A.Turan ALKAN
BİZ KİMİZ VE NEYİZ; NASIL ANLAMALI?
Zannımca “biz” zamirini sıfat halinde kullanmak gerektiğinde tercih etmemiz gereken kelime, “yerlilik”ten başka bir şey değildir. Yerlilik, o mânâyı da kapsamakla birlikte “bir şehrin yerlisi olmak”tan ibaret sayılamaz; onun tam zıddındaki karşılık “köylülük” değildir, olsa olsa “yerlilik hassasiyetinden ve vasıflarından ayrı düşmek” gibi uzun bir tâbirle karşılanabilir.
“Yerli”, coğrafi bütünlükte tarih şuuruna sahip bir insandır; dâvâsı parçaya değil, bütüne dairdir, o bütünün tarihi zaman içindeki devamlılığını ve yaşama enerjisini temessül etmiştir; “yabancı”ya karşı iptidai bir korunma refleksi ile kendi kabuğu içine büzülmek yerine onu tanımaya, anlamaya ve bu yolla onu bir mânâda fethetmeğe (yani açmaya) alışkındır. “Yerli”nin konuştuğu lisan, devamlılık haysiyetine sahip bir lugâte istinad eder ve bu lisan, “yerli”ye dair bütün mânevî değerleri, kültür şifrelerini, medenî müesseseleri tarif ve muhafaza eder. “Yerli” bir yerden bir başka yere göçmekle yabancı olmaz; muhacir olur. Hicret, lisan ve akîdenin vekarını sürdürdüğü bir beşeri coğrafyanın hudutlarını çizer. “Yerli”nin köylüsü rençberdir, ona zorlasanız da kaba-sabalık izafe edemezsiniz; şehirlisi esnaftır, tüccardır, memurdur: Köylüden farkı, köylünün anlamadığı kültür kodlarını sahiplenmesi değil, köye nazaran daha kalabalık ve karmaşık bir yerde yaşamasıdır. “Yerli”nin köylüsü şehre gelince kültür şoku geçirmez, hicretin icaplarına itaat eder; keyfiyete değil, kemiyete dair eksiklerini bir nesilde tamamlar. Bu esnada illâ ki piyano çalmayı, tenis oynamayı, şarap kültürünü öğrenmesi gerekmez; esasen ırsiyetinde mevcut bulunan kültür kodları, ona tâbi olması gereken “had”leri ikaz eder; şehir hayatı, işbu “had”lerin mümkün olan en uzak sınırlarını işaret eder.
“Biz”, evvela hicretin beşeri coğrafyasını mânidar bir bütünlük halinde tutan siyasi izzeti, daha sonra “hicret”in mantığını kaybettik ve “yerlilik” şuurumuzda derin kırıklar hâsıl oldu. Bu kırılma, yine de sağcılık-solculuk, Alevilik-Sünnilik, laiklik-İslâmcılık gibi sun'i tasniflerle izah edilemeyecek kadar geniş ve derin tahliller gerektiriyor. Doğru anlaşıldığı ve doğru tarif edildiği takdirde “yerlilik” şuuru, uzviyetindeki bütünleşme temayülüyle o derin kırılmaları yeniden onarabilir; işte onun içindir ki, bizim evvelemirde müşterek bir lisana ihtiyacımız var.
MİLLİYETÇİLİKTEN NE ANLAMALI?
Millet, bir olgudan ziyade temenni idi. Türk milliyetçiliği de aynı temenni üzerine bina edilmiş bir başka temennidir ve el'an öyledir.
...
Türk milliyetçiliği, Türklerin siyasî hayatında hiçbir zaman “nationalism” mânâsında bir ihtiyaca tekabül etmedi. Zira pratik zaruretler yüzünden bizim “millet” adını verdiğimiz mevhum topluluk, Batı tarihindeki sosyo-politik ve iktisadi süreçten geçmedi. Milliyetçilik, sosyolojik mânâda “millet” vakıasının teşekkülünden sonra ortaya çıkması beklenen tabii bir merhaledir. Ağaoğlu Ahmet Bey'den Ziyâ Gökalp'e, Mustafa Kemâl Atatürk'ten Türkeş'e kadar millet esasına dayalı bir milliyetçilik fikrinin kuvveden fiile geçmesi gerektiğini düşünenler, biraz da “kervan yolda düzelir” mantığıyla, teşekkül safhasında milliyetçilik fikriyâtını olgunlaştırmayı düşünmüş olmalıdır.
Bizde Türk milliyetçiliği fikrini kuvveden fiile çıkaran ve siyasî literatürde var eden hadise, milliyetçilik fikrine cepheden taarruzu emreden bir başka vehimdir. Yani bir şeylere itiraz etmenin, karşı koymanın kılıfı. İşçi sınıfı olmayan bir toplumda işçi sınıfının fikriyatını yapmak, Batı tarihindeki karşılığı ile “nation” haline gelmemiş bir topluluğa “internationalism” dayatmak, olmayan burjuvaziye mukabil burjuvazinin sosyal talep taleplerini mevhum kitlelere benimsetmeğe kalkışmak kadar abesti.
