Gülay GÖKTÜRK
"Kendi öğrencini kendin seç" dönemi (2)
6.03.2013
2790
Dünkü yazımda SBS'nin kaldırılması ve lise yerleştirmede ortaokullardaki ders notlarının ve ders dışı sosyal-kültürel-sanatsal faaliyetlerin etkili hale getirilmesi fikrinin bende yol açtığı endişeleri dile getirmiştim.
Bugün de, talebin yüksek olduğu bazı elit lise ve üniversitelerin -ileride sayıları artırılmak üzere- kendi öğrencilerini seçmek için özel sınav yapması ile ilgili korku ve itirazlarımı yazacağım.
Optik okuyucunun objektivitesi
Merkezi giriş sınavlarına yöneltilen ve artık klişeleşen eleştirileri hepimiz biliyoruz:
Test usulünün, öğrencilerin zihnini belli seçeneklerle sınırlı düşünmeye şartladığı ve özgür düşünme yetisini dumura uğrattığı... Değerlendirmede insan unsurunu tamamen yok ederek insanların kaderini optik okuyucuya terk ettiği... Ezberciliğe prim verdiği... Şansa dayanan bir sistem olduğu...
İki ayrı dönemde, sınav maratonunu taa içinden yaşamış biri olarak bu eleştirilerin büyük oranda haksız olduğunu düşünüyorum.
Şu optik okuyucu meselesinden başlayalım...
Doğrusu ben, optik okuyucunun para pul, nüfus torpil tanımayan objektivitesini, hasbelkader bir araya gelmiş bir sınav heyetinin sübjektif değerlendirmelerine tercih ederim.
Türkiye'de lise ve üniversite giriş sınavları, yöneltilen bütün eleştirilere rağmen, en iyi işleyen, rüşvetin, kayırmanın sızamadığı sistemlerden biridir. Bakan çocuğuyla "arkasız" vatandaşın eşit şartlarda yarıştığı tek platformdur belki de... Şimdi yapılmak istenen değişiklikle, bu platform da yok olursa; en iyi okulların seçmelerinde hatır-gönül telefonları, büyük bağışlar, partizanlıklar, tanıdıklıklar rol oynamaya başlarsa; toplumun en alt katmanlarından gelen o çocuk, eğer çok çalışırsa en iyisine kadar ulaşabileceği umudunu kaybederse, biz ne yaparız? O çocuğu bu toplumda fırsat eşitliği olduğuna nasıl inandırırız?
Doğru kişileri seçebiliyor mu?
Gelelim ikinci meseleye: Merkezi sınav doğru kişileri seçebiliyor mu?
Herhangi bir eleme sınavının başarısı doğru kişileri kalburüstünde bırakmasıyla ölçülür. Ben bu sınav sisteminin, esas olarak doğru kişileri kalburüstünde bıraktığını iddia ediyorum.
"Çoktan seçmeli" sistemin öğrencilerin zihnini belli seçeneklerle sınırlı düşünmeye şartladığı ve özgür düşünme yetisini dumura uğrattığı eleştirisini tekrarlayıp duranların karıştırdıkları şey, özellikle sözel bölümde sorunun öğrenciyi doğruyu bulmaya değil, dört yanlışı elemeye yönlendirmesidir. Ve mutlak bir doğru olmadığına göre, bu hayatta da hep böyle değil mi?
Öğrenci soruyu hiç bilmediği durumda kafadan atma yöntemini uyguluyor, sezgileriyle yanlışları elemeye çalışıyor. Ve bunu yaparken, birçoğumuzun hayatta hiç yapamadığı çok önemli bir şey yapıyor: Hiç bilmediği bir problemi çözmek için başka alanlardan devşirdiği bilgi ve tecrübeyi kullanıyor. Yani, kafasındaki bilgi kompartımanlarını kırarak akıl yürütüyor.
Aslında her bilgi iyi ya da kötü bir ezberdir. Ve bu anlamda her sınav ezberlenmiş bilgiler ister. Mevcut test yöntemi bunu en aza indiriyor. Çünkü bu sistemde sorular sadece bilgiyi değil, daha da önemlisi "bilgiyi kullanma yeteneğini" ölçüyor.
Doğru kişileri seçebiliyor mu?
Gelelim bu sınavın belki de en acımasız ama en yararlı yanına: Hızlı düşünme ve çabuk karar verme yeteneği...
Sınavdaki öğrenci şıklar arasında seçim yaparken saniyelerle yarışıyor. Zihni kapasitesini olağanüstü bir hızla kullanıyor.
