Fehim TAŞTEKİN
“Yedi düvelle savaşan ecdadı” kutsaya kutsaya kendini yedi cephede anlamsız kavgalarda bulan şaşkınların ülkesi. Bir yerde kâbus bitmeden ötekini takıyorlar kuyruğuna. Uyanamıyorsun! Dış siyasette “yedi film birden” seansı. Oturmuş Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, sınır boyunca Kürt’e karşı ‘Arap Kemeri’nde, ötede beride, dış mandalda ne varsa “Bizim havsalamızın almadığı bir şey mi var” diye hâlâ hakkaniyet namına sorular soruyoruz? Mantıktan, izandan, akıldan, öngörüden kırıntılar arıyoruz. Nafile. Anlıyoruz ki işsizlikten, açlıktan, utancından intihar edene sıra gelmemeli. Kepenk indirene, evine işsiz dönene, cinnet geçirene, adalet kapısında yüzüstü kapaklanana, devlet dersinden kalana, bir avuç sırtlan için köyünde suyuna-ekmeğine göz dikilene… Sıra gelmemeli bu yakıcı gündeme. Kimsenin soru sormaya mecali kalmamalı; sabah Yunanistan’la top topa gelmeli, Libya şafağında düşmanlar edinmeli, Sirte-Cufra hattını yeni ulusal kurtuluş savaşının Trablusgarp cephesi gibi düşünmeli, Irak Kürdistanı’nda Kürt’ün gecesini gündüzünü zehir etmeli, Suriye’de 7/24 ateş parçası olmalı, ölümü hissetmeli, hissettirmeli, Kafkasya’da gürlemeli, Doğu Akdeniz’de suları köpürtmeli.
Bir yazı böyle olmamalı, bir lanetleme seansı gibi akmamalı. Ne var ki her üç-beş günde önümüze yığdıklarından da bir rahmet serisi çıkmıyor. Türkiye’nin çeperlerinde bir tur dönünce ‘kriz sepeti’ dolup taşıyor.
***
Atalım bir tur.
11 Ağustos akşamı Irak Kürdistanı’nda bir hedef vurulurken “Cemil Bayık öldürüldü” diye medyaya sufle veriliyor. Büyük bir dalgalanma yaratılıyor. Sabah, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sorulunca tüm dünyaya tavsiyede bulunuyor: “Türkiye’yi izlemeye devam etsinler!”
İzliyorlar zaten. Türkiye’nin Sidekan bölgesinde insansız uçak saldırısında öldürdüğü kişilerin kimlikleri ortaya çıkıyor: Irak Sınır Muhafızları İkinci Tümen Komutanı Muhammed Reşid Süleyman, İkinci Sınır Tümen Komutanlığı Üçüncü Birlik Komutanı Yarbay Zübeyir Hali Taceddin. Yarbay Hüsameddin Abdurrahman Hasan ve bir asker de yaralanıyor.
Bu tablo karşısında Irak Cumhurbaşkanlığı’ndan Türkiye’ye kınama, Irak Dışişleri’nden bir nota, Bağdat’tan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın planlanmış ziyaretine iptal haberleri geliyor.
Nasıl olsa Irak çaresiz, Türkiye’ye bağımlı, bölge zaten Kürdistan dahilinde, o yüzden vurmakta, askeri üs kurmakta, yüzlerce Kürt köyünü boşaltmakta beis yok. Ama artık var. Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri, Irak’la Pençe operasyonları dizisiyle artan gerilim öngördüklerinin ötesinde büyüyor. Üstelik bu gidişat daha geniş bir bantta Arap kuşağını krizde taraf haline getiriyor. Türkiye, daimi gözlemci statüsünde olduğu Arap Birliği’nde artık sıklıkla kınanıyor. Birlik “Türk bombardımanını en sert biçimde kınıyoruz. Irak hükümetinin saldırıları durdurmak, ülkenin egemenliğini ve güvenliğini korumak için uluslararası alanda atacağı her adımı destekliyoruz” diyor.
