Cemil KOÇAK
Türkiye’nin siyasal yaşamında önemli dönemeçlerden biri olan 1973 seçiminin yıldönümü geldi bile. Bazen de tarihçinin yaşadıklarıyla tarih çakışıverir işte.
12 Mart darbesinden çıkışı simgeleyen 14 Ekim 1973 seçimi uzun yıllardan sonra CHP’nin yeniden birinci parti olması ile sonuçlandı. Bülent Ecevit’in ortanın solu politikasının simgesi “yeni CHP”si 1961 seçiminden sonra yeniden birinci parti olmayı başarmıştı. Seçim sonucuna göre; CHP oy kullanan seçmenlerin üçte birinin oyunu almayı başarmış ve oy oranını % 33’e yükseltmişti; yükseltmişti diyorum, çünkü bir önceki seçimde bu oran sadece % 27,5 idi. AP, neredeyse % 30 oranı ile hemen ensesindeydi; fakat oy oranında inanılmaz bir düşüş vardı. Son seçimde % 46,5 oy oranına sahip olduğu hatırlanacak olursa. 65 seçiminde ise, AP’nin oyu % 53 idi. Fark korkunçtu.
“Bu düzen değişmelidir”
Belki de anahtar formül ya da slogan buydu; bir değişimin öncüsü olmak. Diğer partilerde böyle bir yön bulunmuyordu. AP, sadece 12 Mart’ın kesintiye uğrattığı kalkınma hamlesine devam edebilmeyi vaat etmişti. Bir de; 69 seçiminden sonra hızla parçalanan ve değişik partilere bölünen sağ kanadın yeniden bir araya gelebilmesi için, seçmenlerin oylarını sağın en büyük partisi olduğunu ileri süren AP’de birleştirmesini istedi. ‘Ortanın solu Moskova’nın yolu’ sloganı ise, sadece AP’nin değil; fakat CHP’den kopan bütün ögelerin de katıldığı bir slogan haline gelmişti.
CHP nasıl kazandı?
Bir kere seçime katılım çok düşüktü; sadece % 67 oranındaydı. Anlaşılan çok sayıda seçmen bu kez siyasete sırtını dönmüştü. Bu seçmenlerin önemli bir kısmı muhtemelen daha önce AP’ye oy veren gruptu. Fakat asıl mesele, DP’den beri devam eden geleneksel kitle desteğinin, değişen ve değişmekte olan Türkiye toplumunun sosyolojik ve ideolojik parçalanmasına paralel olarak, artık eskisi gibi sürmüyor olmasıydı. DP-AP çizgisi, bir daha hiçbir zaman eskiden bulduğu bu geniş kitle desteğini arkasında hissedemeyecekti. Bölünmüşlük güçlüydü.
Önce 69 seçiminden hemen sonra AP içindeki çatışma, yeni bir partinin oluşumuna neden oldu: Ferruh Bozbeyli’nin genel başkanlığını yapacağı Demokratik Parti (DP) 1970’in son günlerinde kuruldu. DP’nin geride kalan bütün ağır topları; Celâl Bayar dahil olmak üzere, ya bu partinin kurucuları oldular ya da yakın destekçileri. AP kan kaybetti; hatta o yılın bütçesini meclisten geçiremedi bile. 1971 yılına gelindiğinde; AP, mecliste ve senatoda çoğunluğunu yitirmişti. 12 Mart Muhtırası bunun üzerine geldi.
DP, 73 seçiminde önemli bir atak yaptı: % 12 oy oranı ile üçüncü büyük parti oldu. Bu oyların kaynağı elbette AP’nin yitirdiği seçmen desteğiydi. Eski demokratların en azından bir kısmı, kendilerini temsil ettiğini ileri süren AP’den yüz çevirmişlerdi artık.
Ya Erbakan’ın partisi?
Necmettin Erbakan da, önce bağımsız ve daha sonra da Milli Nizam Partisi’nin genel başkanı olarak, geniş sağ kitleden payına düşeni istedi. Sağın seçmen düzeyinde de parçalanması sürüyordu. Partisinin 1972 yılında kapatılmasının ardından bu kez de Milli Selâmet Partisi olarak çabasını ısrarla sürdürdü. 73 seçiminde dördüncü parti oldu; üstelik neredeyse DP’nin aldığı oy oranı kadarını almayı başardı. Seçim sisteminin garip bir cilvesi, oy sayısı azıcık daha az da olsa, DP’den daha çok milletvekili çıkarmayı da başardı!
MHP’yi unutmak olmaz ama
Alpaslan Türkeş’in Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, MHP adını almadan önce 65 seçimindeki % 2 oy oranını, bu kez 69 seçiminde ancak bir puan artırabilmişti. 73 seçiminde de % 3,5’a kadar gelebilmişti. Osman Bölükbaşı’nın Millet Partisi ise, 65 seçimindeki başarısını, yani % 5,5 kadar olan oy oranını, 69 seçiminde % 3’e düşürmüş; ardından 73’de tamamen silinmişti.
İktidarsız bir dönem
Seçim sonucu; Türkiye’de 61 seçimi gibi, bir kez daha koalisyon hükûmetlerine yol açtı. 73-80 döneminde ve 12 Eylül’e gidişte koalisyon hükûmetlerinin iktidarsızlığı, kamuoyunun gözünde önemli bir siyasal etken olarak hafızalara kazınacaktı. Politik istikrar ve koalisyon sözcükleri, siyasal literatürde birbirlerinin zıddı olarak görüldü.