Bitirirken vurgulamak isterim: Hiçbir sistem kusursuz değildir. Önemli olan en az kusurlu olanı seçmektir. Ben, bugünkü sistemin (özellikle objektif kriterlere dayanması açısından) önerilen sistemden daha iyi olduğunu savunuyor, değiştirmeden önce çok iyi düşünelim diyorum
.
Optik okuyucunun objektivitesi
Merkezi giriş sınavlarına yöneltilen ve artık klişeleşen eleştirileri hepimiz biliyoruz:
Test usulünün, öğrencilerin zihnini belli seçeneklerle sınırlı düşünmeye şartladığı ve özgür düşünme yetisini dumura uğrattığı... Değerlendirmede insan unsurunu tamamen yok ederek insanların kaderini optik okuyucuya terk ettiği... Ezberciliğe prim verdiği... Şansa dayanan bir sistem olduğu...
İki ayrı dönemde, sınav maratonunu taa içinden yaşamış biri olarak bu eleştirilerin büyük oranda haksız olduğunu düşünüyorum.
Şu optik okuyucu meselesinden başlayalım...
Doğrusu ben, optik okuyucunun para pul, nüfus torpil tanımayan objektivitesini, hasbelkader bir araya gelmiş bir sınav heyetinin sübjektif değerlendirmelerine tercih ederim.
Türkiye'de lise ve üniversite giriş sınavları, yöneltilen bütün eleştirilere rağmen, en iyi işleyen, rüşvetin, kayırmanın sızamadığı sistemlerden biridir. Bakan çocuğuyla "arkasız" vatandaşın eşit şartlarda yarıştığı tek platformdur belki de... Şimdi yapılmak istenen değişiklikle, bu platform da yok olursa; en iyi okulların seçmelerinde hatır-gönül telefonları, büyük bağışlar, partizanlıklar, tanıdıklıklar rol oynamaya başlarsa; toplumun en alt katmanlarından gelen o çocuk, eğer çok çalışırsa en iyisine kadar ulaşabileceği umudunu kaybederse, biz ne yaparız? O çocuğu bu toplumda fırsat eşitliği olduğuna nasıl inandırırız?
Doğru kişileri seçebiliyor mu?
Gelelim ikinci meseleye: Merkezi sınav doğru kişileri seçebiliyor mu?
Herhangi bir eleme sınavının başarısı doğru kişileri kalburüstünde bırakmasıyla ölçülür. Ben bu sınav sisteminin, esas olarak doğru kişileri kalburüstünde bıraktığını iddia ediyorum.
"Çoktan seçmeli" sistemin öğrencilerin zihnini belli seçeneklerle sınırlı düşünmeye şartladığı ve özgür düşünme yetisini dumura uğrattığı eleştirisini tekrarlayıp duranların karıştırdıkları şey, özellikle sözel bölümde sorunun öğrenciyi doğruyu bulmaya değil, dört yanlışı elemeye yönlendirmesidir. Ve mutlak bir doğru olmadığına göre, bu hayatta da hep böyle değil mi?
Öğrenci soruyu hiç bilmediği durumda kafadan atma yöntemini uyguluyor, sezgileriyle yanlışları elemeye çalışıyor. Ve bunu yaparken, birçoğumuzun hayatta hiç yapamadığı çok önemli bir şey yapıyor: Hiç bilmediği bir problemi çözmek için başka alanlardan devşirdiği bilgi ve tecrübeyi kullanıyor. Yani, kafasındaki bilgi kompartımanlarını kırarak akıl yürütüyor.
Aslında her bilgi iyi ya da kötü bir ezberdir. Ve bu anlamda her sınav ezberlenmiş bilgiler ister. Mevcut test yöntemi bunu en aza indiriyor. Çünkü bu sistemde sorular sadece bilgiyi değil, daha da önemlisi "bilgiyi kullanma yeteneğini" ölçüyor.
Doğru kişileri seçebiliyor mu?
Gelelim bu sınavın belki de en acımasız ama en yararlı yanına: Hızlı düşünme ve çabuk karar verme yeteneği...
Sınavdaki öğrenci şıklar arasında seçim yaparken saniyelerle yarışıyor. Zihni kapasitesini olağanüstü bir hızla kullanıyor.
Bitirirken vurgulamak isterim: Hiçbir sistem kusursuz değildir. Önemli olan en az kusurlu olanı seçmektir. Ben, bugünkü sistemin (özellikle objektif kriterlere dayanması açısından) önerilen sistemden daha iyi olduğunu savunuyor, değiştirmeden önce çok iyi düşünelim diyorum
.
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015