Bölgede, Ankara ile ticari bağları olanlar dahil, Kürtler artık Türkiye’nin sınır ötesi stratejisinin PKK’nin çok ötesinde Kürdistan’ı hedef aldığını düşünüyor. Kürtlerle sorun yeni boyut kazanıyor. İkincisi, Irak’ın Türkiye’ye karşı alacağı pozisyon, Ankara ile Suriye’den Libya’ya pek çok yerde kapışan Arap koalisyonu tarafından önemseniyor. Kızışan nüfuz kavgasında bu kanaldan yürüyeceklerini öngörmek zor değil. Üçüncüsü bütün bir Kürt coğrafyasını dağıtmaya dönük saldırı silsilesi Kürtlere genelde şüpheyle yaklaşmış Arap bakışını değiştiriyor.
Sonra da hikâye bu tarafta “Türk’ün Türk’ten başta dostu yoktur” safsatasına sıkışıp kalıyor.
***
Bu seanstan hemen önce gerilim filmi Doğu Akdeniz için dönüyordu. Yunanistan’la savaşın barometresi tıklıyordu. Tehlike geçmiş de değil. Türkiye 21 Temmuz’da Meis ile Rodos arasında Oruç Reis gemisiyle sismik araştırma yapmak için seyrüsefer teleksi (NAVTEX) yayınlayınca Yunanistan’la çatışmanın eşiğine geldi. Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in devreye girmesiyle taraflar donanma gemilerini çekti. Fakat bu kez 28 Temmuz’da Barbaros Hayreddin Paşa gemisine Kıbrıs ile Lübnan arasında arama emri yazıldı. Bunu 6 Ağustos’ta Mısır ile Yunanistan’ın epey zamandır müzakere ettikleri deniz yetki alanları anlaşması izledi. Meis’i kaplamadığı halde anlaşma Türkiye-Libya arasında çizilen bölgeyle çakışıyor. Türkiye’nin Libya kartına karşı bir kart olarak okunabilir.
Türkiye, Merkel’e verilen sözün tutulmadığını savunup 10 Ağustos’ta yeni bir NAVTEX ile Oruç Reis’i Meis’in güneyi ile Kıbrıs açıklarına gönderdi. Yunan gemileri yakınlarında konuşlandı. Sismik araştırmasını engelleyecek şekilde gürültülü bir pozisyon. Acayip bir sinir harbi. Türkiye’de estirilen hava “Oruç Reis Yunan-Rum-Mısır kuşatmasını kırıyor.” Karşı kıyıda, “Ordu teyakkuzda.”
Bu sinir harbinden harp çıkmazsa ne çıkar? Ankara’nın stratejisi “Bizsiz, bize rağmen çizilen haritalara izin vermeyiz” restine dayalı. Muhataplar temiz oynamıyor, bu doğru, fakat masalar Türkiye’siz kurulduysa bunda da Ankara’nın kavgacı dış politikasının payı büyük. Taraflar müzakerelere 2002’de başladı. AKP iktidarı Trablus’taki İslamcılar uğruna girdiği kirli savaşı ‘meşrulaştırmak’ için Ekim 2019’da ‘Mavi Vatan’ tezine sarılıp enerji kavgasıyla Libya macerasını cem etti. Bu 17 yıl içinde diğer tarafta masada oturanlar ya da oturması gerekenlerin hepsiyle düşman ya da hasım hale geldi. Sorgulanması gereken nokta burası. Libya ile (üstelik yetkisi tartışmalı bir hükümetle) tek taraflı deniz yetki anlaşmasını imzalayan Ankara ötekilere “Tek taraflı hareket edemezsiniz, oldu bitti yapamazsınız” diye gürlüyor. Gürleyerek şöyle muhatapları bir sersemletmek, sonra da masada kendine yer açmak istiyor. Stratejisinin bütün esprisi bu. Kendi tek taraflılığını ‘hak’ ve ‘norm’ saymada ne kadar da özgüvenli. Sonuç almak için çok güçlü bir caydırıcılık inşa etmeleri gerekiyor. Aksi halde bir rest ötekinin restiyle karşılık bulur, sonunda da tekrarlanan gerilim tarafları istenmeyen yerlere götürür. Mevcut durumda Türkiye kendini tekrar eden, sözünün değerini düşüren, hamlelerinin sonunu getiremeyen aktör konumunda. Savaşı göze almış gibi yapıp sadece kendi yelkenlerini şişiren tehlikeli bir iktidar bencilliği bu.
