İbrahim Karagül
Buraya not bırakayım..
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın dün Ankara’da verdiği bütün sözler, taahhütler, iki ülke ilişkilerini normalleştirmeye dönük bütün teklifler yalan çıkacak. ABD yalanlar tarihine bir ekleme daha yapılmış olacak. Çünkü, yirmi yıldır bölgemizde, Türkiye’nin çevresinde yürüttükleri operasyonlar konusunda bize verdikleri sözlerin tamamı yalan çıktı.
Hep bir gizli gündemleri vardı, bu gizli gündem büyük oranda “Türkiye ile dostluk, ortaklık” üzerinden yürütüldü. O gizli gündem gün geldi Türkiye’yi vurmaya başladı, bütün projenin en sonunda “Türkiye Cephesi” açma ile sonuçlanacağı netleşti. 15 Temmuz saldırısı ile bu cephe açılmak istendi ve biz o zaman ayağa kalktık.
Nasıl da telaşlandılar!
Fırat Kalkanı ve Afrin harekatı ile harekete geçtik, kendimizi korumaya almaya başladık. Bu iki operasyon, aldatma manevralarını boşa çıkardı, gizli gündemleri açık etti, ABD’yi telaşlandırdı. Çünkü Irak işgalinden bu yana adım adım devam eden o büyük proje, tam da sona yaklaşıldığı anda bozuluyordu.
Irak’ın işgali ile Suriye Savaşı’nın başlatılması, Suriye’deki ortaklık formül ve projelerinin tamamında Türkiye’nin yalnız bırakılması, en sonunda PKK ile ortaklık kurulup ülkemizin vurulması, büyük projenin gizli taraflarını gizlenemez hale getirdi. Artık “ortaklık, müttefiklik, iyi ilişkiler” söylemi işe yaramaz oldu.
Sözler ve eylemler arasındaki çelişki, ABD’de her kafadan birbirinin zıddı açıklamalar gelmesi, Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği sözlerin Pentagon ve CIA tarafından boşa çıkarılması, Suriye’deki ABD askerlerinin bir tür örgüt gibi kendi başına hareket ediyor görüntüsü, Türkiye-ABD ilişkilerini tarihin en zor dönemine sürükledi. Türkiye’nin, kendini koruma kaygısından başka bir seçeneği yoktu.
Yalanların en rezilcesi: Kimse suskun kalmamızı istemesin..
Kimse bizden, ABD ile dostluk adına kendi ülkemizin vurulmasına, dağıtılmak istenmesine suskun kalmamızı beklemesin. Kimse dostluk ortaklık oyunlarıyla bizi oyalamaya, yavaşlatmaya da kalkışmasın. Hiçbir ülke böyle bir şeye suskun kalamaz. Türkiye de kalmayacaktır.
Yirmi yıldır sözlerine yalan olduğunu bile bile inandık. Çoğu zaman inanmak zorunda kaldık. Çünkü başka sıkıntılarımız vardı. Çünkü Türkiye kendi yolunu çizmekte sıkıntı yaşıyordu. Çünkü Türkiye ardı ardına içeriden vuruluyordu.
İlk kez kendi doğrularımızla harekete geçtik. İlk kez milli bir devlet aklı olgunlaştı. İlk kez bizim için tehdit olanları kendi dilimizle tanımlamayı başardık. Biz harekete geçince panik halinde Ankara’ya akın etmeye başladılar. Eski sözlerden, vaatlerden başka ellerinde hiçbir şey yoktu.
PKK’yı silaha boğarken, Suriye sınırından ve Türkiye içinden bu ülke için ne kadar hassasiyet varsa hedef alınırken kapılarımıza akmaya başladılar. Savunma Bakanı Jim Mattis’in “gerekirse YPG ile PKK’yı savaştırırız” gibi abuk sabuk laflar etmesi ABD’nin yalan uydurmakta bile artık zorlandığının işaretidir. Yalanların en rezilcesiydi bu. Bir ülke nasıl bu hallere düşer, ya da bir ülke Türkiye gibi bir ülkeyi bu şekilde kandıracağını nasıl zanneder inanmak mümkün değil.
Defalarca test ettik: Tillerson’ın sözünü CIA da, Pentagon da reddedecek..
Şunu da not edelim:
Bundan sonra Suriye ya da her hangi bir yerde ABD ile hiçbir stratejik önceliğimiz örtüşemeyecek. Bunu defalarca test ettik, biliyoruz, görüyoruz. Bundan sonra nerelerde çatışma alanları, ayrışmalar yaşanacağını okuyoruz.
Hal böyle iken ABD’nin ipiyle bölgeye bakmak bize olağanüstü bedeller ödetecektir. Çünkü Suriye’nin kuzeyindeki planlama Türkiye cephesi içindir. İsrail öncelikleri içindir. 15 Temmuz’un devamı içindir. Eğer biz bugün o yalanlara bir kez daha inanırsak, 15 Temmuz saldırılarını inkar etmek zorunda kalırız…
Suriye’deki ABD askerleri başka bir güç tarafından yönetiliyor. Washington’da kimin ne söylediği bile belli değil. Karşımızda bir Amerika yok. Bir iktidar parçalanması var. Devlet içindeki bazı yapılar çeteleşmiş, ayrı devlet gibi çalışıyor. Eğer öyle ise, hangi Amerika’yı muhatap alacağız? Kimin sözüne inanacağız? Tillerson’ın sözünü Pentagon reddedecek, CIA reddedecek, o sözlerin tamamı havada kalacak, bilmiyor muyuz..