73 seçiminin analizi; bize, DP’nin büyük şemsiyesinin delinmesinden itibaren bir süre AP’de toplanan geniş sağ kanadın, kısa sürede merkezkaç kuvvetlerin etkisi altında dağıldığını gösteriyor. AP’nin ve Süleyman Demirel’in bundan sonraki siyasal yaşamındaki ana hedefi, bu büyük toparlanmayı yeniden gerçekleştirmek oldu. Fakat belki de hiç göremediği en önemli husus; Türkiye toplumunun artık 50’ler ve 60’lardaki toplum olmadığıydı. Belirli bir toplumsal ve sosyolojik yapının seçim sonuçları, bu yapının ebediyen değişmesiyle birlikte, bir daha asla görülemeyecekti.
Benim gözümle seçimler
O sırada lise sona başlamıştım. Fakat siyasete ilgim çok daha erken bir zamanda doğmuştu. Sanırım babam Dr. Sıtkı Koçak’ın siyasete olan yakın ilgisi, politikanın evin vazgeçilmez ögesi olması, benim de siyasete ilgi duymama neden oldu. Her neyse, ondan öncekileri hatırlamıyorum; fakat 65 ve 69 seçimlerinin gecesinde babamın radyonun başında, seçim sayım sonuçlarını hızla kâğıda geçirdiğini, gecenin ilerleyen bir vaktinde İzmir’de Demokrat İzmir gazetesine telefon ederek, seçim sonucunu teyid ettirdiğini ve nihayet her ikisinde de kaybedilen bir seçimin yüz ifadesiyle yatmaya gittiğini gayet iyi hatırlıyorum. İsmet Paşa yine kaybetmişti.
Daha liseye adım attığımda, CHP’deki meşhur İnönü-Ecevit mücadelesinde babamla hararetli siyaset sohbetlerimiz ve tartışmalarımız başladı; onun 1994 yılındaki ölümüne kadar da hep sürdü. En keyifli politika konuşmalarım onunla olmuştu. O zaman o şiddetli paşacıydı; bense Ecevit’i tutuyordum. ‘Paşa, ‘ya ben ya Bülent’ derse, kesin kazanır’ demişti. Sonunda Ecevit’in kazanmasına da şaşırmıştı. Ben o sırada yeni yayınlanmakta olan ve Ecevit’i tutan haftalık Toplum dergisini kendi harçlığımdan almaya başlamıştım; galiba kendi başıma aldığım ilk siyasi dergi de oydu.
73 seçiminden de babamın hiç ümidi yoktu. ‘Evlâdım, boşuna heveslenme; yine onlar kazanır’ demişti. Bense seçim öncesinde İzmir’de kolejde yine benim gibi politikaya çok meraklı bir arkadaşımla CHP’nin genç milletvekili adaylarıyla birlikte seçim propagandası çalışmalarına katılmıştım. O yaz liseden mezun olmuştum bile. Alev Coşkun, Süleyman Genç, Yüksel Çakmur, Mahmut Türkmenoğlu, C oşkun Karagözoğlu gibi genç adayların bu vesileyle yakınında bulunma fırsatım olmuştu. Minibüslere dolup, gecekondu semtleri başta olmak üzere, sabahtan akşama kadar dolaştığımız dolu dolu birkaç günü iyi hatırlıyorum. Geniş kesimlerin yakın ve sıcak ilgisi bana seçimi kesin kazanacağımızı gösteriyordu ve bunu babama da anlatıyordum. Nitekim İzmir’de CHP % 44’ü yakalamıştı!
Seçim gecesi bu kez radyo dışında televizyon da vardı artık; elbette seçim sonuçları damla damla geliyordu. Herhalde akşamın onu gibiydi; ben televizyonun başında sonuçları izlerken; babam bu kez pek ilgisizdi; anlaşılan benim anlattıklarımdan pek etkilenmemişti. Sonuç hakkında ümidi pek yoktu. Bir süre sonra ‘bak, önde gidiyoruz’ dedim. İnanmaz bir şekilde bir süre dikkatle sonuçlara baktı ve ‘aferin şu Ecevit’e’ dedi. ‘İsmet Paşa’nın yapamadığını yaptı.’ O günden itibaren Ecevit’i destekledi. Ama hep bir ihtiyat payı bırakmıştı. Galiba İsmet Paşa’nın Ecevit hakkında “maceracı” ithamı, onda bu kuşkuyu hep ayakta tuttu. Falsolarını görünce, ‘bak’ derdi, ‘paşanın dedikleri çıkıyor.’
Daha lise sonda iken, siyasal öngörümün babam gibi yıllarca siyasetin içinde bulunmuş birinden daha doğru çıkması gururumu okşamıştı doğrusu. Ben de zaten Ecevit’te çok ısrar etmedim; o olsa olsa geçici bir durak olabilirdi; lisede Marksist yayınlarla hemhâl olunca, daha üniversiteye sıra gelmeden, yaşıtlarımın arasında hayli istisnai bir şekilde, çoktan Marksist bir devrimci olmaya karar vermiştim bile! Yani kırk yıl önce.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016