İbrahim Karagül
Ne garip; Türkiye'ye operasyon çeken ülkelerin hemen hepsi benzer sorunlarla yüzleşmeye başladı. Gezi olaylarından bu yana, ülkeye, millete operasyon çeken herkese kol kanat geren, koruyan ve onları kışkırtan Almanya, seçim öncesi aykırı sesleri susturmak için medya operasyonları başlatıyor, muhalif sesleri kısıtlıyor. Bunu bir ulusal güvenlik meselesi olarak görüyor!
Türkiye'ye bölmek, parçalamak için örtülü operasyonlara destek veren Avrupa Birliği kendisi dağılma sürecine giriyor. İngiltere'nin kopuşundan sonra “Ortak Avrupa” düşüncesi yerlerde sürünüyor, motivasyon olma özelliğini kaybediyor. Bir çok ülke, yakında ayrılık seslerini daha da yükseltmeye başlayacak.
AB projesi, Hitler rüyası..
AB projesinden geriye bir Alman İmparatorluk projesinden başka bir şey kalmayacak. Hitler'in işgalle yapmak istediğini “Ortak Avrupa” ülküsüyle yapmaya çalışan Almanya, kendi rüyalarını açık etmek zorunda kalacak. İşte tam da bu dönemde, Türkiye içindeki güvenlik sorunlarına destek olan AB ülkeleri, kendileri güvenlik sorunlarıyla yüzleşme dönemine giriyor. Dikkat edin, bekleyin daha neler göreceksiniz.
Kendi başkanlarını ajan ilan ettiler!
İktidara geldiğinden bu yana, özellikle son beş yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı devirmek için sayısız operasyona imza atan ABD istihbaratı, şimdi aynı operasyonları kendi Başkanı'na çekiyor. Türk hükümetini, güvenlik birimlerini, istihbaratını güvensiz ilan edenler, şimdi kendi hükümetlerini, seçim sonuçlarını, kurum ve kuruluşlarını, siyasi figürlerini, başkanlık kabinesi üyeliklerini sorguluyor. Kendi başkanını suçlu, güvensiz, şüpheli, ajan ilan ediyor!
ABD'den suikast talimatı veriyor!
15 Temmuz'da Türkiye'de darbe teşebbüsünde bulunan, iç savaşhazırlığı yapan, ülkemizi bölme planlarını devreye sokan, darbe başarısız olunca da Gülen ve teröristlerini korumaya alan, halen Gülen'in ABD'den suikast talimatları vermesine zemin imkan tanıyan ABD yönetimi, istihbaratı, kendi içinde savaşa başlıyor, kendi istihbarat hesaplaşmalarıyla uğraşıyor, kendi Başkanı'nı koltuğa oturamaz hale getirmeye çalışıyor.
Zamanı gelecek; Türkiye'ye kaşı terör örgütleriyle ortaklık kuran, onları “kara gücü” olarak gösteren, silaha boğan, bu destekle Türkiye içindeki sivil katliamlara destek vermiş olan ABD yönetimi, kendi içinde, kendi ülkesinde aynı tehditlerle yüzleşecek, aynı sorunlarla boğuşacak.
FETÖ Türkiye için dış, ABD için iç tehdittir..
Belki FETÖ, Türkiye için dış tehdit, ABD için ise bir iç tehdit haline gelecek. Belki ABD'nin terörle sınavı bu örgüt üzerinden gerçekleşecek. Dünyanın gidişatına bakılırsa bu da olacak. Hiçbir zaman hiç kimseye karşı terör istemeyiz, isteyemeyiz ama bu kötülük bir gün onları bulacak, hazırlıksız yakalayacak.
Çünkü onlar meşruiyet çizgisini kaybettiler. Devletlerle terör örgütlerini birbirine karıştırdılar, ayırım yapamaz hale geldiler. Çoğu zaman devletlerin, meşru yönetimlerin yerine terör örgütlerini ortak ilan ettiler, onlarla ortak cepheler açtılar. Terör unsurlarıyla, örgütleriyle kendi müttefiklerine saldırdılar, müttefiklerinin meşruiyet alanlarına, demokrasisine, özgürlüğüne savaş açtılar. Bir çok ülkeyi bu örgütler üzerinden parçalamaya çalıştılar.
