Levent Gültekin
Muhafazakar, dindar, İslamcı… nasıl tanımlarsanız tanımlayın bu camiada Erdoğan’a yönelik eleştirilerin dozu giderek yükseliyor.
Yazarlar, gazeteciler ve kimi AK Partili eski siyasetçiler gelinen son durumun vahametine dikkat çekip uyarı üzerine uyarı yapıyor.
Erdoğan’a yöneltilen bu eleştiriler içerisinde en sarih, ne dediği tam olarak anlaşılan eleştiri ve önerileri ise eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu yaptı.
Ahmet Davutoğlu özetle ‘tek adam rejiminin yanlış olduğunu, izlenen politikaların ülkeyi büyük bir yıkıma sürüklediğini, MHP ile girilen ittifakın hem Türkiye’yi hem de AK Parti’yi zehirlediğini ve bir an önce hem tek adam rejiminden vazgeçilmesi gerektiğini hem de MHP ile ittifakın bitirilmesini’söylüyor.
Erdoğan’a yöneltilen eleştirilerin haklılık payı bir hayli yüksek.
Esasında muhalif kesimde birçok kimsenin yıllardır yazıp söylediği eleştirileri, gidişata dönük itirazları destekleyecek türden eleştiriler bunlar.
AK Parti içinden yükselen bu eleştirilere bakarak “Tamam sonunda gerçeği gördüler, bizim dediğimiz noktaya geldiler”demek bana pek gerçekçi ve sağlıklı gelmiyor.
Bu nedenle müsaade ederseniz, gidişatın vahametine dikkat çeken, Erdoğan’ı eleştiren eski yol arkadaşlarına bazı hatırlatmalar yapmak ve esas sorunun nereden kaynaklandığına dikkat çekmek istiyorum.
***
Sevgili eski AK Partili yazarlar, siyasetçiler, gazeteciler,
Bugün şikayet ettiğiniz tablo bir günde ortaya çıkmadı.
Erdoğan şahsında AK Parti, nihayetinde Türkiye, Gezi süreciyle bir yola girdi. Daha doğrusu karanlık, ucunda çıkışı olmayan bir tünele girdi.
Erdoğan Gezi’de ortaya konulan itirazlara verdiği tepkiyle ülkede nasıl bir yönetim anlayışı benimseyeceğini de göstermiş oldu.
O günlerde Erdoğan’ın bu tutumunu desteklediniz.
Erdoğan’ın Gezi protestolarını bastırmak için gösterdiği yaklaşımın demokrasiyi, çoğulculuğu, özgürlüğü tahrip eden ilk adımlardan biri olduğunu görmediniz.
Sonuçta Erdoğan, sizin de desteğinizle girdiği o tünelin atmosferine uygun politikalara ağırlık vermeye başladı.
Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişti.
Toplumu sindirmek, korkutmak, benimsediği yönetim anlayışını uygulayabilmek için medyayı dizayn etmesi gerekiyordu.
Bütün medya yeniden tanzim edildi. Gazeteler, TV’ler iktidarın lehine el değiştirildi.
Bütün bunlar yapılırken hiçbir tereddüt göstermeden desteklediniz.
Sizin yapmadığınız uyarıyı, itirazı toplum 7 Haziran seçimlerinde AK Parti’ye yapmıştı.
Fakat Erdoğan sizin de desteğinizle girdiği o çıkılmaz tünelin atmosferi gereği seçim sonuçlarını tanımadı.
Demokrasiye büyük gölge düşürecek, toplum iradesini hiçe sayacak ilk adım 7 Haziran’da atıldı.
Hiçbirinizden demokratik terbiyeye sığmayan bu adıma açıktan güçlü bir itiraz gelmedi.
Hiçbiriniz “Ben yokum” deyip orayı terk edecek cesaret, sorumluluğu göstermediniz.
