Yıldıray OĞUR
Yüksek teknolojiyle Güzel ahlak terkibi Doğdu yurdun ufkundan MÜSİAD güneş gibi
MÜSİAD’ın 16’ıncı yılında bestelenmiş marşı böyle başlıyor.
MÜSİAD ya da uzun adıyla Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği, 1991 yılında “Yüksek ahlak ve ileri teknoloji” sloganıyla kurulmuştu.
Kurulduğu günden itibaren TÜSİAD’a nazire yapan adındaki MÜ’nün ‘müstakil’in değil, Müslüman’ın MÜ’sü olduğu söylendi. En başta niyetleri bu olmasa da kurucuları bu yakıştırmadan rahatsızlık duymadılar.
MÜSİAD’ın 25’inci yılı için hazırlanan kitaptan öğreniyoruz ki, 1991 yılında ilk toplantısını Hacı Abdullah lokantasında yapan işadamlarının bir araya gelmesinde Necmettin Erbakan’ın teşvikleri ve onun işadamlarını örgütleme görevini verdiği dönemin Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli katkıları olmuştu.
Kitapta anlatılan hatıralara göre kurulmasından kısa bir süre sonra Çankaya Köşkü’nde görüştükleri Cumhurbaşkanı Özal da MÜSİAD heyetine övgü dolu sözler söylemişti:
“Çocuklar, ben bu ülkenin geleceğini çok daha iyi görüyorum ama bu bizim sayemizde değil, sizler sayesinde. Yani böyle bir gençlik grubu bir araya gelmiş bu heyecanı yaşatıyorsunuz. Onun için adı ne olursa olsun, gücü ne olursa olsun, etkisi ne olursa olsun sakın kimseden çekinmeyin ve onları gözünüzde çok büyütmeyin. Onların temeli sizin temelinizden çürüktü. Sizin bir temeliniz var, maneviyatınız var, öz kaynağınız var, gücünüz ona yetiyor ama öbürlerinin temeli hep çürük. Devlete dayanmış, onun gelirlerine dayanmış bir kitle. Yani onların yıkılması ve rüzgârın onları etkilemesi son derece önemliydi.”
Özal’ın “onlar” diye bahsettiği, “temeli çürük” dediği tabii TÜSİAD ve Türkiye’nin geleneksel burjuvazisiydi.
Böyle büyük sözler ve iddialarla ortaya çıkmış, Türkiye’deki burjuvazinin değişimi, merkeze yürüyen çevre, Anadolu sermayesi, Anadolu kaplanları gibi büyük sosyolojik tahlillere ilham ve referans kaynağı olmuş bir yapıydı MÜSİAD.
Kendi tabirleriyle “TÜSİAD’ın dukalığı”na meydan okuyan yeni Anadolu burjuvazisini temsil ediyorlardı.
Bu yüzden kuruluşundan itibaren bu farkı ortaya koymak için Müslüman ticaret ahlakı nasıl olmalı üzerine çalışmalar yaptırmışlardı.
Özellikle en başından itibaren MÜSİAD’a danışmanlık yapan Mustafa Özel’in geliştirdiği Medine pazarı, Hilfu’l Füdul, emir, alim, tacir gibi kavramlar bu amaçla yapılan teorik çalışmalardan ilk akla gelenler.
Yine onun katkılarıyla 1994 yılında hazırlanan MÜSİAD’ı anlatan bir multivizyon gösterisi hazırlanmıştı. “Bizim medeniyetimiz bir su medeniyeti olsa gerek” diye başlayan multivizyonda Batı medeniyeti “ateş medeniyeti”ne benzetilmiş, devamında Kemal Tahir’in ünlü bir sözü ekranda belirmişti: “Bu iki medeniyetin çarpışması, kristalle taşın çarpışmasıdır. Taşın, kristali parçalaması kaçınılmazdır.”
İki medeniyet çarpışmadı, MÜSİAD, TÜSİAD’ın yerini almadı ama MÜSİAD’ı kuran kadrolar iktidar oldu, büyüdü ve nihayet kuruluşundaki bu büyük iddialar da geçen hafta Sakarya Hendek’te büyük bir gürültüyle patladı.
Yedi işçinin hayatını kaybettiği Büyük Çoşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nın ortaklarından Yaşar Çoşkun, MÜSİAD’ın Sakarya Şube Başkanı’ydı.