***
Madem çıktık tura, bir önceki seansa bakalım. Orada Beyrut’un yıkılmış silueti üzerinde Türk babacanlığının yeni yüzünü görüyoruz. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron sömürge valisi gibi Beyrut’a inip Lübnanlı liderleri azarlayıp yeni bir düzen kurmaktan bahsetti ya ‘Yeni Osmanlı’ da geri kalacak değil. “Şahsı” gidemedi ama yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu 8 Ağustos’ta Beyrut’a gönderdi. TOKİ’yi müjdelediler. “Konut inşa ederiz” dediler. Limana da talip oldular. Tüccar diplomasisi! Kötü günde veren eli alan ele çevirmek için gözleri ışıldıyor!
Dahası var: Çavuşoğlu o kasvetli havada Türklere ve Türkmenlere vatandaşlık vaat etti. Babacan bir tavırla. Lübnan’ın dünündeki bir krizi, amonyum nitratın enkazına taşımış oldu. Ne demek şimdi bu? Suriye’deki savaşın olumsuz yansımaları bir yana, bir süreden beri Türkiye’nin Lübnan’daki faaliyetleri ciddi bir tartışma konusu haline gelmişti. Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri, İçişleri ve istihbaratın uyarıları dışa vurmuştu. İlgili kurumlar Türkiye’nin özellikle Trablus ve Akkar bölgelerinde Türkler ve Türkmenler üzerinden nüfuz alanları açmak için elçilik, MİT ve TİKA unsurlarıyla yürüttüğü çalışmaları ‘içişlerine tehlikeli müdahaleler’ olarak değerlendirecek noktaya gelmişti. Haziranda Türkmenlere ilaveten Mardinliler olarak bilinen Türkiye kökenliler ile Ermeniler arasında yaşanan gerilim sokaklara yansımış, tartışmalar temmuz ayında da sürmüştü. Böylesi bir arka plan varken Türkmenlere ve Türklere olabilecek en namüsait anda vatandaşlık önermenin nasıl yankı bulacağını Beyrut’ta toz duman dağıldıktan sonra daha iyi anlayacağız. Mezhep ve din kavgasından çok çekmiş bir ülkede paldır küldür nüfuz ağalığı yapmak ‘yardım eden ele’ olan hürmetle sadece bir süreliğine görmezden gelinir. Lübnan’da bu sürenin dolduğunu görüyoruz.
***
Çok uzatmadan öteki cephelere dair bir iki notla noktayı koyayım: Libya’da Sirte-Cufra hattında işler ciddiye biniyor. Rusya ve Mısır başta olmak üzere karşı taraf müdahalenin bedelini artıracak adımlar atıyor. Türkiye’nin tam teşekküllü bir savaşa girmeden oradaki dengeleri saplandığı yerden oynatması zor gözüküyor. Tek derdi göçü önlemek olan ada ülkesi Malta’yı yanına alarak ya da Nijer’le askeri eğitim anlaşması imzalayarak karşı ağırlık oluşturma stratejisi durumu değiştiremez.
Suriye’de ise IŞİD’in ilk yapılanması Nusra/HTŞ’yle İdlib düzlüğünde şekillenen ortaklıkta yeni başlıklar görüyoruz. Hatay-Serinyol’da Barış Kalkanı Harekat Bölgesi Komutanlığı kuruldu. Öte tarafta da Ankara, El Kaide eskilerini de içine alan bir ‘ortak askeri konsey’ için bastırıyor. Suriye güneyden, Türkiye kuzeyden askeri yığınak yapıyor. Savaş için davetkâr bir hava. Maazallah!
Milislerle tutulan diğer ceplerde asayiş berkemal değil; bir tarafta çatışmalar ve patlamalar diğer tarafta yağmacı, talancı, tacizci, tekinsiz ortaklar en iyi bildiği şeyleri tekrarlıyor.
***
Nefes tuta tuta nefessiz kaldığımız ‘yedi film birden’ seanslarında haftanın perdesine düşenler bunlar. Bu tedhiş elbette biri için elzem; sadece biri ve şürekâsı için. Yelkenler ülke için değil sadece onun için şişiyor. Bunun ulusal çıkarlarla, Türkiye ve bölgenin barışçıl geleceğiyle bir ilgisi yok.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025