Hatta Erdoğan’ın seçimi tekrarlayıp yüzde 49 ile yeniden tek başına iktidarı almasını büyük bir heyecan ve zafer sarhoşluğuyla alkışladınız.
Alkışlamakla kalmayıp demokratik meşruiyetten yoksun bu seçimin sonucunda kazanılan iktidarın taraftarı, destekçisi hatta başbakanı oldunuz.
Dahası Erdoğan’ın bu gayri meşru manevrasını ‘siyasi dehalık’olarak yorumladınız ve Erdoğan’ın ‘Ben ne yapıyorsam doğrudur’ anlayışını iyice içselleştirmesine katkı sundunuz.
Bu da yetmedi.
Denge denetlemenin, kuvvetler ayrılığının olmadığı ‘tek adam rejimi’ getiren referanduma gidildi.
O süreçte de milyonlarca insan kendi imkanlarıyla kapı kapı dolaşıp ‘bu değişikliğin ülkeyi felakete sürükleyeceğini’ söyledi. Duymazdan, görmezden geldiniz.
Biliyorum kiminizin içine sinmese de yine de açıktan bir eleştiri yapmayıp kiminiz ‘dava’, kiminiz kişisel çıkar uğruna bütün bu yanlış gidişatın ortağı oldunuz.
Sonuçta sizin desteğinizle AK Parti ‘fabrika ayarları’ndan uzaklaştı, ülke de ‘tek adam rejimi’ne teslim oldu.
Dış politikada benimsenen hamasi söylem, Suriye meselesinde ülkeyi yıkıma sürükleyen yanlış politikalar, ‘üst akıl’saçmalığıyla dünyayla girilen kavgalar…
Bütün bu sürecin aktif taraftarı, destekleyici olup “Sen çok büyüksün”, “Sen siyasi dehasın”, “En iyisini sen bilirsin”, “Sen bu ülke, bu ümmet için gönderilmiş bir kurtarıcısın” gibi çocukça pohpohlamalarla realiteden kopardığınız, ‘Ne yaparsam doğrudur’ anlayışına teslim ettiğiniz insanı bir süre sonra “Ama bu kadar da olmaz ki” deyip bütün suçu onun üstüne atmak ne dürüstlüğe, ne insanlığa ne de ahlaka sığar.
Dahası Erdoğan’ın iktidarını sürdürebilmesi için yüzde 50 oya ihtiyacı var. Bunu da şimdiki şartlarda ancak MHP’yle ittifakla sağlayabiliyor.
Hem bu ihtiyacı doğuracak politikalara destek verip yani Erdoğan’ı çıkmaz bir tünele sokup hem de MHP ile ittifakından rahatsız olmak tam olarak ne dediğini, ne yaptığını bilmemektir.
***
Sevgili arkadaşlar,
Amacım eski günahlarınızı hatırlatıp sizi suçlamak değil.
Başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum
Bütün bu yanlışlara bile bile ortak olmanızın bir nedeni zihninizden bir türlü atamadığınız kimsenin tam olarak ne olduğunu bilmediği ‘dava’ dediğiniz şeydi.
Bütün bu kötülüklere, yanlışlara, yıkımlara, demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, adaletten uzaklaşan politikalara, millet iradesini hiçe sayan yaklaşımlara, tek adam rejimi gibi çağdışı bir yönetim anlayışına destek vermenizin altında yatan şey hepimiz biliyoruz ki inandığınız o davanın zaferini görme arzusuydu.
Şimdi geldiğimiz noktada ülke adına hepimizi endişelendirecek bir sonuçla karşı karşıyayız.
Burada esasında iflas eden Erdoğan değil sizin ‘dava’ dediğiniz İslamcılıktır.
Vatandaşlık bağını değil, ümmet bağını esas alan anlayıştır.
İnanç özgürlüğüne dayalı laikliğin bu ülke için ne kadar elzem olduğunu göremeyip inancın siyasetin malzemesi yapılarak topluma, ülkeye din gömleğini giydirme çabasıdır.
