Cemil KOÇAK
31 Mart’ı Alman görgü şahidi anlatıyor
“Son silâh sesinden bu yana aradan sadece beş dakika geçmişti ki, İstanbullular gayet sakin bir biçimde bir fincan kahve ile sigaralarını içmek için yeniden kahvehaneleri doldurdular.”
1908 yılının temmuz ayında ilân edilen II. Meşrutiyet’i ve 1909 yılının nisan ayındaki 31 Mart Ayaklanması’nı İstanbul’da bizzat yaşayarak gören, o sırada İstanbul’da ticaret odası hukuk müşaviri olan Kutschbach’ın günlüğü pek çok bakımdan hatırlanmaya değer. Kitabının ilk yüz sayfası yazarın günlüğünden oluşmaktadır. Günlük yeni takvime göre düzenlenmiştir; bunun için aradaki 13 günlük farkı hatırlamalıyız.
İstanbul’u birbirine kattı
Günlük, II. Meşrutiyet’e yol açan eylemlerin başlangıç tarihi olan 13 Temmuz günü başlamakta ve 14, 16, 19-22 ve 24-28 Temmuz günlerini içermektedir. Bu sırada Balkanlar’da meydana gelen ayaklanma ve bunun İstanbul’la saray üzerindeki derin etkileri kaleme alınmıştır. Günlüğün ikinci yarısı 13 Nisan, yani 31 Mart Ayaklanması’nın ilk günü başlamaktadır. Bu kısımda da 13-17, 19-25, 27 ve 30 Nisan günleri ile 3, 10 ve 12 Mayıs günleri yer almaktadır. Günlükte ayaklanma ve bastırılması son derece canlı bir dille tasvir edilmiş; heyecanlı bir şekilde kaleme alınmıştır. 13-23 Nisan günlerinde ayaklanma, 24-25 Nisan günlerindeyse bastırılması anlatılmış; 27 Nisan günü Abdülhamit’in tahtan indirilmesi ve Sultan Reşat’ın tahta çıkışı; 30 Nisan günü yeni padişahın ilk selâmlık töreni; 10 Mayıs günü yeni padişahın kılıç kuşanma töreni ve 12 Mayıs günü ayaklanma sonrası idamlar kaleme alınmıştır. Günlük 1909 yılının haziran ayının ortasında Yıldız Sarayı’nın ayrıntılı bir anlatımı ile sona ermektedir.
Hareket Ordusu şehirde
Kutschbach’ın günlüğü tarihçileri heyecanlandıracak yeni tarihsel bilgi ve açıklamalardan yoksun olmakla birlikte, günü gününe tutulmuş canlı notlardan oluşması açısından ilginçtir. Örneğin, 24 Nisan günü yazılmış Hareket Ordusu’nun İstanbul’a girişiyle meydana gelen silâhlı çatışmaları anlatan satırlar son derece canlıdır:
Kostantinopel, 24 Nisan:
Sakin yattık. Uyanıp da odamın balkonuna çıktığımda saat sabahın beşiydi. Omuzları üzerine dökülen bir palto ve başına da beyaz bir fes giymiş bir askerin duvara tırmandığını birden fark ettim. Bu duvar bizim sokağı duvarın yan tarafında bulunan eski Türk mezarlığından ayırmaktadır. Orada bulunan askeri karakola geriden gizlice yaklaşıldı. Hemen ardından yan sokaktan bazı birbirine benzer askerlerin geldiğini ve yanlarında taşıdıkları tüfeklerle karakola saldırdıklarını gördüm. Saldırıya uğrayanların kendi kendilerine silâhlarını teslim etmeleri ve şimdiye değin nöbetçi olanların kendi bölgelerinde tutsak olmaları çok şaşırtıcı oldu. Sayıca çok kalabalık olan yabancı askerler derhal sokağı kontrol altına aldılar ve bir devriye çıkardılar. (…)
Kuzeyden top atışları duyuldu
