrıca kısıtlılık için dilekçede söylendiği gibi sadece doktor raporu yetmiyor, vasi de atanmış olması gerekli.
Yine dilekçede oy kullanma hakkı olmayan 5837 hükümlünün seçmen listelerinde göründüğü iddia ediliyor. Ama bunların oy kullandığıyla ilgili bir tespit yer almıyor.
Hem kısıtlı, hem hükümlüler oy kullanmış olsalar bile itiraz için bu sayıların seçim sonucuna etki edecek bir miktarda olması gerekli.
Dilekçede üzerinde mühür olmayan birleştirme tutanakları olduğu iddia ediliyor. Fakat bu birleştirme tutanaklarını, ilçe ve il seçim kurullarında aralarında AK Parti temsilcilerinin de olduğu üyeler imzalıyor. O aşamada sorun edilmeyen mührün şimdi sorun olması yine dikkat çekici.
Peki, itiraz dilekçesinde usulsüz olarak atandığı iddia edilen sandık kurulu üyeleri nasıl seçiliyor?
Sandık kurulları bir başkan ve altı üyeden oluşuyor. Üyelerden beşi sandığın kurulduğu ilçedeki son seçimde en çok oy almış beş partinin önerdiği temsilciler.
Sandık kurul başkanı ve bir asil üye ise eskiden yine partilerin sunduğu koşullara uygun isimler listelerinden kurayla belirlenirken, yeni yapılan düzenleme gereği artık kamu görevlileri arasından seçiliyor.
Peki AK Parti’nin usulsüzlük yapıldığını iddia ettiği sandık kurulu üyelerini kim seçti?
Yine seçim takvimi üzerinden gidelim.
Sandık kurullarının oluşumu için takvim 19 Şubat’ta başladı.
Bu tarihe kadar mülki idare amirleri (kaymakam-vali), ilçelerinde görev yapan (İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, kanunda belirtilmiş askeri şahıslar, milletvekilleri ve adaylar dışında) tüm kamu görevlilerinin listesini ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderdiler.
Siyasi partiler de yine 19 Şubat’a kadar sandık kurullarında görev yapacakların isim listelerini ilçe seçim kurulu başkanlıklarına verdiler.
22 Şubat günü ilçe seçim kurulları, mülki idare amirlerinin gönderdiği kamu görevlileri listesinden rastgele ad çekerek sandık sayısının iki katı kadar memuru başkan ve üye olarak partilerin de gördüğü SEÇSİS sistemine girdi.
24 Şubat günü partilerin sandık kurullarına önerdiği isimler de SEÇSİS sistemine girildi.
Ama burada da kalmadı.
26 Şubat tarihinden itibaren önce ilçe ardından il seçim kurullarına sandık başkanı, üyeleri ile ilgili itirazlar yapıldı.
Bu itirazlar sonucunda 4 Mart günü sandık kurulu üyeleri listesi kesinleşti.
Yani burada eğer yanlış kişiler sandık kurulu başkanı ya da üyesi yapıldıysa ve buna “organize usulsüzlük” deniyorsa, bu organizasyonun içinde bu “yanlış” isimleri ilçe seçim kurullarına bildiren mülki idare amirleri, bu listeleri günlerce inceleyen, itirazlar sonucunda onaylayan ilçe ve il seçim kurullarındaki parti temsilcileri de olmalı.
Yani “birileri yaptı” diye topu taca atmaya imkan vermeyen bir seçim sistemi var Türkiye’nin.
Aslında seçmen listelerinin ve sandık kurullarının askıda olduğu bir aylık itiraz süreci içinde bu tartışmalar çokça yapılmıştı.
CHP, İYİ Parti ve HDP, seçmen listelerinde kaydırmalar yapıldığı, seçmenlerin olmayan adreslere kaydedildiği gibi iddialar ileri sürmüş, bu iddialar üzerine partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan da şöyle demişti:
“Seçimlerle ilgili kurumlarımız, yargı teminatı altında işlerini başarılı bir şekilde yapmaktadır. Bazı kesimlerin başarısızlıklarını seçimleri yürütmekle görevli kurumlarımıza yükleme gayretlerine her dönemde şahit olduk...Seçmen kütükleri, sandık tutanakları birleştirme yazılımıyla ilgili iddialar her başarısızlığın ardından dile getiriliyor.”
Cumhurbaşkanı, CHP’nin de tespit ettiği 24 Haziran seçimlerine göre adres değiştiren 1.5 milyon seçmene dikkat çekmiş, muhtarlık, belediye başkanlığı almak için seçmen taşınmaması konusunda partilileri uyarmıştı.