Türkiye’nin değil ‘mahalle’nin kazanımını esas alan yaklaşımdır.
Din, ‘dava’ eksenli ‘biz ve onlar’ ayrımına dayalı siyasettir.
Hal böyleyken İslamcılığın iflasını Erdoğan’ın iflası gibi gösterip işin içinden çıkamazsınız.
Böyle yaparak kendinizi de ülkeyi de kandıramazsınız.
Kendinizi eleştirmeden, hayat ve ahlak anlayışınıza, demokrasi kültürünüze, özgürlük, eşitlik gibi değerlere yaklaşımınıza dönük ciddi bir özeleştiri yapmadan, ‘dava’ dediğiniz şeyi masaya yatırmadan bütün suçu Erdoğan’ın üzerine atarak bu girdaptan çıkamayız.
En zayıf anında Erdoğan’ı eleştirmek yiğitlik, aydınlık, bilgelik değildir.
Yiğitlik insanın yaptığı hatalardan ders çıkarıp cesaretle kendini eleştirmesidir.
Aydın sorumluluğu suçu başkasına atarak işin içinden çıkmayı değil gelinen süreçte kendi yanlışının farkına varıp büyük bir cesaretle bunu dile getirmeyi ve toplumun da bundan ders almasını sağlamayı gerektirir.
Ülkesini seven, düşünen siyasetçi olmak yıllarca ortak olduğu politikaların neden olduğu tahribatın bütün suçunu bu politikalara verdiği zihinsel, düşüncel katkıları görmezden gelerek başkasının üzerine yıkmak değildir.
Bütün bunları yazmamın nedeni tahmin edersiniz ki Ahmet Davutoğlu’nun yayınladığı eleştiri metni.
Fakat Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı uzunca eleştiri metninde bu minvalde tek bir satır göremiyoruz. Niçin?
Ümmetçilik anlayışıyla Suriye politikasına şekil veren, demokrasi katledilirken sesini çıkarmayan, rejim değiştirilirken açıktan en küçük bir itirazda bulunmayan, hukukun, özgürlüklerin, demokrasinin katledilme süreçlerinde aktif rol alan siyasetçinin “Bütün suçlu Erdoğan” demesi hem ahlaki değil hem de ne yazık ki kişisel siyasi hesap amacı taşıyan bir yaklaşım.
Bu ülkeyi seviyorsanız, bu ülkeyi gerçekten dert ediniyorsanız, ülkenin gidişatından endişe duyuyorsanız yıllardır adım adım ülkeyi felakete sürükleyen bu dava aşkınızı, mahalle refleksinizi masaya yatırmanız gerekiyor.
Dahası sadece dava aşkı da değil kişisel çıkar, makam, mevki, üç kuruşluk kazanım için sizi, ülkeyi yıkıma sürükleyen bu politikaların parçası yapan ahlak anlayışınızı da masaya yatırmanız gerekiyor.
Bunu yapmadan Erdoğan’dan ayrılabilirsiniz, yeni partiler kurabilirsiniz hatta toplumun bir kesimini de buna inandırabilirsiniz ama ülkeyi girdiği bu açmazdan çıkaramazsınız.
“Sistem değişsin sen cumhurbaşkanı ol, halkımız beni çok seviyor ben de partinin başına geçeyim” olarak özetlenecek bir açıklama ülke sevgisi değil, kişisel çıkar peşinde koşmak olarak yorumlanacaktır.
Derdiniz gerçekten ülkeyse Erdoğan’ı bırakıp kendinizle, yaşam felsefenizle, ahlak anlayışınızla demokrasi kültürünüzle nihayetinde o dava dediğiniz şeyle yüzleşmeniz ve hesaplaşmanız gerekiyor.
Gerisi kayıkçı kavgasından başka bir sonuç doğurmayacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023