Aydın Selcen
Dünyada büyük devletlerin küresel, daha küçüklerin bölgesel etkinlik gösteren ve farklı yeteneklere sahip (insana dayalı veya teknik vb.) istihbarat teşkilatları var. Silahlı kuvvetlerin kurguları ve kapasiteleri de aynı biçimde. Dışişleri bakanlıkları (kançılaryalar), STKlar, akademi ve medya da böyle. Buna karşılık kökten dönüşüm yaratan olayların (11 Eylül 2001 gibi) önceden kestirilebildiklerine yahut beklenen gelişmelerin zamanlamalarının doğru tahmin edildiklerine (SSCB’nin dağılması yahut güncel olarak Taliban’ın yönetimi devralması gibi) pek tanıklık etmedik.
Bugün “Arap Baharı” denilen gelişmeler bütününün; Suriye ve Irak iç savaşlarının ortasında/devamında adeta “bölüm sonu canavarı” gibi parlayıp sönen IŞİD’in “vahşet idaresinin”; İstanbul’un (2003 dörtlü intihar saldırısı, Atatürk Havalimanı ve Reina baskınları vb.) ve Ankara’nın da (gar patlaması) Avrupa’nın pek çok büyük kenti gibi hedef alındığı cihatçı terör kampanyasının ardına nihayet geçilmiş gibi. Ancak gelinen yerde de enkaz devletler, yönetilemeyen alanlar ve yamalı bohça gibi “ülke” görünümünde bir arada duran etnik/mezhepsel bölünmelere dayalı yönetsel yapılar var. Afganistan, Suriye, Lübnan, Irak, Etiyopya, Çad, Nijer, Kongo vb. devletlere baktığımızda gördüğümüz bir harita ve sınırlar. Oysa gerçekte olan sözkonusu grupların, silâhlı oluşumların aralarında kurulu kırılgan denge. Ulus inşası, inşaatla değil zihinlerde gerçekleşiyor.
Bu bağlamda, yeni dünya düzensizliğine bir örnek vaka olarak Gine’deki darbeye (5 Eylül) kısaca bakalım. Gine-Conakry Fransa, komşusu Gine-Bissau Portekiz ve daha güneydeki Ekvator Ginesi İspanya’nın eski sömürgeleri. Nüfusunun 85%’ü Müslüman. Alüminyum (darbeden sonra bir yıldır durağan seyreden fiyatı 35% arttı) yapımında kullanılan küresel boksit madenlerinin yarısına sahip. Altın ve elmas zenginliği de var. İki dünya devi Vale (Brezilya) ve Rio Tinto’nun (Anglo-Avustralya) “çökmek” için kıyasıya bir mücadeleye giriştikleri dünyanın son büyük demir madeni hatta “demirden dağ” Simandou* da orada. Halkının ezici çoğunluğu da, o yeraltı zenginliğinin üzerinde, evrensel fakirlik sınırının altında yaşıyor.
Gine’nin 1958’teki bağımsızlığının önderi ve ilk cumhurbaşkanı Sekou Touré. Onun ölümünde ilk darbe Lansan Conté. O ölünce yine darbe Moussa Dadis Camara. O vurulup, ülkeden ayrıldıktan sonra ilk seçimi kazanan ve şimdi devrilen Alpha Condé. Condé Fransa’da yetişmiş, Pierre Mendes-France’ın manevi oğlu ve Bernard Kouchner**’in kardeşi gibi. Demokratik ve sosyalist eğilimlerine, eğitim ve birikimine çok umut bağlanmış. Hapis de yatmış, çile de çekmiş. Buna karşılık, gerek muhalefete nefes aldırmayan baskıcı rejimi, gerek anayasayı değiştirip üçüncü kez aday oluşu (ve kazanması) hayal kırıklığı yaratmış. Condé’nin kendi bölgesi Kankan’dan olup, Fransa’ya askeri eğitime ve lejyona gönderildikten sonra, Gine’ye geri çağrılıp, Özel Kuvvetler’in başına geçirilen Albay Mamady Doumbayo da son darbeyi yapan.