“Birkaç katlı yüksek evimin terasına çıktım. Buradan bütün İstanbul kuşbakışı görünüyor. Saat sabah altı buçuk. Kuzeyden ilk top atışı duyulmaya başladı ve ateş sesleri gök gürültüsünü andırır bir biçimde hiç kesilmeden devam etti. Pera [İstiklâl] Caddesi’nde de çatışma oluyor. Tüfek ve top sesleri gayet yakından geliyor ve her an çarpışanların birdenbire ortaya çıkarak görüneceği sanılıyor. Selanik’ten gelen birliklerin de önümüzde görünmesi bunu gösteriyor. Yoldan gelip geçen herkes sokaktan uzaklaştırıldı ve taraflar çatışmaya hazır hale geldiler. Çatışmanın mezarlıktan sonraki alana yayılması bekleniyor. Pera Caddesi’nin çıkışındaki Taş Kışla’nın çevresinde şehrin içinde çatışmalar devam ediyor. Burada gayet yakın olan Taksim Kışlası’na da Selanik’ten gelen birlikler tarafından saldırıldı ve buranın işgal edilmesinin önünü almak pek şüpheli görünüyor. Kışla topa tutuldu ve top mermileri Pera Caddesi’ne de düşmektedir. İşte, ağır top ve tüfek ateşi bize göre sağ taraftan Galata’dan geliyor. Selanik’ten gelen birlikler Tophane Kışlası’na saldırdılar ve kışla kısa zamanda düştü. (.,.)
“Makedonya’nın hırsız çeteleri”
Aynı konuda yazılmış ikinci kitap ise Alman İmparatorluk Meclis üyesi (milletvekili) Adalbert Graf Sternberg tarafından yazılmıştır; onun kitabı, II. Meşrutiyet ve 31 Mart Ayaklanması hakkında kısa bir incelemedir. Kitabın ilk bölümü Osmanlı Devleti’nde anayasacılık hareketinin başlangıcını ve mücadelesini özetlemekte, anayasanın yeniden yürürlüğe girişini anlatmaktadır. İkinci bölümde 31 Mart Ayaklanması anlatılmaktadır. Bu sırada 31 Mart Ayaklanması’nın ilk günü olan 13 Nisan’da meydana gelen olaylara değinilmektedir. Son kısımda ise, 31 Mart Ayaklanması’nın ikinci gününden Hareket Ordusu’nun İstanbul’a girişine dek geçen sürece meydana gelen olaylar kaleme alınmıştır.
Tarih Sultan’ı azad eder
Kutschbach’ın 31 Mart ve Abdülhamit’e karşı gayet uzak ve kuşkucu tutumuna karşılık Sternberg, İstanbul’da ayaklanmanın bastırılmasını sağlayanları şöyle değerlendirmektedir: “Makedonya’nın hırsız çeteleri”. Kitapta Osmanlı Devleti’nin tarihiyle ilgili bazı yüzeysel açıklamalarda da bulunulmaktadır. Yazar Abdülhamid hakkında da şöyle yazmaktadır: “Bugün bütün her şeyin günahı sultana yüklenmektedir; fakat tarih onu pek çok şeyden azad edecektir. Zulmü korkudan, gerici yönetim biçimi ise mevcut koşullardan kaynaklanıyordu; en yetenekli kişileri kendine danışman seçmiş olduğunun en açık göstergesi, şimdiki yöneticilerin yine aynı kişileri yönetimin en üst kademesine getirmiş olmalarıdır. Abdülhamid’in düşüşü bir zorunluluktu, çünkü o padişah olduğu sürece hiçbir Jön Türk kendini güvende hissedemezdi.”
Yazar kitabında “Anayasal Türkiye’nin Geleceği” başlığı altında gayet kötümser bir tablo çizmekte, İslami toplumda tutucularla reformcular arasındaki çatışmanın daha da şiddetleneceğini tahmin etmekte, sonuçta da anayasal bir yönetimin geleceğine bir hayli karamsar ve kuşkulu bakmaktadır. Yazar, Jön Türkler’in hedeflerine sempati beslemekteyse de, başarılarından ümitli değildir.