ABD içindeki tartışmaları çok iyi izleyin. Kurumların, iktidar alanlarının hesaplaşmasını takip edin. Daha yeni başlayan bu çatışmaların zamanla nerelere uzanacağını tahmin etmek zor değil. Sistemik hesaplaşma zamanla dünya ile ilişkilerde ve sosyal alanlarda kendini gösterecek. ABD'nin hem kendi içinde hem de küresel ölçekte çok ciddi sorunlarla boğuşacağını tahmin etmek fantastik bir düşünce değil. Asıl çatışma alanları oralarda başlayacak. Böyle giderse ABD yönetimi, bu hesaplaşmayı hazmedemez hale gelecek.
NATO köhne, AB ise Almanya'nın aparatı
Donald Trump'a bakıyoruz; yerleşik düzene, kurumlara savaş açıyor, onları sorguluyor, değersizleştiriyor. Kendini tehdit ilan eden kurumları tehdit ilan ediyor. Hem içerideki kurumları hem uluslararası kurumları anlamsızlaştırıyor.
NATO'nun tehdit haline geldiğini, köhnemiş yapı olduğunu söylüyor. Avrupa Birliği'ne “Almanya'nın aparatı” görüyor, İngiltere'ye “iyi ki ayrıldınız” diyor.
Rusya'yı yağmalama planlarını boşa çıkaracak açıklamalar yapıyor. Başından beri Rusya ile yakınlaşmadan söz ediyor. O bu açıklamaları yaparken ABD devleti, Avrupalı müttefikleri ile Doğu Avrupa'ya, İskandinav ülkelerine, Baltık bölgesine tehlikeli biçimde askeri sevkıyat yapıyor, adeta savaş hazırlığı yapıyor.
Rusya'yı parçalama planı, Çin'in 'Acımasız karşılığı'
Görünen o ki, ABD, Avrupalı müttefikleri ve Asya'daki ortakları ile Rusya'yı iki taraftan köşeye sıkıştırmaya, yeniden parçalamayadönük bir strateji izliyor. Böyle olunca da Trump'ın “Rusya ile yakınlaşma” cümleleri bu projenin mimarlarını çıldırtmaya yetiyor. ABD-Rusya ilişkilerinin ne olacağına kim karar verecek? Trump mı yoksa ABD devleti mi? Kim kimin bileğini bükecek, yakında göreceğiz.
Daha da tehlikeli olan ABD-Çin ilişkileri. Küresel ölçekte kıyamet senaryolarının yazılmasına yetecek ölçüde bir gerilim, kriz politikası uygulanıyor. Trump, Rusya'yı değil Çin'i hedef alırken Pekin yönetimi “acımasız karşılık” verme şeklinde son derece tehdit edici cümleler kuruyor. Hem Rusya hem de Çin, ABD tarafından gelen tazyiklere yumuşak tonla değil, daha sert cümlelerle, saldırıya daha sert saldırıyla cevap veriyor. Bu da küresel ölçekte iklimin ne kadar sertleştiğini, artık çevrenin değil merkez ülkelerin çatışma sahasına indiğini gösteriyor.
ABD bu yükü kaldıramaz
Peki ABD, kendi içindeki sorunları çözmeden bu ağır bunalımları, Rusya ve Çin ile hesaplaşmayı kaldırabilir mi?Kendi istihbaratı “Trump'la bilgi paylaşmayın, Rusya'ya verir”diyebildiği, adeta kendi başkanını yabancı güç olarak tanımladığı bir dönemde ABD'nin eli ne kadar güçlü?
Açık söylemek gerekirse on yıl öncesine göre ABD'nin kartları çok zayıfladı. Çünkü ortaklıkları ciddi erozyona uğrarken, güvenilir ülke özelliğini büyük oranda kaybederken, dünyanın ezici çoğunluğu tarafından tehdit görünürken, uluslararası sistem inşasının önündeki en büyük engel olarak tanımlanırken Washington'ın şiddet dışında seçeneklerinin çok da fazla olmadığı bir gerçek.
İşin garibi, ABD ve Avrupa kendi içinde tartışmaların yükseldiği bir dönemde Rusya ve Çin dana derli toplu, kararlı, kendinden gemin bir görüntü veriyor.
Trump: Devrimci mi yoksa büyük felaketin öncüsü mü?
