İbrahim Karagül
Büyük güçlerin büyük kavgaları olur. Öfkeleri de, sevgileri de, merhametleri de büyüktür. Etkileri ülke sınırlarını, bölge sınırlarını aşar. Verdikleri kararlar küresel ölçekte izler bırakır, hesaplar bozar.
Onların büyük iddiaları, tezleri, hesapları, planları, girişimleriolur. Talimat almazlar, buyrukla yönetilmezler, ittifak ilişkilerinin taşeronu olmazlar, iyi niyetli önerileri bile titiz bir sorgulamadan geçirirler, şüphecidirler ve her zaman teyakkuzda, tetiktedirler.
Çünkü onlar küresel aktörlerdir, yardımcı unsur değildirler, başka bir ülke, güç ya da ittifakın temsilcileri değildirler, karar merkezidirler, küresel iktidar alanının ana unsurlarındandırlar.
Çok sert bir fırtına, amansız bir mücadele yaklaşmaktadır
İşte tam da burada rüzgarlar çok sert eser, fırtınalar yaşanır.
Orada dostluklar yoktur, kalıcı düşmanlıklar yoktur, acıma yoktur, merhamet yoktur, hoş görme yoktur. Herkes birbirinin rakibidir, sınırlayıcısıdır, dengidir. Oyunlar burada kurulur, operasyonlarburadan başlar, güç hesaplaşmaları burada yaşanır.
Dünyayı saran, ulusları ve ülkeleri sarsan bu çatışmalardır. Hele de küresel sistemin çöktüğü, yeni güç haritasının oluşamadığı bugünkü gibi boşluk döneminde, o seviyede çok acımasız bir mücadeleyaşanır.
Bugün Amerika, Çin, Rusya, İngiltere, AB gibi güç odakları arasında kurucu unsurlar arasında göründüğü gibi bir uzlaşma, dostluk, birliktelik yoktur, olmayacaktır da.
Önümüzdeki dönemde bu güçler arasındaki ayrışma çok daha şiddetli güç çatışmalarına dönecektir. Her biri yeryüzünün birkaç bölgesinde birbiriyle vuruşacak, bu korkunç paylaşım savaşında amansız bir mücadeleye girecektir.
Batı geriler, Doğu yükselir, Türkiye büyür, yıldızlaşır..
Türkiye’nin bugün yaşadığı tam da budur. Türkiye artık büyük ölçekli bir ülkedir, geleceğin dünyasının yıldız ülkelerinden biridir. Şaşırtıcı, hesap bozucu bir yükseliş dönemine girmiştir, bu da beraberinde bir tarih hesaplaşması, bir güç mücadelesi getirmiştir. Türkiye, tarihsel iddialarını bugüne taşımıştır. Bu da, coğrafya üzerindeki hakimiyet tezlerini sarsmış, bazı ülkelerin hükümranlık alanlarına müdahale olarak öne çıkmıştır.
2050 yıllarına dönük bütün siyasi, ekonomik tezler ve öngörüler, Batı’nın gerilemesine, Doğu’nun yükselmesine, Türkiye’nin yıldızlaşmasına işaret etmektedir. Bugün açıktan ya da örtülü biçimde Türkiye ile çatışmacı bir ilişkiyi tercih eden güçler, ülkeler aslında bugünün değil, geleceğin Türkiye’si ile kavgaya tutuşmuştur.
Türkiye artık ABD’nin stratejik ortağı değil, bölgedeki rakibidir
ABD ile Suriye ve bölgedeki yaşanan ayrışma, Washington’ın PKK ve diğer terör örgütleriyle açık ortaklık kurup Türkiye’yi dizginlemeye, sınırlamaya, hatta savaşı Türkiye içlerine servis etmeye dönük girişimleri bu yüzdendir.
Türkiye artık ABD’nin stratejik ortağı değil, bölgedeki rakibidir. Dışarıdan, çevreden, Güney’den Türkiye’yi vuran ABD’nin en büyük intihar saldırısı 15 Temmuz’dur. Ülkemizi içeriden vurmayı denemiş, başarısız olmuştur. Yeni küresel güç haritasının şekillenmesine da bağlı olarak ABD’nin dışarıdan kuşatma, çevreleme planları da başarısız olacak, iflaslasonuçlanacaktır.
Bugün PKK’ya ne kadar silah verse, Türkiye ile savaş için ne kadar yığınak yapsa, ülkemizi güneyden vurmak için ne kadar hazırlansa da, ABD bu planı hiç bir zaman başaramayacaktır. Çünkü bu tehdit bir biçimde tanımlanmıştır!
Kontrol edemeyince açık düşman oldular
Avrupa Birliği ile yollarımızın ayrılması da, Almanya ile yaşanan çekişme de bu yüzdendir. Türkiye’nin sıradan bir AB üyesi olamayacağı, AB’nin çekirdek ülkelerinden talimat almayacağı, onların himayelerine ve merhametine sığınmayacağı artık bir gerçektir. Türkiye büyümüştür, güçlenmiştir, AB’ye ihtiyacı yoktur, Almanya ya da İngiltere’nin korumasına da muhtaç değildir.
Artık AB ile oyalayıp Türkiye’yi kontrol altında tutma dönemi kapanmıştır. Türkiye bu defteri kapattığı için de Almanya başta olmak üzere AB ülkelerinin büyük çoğunluğu açık düşmanlık yolunu seçmiştir. Şimdiki taktikleri korkutma, yıldırma, sindirme üzerine kuruludur. Yönetirken korkutmayı bile becerememenin verdiği bir hazımsızlık her yönüyle hissedilmektedir.