Conakry limanını Yeni Şafak gibi yayın organlarını bünyesinde bulunduran Albayrak grubu işletiyor. Dünyanın çeşitli köşelerinde başarılı işler yapan Kar Grubu’nun yüzer santral gemilerinden biri de aynı limana bağlı. Onlarca balıkçı teknemiz de öyle***. Darbeci Alb. Doumbayo’nun ilk kabul ettiği kısıtlı sayıdaki diplomat arasında Türkiye Büyükelçisi de var. Kuzey Afrika’da önce Mısır’da Abdülfettah Sisi, şimdi Tunus’ta Kayıs Sait “darbe” yaptı. Sahel Bölgesi’nde Gine’nin komşusu Mali’de Albay Assimi Goita, Çad’da babası İdris’in çatışmada öldürülmesinin ardından yine Albay Mahamad “Kaka” Deby de diğer darbeciler.
Eski sömürgelerinden oluşan Sahel Bölgesi’ndeki beş ülkede Fransa kendi topraklarını terörizmden korumak adına denizaşırı Barkhane Harekatı’nı yürütüyordu. Fransa son olarak, ABD’nin de yaşamsal lojistik destek sunduğu bu kalıcı harekâtın adını Takuba olarak değiştirdi ve görevini muhariplikten çıkarıp, kapasite artırmaya dönüştürdü. Fransa’nın aynı bölgede Mali’de “yediği darbe golü” eleştiri hatta alay konusu oldu. O arada Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun da hevesle Mali’ye gittiğini anımsayacaksınız. Türkiye’nin Afrika açılımı ve başta Doğu Akdeniz, Fransa’yla itişmesi sözkonusu eski sömürgelerini kendi ayrıcalıklı alanı (“précarré”) sayan bu ülkeyle yeni bir gerilim ve rekabet konusu.
Condé’nin alaşağı edilmesine en sert tepki ilginç biçimde “canı yanan” Çin’den geldi. Ağır sıklet Çin de, Fransa’nın hatta Batı’nın alanına orta sıklet Türkiye gibi yakın dönemde girenlerden. “Sosyalist dayanışma” adına BMGS Gutierres Condé’ye sahip çıktı. Oysa Nikaragua’da sosyalist devrim iddiasıyla yola çıkıp diktatörleşen Ortega gibi Condé’nin de kamuoyu desteği zayıflamıştı. Gine halkı çoğunlukla kutlama yaptı ve muhalif liderler Condé döneminde yapılan üç seçimin yalnızca “maskaralık” olduğunu belirtti, “geçiş” sürecine destek sundu. “E bu adam nasıl girdiği her seçimi kazandı?” sorusuyla, “anayasayı değiştirip, üçüncü döneme uzananların sonu belli” diyenler kafa kafaya kaldı. ECOWAS ve Afrika Birliği “dostlar alışverişte görsün” babında Gine’nin üyeliğini askıya almakla yetindiler.
Böylece Afrika’da yeniden darbeler ve darbeci tek adamların sunduğu yapay “istikrar” dönemine dönülüyor sanki. Öylesi daha öngörülebilir, daha düşük maliyetli. Afrika ve özellikle Sahel kuşağı aynı zamanda İslâm ve Hristiyan toplumların yan yana geldikleri yer. Uluslararası şirketlerin yozlaşmış yöneticilerle elbirliğiyle yağmaladıkları yeraltı zenginlikleri ve fakirliğin dibindeki geniş halk kitleleri birlikte. Küresel terörizm iddialı El Kaide türevi çetelerin kaşıyacağı gerilimler, yuvalanacakları denetimsiz barınma alanları, gelir elde edecekleri hedefler sayısız. Ayrıca Güney Sudan ve Eritre gibi yeni çıkan ülkeler, sınırların yine değişebileceğini gösterdi. Somali ve Nijerya açıklarında uluslararası ticaret yollarını vuran korsanlık var. Somaliland, Tigray, Katanga gibi gri bölgeler çoğalıyor. Mozambik’in Palma kenti gibi bazı yerleşim birimleri cihatçıların eline dönemsel olarak düşebiliyor. Afrika, Çin ile Batı çekişmesinin de görünmez başat sahnelerinden.
Çocukken sömürgeler döneminden kalma eski atlaslardaki Afrika haritalarına şaşırarak bakardım. Farklı sınırlar, farklı ülkeler. İlkokulda babamın götürdüğü “Yaban Kazları” (1978) filmini artık olmayan Melodi Sineması’nda izleyip çok etkilenmiştim. Bugün de Erik Prince’ler, Wagner’ler, ve Steinmetz’ler (bkz. dipnot) ortaya çıktı. Fransa belki eski sömürgelerine perde gerisinden burnunu sokma alışkanlığını terk etti ve o gibi ülkelerdeki günümüzün saydam, hesapverebilir, güçlü denetim düzeni “rutin dışına çıkmaya” pek olanak tanımıyor artık. Ancak siyasal ve gerçek maliyetler karşılaştırıldığında, Doumbayo gibilerin Condé gibilere yeğlendiği bir döneme girmiş olabiliriz. ABD’de de demokrat veya cumhuriyetçi başkanların yurtdışı müdahalelere iştahının kalmadığı ve görülebilir gelecekte de olmayacağı savlanabilir. Yükselen küresel güç Çin ve “zarar verme kapasitesiyle” oyunda kalmaya (“relevant”) çalışan Rusya da, “kurallara dayalı” uluslararası ilişkiler yönelimini sınıyor.