AK Partili siyasetçilerle 2017 referandumunda kampanya yapacak kadar iç içe geçmiş, İslami camianın içinden gelen bir figür olduğu sadece sosyal medya hesabına bakınca bile anlaşılabiliyor.
Bir yıl önce verdiği röportaja bakınca da MÜSİAD’ın misyonuna da inanan bir başkan olduğu anlaşılıyor:
“MÜSİAD; hakkın, hukukun, adaletin, eşitliğin, barışın ve huzurun sağlandığı bir Türkiye hayaliyle yola çıkan işadamlarının kurduğu bir sivil toplum kuruluşudur. Bizim misyonumuz Kur’an ve sünnet üzerinedir. Vizyonumuz da yüksek ahlak ve yüksek teknolojidir. Yüksek ahlak ve yüksek teknoloji ilkesiyle, erdemli iş insanı olarak eğitim de alıyoruz. Bizim, dediğim gibi misyonumuz Kur’an ve sünnet üzerinedir. Bir dava vardır. Dava üzerine kurulduk. ‘Müslüman İşadamları Derneği’ diyorlar. Müslüman bir ülkedeyiz, bunun denmesinden de gurur duyuyoruz.”
1966 yılında Çoşkun’un dedesi tarafından kurulan fabrikada daha önce altı kez patlama yaşandığı (2007, 2009( 2 kez), 2011, 2012, 2014) ve 4 işçinin hayatını kaybettiği patlamanın hemen ardından ortaya çıktı.
Patlamalar sonrası her seferinde fabrika Çoşkunlar, Büyük Çoşkunlar, Venüs Çoşkunlar diye ad değiştirerek yeniden açılmıştı, 2013’de yine bir kaza sonrası Niğde’ye taşınan fabrikada 2018 yılında meydana gelen kazada iki işçi daha hayatını kaybetmişti.
Sahipleri iktidarla içiçe geçmiş fabrikaya karşı hak aramak da zordu.
NTV'den Yağız Şenkal'ın haberine göre, 2014 yılında aynı fabrikadaki patlamada hayatını kaybeden inşaat ustası Yılmaz Şapoğlu'nun eşine, şirket dava açmamaları için ev, çocuklarının eğitim masraflarını karşılamayı vaat etmiş, aile buna rağmen dava açınca da, bu kez şirket "kaza nedeniyle fabrikanın kapalı kaldığını, bu nedenle zarara uğradıklarını" öne sürerek 1 milyon 800 bin liralık karşı dava açmıştı.
Her bakımdan belalı ve tehlikeli bir fabrika vardı karşımızda.
Medyascope’dan Fırat Fıstık’ın fabrika çalışanlarıyla yaptığı görüşmelerden anlaşıldığı üzere, bu tehlike yüzünden fabrikada da bölgenin en yoksul ve çaresiz insanları çalışmak zorunda kalıyordu.
İşçiler sigortasız ve asgari ücretle çalıştırıldıklarını söylüyor, tedbirsizlikten şikayet ediyordu. Daha önce fabrikada 2.5 yıl çalışmış ve son patlamada fabrika işçisi yengesini kaybetmiş Sultan Doğan’ın sözleri şartları özetliyor: “Paramızı vermiyorlardı, her taraf ilaçtı, baruttu. Bunları söylüyoruz, müdür küfürlü konuşuyor. Ben şikayetçiyim, yengemi yiyen onlar göz göre göre. Hiçbir tedbir yok.”
Fabrikanın sorumlu müdürü, usta başı, genel ustabaşıyla birlikte patlamada sorumlulukları olduğu gerekçesiyle savcılık tarafından tutuklanan fabrikanın İş Güvenliği uzmanı A.B. de savcılığa verdiği ifadede fabrikadaki tedbirsizlikleri anlattı:
“İş yeri sahibi Yaşar Çoşkun fabrika müdürüne gerekli talimatları veriyordu. Müdür bu talimatları içiler üzerine uyguluyordu. İşçilerden bana sürekli olarak şikayet gelmekteydi. İşçiler ‘burası patlayacak, başımıza bir şey gelecek, bir şey yapın diyorlardı. Yapmış olduğum incelemeler sonucunda her şeyi iş sağlığı güvenliği kurul toplantı tutanaklarına yazmama izin verilmiyordu çünkü benim çalıştığım özel işletme bu şirketle çalışmaya devam ediyordu. Benim gücüm bir yere kadardı”.