Berlin’in PKK ve FETÖ üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırmamanevrası Türkiye’nin sert reaksiyonu ile boşa çıkmıştır. İçeride birilerinin, bazı çevrelerinin hala AB ile Türkiye’yi dövme dönemi de kapanmıştır. Bundan sonra güç oyunları vardır ve Türkiye bu oyunu oynayacaktır.
BAE, ihaleler, kirli işler ağı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi bölge ülkeleri, terör örgütleri ve yine bölgedeki bazı çevrelerin Türkiye karşıtı örtülü operasyonları da bu büyük hesaplaşmanın parçasıdır. Onlar, Türkiye’yi sınırlandırmak için bir ihale almışlar, kirli işlere talip olmuşlardır. Merkez güçler ve taşeronları, Türkiye’nin elinin uzandığı her yere saldırmakta, oraları istikrarsızlaştırmakta, ülkemizin hareket alanını daraltmaya çalışmaktadır.
Bu, çok büyük bir projedir. Proje için Müslüman dünyanın bütün mahremi, değerleri, onurunun yerle bir edilmesi bile göze alınmıştır.
Coğrafyanın hainleri Mescid-i Aksa’yı sattı!
Suriye’deki berbat durum ile Mescid-i Aksa’nın başına gelenler, işte bu büyük çatışmanın bir parçasıdır. Bölgedeki güçlerin, kendi aralarındaki kavgalar ile merkez güçlerin kendilerine dağıttığı ihalelerle uğraşmaları yüzünden coğrafyada çok büyük bir boşlukoluşmuştur. Mescid-i Aksa provokasyonu bilinçli bir şekilde hazırlanmış, BAE ve bölgedeki bazı güçler Kudüs’ü satmıştır.
Çünkü onlar, efendilerinin talimatları doğrultusunda bütün silahlarını bölgeye, birbirlerine, kendi insanlarına ve ülkelerine yöneltmiştir. İşte tam bu boşlukta İsrail Kudüs’ün ve Suriye’nin bir bölümünün işgali sürecini başlatmıştır. Bazı bölge ülkeleri yeni sömürge dalgası için cepheye sürülmüş, bir işgal gücü haline getirilmiştir.
Düşmanın en büyüğü, en güçlüsü, ihanetin en alçağı
Türkiye, bir kez daha düşmanın en büyüğü ile, en güçlüsü ile, ihanetin en alçağı ile yüz yüze gelmiştir. Haçlı Seferleri’nden bu yana bu hep böyle olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda da böyle olmuştu. Yüz yıl sonra aynı tarih bir kez daha yaşanmaktadır.
Ama bu sefer, gerileyen bir ülke, çöken bir devlet değil, yükselen ve tarih değiştiren bir ülke söz konusudur. Bu yükselişin, coğrafyayı nasıl sarsacağı, küresel güç haritasını nasıl etkileyeceği bilindiği için de, hem dışarıdan hem de bölgeden yoğun tazyikler başlamıştır.
Bu çatışma çok şiddetlenecek, bu hesaplaşma yüzyılımıza damgasını vuracaktır. Çünkü Türkiye artık merkez güçtür, oyun kurmaktadır, hesap bozmaktadır, coğrafyaya bir yol çizmektedir. 20. yüzyılın sonunda Batı’nın başlattığı Yeni Kuşatma Yüzyılı, Türkiye tarafından Hesaplaşma Yüzyılı’na çevrilmiş, bir adım sonrasının ise Meydan Okuma Yüzyılı olacağı netleşmiştir.
Yüzyılın mücadelesi bu, diz çökmek yok!
Şu an yaşanan, bu büyük yürüyüşü durdurmayı hedefleyen yeni bir Haçlı saldırısıdır. Bu yüzden mücadele yüzyılın mücadelesidir, sadece Türkiye’nin değil coğrafyanın mücadelesidir. İçerideki ihanetçevrelerine, bölgedeki ihanet odaklarına azami dikkat etmek gerekir. Çünkü 15 Temmuz’da olduğu gibi, bir sonraki kurgu yine onlar üzerinden servis edilecektir.
Türkiye büyük güçler kavgası yaşamakta, çok sert bir mücadele vermektedir. Hiç kimse bu kavgada ülkemize bir suç, ayıp, eksiklik atfedemez. Teslim olmak, yönetilmek, rehin alınmak, esir olmak isteyenler Türkiye’ye rol biçemez. Bunlar, bu çevreler 15 Temmuz’un uzantıları, dışarıdan gelen tehditlerin iç işgalcileridir.
Çünkü teslim olmak parçalanmaktır..
Eğer bu coğrafyadaki bin yıllık tarihimizde yeni bir çıkışyakalayacaksak bu kavganın üstesinden gelmek zorundayız. Ülkemiz, milletimiz, geleneğimiz bu iddianın sahibidir ve bundan vazgeçmeyeceğiz. Öyleyse kavganın üstesinden gelmeyi bileceğiz. Bunun tersi diz çökmek, teslim olmak, küçülmek, parçalanmaktır.
Biz bunu asla kabul etmeyeceğiz. Yükselişe geçtiğimiz için, iddialarımız olduğu için, kendimize inandığımız için bizi vuruyorlar. Bu kavganın başka da hiçbir sebebi yok.
Kavgadan kaçan biz olmayacağız
Küresel güç haritasındaki değişimlere, eğilimlere bakılırsa, bugün bizi en fazla vuran güçlerin duraklama dönemi yaşadığını, bazılarının çöküş dönemine girdiğini görürüz. Öyleyse bu geçiş döneminde direnmekten, daha da güçlenmekten, olağanüstü bir askeri güç biriktirmekten başka seçeneğimiz yoktur.
Kavgadan kaçan biz olmayacağız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021