Birileri içeriden ABD dışarıdan.. Oyun aynı: Türkiye’yi oyalama..
Her şey Türkiye’yi oyalama üzerine kurgulandı. Bu, yıllardır da böyleydi. Suriye savaşı başladığı günden bu yana böyleydi. Savaşın çıkarılması bile bunun üzerine kurgulanmıştı. Çünkü ana cephe Türkiye olacaktı, adım adım o ortam olgunlaştırılacaktı.
Ama bakıyoruz, birileri içeriden ABD dışarıdan aynı oyunu oynamaya devam ediyor. Tillerson’ın sözlerinin içerideki taraftarları da en az ABD kadar Türkiye’yi oyalama çabalarının içinde hareket ediyor.
Türkiye’nin siyasi aklı şunu hesaba katmalı bence: Bu bir terör meselesi değil. Bir Suriye rejimi meselesi değil. Türkiye-ABD ilişkilerinin kırılmasıyla sınırlı bir mesele de değil.
Yeni bir coğrafya inşa ediliyor: Biz ne olacağız?
Herkes şunu bilsin: Yeni bir coğrafya inşa ediliyor. Coğrafyanın değişimi zihinlerin değişimidir. Kendimize, ülkemize, dünyaya bakışımızın değişimidir. Bunların ne kadar bizden, ne kadar yabancı olacağına bu coğrafya değişimi karar verecektir.
Birinci Dünya Savaşı’nda nasıl değiştiyse, daha önceki büyük krizlerde nasıl değiştiyse şimdi de bütün coğrafya, harita öyle değişiyor, değişecek.
Mesele bütün o taktik savaşların ötesinde yeni coğrafyada biz ne olacağız, ne kadar olacağız, nereye kadar olacağız, bu coğrafyayı ne kadar belirleyeceğiz..
Bu coğrafya biz olmadan belirlenemez
Bu da, tarihin derinliklerinden geleceğin belirsizliklerine doğru uzun vadeli bir perspektif şart demektir. Bakış açısı bu mutlak olmalı. Bakış acımız, içerideki bazı grupların küçük hesapları ile, dışarıdaki bazı ülkelerin bölgesel çıkarlarının örtüşmesine göre biçimlenmemeli.
ABD ilk kez bu coğrafyayı belirleme konusunda çaresiz duruma düştü. İstediğini yapamıyor, yapamayacak da.. Bu yeni coğrafya biz olmadan belirlenemez, o harita biz olmadan çizilemez. Çünkü ilk kez o derinlik o bakış açısı böylesine güçlü bir şekilde öne çıktı.
Çok tehlikeli bir hesap yapıyorlar: Türkiye’yi yapayalnız bırakmak..
Şunu da not edelim:
ABD’nin o topraklardan çekilmesi, PKK ile ilişkisini kesmesi, verdiği silahları geri alması, PKK üzerinden Türkiye’yi rahatsız eden hesaplarının tamamından vazgeçmesi dışında anlaşma yapmak mümkün değildir.
Şunu deniyorlar: Türkiye ile yakınlaşmak, Suriye’de işbirliği yapmak, Rusya ve İran’ı endişelendirmek, Türkiye ile Rusya ve İran’ın bölgesel yakınlaşmasını sabote etmek… Bugünkü hesap budur.
Bunun sonucu ne, biliyor musunuz? Türkiye’nin yapayalnız kalmasıdır. Bu sonuç ortaya çıktığı anda, Rusya ve İran’la işbirliği kanalları zedelendiği anda ABD’nin yalan manevrası başarılı olmuş olacaktır. İşte o zaman biz, Türkiye, bölgesel bir işbirliği imkanını bir daha bulamayacağız. Hiçbir ülke ile…
Gizli gündemin son safhası: Biz bu oyunu yutmayacağız
İşte o zaman ABD ve İsrail’in bölgesel oyunlarının içinde duvardan duvara savruluruz. İşte o zaman Türkiye’yi koruma adına hiçbir adım atamayacağız. İşte o zaman Rusya Türkiye ile hiçbir konuda işbirliğine gitmeyecek. İşte asıl o zaman ABD PKK ile daha güçlü çalışacak, Türkiye’yi daha köşeye sıkıştıracak, o gizli gündemin son safhasına geçmiş olacak.
İşte o zaman ABD ve PKK’nın oyunlarının içerideki operasyoncuları da harekete geçecek. Türkiye bu oyuna düşmez, düşmeyecektir.
Biz sözlere bakmıyoruz. ABD silahları ile askerlerimiz şehit edilirken, tanklarımız vurulurken, ABD’nin paralı askerlerine dönüşürken PKK ile sivillerimiz katledilirken biz hiçbir söze inanmayız.
Biz bu sefer bu oyunu yutmayız. Kimse böyle bir umuda kapılmasın!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021