Milliyetçilik fikriyatını, belki henüz teşekkül halinde iken vaktinden evvel doğuma zorlayan (düşük) bir başka sebep pozitivist fikriyatın bir devlet felsefesi olarak kabulü oldu. Pozitivizm ve Marksizm'in ilerleme esasına dayanan şabloncu tarih inancıyla kendisini içtimai ebe veya sosyal laborant gibi hisseden iktidar seçkinlerinin elinde Jakoben bir hoyratlığa dönüşmesi mukadderdi. Toplumun uzviyeti bu hoyrat müdahaleyi tabii insiyakiyle sezdi ve adını hâlâ doğru dürüst koyamadığımız bir refleksle cevap vermeye çalıştı.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TABİRİ DOĞRU MU?
Sehven Türk milliyetçiliği adını verdiğimiz fikir bir refleks hareketidir. Uzviyete dairdir ve uzviyetin mahiyeti bilinmeden bu refleksi doğru okumak mümkün değildir. Türk milliyetçiliği tabirini isabetsiz buluyor olmam, bizim uzviyetimizle Batı tarihinden ve literatüründen muktebes “millet/nation” kavramlarının birebir örtüşmemesinden ileri geliyor; onun içindir ki “Türk milliyetçiliği” tâbiri yerine “yerlilik” kavramını te'lif ve teklif etmeye kendimde cesaret buluyorum.
YERLİLİK NEDİR PEKİ?
“Yerlilik”, uzviyetin kendisiyle barışık bulunduğu halde fark edilir bir hususiyet değildir ve bu yüzden hiçbir sosyal zümrenin ve sınıfın taleplerini dile getirmek endişesini taşımaz. Her refleks gibi korunma ihtiyacından doğmuştur. Coğrafya, din, etnisite, dil, kültür gibi kavramların biri veya ikisi tarafından izah edilemez; bunların tamamıyla beraber “tarihi uzun zaman” içinde bir arada yaşamak inceliği de yerliliği tarif eden unsurlardan biridir. Coğrafyanın, üzerinde yaşayan beşeri doku ile âhenginden meydana gelmiş bir haslettir. Batı tarihinin ortaya çıkardığı “nation” vakıasından çok farklı, daha geniş ve çok daha tabii bir bütünlük ifade eder.
İNKILAP BUDAMACILIĞINA TEPKİ
Türkiye'de “yerlilik” refleksinin zuhûru, onun kendini tarif ve taleplerini dile getirme ihtiyacından değil, ona yönelen başkalaştırma tehdidi ile ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin kurucuları, “Türk milliyetçiliği” fikrine tamamen taraftar olmakla birlikte cumhuriyet coğrafyası üzerinde yaşayan topluluğun “yerli” hususiyetlerinden hoşnutsuzluk duyan bir zihniyete sahip idiler. Birtakım yerli değerlere antipati duyuyorlardı ve kendilerine “içtimai tabib” rolünü lâyık görmüşlerdi. Samimi olarak Türk milliyetçiliğini savundukları halde yerlilik değerlerini inkılâp makasıyla budamakta kendilerini zihnen haklı görmeleri, iki kavram arasındaki farkı anlamadıklarını gösteriyor.
SİYASETTE MİLLİYETÇİLİK, İYİ BİR FİKİR Mİ?
MHP, 32 yıllık siyasi hayatında Batılı mânâda “nationalism” türünde bir milliyetçi anlayışla “yerlilik” değerleri arasında derin tereddüdler geçirdi ve siyasi ıskalada -iddiasına rağmen- lâyıkıyla dolduramadığı mevki, kısa zamanda Milli Nizam Partisi (Milli Görüş çizgisi) tarafından fark edildi. MNP'nin bu boşluğu doldurmakta gösterdiği performans, MHP'nin ideolojik zaafını hatırlatan bir benzerlik gösterdi. Kısa ifade etmek gerekirse MHP ve MNP, “yerlilik” kavramının bütününde değil, uçlarında mevzilendiler ve hiçbir zaman ideolojik iddiaları ile mütenasip olmayan düşük oy nisbetleri ile yetinmek zorunda kaldılar. MHP'nin temsil ettiği “Türk milliyetçiliğini siyasi platformda bir devlet felsefesi haline getirmek” tezi, en azından Milli Görüş'ün dinî motifleri kullanarak siyasi hayatta büyümek tezi kadar marjinal ve yerli bünyeyle âhenksiz teorilerdi. Bu fikri idraksizlik, günümüzde MHP ile Milli Görüş çizgisi arasında hemen hemen olduğu gibi süregelmektedir.
Ve yeri gelmişken vurgulamalıyım: Türk siyasi hayatında yerli değerleri tutarlı bir program çerçevesinde temsil edebilen bir parti henüz görülmedi.
PEKİ MHP?
Alparslan Türkeş'in vefatından sonra MHP'yi bekleyen en büyük problem, “Başbuğ”un vefatıyla hâsıl olan karizma boşluğunu lâyıkıyla temsil edecek insanı bulmak değil, MHP fikriyatını demokratikleştirerek otokritik düzlemine getirmekti. MHP, bu imkâna sahipti ve kendi fikriyatını otokritiğe tâbi tutacak beşerî kaynağı vardı. Bu ihtimâl teorik olarak hâlâ mümkün görünüyor.
Not: Ne var ki bu yazının kaleme alındığı tarihten bu yana geçen 10 yılı aşkın zamanda MHP, popüler bir milliyetçilik çizgisini tercih etti. Türkiye'nin birkaç ay içinde yeniden 90'lı, hatta 80'li yıllara geri dönüvermesi biraz da bu yüzden...
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.07.2016
13.07.2016
11.07.2016
10.07.2016
8.02.2016
7.02.2016
6.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
2.02.2016