O günlerde “YSK’ya güvenmediğini” söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun seçmen listelerine itirazlarına bir cevap da MHP lideri Bahçeli’den gelmişti:
“ CHP’liler YSK’yı tanımıyormuş, seçmen kütükleri üzerinde oynanıyor, oraya buraya seçmen kaydırılıyormuş, hayali seçmeler oluşturuluyormuş. Bu iddialardaki amaç 31 Mart’ı gölgelemektir. Buradaki maksat 31 Mart’ı sabote etmektir. CHP YSK’yi tanımıyorsa, buyursun seçime de katılmasın. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine şaibe bulaştırmak, seçim sonuçlarını bugünden karalamak için provokasyona kalkışmak ne siyasi etikle, ne de siyasi ahlakla bağdaşacaktır.”
YSK başkanı Sadi Güven de iddialar üzerine Anadolu Ajansı’na konuşmuş “Mükerrer seçmen de sahte seçmen de hayali seçmen de yok" diyerek tartışmalara nokta koymuştu. Hatta CNNTürk’teki bir tartışma programına gönderdiği mesajda “Biz listeleri partilere veriyoruz, itiraz gelmedi. Her seçimde algı operasyonu oluyor" açıklaması yapmıştı.
Dün, YSK’ya seçim iptali için başvuran grup içinde yer alan AK Parti’nin YSK temsilcisi Recep Özel’in bu iddialarla ilgili ne dediğini de hatırlayalım:
“CHP'nin özellikle 'hayali seçmen' gibi ifadeleri, her seçim öncesi klasiklerinden. Evet belli sayıda seçmenle ilgili seçmen kütüğünde açık görünüyor. Bunlarla ilgili ölüm ya da gaiplik kararı bulunmadığı için böyle bir sonuç ortaya çıkmış. Bunun araştırmasını yapıyoruz. Şunu iddia edebiliriz ki Türkiye'de seçmen kütükleri dünyanın en güvenli seçmen kütüğüdür. Ne mükerrer seçmen ne hayali seçmen vardır."
İşte bugün Türkiye demokrasisinin kaderinin bağlandığı Büyükçekmece’deki olay da seçmen listelerine itirazlar devam ederken 17 Ocak’ta gündeme gelmiş, gazetelerde haber olmuştu.
Büyükçekmece Belediyesi’nde zabıta olarak çalışırken, 2017’de İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne geçiş yapan Ö.S.’nin yaptığı 353 kayıttan 342’sinde usulsüzlük tespit eden ilçe seçim kurulu AK Parti ve CHP’nin itirazları üzerine ilçedeki 730 seçmen kaydını dondurmuştu.
Nüfus Müdürlüğü çalışanının tutuklandığı, Cumhurbaşkanı’nın kuzeni olan ilçe nüfus müdürünün de idari soruşturma sonunda uyarıldığı olay, sonrasında unutulmuş, seçim kampanyası sırasında da pek dile getirilmemişti.
Hatta şimdi Büyükçekmece iddialarıyla ilgili basının karşısına çıkan AK Parti Büyükçekmece adayı Mevlüt Uysal, seçim kampanyası sırasında katıldığı bir televizyonda “Konu Adliye intikal ettiği için artık üzerinde durmuyoruz ama öyle bir vaka var” diyerek meseleyi büyütmemeyi tercih etmişti.
Seçimin ardından yeniden raftan indirilip, büyütülen dosyada AK Parti, tutuklanan kişinin Nisan 2017 ile Ocak 2019 arasında yaptığı 7.282 adres değişikliği kaydının da şüpheli olduğunu ileri sürüyor.
Bu kayıtlardan 31 Mart seçimlerinde Büyükçekmece’de seçmen listelerinde olan 4508 kişinin evlerine polis giderek usulsüzlük tespiti yapmaya çalıştı. Son verilen rakamlara göre 519 adres değişikliğinde usulsüzlük tespit edilmiş. Ama ilçedeki seçmen sayısındaki değişim, seçimin sonucu burada anormal bir durum olduğu iddialarını teyit etmiyor.
Bu rakamları Emniyet’in neden düzenli olarak AK Parti’yle paylaştığı gibi soruları fazla naif bulup geçebilirsiniz.
AK Parti’nin iddia ettiği gibi eğer seçim kurulları yanlış kişilerden oluştuysa, kısıtlılar oy verdiyse, mühürsüz tutanaklar söz konusu ise bu usulsüzlüklerin neden sadece Büyükşehir Belediyesi seçimini “mundar” ettiği, aynı zarfa konmuş ilçe belediyesi seçimlerini, belediye meclisi seçimlerini neden “mundar” etmediği gibi soruları da...
Sonuçta ortada 17 gündür sayılan ve farkın hala 13. 700’lerde olduğu bir seçim var. Ortaya sürülen iddialar bu sonucu murdar ya da mundar etmeye yetmiyor.
Belki helal bir sonucu, 17 gündür saydırıp, sonuç almak için her tarafını didikleyerek murdar etmeye çalışmaktan bahsedilebilir.
Helal olanı murdar etmek israftır. İsraf da haramdır.
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025