Trump ya büyük bir devrimci ya da kaos öncüsü olarak geçecek tarihe. Ya dünyanın yarısını savaşa sürükleyecek, ya da varolan güç haritasını kökten değiştirecek. Ya yeni bir Amerikan çılgınlığı, saldırganlığı, faşizmi ortaya çıkaracak ya da ABD'nin kendi içinde kavgasını ateşleyecek. Her ne olursa olsun, yeni ABD Başkanı'nın sıradışılıkları ABD ve dünyada derin izler bırakacak.
Umuyoruz Türkiye ile ilişkilerde de yeni bir sayfa açılır. Obama dönemi, özellikle ikinci dönem, iki ülke arasında çok derin yaralar açtı. Türkiye-ABD arasındaki güvensizlik, ayrışma hiç bu boyuta gelmemişti. Obama müttefik ilişkilerini yok etti.
15 Temmuz bir ABD saldırısıydı
Dahası bir NATO ülkesine, ABD müttefikine açıktan savaş açtı. Terör örgütleriyle vurdu, Suriye üzerinden kuşatmaya kalktı, en önemlisi de FETÖ'yü bir istihbarat, silahlı güç olarak kullanarak 15 Temmuz saldırısına imza attı. Cumhuriyet tarihinin en ağır saldırısına maruz kaldı Türkiye.
Öyleyse, bu kadar açık konuşan, her şeyi sorgulayan Trump'ın Türkiye'ye bir açıklama borcu var. Kendi ülkesinin pervasızlıklarıiçin, milletimize reva gördüğü şiddet için bir özür borcu var. 15 Temmuz'da dönen dolaplarla ilgili, ABD istihbaratının bu ülkede ne haltlar karıştırdığı ile ilgili, bölgemizdeki ABD askeri unsurların darbe teşebbüsündeki rolü ile ilgili de ciddi cümleler bekliyoruz.
NATO tehdit oldu, Türkiye kopabilir
Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sayesinde 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlığa uğramasını övgüyle karşılayan cümleler kurdu ama bu yetersiz. Bundan sonra Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri konusunda inandırıcı, ikna edici cümlelere ihtiyaç var. Gülen ve darbeci ekibi hala ABD'de. FETÖ-ABD istihbaratı ortaklığı hala işliyor.
Eğer o bu güvenceleri vermezse, eğer o istihbarat ortaklığını sona erdirmezse, eğer Türkiye'ye karşı terörle ortaklık devam ederse,15 Temmuz sürecinin devamına yönelik saldırganlıklar sürdürülürse Türkiye ile Batı ekseni bir daha onarılamayacak ölçüde bozulacaktır. Her ülke kendi öz savunmasına odaklanır, hiç kimse dostluklar, ittifaklar hatırına ülkesinin imhasına seyirci kalamaz.
Dolayısıyla Türkiye, bir süre sonra ABD ile ortaklığı, NATO üyeliğini masaya yatırmak zorunda kalacaktır. Hem ABD hem de NATO Türkiye için tehdit ilan edilecektir, çünkü tehdittir. Zaten küresel ölçekte ayrışmalar bu hızla giderse, bu ortaklıkların da pek anlamı kalmayacaktır.
Büyük hesabı gölgelemek: Herkes ayağını denk almalı
Son bir cümle söyleyeyim: Yüz yıl önce biz çökerken bazı ülkeler yükseliyordu. Yüz yıl geçti, biz yükselişe geçtik, onlar durakladı, bazıları ise çöküşe geçti. Bizim için ne öngörmüşlerse, planlamışlarsa başlarına geliyor. Çatışma ve kriz haritası değişiyor, Batı'ya, Kuzey'e ve Doğu'ya kayıyor. Dünya, İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük hesaplaşmaya sürükleniyor.
İşte bu dönemde Türkiye, kendi içindeki sorunları büyük oranda aşmış, sistemik dönüşümünü tamamlamış, kritik eşiği geçmiş bir ülke olarak öne çıkacaktır. Ve işte bu dönemde, aykırı seslerin, kişisel hesapların sorgulanacağı, yargılanacağı bir dönem olacaktır. Çünkü çok büyük bir hesap vardır ve kimsenin bu hesabı gölgelemesine izin verilmeyecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021