Zaten içten karışık, kendi derdi kendine yeter ülkemiz ise yasadışı narkotik ticareti, düzensiz göç, deprem fay ve Akdeniz havzası yangın hatları üzerinde olduğu gibi kuzey-güney, doğu-batı, müslüman-hristiyan âlemlerinin de cephe çizgisinde. Eski MOSSAD direktörlerinden Efraim Halevy’nin anılarında (2008), özellikle hariciye ve istihbarat bürokratının başlıca görevinin yeri geldiğinde öneride ve öngörüde bulunurken önceliğinin “temkinden yana yanılmak” olması gerektiğini okumuştum. Muhalefetin önceliği doğal olarak seçimi kazanmak, ama iddiası da yönetmek. Yönetimde “siyasi talimat” (ne yapmak, nereye varmak istemek), “liyakattan” önce gelir.
Yukarıda betimlemeye çabaladığım fırtınalı denizin bir sabiti de islamcılığın uzun ve utangaç ölümü. Erdoğan içeride erken seçim ve olası yenilgi, dışarıda sözünü ettiğim baskılara karşı arayışını sürdürüyor. Hata yapma olasılığı da dolayısıyla artıyor. Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyi’nin 9 Eylül tarihli kararlarına gösterilen yılgın tepki bu yönde güncel bir güncel gösterge. Doğrusu AL’ni uluslararası örgüt olarak ciddiye aldığımdan değil. İKÖ ve AL’ye, Erdoğan ve onun akıl hocaları bel bağladıklarından, kendilerince alternatif sandıklarından. CHP’nin IKB seferi bu yönüyle yerinde ve zamanlı. Arkasını hem sınırötesi ve denizaşırı harekâtların akıbeti, hem içiyle dışıyla Kürt Sorunu’nun siyasal çözümü dosyalarında getirmeli. AB’ye üyelik sürecini de yeni, doğru ve sağlam bir zemine oturtmalı.
Yılbaşında yaptığımız programda değerli hocamız Serhat Güvenç, soruma cevaben, beni şaşırtan biçimde 2021’de olası çatışma noktası olarak Tayvan’ın yakından izlenmesi gerektiğini belirtmişti. Dokuz aya varmadan gelişmeler onu 100% haklı çıkardı. Ben de yarım aklımla maşrek, mağrep, Sahel’i ve ortasıyla Afrika’ya dikkat çekmek isterim. Dış politikada ve ulusal güvenlik politikalarında varsayımlar tüm büyük çuvallamaların kökeni. Kehanette bulunmaksa, düpedüz kaçınılması gereken bir günah. Ancak dış politikada öngörü, sağduyu, uzgörü, denge, önce aynaya bakmak olmazsa olmaz zorunlu nitelikler. Başarılı tedavinin çıkış noktası da doğru tanı. Muhalefet cüretin şehvetine**** kapılmamaya özen göstermeli, iki düşünüp bir konuşmalı. Zor zamanlardan geçiyoruz, alabora tehlikesi var.
*Uzatmamak için eklemedim ama İsrailli işadamı Beny Steinmetz ve onun B.S.G.R. şirketinin Simandou yarışına dahlini ve adıgeçenin İsviçre’de yargılanmaya varan heyecanlı öyküsünü uluslararası kaynaklardan araştırabilirsiniz.
**Sınır Tanımayan Doktorlar kurucusu ve eski Fransa Dışişleri Bakanı
***Bu bilgileri jeoanalist Yörük Işık’ın paylaşımlarından edindim.
****Sakarya Savaşı’nın yıldönümü bağlamında o dönemde gerek Anadolu’daki ordunun komuta katı, gerek Atina’daki yöneticiler aslında Türkiye’yle savaşın sonu olmayacağının bilincindeler. Ancak kısa vadeli siyasal zaferler ve kamuoyunun suyuna gitmek zaafları onlar açısından felâketi hazırlıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024