Keklik gibi dizilirler
Sternberg, İstanbul hakkındaki genel izlenimlerini parça parça anlatmaktadır. Bunlar arasında Abdülhamid, genel olarak padişahların hayatı, harem, İstanbul’un Türk kadınları (yazar, pek az güzel kadın gördüğünden şikâyet etmektedir; oysa Fransız, Alman, Rum ve Ermeni kadınları batılı hem cinslerinden pek az farklıdır... Türk kadınlarının tipik özellikleri şöyle anlatılmıştır: “kara gözler, solgun yanaklar; kış mevsiminde bir dizi keklik gibi birbirlerine sokulmuş otururlar”) ve parlamento ile Ahmet Rıza zikredilebilir. İlginç tesadüf, Kutschbach’ın kitabının olduğu gibi Sternberg’in de kitabının son bölümünün Yıldız Sarayı’nın uzun ve ayrıntılı tasvirine ayrılmış olmasıdır.
Her iki kitabın karşılaştırılmasında şu nokta gözden kaçırılmamalıdır: Kutschbach 31 Mart Ayaklanması ile Abdülhamid arasında tam bir paralellik ve işbirliği olduğunu kendi yorumu olarak ortaya koyarken, Sternberg Abdülhamid’in bu olayda aktif bir rolü olmadığını, onun olayın tertipçisi sayılamayacağını, olsa olsa sadece teşvik etmekle kaldığını vurgulamaktadır.
Bu iki Almanca kitap, yeni bilgiler içermemesine karşın, şimdiye dek bu dönemle ilgili incelemelerde kaynak olarak kullanılmamış olmaları bakımından ilgi çekicidir.
OKUMA NOTLARI
Kutscbach’ın kitabının adı: ”Die Türkische Revolution-im Juli 1908 und im April 1909” (Türk İhtilali- Temmuz 1908 ve Nisan 1909), Verlag von W.Kutschbach, Halle a.S., Standard-Buchdruckerei g.m.b.h., Leipzig,, (yayın tarihi yok). Ayrıca günlüğün yer aldığı sayfalarda ilginç fotoğraflara da yer verilmiştir. Bunlar arasında Sultan Reşat’ın, Enver ve Niyazi Beylerin, Abdülhamit’in, Sadrazam Hilmi Paşa’nın, Ahmet Rıza Bey’in, Hareket Ordusu’nun İstanbul’a yürüyüşünün, bu orduya ait topların şehre girişinin, Taksim Kışlası’nın çatışmalardan sonraki yıkık durumunun, Taksim Meydanı’ndaki ölü ve yaralıların, ölülerin tramvayla taşınmalarının ve 31 Mart Ayaklanması’na katılanlardan bazılarının halka açık idamlarının fotoğrafları zikredilmeğe değerdir. Ben bu tarihleri içeren bir başka günlük hatırlamıyorum.
Sternberg’in kitabı: “Die Türkische Revolution” (Türk İhtilali), Georg Stilke, Einendruckerei und Verlags Gef. m.b.h., Berlin, 1909. Kitabın arka kapağından yazarın sadece Türkiye hakkında değil, fakat başka ülkeler hakkında da yayın yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu arada eğer Sina Akşin’in doktora tezi olan “31 Mart Olayı”nı okumadıysanız, hâlâ iyi bir başlangıç yapamamışsınız demektir. Şimdiye kadar bu alandaki en iyi akademik araştırmadır. İlk elden bir şey okumak isterseniz Abdülhamid’in başkâtibi Ali Cevat Bey’in “İkinci Meşrutiyet’in İlânı ve 31 Mart Hâdisesi”ni öneririm. Olayların ilk elden gözlemini içerir. 31 Mart denince herkesin hemen hatırlayacağı Derviş Vahdeti’nin meşhur “Volkan” gazetesinin yeni harflerle tıpkı basımı da Ertuğrul Düzdağ tarafından yirmi sene önce yapıldı bile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016