Yedi kişinin ölümüne neden olan madde de havai fişek değil, muska adı verilen bir torpil türüydü. Yani çocuklar için üretilen tehlikeli bir oyuncak.
Patlamada yaralanan işçi Gülizar Erdoğan’ın anlattığı göre çalışanlar bu tehlikeli oyuncağın üretildiği alana “Çin Mahallesi” adını takmıştı ve muska adlı bu torpilin tehlikeli olduğu konusunda fabrika yetkililerini uyarmıştı:
“Bu muskanın şiştiğini ve kızıştığını biz üretildikten 2 gün sonra fark ettik ve yetkililere söyledik. Kendileri geldiler, boşalttırdılar kolileri. Bütün ilaçları etrafa saçtılar, paketleri açtık, güneşe serdik, kuruttuk ve yeniden ambalajlayıp, paketleyip, koliledik. Şimdi ilk patlama depodan değil, muskanın ilacı olan aşağıda bulunan bölümde yaşandı. Zaten ilk patlama orada olduğu için çok daha fazla ölü olmadı.”
Yani daha önce altı kez patlamış, sigortasız, asgari ücretle çalışan işçilerin uyarılarına rağmen güvenlik önlemlerinin alınmadığı, çocuklar için bile tehlikeli olabilecek maddeler üreten bir fabrikadan bahsediyoruz.
Üstelik bu bilgilerin önemli bir kısmı patlamanın hemen ardından medyada dillendirilmeye başlanmıştı.
Ama buna rağmen “Yüksek ahlak ve ileri teknoloji” sloganıyla yola çıkmış MÜSİAD’ın başkanı Abdurrahman Kaan’ın henüz daha enkazdan tüm cesetler dahi çıkarılmamışken, olayla ilgili soruşturma sürerken attığı ilk tweet şöyle oldu:
“1966'da kurulan ve uluslararası standartlara uygun, ülkemizin en büyük üretim tesislerinden, @MUSIADSakarya üyemiz Büyük Coşkunlar fabrikasında yaşanan elim kaza camiamızı derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.”
Sadece tweet atmakla da kalmadı MÜSİAD Başkanı. Yakın illerden 30’u aşkın MÜSİAD başkanıyla birlikte toplanıp Sakarya’ya gittiler.
Ve arkada lüks araçların ardarda dizili olarak göründüğü, açık havada U biçimde bir masanın etrafındaki o yemek fotoğrafını verdiler.
Fotoğraf MÜSİAD Bursa hesabından, daha sonra tepkiler üzerine silinen şu mesajla paylaşıldı:
“Sakarya Hendek’te havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama sonucunda destek vermek amacıyla MÜSİAD Genel Başkanımız, MÜSİAD Bursa başkanı, MÜSİAD şube başkaları ve üyelerimizle beraber MÜSİAD Sakarya Başkanı Yaşar Çoşkun’un yanındayız.”
Çoşkun, büyük tepki alan bu yemek fotoğrafı üzerine bir açıklama yaparak tepkilere cevap vermeye çalıştı:
“Ben orada değildim. Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Abdrurrahman Kaan’ı görevlendirdi ve patlamadan bir saat sonra yanıma geldi. Patlamadan sonra destek için 30’ın üzerinde MÜSİAD şube başkanımız geldi. Şube başkanlarımız içeri yanıma alınmadı. Genel başkanımız gelen şube başkanlarımızda toplantı yapmak istedi, Toplantıyı MÜSİAD’da yapacaktık ama uzak olduğu için Hendek Bayraktepe’yi ayarladı belediye başkanımız, Bayraktepe’de toplantı yapıldı, yemek değil”
Ama bu açıklama üzerine Hendek Belediyesi’nden zehir zemberek bir yalanlanma geldi:
“Kara gün olarak hafızalarımıza kazınan acı dolu bu günde, patlama bölgesindeki vatandaşlarımızın canından başka hiçbir şey düşünmezken; MÜSİAD Başkanlarının buluştuğu yemeğin Başkanımız tarafından uygun görüldüğü yönündeki açıklamalar yalan ve iftiradır. Kamuoyunda büyük tepkiye neden olan bu yemekle ilgili Başkanımızın hiçbir alakası ve bilgisi yokken heyetin tesiste ağırlandıkları ve toplantı için Bayraktepe'ye yönlendirildikleri iddiası gündem saptırmak, eleştirilere bizleri de ortak etmek amacıyla kurgulanmış oyundur. Yüzlerce ailenin gözyaşı döktüğü, evlere ateşin düştüğü bu acı olayın yaşandığı, nefes almakta bile zorlandığımız ve kendimizi bile unuttuğumuz o anlarda; böyle bir girişimde bulunmamızın mümkün olmadığını kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Yedi insanın hayatını kaybettiği, 100’den fazla insanın yaralandığı, çok daha büyük bir faciaya neden olabilecek patlamayla ilgili Hendek Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturmada önce sabah saatlerinde fabrika sorumlu müdürü, fabrikanın iki usta başı ve iş güvenliği uzmanı gözaltına alınıp, tutuklandı.
‘Peki fabrika sahipleri’ soruları başlayınca da akşam saatlerinde Başsavcılık’tan şöyle bir açıklama yapıldı:
“Fabrikada görev yapan ve tutuklanan şüphelilerin ve alınan 100’ün üzerindeki diğer çalışanların birbiri ile örtüşen beyanları, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, işverenin alınan bütün önlemlere uyulmasını temin etmek, geniş bir kontrol mekanizması kurarak, iş güvenliğini işçinin inisiyatifine ve özenine bırakmadan, tehlikelere karşı bilinçlendirmek, iş disiplinini sağlamak, iş güvenliği malzemelerinin kullanılması yönünde denetim ve gözetim yükümlülüğünün de bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu fabrika sahiplerinin de sorumlu olabileceği değerlendirilmiş olup, 7 Temmuz günü sabah saatlerinde gözaltı talimatı verilmiştir. Fabrika sahipleri A.R.E.C. ve Y.C. gözaltına alınmış olup, ifade işlemlerine devam edilmektedir. Soruşturma bütün yönleriyle hassasiyetle yürütülmektedir."
Açıklamadaki “söz konusu fabrika sahiplerinin de sorumlu olabileceği değerlendirilmiş olup” cümlesindeki aşırı hassasiyet soruşturma hakkında bir fikir verse de, dün akşam saatlerinde aralarında MÜSİAD Şube Başkanı Yaşar Çoşkun’un da olduğu fabrikanın iki sahibi tutuklandı.
Soruşturmadan bugünkü adli koşullarda bir sonuç çıkması kolay değil.
Ama bu patlamadan MÜSİAD’la ilgili sonuçlar çıkacağı kesin.
İlk reflekslerinin çoğu dindar insanlardan oluşan işçilerle değil, patronla dayanışma olması sınıfsal kimliklerinin, Müslüman kimliklerinden daha baskın olduğunu, olayla ilgili soruşturma yeni başlamışken, ortada fabrikanın ihmali olduğu gösteren pek çok emare varken, fabrikanın güvenliği, uluslararası olduğuyla ilgili mesajlar paylaşmaları ise savunduklarını iddia ettikleri değerlere değil, birbirlerine, cemaatlerine bağlı olduklarını gösterdi.
Zaten çok uzun zaman önce iktidardan ‘müstakil’ olma vasıflarını kaybetmişlerdi.
O kadar ki kurucu danışmanları Mustafa Özel’in başında olduğu vakfa kayyım atanması, pek çoğunun çocuklarının okuduğu Şehir Üniversitesi’nin kapatılması karşısında dahi ağızlarına açamayacak hale gelmişlerdi.
Ama bu olayın ardından yaşananlar gösterdi ki MÜ kısaltmasına atfedilen diğer kelimede de ciddi bir anlam kayması var.
Adli soruşturmanın sonucu ne olursa olsun, Hendek'teki havai fişek patlamaları, 90’larda yüksek ahlak, ileri teknoloji, Medine pazarı diyerek yola çıkmış dindar burjuvazinin, uzun süre önce terk ettiği iddialarından geriye hiçbir şey kalmadığının herkese ilanı oldu.
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025